Egoist okur

Bir Murakami romanının içinde olduğumu nasıl anlarım?

Borges’le başlamıştık, devam ediyoruz… Bir fil esrarengiz bir şekilde kaybolur. Evine döndüğünde seni dev bir kurbağanın beklediğini görürsün. Kedin sırra kadem basar. Gökyüzünde aynı anda iki ay yükselir. Karın ansızın ortadan yok olur. Tuhaf bir adam sana bir koyuna rastlayıp rastlamadığını sorar ya da bir kadın hayatının 10 dakikasını talep eder. Çevrene bir göz gezdir. Aşağıdakileri oku. […]

Read More

Ne yani, hep sizin aşkınızı mı konuşacağız?

Acayip bir kitap tavsiye edeceğim size bugün. Edebi Şeyler’den çıktı. Dr. Tatiana’nın Tüm Canlılar Âlemine Seks Tavsiyeleri, adı üstünde, aşka ve sekse dair bir kitap. Künyeye bakıp kimi öveceğimi şaşırdım. Yayınevi olan Edebi Şeyler’i mi, kapağı tasarlayan Ozan Erdoğan’ı mı, illüstrasyonları çizen Çetin Ural’ı mı, yoksa hayvanlar âlemini ve Dr. Tatiana’yı mı… Hayvanlar her daim en sevdiğim elbette, birinciliği kaptırmazlar. Dr. Tatiana […]

Read More

Sansürsüz Dorian Gray

Oscar Wilde romandaki üç karakterle ilgili şunları söylemişti: “Basil Hallward benim. Lord Henry Wotton herkesin olduğumu sandığı kişi… Dorian Gray ise keşke benzeseydim dediğim…” Dorian Gray’in Portresi’nden bahsediyorum. Zekası, yeteneği, cüretkârlığıyla yıllar önce kalbimi çalmış bulunan büyük şair, denemeci, masalcı, oyun yazarı ve nüktedan Oscar Wilde’ın tek romanından. Dünyanın en tuhaf, en sihirli, en tekinsiz […]

Read More

ECİNNİLER: Dostoyevski’nin dev romanı

Elimde Timaş Yayınları’nın güzel kapaklı klasikler serisinden çıkan Ecinniler var. Fyodor Mihailoviç Dostoyevski’nin kalın ve epeyce göz kokutan romanı. Devrimcilerin yükselişe geçtiği ve ideolojilerin teker teker çöktüğü bir dönemde geçen roman, 19’uncu yüzyıl sonu Rusya’sından yazınsal bir tanıklık… Dostoyevski, hem muhafazakarları, hem de ideolojik temellerini “demonik” olarak tarif ettiği devrimcileri eleştiriyor. Hikaye farklı ideolojileri temsil eden […]

Read More

Hercule Poirot ve Pera Palas’taki hayalet

Agatha Christie’ye ve kahramanlarından Hercule Poirot’ya dair her şey… Üstelik bu yazı Pera Palas’ta, tam da Agatha Christie’nin kaldığı odada yazıldı. Yani çok heyecanlı. Pera Palas’ta hayalet avı Tarihi Pera Palas Oteli’nin artık Agatha Christie’yle özdeşleşen 411 numaralı odasında kaldığım geceyi anlatacağım bugün. Yani 19. yüzyılın sonunda, İstanbullu Levanten Alexander Vallaury tarafından tasarlanan Pera Palas […]

Read More

Charles Baudelaire: “Seni öldürmekten korkuyorum…”

“Kötülük Çiçekleri”, “Yapma Cennetler” gibi kitapların yaratıcısı büyük Fransız şair Charles Baudelaire’in mektubunu, Yıldız Teknik Üniversitesi’nde Fransızca Mütercim Tercümanlık bölümü lisans programı öğrencisi Alican Yüksel gönderdi. Şairlerin, yazarların, aktörlerin mektuplarının yer aldığı Des lettres’den çevirmiş. Okuyunca aklıma “Her edebiyatseverin bir Baudelaire macerası vardır” diyerek kendininkini anlatan Selim İleri geldi. İleri, yeniyetmelik yıllarında cebinde taşıdığı Baudelaire kitaplarından bahsediyordu […]

Read More

En iyiyi seçiyoruz: Cormoran Strike mı, yoksa hâlâ Harry Potter mı?

J.K. Rowling’in Robert Galbraith adıyla yazdığı ve Zeynep Heyzen Ateş çevirisiyle Pegasus Yayınları’ndan çıkan Guguk Kuşu’yla ilgili aradığınız her ayrıntı bu yazıda. Baştaki sorunun cevabını baştan vereyim. Her bir cildini kafam attıkça tekrar tekrar okuduğum Harry Potter serisine bayılıyorum, çok önemli buluyorum ama açıkçası Guguk Kuşu’nu da çok sevdim. Ordudan ayrıldıktan sonra özel dedektif olarak çalışmaya […]

Read More

Bir Borges öyküsünün içinde olduğumu nasıl anlarım?

