Egoist okur

Edebiyatçıların yeni gözbebeğinden Nabokov’lu rüyalar

İranlı genç yazar Lila Azam Zanganeh, entelektüel çevrelerin yeni gözbebeği, edebiyat dünyasının parıltılı poster kızı. Umberto Eco, Salman Rushdie ve Orhan Pamuk gibi büyük yazarlarla arkadaşlık eden Zanganeh, Nabokov’a göre mutluluk kavramını anlattığı ilk kitabı The Enchanter’ın kazandığı başarı üzerine şimdi bir kısmı İstanbul’da geçen ilk romanını yayımlamaya hazırlanıyor… Zanganeh’in Nabokov’la benzeyen yanları da var: İkisi […]

Read More

Vampirler ve tekinsiz aşk romanları

Alacakaranlık. Şehir Ölüsü. Gündüz Ölüsü. Lanetli Sevgili. Uğursuz. Müthiş ve Korkunç Güzel. Vampir Akademisi. Kemikler Şehri. Ölümcül Oyuncaklar. Aşk ve Gurur ve Zombiler. Gaddar birkaç korku filmi diye mi düşünüyorsunuz? Fena halde yanıldınız. Bunlar, günümüz genç kızlarının iç geçirerek okuduğu, okuduktan sonra hayallere daldığı yeni jenerasyon aşk romanlarından sadece birkaçı. Gülenay Börekçi Kahramanları vampirler ve […]

Read More

Son okuyacağınız kitap hangisi olsun isterdiniz?

Sağdaki fotoğraf 1940’ta Londra’da çekilmiş. II. Dünya Savaşı sırasında şehir kütüphanesi bombalandıktan sonra okurların yıkıntıların arasında dolaşmalarını gösteriyor. Dağılmış, harap olmuş kitaplar arasından istediklerini seçiyorlar. Demek ki ölüme bu kadar yakın oldukları halde okumaktan vazgeçmeyenler olabiliyor. Soldaki fotoğrafta Lost dizisinin sevdiğim karakterlerinden Desmond Hume var. “Ne alaka?” demeyin; Desmond’un en büyük tutkusu Charles Dickens okumaktı. […]

Read More

Egoist Okur’un 10 Emir’i: Ben ejderhalarla savaşırken…

29 Kasım 2012’de Hürriyet Gazetesinin düzenlediği Bumerang Ödülleri sahiplerini buldu. O gece ben de birçok yeni ve güzel blogla, bloggerla tanıştım mutluyum. Her ödül alanla birlikte ben de yeniden ödül almışım kadar sevinmemin sebebini ise hakikaten bilmiyorum. Her neyse, tören öncesinde düzenlenen İyi İçerik Atölyesi kapsamında geçen yılın birincilerinden biri olarak benden de bir konuşma […]

Read More

Erdoğan’la Obama’dan önce ben okudum

Hatırlayacaksınız, Orhan Pamuk bir süre önce New York Times’a bir röportaj vermiş ve kitaplarla ilişkisini anlatmıştı. Sorulardan birinde, ondan ABD Başkanı’yla Türkiye Başbakanı’na birer kitap tavsiye etmesi istendi. Kabul edelim; son derece zor bir soruydu. Fakat Pamuk verdiği zekice cevapla bu zor sorunun hakkından başarıyla geldi… Benim için Barrack Obama da, Recep Tayyip Erdoğan da […]

Read More

Deneyim aristokrasisi yahut Diane Arbus’un tekinsiz naifliği

Diane Arbus’un çektiği fotoğraflara, onlardaki ‘tekinsiz naifliğe’ bayılıyorum. Dahası, Arbus çekmese, varlıkları bile bilinmeyecek olan bütün o insanların, başkalarına benzememeye ve çirkin bulunmaya aldırış etmeyecek kadar büyük bir özgüven sahibi olduklarını hissediyorum. Ezik durmalarına, gizlenmemelerine, varoluşlarını dünyaya mağrurca ilan etmelerine bayılıyorum. Onlar birer aristokrat… Diane Arbus diyor ki: “Hepimiz günün birinde travmatik bir deneyim yaşayacağımızdan korkarız. Benim ‘hilkat […]

Read More

Feylesof yazar Mark Vernon’a göre mutluluğun tarifi: Düşünmeyin, nefes alın!

