Egoist okur

Bir kelimenin ne önemi var!

Bu yıl, Antoine de Saint-Exupéry’nin ünlü kitabının hem yıllardır beklenen sinema uyarlaması gösterime girecek hem de telif hakları yasası gereği isteyen herkes artık bu dünyanın en çok satan üçüncü kitabını beş kuruş ödemeden yayınlayabilecek. Hal böyle olunca; harıl harıl yeni çeviriler yapılmaya, eski çevirilerse teker teker gün yüzüne çıkmaya başladı. En sürprizlisi şimdilik Can Yayınları etiketli […]

Read More

KÜÇÜK PRENS: Yazarının çölde gördüğü halüsinasyonlardan doğdu

Küçük Prens bana göre çocuk kitabı falan değil, olağanüstü güzel bir aşk hikayesi. Şahsen kitabın, insanın artık yapacak bir şeyi, tutunacak dalı kalmadığında bu dünyayı kendi isteğiyle terk edebilmesinin erdemini ima eden hazin ama tavırlı finalini de çok seviyorum. Yıllar önce ilk okuduğumda beni hüngür hüngür ağlatmıştı, şimdi de her seferinde aynısı oluyor, kendimi tutamıyorum. Düşününce, Antoine de Saint-Exupéry’nin bu romanı […]

Read More

Nasıl yani! Edebiyatta ekonominin yeri var mı?

Thomas Piketty’nin beklenen kitabı Yirmi Birinci Yüzyılda Kapital çıktı. (İş Kültür Yayınları) Ben kitabı atlaya atlaya, daha doğrusu sadece edebiyat eserlerine referans veren bölümlerine göz atarak okudum. Okudum sayılmaz yani, karıştırdım. Ardından büyük romanları iktisatçıların gözüyle inceleyen Edebiyattaki İktisat geldi. (İletişim Yayınları) Gördüm ki edebiyat ve ekonomi birbirlerine o kadar da uzak disiplinler değilmiş… Roman dediğimiz […]

Read More

Kadınlar için karanlık zamanlar mı?

T.C. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na bağlı KSGM (Kadın Statüsü Genel Müdürlüğü) verilerine göre, 2011-2013 arasında şiddete uğramış kadınların yüzde 92.5’u aile içi şiddet mağduru. Kadına yönelik şiddetle ilgili verilere baktığımızda ürkütücü rakamlar çıkıyor karşımıza. Acaba gerçekten öyle mi, yoksa bütün bu karanlık aslında ataerkil düzenin ciddi şekilde sarsıldığının ve kadınların hızla güç kazandığının göstergesi […]

Read More

Aşırı tutkulu okurlar, ŞEHRAZAT SENDROMU’na dikkat!

Maryanne Wolf imzalı “Proust ve Mürekkepbalığı”, “okuyan beynin” tarihini, yazının icadından başlayarak anlatıyor: İlk okuma nasıl gerçekleşti? Sokrates yazıya neden karşı çıktı? Beyin okumayı nasıl öğrendi, öğrenmeseydi ne olurdu? Peki ya Şehrazat sendromunun konuyla ilgisi? “O iyi kalpli Bay Holmes’u mu öldüreceksin? Arthur, sakın buna cüret edeyim deme!!” Stephen King’in “Misery”sinin manyak karakteri Annie Wilkes’i […]

Read More

“Geceleri hikaye anlatan adamlar” bize neyi gösteriyor?

Size okuduğumda nefesimi kesen bir şey anlatacağım… Avusturyalı tarihçi, diplomat ve Doğu bilimleri uzmanı Baron von Hammer-Purgstall, bir metninde doğu masallarında geçen “confabulatores nocturne”, yani “geceleri hikâye anlatan adamlar”dan bahseder. Eski bir Pers elyazmasına göre, uykusuzluktan mustarip Büyük İskender, etrafına bu tür insanları toplarmış, geceleri sıkıntıdan patlamamak için… Okuduğumda nefesimin kesildiğini hissettim, birkaç yüzyıl sonrasında tarihlenen […]

Read More

Pin-up kızlarının hiç de masum olmayan tarihi

Yazıya günümüzün en ünlü pin-up kızı Kim Kardashian’la başladım ama aslında konum rock müzik tarihçisi, arşivci ve yazar Güven Erkin Erkal’ın “Türkiye’nin Güzel Tarihi” adlı kitabıydı. Kitabın sayfalarını karıştırırken, savaşı katlanılır kılan güzel kızlardan posterlerde milliyetçi ya da dini vurgulara kadar çok şey gördüm, hatta sonunda genre dönüp dolaşıp Kardashian çağında tam gaz süren ırkçılığa […]

Read More

MYTHPUNK: Öfke, keder, hır gür, karmaşa, isyan…

İslam mitolojisini dijital kültürle buluşturan Elif. Kadim Rus efsanelerini 21’inci yüzyıla taşıyan Ölümsüz. Mythpunk türünde ürün veren yeni kuşak fantastikçilerden bazıları… İki roman da Monokl Yayınları’ndan çıktı. MYTHPUNK’a küçük bir giriş Monokl, Alain Badiou, Emmanuel Levinas, Jean-Luc Nancy, Michel Henry, Jacques Derrida, Jacques Lacan, Pierre Bourdieu, Felix Guattari, Maurice Blanchot, Georges Bataille ve Jacques Rancier […]

Read More

Şeytanın Sözlüğü: “Madem kaçsak gidecek yerimiz yok; gülelim bari!”

