Egoist okur

Umberto Eco, Prag Mezarlığı’nı niçin yazdı?

“Sevgiye adanmış sayısız roman var ama artık sevgiden çok daha yaygın bir duygu olan nefreti anlatmak için bir roman yazmanın zamanı gelmişti.” Umberto Eco, Prag Mezarlığı’nı niçin yazdı? “Sevgiye adanmış sayısız roman var ama artık sevgiden çok daha yaygın bir duygu olan nefreti anlatmak için bir roman yazmanın zamanı gelmişti. Yaygın; çünkü nefret olmasaydı, savaş, […]

Read More

Paul Auster: Piyangodan büyük ikramiyeyi kazanmasa, yazar olmayacaktı!*

Paul Auster’ı niçin seviyoruz? Kitapları bize ne hatırlatıyor? Hayatta sıfır noktasına gelmek ne demektir, neye yarar? Peki ya Auster’ın pek alelacayip diyebileceğim sıfır noktasından çıkış hikayesi… Hepsi bu yazıda. Buyurun okuyun. * Bir okur, aşağıda göreceksiniz, kahramanca bir düzeltme işine girişmiş ama kendisine de söylediğim gibi, gerek yoktu. Birincisi hata yapmamak gibi bir iddiam yok, […]

Read More

Prenses ve kurbağanın masalı: VAROLUŞÇU BİR AŞK HİKAYESİ

‘Ateş Karınlı’ diye bir kitap var elimde, J. C. Michaels yazmış. Bildiğimiz ‘Kurbağa Prens’in harikulade bir versiyonu; ilk yarısı çocuklara, ikinci yarısı yetişkinlere seslenen bir ‘melez’ kitap. Kahramanı, evcil bir hayvan olarak rahat bir hayat sürmekle vahşi doğada tekinsiz maceralara atılmak arasında seçim yapmaya çalışan bir kurbağa. Prenses ve kurbağanın masalı: VAROLUŞÇU BİR AŞK HİKAYESİ […]

Read More

Kendini mobilya gibi hissetmeye başlamışsan, çekip gideceksin!

Bu yazının konusu, parayı, şöhreti, hayran kitlelerini terk ederek yeni bir hayat kurmayı deneyen yazarlar… Sebepler değişiyor. Sanat, kimi zaman başkaldırı adına veya basitçe yorgunluktan, kimi zamansa hazin trajedilerin ya da gözalıcı başarıların ardından terkedilebiliyor. Bazıları sanatı ve hayatı anlamsız bulmaya başlıyor, bazılarıysa ilk bakışta aşk gibi çiçek açan yepyeni ve şiddetli bir tutkuya teslim ediyor […]

Read More

Nazım Hikmet ve Karl Detroit’in hikayesi

Salacak açıklarında yer alan tarihi Kız Kulesi, İstanbul’un simgelerinden biri. Hakkında çok efsane biliyoruz, şairlerin şiirlerine konu olduğunu, hatta Nazım Hikmet’in 12 yıllık hapishane hayatından kurtulduğu ilk gün onu seyretmeye gittiğini bile… Ama Kız Kulesi’nin Karl Detroit adlı bir Alman’la ilgili pek azımızın bildiği müthiş bir hikayesi daha var. Yazının devamında nasılsa okuyacaksınız, şimdilik şu kadarını […]

Read More

Simyacı’nın yazarı Paulo Coelho meğer satanistmiş!

Yıllarca kara büyü yapmış hatta Şeytan’la bir sözleşme imzalamış, günün birinde büyük bir yazar olabilmek için. Yani eskiden. Gerçeği, bizde yeni çıkan biyografisi “Bir Savaşçının Yaşamı”ndan öğreniyoruz. Barış sözcüsü Coelho’nun  biyografisini üç yılda kaleme alan Fernando Morais şöyle anlatıyor: “Bu kitabın içinde her şey var… Seks, şiddet, uyuşturucu, az da olsa eşcinsellik, rock’n roll ve […]

Read More

En şanslı yazarlar, hatta Nobelli olanlar bile bir gün unutulacak!

Nobel Edebiyat Ödülünü bu yıl İsveçli şair Tomas Tranströmer kazandı. Ben de bu vesileyle “Nobel’den de Öte” adlı kitaptan söz etmek istedim. Kitap, İspanyol gazeteci Xavi Ayén’in 16 Nobelli yazarla yaptığı röportajlardan oluşuyor. Orhan Pamuk da var. En şanslı yazarlar, hatta Nobelli olanlar bile bir gün unutulacaksa… Nobel Edebiyat Ödülünü son olarak İsveçli şair Tomas […]

Read More

Sahte Nobel Hadisesi: Bir gün her faşist 15 dakikalığına Nobel alabilir!