“Biri dedi ki: Sen uyanıklığa değil, önceki bir düşe uyanmışsın.O düş bir başka düşle sarmallıdır, o da bir başkasıyla ve bu böyle sonsuza kadar gider, sonsuz da kum tanelerinin sayısıdır. Geriye dönerken izlemen gereken yolun sonu yoktur ve sen bir daha gerçekten uyanmadan öleceksin.” The Toast adlı internet sitesinde bulduğum bir testi sizinle de paylaşmak istedim. Hayatınız […]

Read More

İhsan Oktay Anar’ın yayınlanmış ilk öyküsü: RABNUMA

Geçenlerde Friendfeed aracılığıyla bir tartışmaya rastladım. Üstad İhsan Oktay Anar’ın yayınlanmış ilk öyküsü Rabnuma’ya dairdi. Morköpük Dergisi’nin Oyun Özel Sayısı’nda çıkmış, hem de 1985’te. Bilen biliyordur, Anar bundan sonra başka öykü yayınlamamış. Özgür Uçkan şöyle diyordu:  “Fi tarihinde bu dergiyi çıkarıyorduk bir grup genç. Oyun kavramı üzerine bir özel sayı hazırlamaya karar verdik. İhsan Oktay Anar, üniversiteden […]

Read More

“Elveda” denmemiş bir aşkta şahane final

“Hakkını helal et” bir itiraftır aynı zamanda. Söyleyenin, kabahatinin sorumluluğunu üstlenecek cesarete sahip olduğuna işaret eder. O kişi, herhalde ömrü boyunca omuzlarında ağır bir yükle yaşamamak için “Hakkını helal et” demiştir. Öyle ya; bağışlanmamış suçlar yorar; yaşam enerjisinin katilidir. Cenaze törenlerinde ölenle bundan ötürü helalleşilir. Gidenin ama daha çok kalanın ruhu huzur bulsun, hayat devam […]

Read More

Dünyanın ilk şişme kadınının mucidi: ADOLF HİTLER

İlk şişme kadının neye benzediğini, Chuck Palahniuk’tan öğrendim. İsmi Borghild olan bu ilk şişme kadın, yüzünü 1940’ların ünlü yıldızı Käthe von Nagy’den ödünç almış. Vücudu ise Nazi İmparatorluğu’nun gönülsüz hizmetkarı, yönetmen Leni Riefenstahl’ın görüntülemeye bayıldığı iri yarı Kuzeyli kadın atletleri andırıyormuş. Mucidi de bizzat Adolf Hitler ve hizmetindeki bilim adamlarıymış. Nazi askerleri sıradan kadınlarla sevişip […]

Read More

COLETTE: “Şu gülden başka hiçbir şey beni avutamaz!”

Jane Austen bir bahçesi olmadığı zamanlarda neden yazamaz hale gelmişti? Jean-Paul Sartre kendi halinde bir parktan neden ölesiye nefret ediyor, o parkın tetiklediği “bulantı” duygusuyla tüm yaşamı boyunca nasıl mücadele ediyordu? George Orwell’ı en güç koşullarda toprağında delice çalışmaya iten neydi? Birkaç bodur, çirkin saksı çiçeği Marcel Proust’a ne ifade ediyordu? Voltaire, “Bahçemizi ekip biçelim,” […]

Read More

LAURA KIPNIS: “Her ideolojinin hainleri çıkar, aşk hariç!”

Amerikalı akademisyen Laura Kipnis, Karl Marx’ın üç ciltlik dev eseri Kapital’i aşka dair bir kılavuz gibi yorumlamış ve  sağdan soldan, kadın erkek birçok kişiye “Bu kadar da olmaz ki!” dedirtmişti. Kipnis’in yazdığı Aşka Hayır’a göre, hayatımızın 24 saati çalışmakla geçiyor. 8 saat işyerinde, 16 saat de evde, aşk için… Olabilir mi? Bakalım… AŞK şahane bir […]

Read More

Anneler ve sadık köleleri

Şu hayatta en büyük tehlikenin evin dışında değil içinde olduğunu Laura Esquivel’den okumaya ne dersiniz? Saklı Lezzetler adlı kitabın yazarı Esquivel’a göre, an gelir hayatta rastlayabileceğimiz en tüyler ürpertici mahluğun çocukluğumuzdan beri zaten yanı başımızda olduğunu fark ederiz. Görünüşü dikkat çekmez, herhangi bir anneye benzer. Lakin öyle büyük bir manevra kabiliyeti vardır ki; çocuklarının ellerini […]

Read More

Doğa’nın ruhu: Hakan Bıçakcı’dan bir hayalet hikayesi

Hakan Bıçakçı’nın yeni romanı Doğa Tarihi, okuduğum en güzel hayalet hikayelerinden biri. İçinde bir ölü yok ama terk edilmiş bir ruhun bedenini geri alma, kendini yeniden var etme çabası var… Hakan Bıçakcı’dan bir hayalet hikayesi Hakan Bıçakçı’nın yeni romanı Doğa Tarihi, okuduğum en güzel hayalet hikayelerinden biri. İçinde bir ölü yok ama terk edilmiş bir […]

Read More