Ambrose Bierce’ın Şeytanın Sözlüğü, hakikatin dilinden konuşan bir hiciv başyapıtı. Okurken içinizden şunu tekrarlıyorsunuz: “Madem bu dünyadan kaçsak gidecek yerimiz yok, biraz gülelim bari.” Şeytanın Sözlüğü Ambrose Bierce’ın başyapıtı Şeytanın Sözlüğü, ilk olarak 1881’de haftalık bir gazetede tefrika edilmeye başladı. O yıllarda adı, “Gülen Şeytan”dı. 1875’te Bierce uzun bir Avrupa seyahatine çıktığında bile yeni maddeler […]

Read More

Patrick Modiano’nun kitapları Türkiye’de depoda çürüyormuş!

1901’den beri her yıl dünya edebiyatının önemli yazarlarına verilen Nobel Edebiyat Ödülü’nün 107. sahibi Fransız yazar Patrick Modiano oldu. Ve böylece hayret etme kabiliyetimizi tamamen yitirdiğimiz şu günlerde nutkumuzun tutulmasına yol açan bir olay yaşamış olduk. Bu, o kadar beklenmeyen bir şeydi ki ödülü almak başta bizzat Modiano olmak üzere neredeyse herkesi şaşırtmıştı. Peki ama […]

Read More

Nobel meselesi: “Edebiyatın geleceğinden endişeliyim”

Kendisi bile şaşırdı dedik ya… Peki Patrick Modiano’ya Nobel hakikaten niçin verildi? Çünkü iyi edebiyatçı. Zamanın trendlerine uyarak bozulmamış. Eski bir geleneği devam ettiriyor ve daha fazla kazanmak için yazmıyor… Hâlâ yetmediğini düşünenler için, aşağıdaki yazı bir ipucu olabilir… Akademi üyelerinden Horace Engdahl’ın daha birkaç gün önce Fransız la Croix Gazetesine verdiği röportajı hatırlayalım. Patrick […]

Read More

Bir Murakami romanının içinde olduğumu nasıl anlarım?

Borges’le başlamıştık, devam ediyoruz… Bir fil esrarengiz bir şekilde kaybolur. Evine döndüğünde seni dev bir kurbağanın beklediğini görürsün. Kedin sırra kadem basar. Gökyüzünde aynı anda iki ay yükselir. Karın ansızın ortadan yok olur. Tuhaf bir adam sana bir koyuna rastlayıp rastlamadığını sorar ya da bir kadın hayatının 10 dakikasını talep eder. Çevrene bir göz gezdir. Aşağıdakileri oku. […]

Read More

Ne yani, hep sizin aşkınızı mı konuşacağız?

Acayip bir kitap tavsiye edeceğim size bugün. Edebi Şeyler’den çıktı. Dr. Tatiana’nın Tüm Canlılar Âlemine Seks Tavsiyeleri, adı üstünde, aşka ve sekse dair bir kitap. Künyeye bakıp kimi öveceğimi şaşırdım. Yayınevi olan Edebi Şeyler’i mi, kapağı tasarlayan Ozan Erdoğan’ı mı, illüstrasyonları çizen Çetin Ural’ı mı, yoksa hayvanlar âlemini ve Dr. Tatiana’yı mı… Hayvanlar her daim en sevdiğim elbette, birinciliği kaptırmazlar. Dr. Tatiana […]

Read More

Sansürsüz Dorian Gray

Oscar Wilde romandaki üç karakterle ilgili şunları söylemişti: “Basil Hallward benim. Lord Henry Wotton herkesin olduğumu sandığı kişi… Dorian Gray ise keşke benzeseydim dediğim…” Dorian Gray’in Portresi’nden bahsediyorum. Zekası, yeteneği, cüretkârlığıyla yıllar önce kalbimi çalmış bulunan büyük şair, denemeci, masalcı, oyun yazarı ve nüktedan Oscar Wilde’ın tek romanından. Dünyanın en tuhaf, en sihirli, en tekinsiz […]

Read More

ECİNNİLER: Dostoyevski’nin dev romanı

Elimde Timaş Yayınları’nın güzel kapaklı klasikler serisinden çıkan Ecinniler var. Fyodor Mihailoviç Dostoyevski’nin kalın ve epeyce göz kokutan romanı. Devrimcilerin yükselişe geçtiği ve ideolojilerin teker teker çöktüğü bir dönemde geçen roman, 19’uncu yüzyıl sonu Rusya’sından yazınsal bir tanıklık… Dostoyevski, hem muhafazakarları, hem de ideolojik temellerini “demonik” olarak tarif ettiği devrimcileri eleştiriyor. Hikaye farklı ideolojileri temsil eden […]

Read More