Egoist okur

Pin-up kızlarının hiç de masum olmayan tarihi

Yazıya günümüzün en ünlü pin-up kızı Kim Kardashian’la başladım ama aslında konum rock müzik tarihçisi, arşivci ve yazar Güven Erkin Erkal’ın “Türkiye’nin Güzel Tarihi” adlı kitabıydı. Kitabın sayfalarını karıştırırken, savaşı katlanılır kılan güzel kızlardan posterlerde milliyetçi ya da dini vurgulara kadar çok şey gördüm, hatta sonunda genre dönüp dolaşıp Kardashian çağında tam gaz süren ırkçılığa […]

Read More

MYTHPUNK: Öfke, keder, hır gür, karmaşa, isyan…

İslam mitolojisini dijital kültürle buluşturan Elif. Kadim Rus efsanelerini 21’inci yüzyıla taşıyan Ölümsüz. Mythpunk türünde ürün veren yeni kuşak fantastikçilerden bazıları… İki roman da Monokl Yayınları’ndan çıktı. MYTHPUNK’a küçük bir giriş Monokl, Alain Badiou, Emmanuel Levinas, Jean-Luc Nancy, Michel Henry, Jacques Derrida, Jacques Lacan, Pierre Bourdieu, Felix Guattari, Maurice Blanchot, Georges Bataille ve Jacques Rancier […]

Read More

Şeytanın Sözlüğü: “Madem kaçsak gidecek yerimiz yok; gülelim bari!”

Ambrose Bierce’ın Şeytanın Sözlüğü, hakikatin dilinden konuşan bir hiciv başyapıtı. Okurken içinizden şunu tekrarlıyorsunuz: “Madem bu dünyadan kaçsak gidecek yerimiz yok, biraz gülelim bari.” Şeytanın Sözlüğü Ambrose Bierce’ın başyapıtı Şeytanın Sözlüğü, ilk olarak 1881’de haftalık bir gazetede tefrika edilmeye başladı. O yıllarda adı, “Gülen Şeytan”dı. 1875’te Bierce uzun bir Avrupa seyahatine çıktığında bile yeni maddeler […]

Read More

Patrick Modiano’nun kitapları Türkiye’de depoda çürüyormuş!

1901’den beri her yıl dünya edebiyatının önemli yazarlarına verilen Nobel Edebiyat Ödülü’nün 107. sahibi Fransız yazar Patrick Modiano oldu. Ve böylece hayret etme kabiliyetimizi tamamen yitirdiğimiz şu günlerde nutkumuzun tutulmasına yol açan bir olay yaşamış olduk. Bu, o kadar beklenmeyen bir şeydi ki ödülü almak başta bizzat Modiano olmak üzere neredeyse herkesi şaşırtmıştı. Peki ama […]

Read More

Nobel meselesi: “Edebiyatın geleceğinden endişeliyim”

Kendisi bile şaşırdı dedik ya… Peki Patrick Modiano’ya Nobel hakikaten niçin verildi? Çünkü iyi edebiyatçı. Zamanın trendlerine uyarak bozulmamış. Eski bir geleneği devam ettiriyor ve daha fazla kazanmak için yazmıyor… Hâlâ yetmediğini düşünenler için, aşağıdaki yazı bir ipucu olabilir… Akademi üyelerinden Horace Engdahl’ın daha birkaç gün önce Fransız la Croix Gazetesine verdiği röportajı hatırlayalım. Patrick […]

Read More

Bir Murakami romanının içinde olduğumu nasıl anlarım?

Borges’le başlamıştık, devam ediyoruz… Bir fil esrarengiz bir şekilde kaybolur. Evine döndüğünde seni dev bir kurbağanın beklediğini görürsün. Kedin sırra kadem basar. Gökyüzünde aynı anda iki ay yükselir. Karın ansızın ortadan yok olur. Tuhaf bir adam sana bir koyuna rastlayıp rastlamadığını sorar ya da bir kadın hayatının 10 dakikasını talep eder. Çevrene bir göz gezdir. Aşağıdakileri oku. […]

Read More

Ne yani, hep sizin aşkınızı mı konuşacağız?

Acayip bir kitap tavsiye edeceğim size bugün. Edebi Şeyler’den çıktı. Dr. Tatiana’nın Tüm Canlılar Âlemine Seks Tavsiyeleri, adı üstünde, aşka ve sekse dair bir kitap. Künyeye bakıp kimi öveceğimi şaşırdım. Yayınevi olan Edebi Şeyler’i mi, kapağı tasarlayan Ozan Erdoğan’ı mı, illüstrasyonları çizen Çetin Ural’ı mı, yoksa hayvanlar âlemini ve Dr. Tatiana’yı mı… Hayvanlar her daim en sevdiğim elbette, birinciliği kaptırmazlar. Dr. Tatiana […]

Read More

Sansürsüz Dorian Gray

Oscar Wilde romandaki üç karakterle ilgili şunları söylemişti: “Basil Hallward benim. Lord Henry Wotton herkesin olduğumu sandığı kişi… Dorian Gray ise keşke benzeseydim dediğim…” Dorian Gray’in Portresi’nden bahsediyorum. Zekası, yeteneği, cüretkârlığıyla yıllar önce kalbimi çalmış bulunan büyük şair, denemeci, masalcı, oyun yazarı ve nüktedan Oscar Wilde’ın tek romanından. Dünyanın en tuhaf, en sihirli, en tekinsiz […]