Geçen hafta tüm batı dünyası Tomas Tranströmer’ın aldığı Nobel’i, kitaplarının bir anda New York dahil bütün büyük metropollerde yok satmaya başlamasını konuştu. Oysa ödülün açıklanmasından dakikalar önce, Sırp gazeteleri, kendi vatandaşları Dobrica Cosic’in 2011 Nobel Edebiyat Ödülü’ne layık görüldüğü haberini almıştı. Haber kaynakları, www.nobelprizeliterature.org adresli internet sitesiydi. Sevinç dalgası kısa sürede tüm ülkeye yayıldı, radyolar […]

Read More

SON TOLSTOY: Zahar Prilepin

Hiçbir romanını okumadım ama yazılanlardan anladığım kadarıyla Ruslar bu yazarı bir rock yıldızını sever gibi seviyorlar. Sokaklarda posterleri satılıyor, imza günleri hınca hınç dolup taşıyor, dergiler, gazeteler boyuna ondan söz ediyor. Kısacası, son 10 yılda birçok önemli ödülü toplayan Zahar Prilepin, Rus gençliğinin yeni idolü. SON TOLSTOY: Zahar Prilepin Rusların yazıyla ilişkilerinin sağlamlığı ortada. Edebiyatın […]

Read More

Egoist Okur, New Yorklu popüler edebiyat blogu The Literary Kicks’te

The Literary Kicks (Yazınsal Tekmeler) civardaki en iyi 10 edebiyat blogundan biri kabul ediliyor. Kurucusu New Yorklu Levi Asher, borsacı olarak başladığı iş hayatında uzun süre PowerPoint prezantasyonları hazırlayarak “çalışır gibi” yapmış. Asıl iş hayatı, şu hayatta tam olarak ne yapmak istediğini keşfettiğinde başlamış. O gün bugün popüler blogu The Literary Kicks aracılılığıyla edebiyatla ilgilenmeyi […]

Read More

Hangisi elzem: “Saf ve Düşünceli Romancı” mı, Katy Perry parfümü mü?

“Romanlar ikinci hayatlardır” cümlesiyle başlıyor Orhan Pamuk’un yeni kitabı. Ve roman okurken zihnimizin ne şekilde işlediğini araştırıyor. Okurken insan zihninin bir tarafı, romanın karakterler, olaylar, mekânlar, nesneler, renkler, tatlar, kokular aracılığıyla yarattığı devasa manzaranın, daha doğrusu bir nevi düşsel müzenin tadını çıkarıyor. Bu bizim kendi gerçekliğimizi terk ederek romanın içine girme, onun bir parçası haline […]

Read More

Nabokov’u Orhan Pamuk’tan dinleyin

New Yorker dergisinin her ay güncellenen edebiyat podcast’larında, ünlü yazarlar en sevdikleri yazarın bir yapıtını okuyup yorumluyor. Aralarında Vladimir Nabokov’un bir anlatısını seslendiren Orhan Pamuk da var. Aslında James Joyce’dan William Faulkner’a ölmüş bazı yazarlarının arşivlerden bulunmuş seslerini de internetteki çeşitli podcast sitelerinde bulabiliyorsunuz. Üşenmeyip arayın, zira karşınızda oturup sizinle yüz yüze sohbet ediyor hissi […]

Read More

Selanik’te Sonbahar’da artık Amy Winehouse da olacak

Tuna Kiremitçi’nin hayaletlere karışıp yazdığı yeni romanı Selanik’te Sonbahar’ı okudunuz mu? Roman seviyorsanız okumamanız bir kayıp. Müzik seviyorsanız iki kat kayıp. Kitabı zaten okumuş olanlar karakterler arasında 27 yaşında ölüp giden dört büyük müzisyenin, yani Jim Morrison, Kurt Cobain, Jimi Hendrix ve Janis Joplin’in bulunduğunu zaten biliyorlardır. Bundan sonra okuyacaklara gelince; onlar adadaki çam ağaçlarının arasında bir […]

Read More

Tutunamayanlar Polemiği

Edebiyat dergisi Notos’un Oğuz Atay dosyasını gördüğümde, edebiyatçılar ve eleştirmenler tarafından verilen cevapları okuduğumda henüz her şey yolundaydı. İlle yolunda olmayan bir şey arasaydım belki şöyle derdim: Bugüne kadar duymadığım, okumadığım, söylenmemiş hiçbir şey yok ki. Herkes ne kadar aynı fikirde… Edebiyat dünyamızda olağan dışı bir sulh ortamı hakim ve ben buna pek alışık değilim!  […]

Read More

“Çıplak kadın, silahlı kadın demektir…”

Bu sözün sahibi kıyıda kenarda kalmışların, bizimle birlikte yaşayıp bize benzemeyenlerin, daha doğrusu kendimize neyse ki pek benzetemediklerimizin, “Sefiller”in romancısı Victor Hugo. “Gülen Adam” romanında geçiyor. Umberto Eco’ysa uzun süre bu sözün büyüsüne kapıldıktan sonra, artık yaşlandığında idrak ediyor: “Dünyada böyle kadınlar var mıdır acaba? Onlarla tanışmam mümkün olacak mı? Görünce yıldırım çarpmışa mı döneceğim […]

Read More