Read More

ECİNNİLER: Dostoyevski’nin dev romanı

Elimde Timaş Yayınları’nın güzel kapaklı klasikler serisinden çıkan Ecinniler var. Fyodor Mihailoviç Dostoyevski’nin kalın ve epeyce göz kokutan romanı. Devrimcilerin yükselişe geçtiği ve ideolojilerin teker teker çöktüğü bir dönemde geçen roman, 19’uncu yüzyıl sonu Rusya’sından yazınsal bir tanıklık… Dostoyevski, hem muhafazakarları, hem de ideolojik temellerini “demonik” olarak tarif ettiği devrimcileri eleştiriyor. Hikaye farklı ideolojileri temsil eden […]

Read More

Hercule Poirot ve Pera Palas’taki hayalet

Agatha Christie’ye ve kahramanlarından Hercule Poirot’ya dair her şey… Üstelik bu yazı Pera Palas’ta, tam da Agatha Christie’nin kaldığı odada yazıldı. Yani çok heyecanlı. Pera Palas’ta hayalet avı Tarihi Pera Palas Oteli’nin artık Agatha Christie’yle özdeşleşen 411 numaralı odasında kaldığım geceyi anlatacağım bugün. Yani 19. yüzyılın sonunda, İstanbullu Levanten Alexander Vallaury tarafından tasarlanan Pera Palas […]

Read More

Charles Baudelaire: “Seni öldürmekten korkuyorum…”

“Kötülük Çiçekleri”, “Yapma Cennetler” gibi kitapların yaratıcısı büyük Fransız şair Charles Baudelaire’in mektubunu, Yıldız Teknik Üniversitesi’nde Fransızca Mütercim Tercümanlık bölümü lisans programı öğrencisi Alican Yüksel gönderdi. Şairlerin, yazarların, aktörlerin mektuplarının yer aldığı Des lettres’den çevirmiş. Okuyunca aklıma “Her edebiyatseverin bir Baudelaire macerası vardır” diyerek kendininkini anlatan Selim İleri geldi. İleri, yeniyetmelik yıllarında cebinde taşıdığı Baudelaire kitaplarından bahsediyordu […]

Read More

En iyiyi seçiyoruz: Cormoran Strike mı, yoksa hâlâ Harry Potter mı?

J.K. Rowling’in Robert Galbraith adıyla yazdığı ve Zeynep Heyzen Ateş çevirisiyle Pegasus Yayınları’ndan çıkan Guguk Kuşu’yla ilgili aradığınız her ayrıntı bu yazıda. Baştaki sorunun cevabını baştan vereyim. Her bir cildini kafam attıkça tekrar tekrar okuduğum Harry Potter serisine bayılıyorum, çok önemli buluyorum ama açıkçası Guguk Kuşu’nu da çok sevdim. Ordudan ayrıldıktan sonra özel dedektif olarak çalışmaya […]

Read More

Bir Borges öyküsünün içinde olduğumu nasıl anlarım?

“Biri dedi ki: Sen uyanıklığa değil, önceki bir düşe uyanmışsın.O düş bir başka düşle sarmallıdır, o da bir başkasıyla ve bu böyle sonsuza kadar gider, sonsuz da kum tanelerinin sayısıdır. Geriye dönerken izlemen gereken yolun sonu yoktur ve sen bir daha gerçekten uyanmadan öleceksin.” The Toast adlı internet sitesinde bulduğum bir testi sizinle de paylaşmak istedim. Hayatınız […]

Read More

İhsan Oktay Anar’ın yayınlanmış ilk öyküsü: RABNUMA

Geçenlerde Friendfeed aracılığıyla bir tartışmaya rastladım. Üstad İhsan Oktay Anar’ın yayınlanmış ilk öyküsü Rabnuma’ya dairdi. Morköpük Dergisi’nin Oyun Özel Sayısı’nda çıkmış, hem de 1985’te. Bilen biliyordur, Anar bundan sonra başka öykü yayınlamamış. Özgür Uçkan şöyle diyordu:  “Fi tarihinde bu dergiyi çıkarıyorduk bir grup genç. Oyun kavramı üzerine bir özel sayı hazırlamaya karar verdik. İhsan Oktay Anar, üniversiteden […]

Read More

“Elveda” denmemiş bir aşkta şahane final

“Hakkını helal et” bir itiraftır aynı zamanda. Söyleyenin, kabahatinin sorumluluğunu üstlenecek cesarete sahip olduğuna işaret eder. O kişi, herhalde ömrü boyunca omuzlarında ağır bir yükle yaşamamak için “Hakkını helal et” demiştir. Öyle ya; bağışlanmamış suçlar yorar; yaşam enerjisinin katilidir. Cenaze törenlerinde ölenle bundan ötürü helalleşilir. Gidenin ama daha çok kalanın ruhu huzur bulsun, hayat devam […]

Read More