Sel Yayıncılık’tan çıkan pek leziz “Mutluluk için Felsefe”yi okuduktan sonra yazarı Mark Vernon’a bir mail attım. Onda mutluluğun daha kısa ve net bir tarifi var mı diye? Bu gayet salakça soruma son derece akıllıca bir cevap verdi Vernon. Buyurun, okuyun… Feylesof yazar Vernon’a göre mutluluğun tarifi: Düşünmeyin, nefes alın! “Benim tavsiyem mutluluğu unutmanız. Daha doğrusu […]

Read More

Nabokov ve “Marilyn’in görkemli güzelliği”

Marilyn Monroe’nun edebiyatçılarla karşılaşmalarını yazacağımı söylemiştim. Lakin bu karşılaşmaların her zaman parlak olacağına dair bir vaatte bulunmamıştım. Galiba merhum aktrisin arası genelde devlet başkanlarıyla daha iyi oluyormuş. Hayır, J.F. Kennedy’den değil Sovyet lider Kruşçev’den bahsediyorum. Lolita, Ada ya da Arzu, Karanlıkta Kahkaha, Solgun Ateş ve Konuş Bellek’in yazarı Vladimir Nabokov ise anlaşılan Kruşçev’in aksine, ünlü […]

Read More

Isak Dinesen ormanda bir aslan yavrusuna rastlarsa

Öleli 50 yıl oldu ama hâlâ çok güzel, hâlâ masum… Ve Egoist Okur, güzel olan her şeyi sevdiği gibi Marilyn Monroe’yu da çok seviyor. İşte onunla ilgili en güzel hikayelerden biri ama tabii gerçek. Yıl 1959. Soğuk bir şubat günü. Carson McCullers, Marilyn Monroe ve Danimarkalı egzantrik yazar Isak Dinesen (ya da bizde daha çok bilinen […]

Read More

Lekeli bir zihnin oyunları

Bu yazıyı yıllar önce yazmıştım, çok zaman geçti, ben değiştim. Artık epeyce profesyonel bir flâneur’üm mesela :) Yani okuduğunuzda oradakinin eski ben olduğunu unutmayın. Bir zamanlar Londra’da :) Hyde Park’ta flaneur’ler… Lekeli bir zihnin oyunları Eskiden İstanbul’daki bütün sahaf dükkanlarını tanıdığımı söyleyebilirdim kolaylıkla. Hangi sokağın hangi ıssız köşesinde bir kitapçı vardı, bilirdim. İyi bir sahaf […]

Read More

Yüzünü peçeyle gizleyen yazar

Grinin 50 Tonu biraz 9,5 Hafta’ya, biraz da Sekreter’e benziyor. 9,5 Hafta Elizabeth McNeill ismini kullanan bir kadının hatıratından, Sekreter’se Mary Gaitskill’in Bad Behaviour adlı öyküsünden uyarlanan filmlerdi. İkisini de seyretmiştim ama uyarlandıkları kitapları okumamıştım. Gri vesilesiyle Gaitskill’in öyküsünü okudum, filmle hiç alakası olmasa bile gayet güzeldi. (Öykü ile film hakikaten bambaşka şeyler anlatıyorlar.) McNeill’ın hatıratının […]

Read More

GRİNİN ELLİ TONU: Milyonlarca okur yanılıyor olabilir mi?

E. L. James’in yazdığı Grinin Elli Tonu (Fifty Shades of Grey), 2011 tarihli bir roman. Fakat bir yıl içinde ulaştığı okur sayısı inanılmaz. İngiltere’de “tüm zamanların en çok okunan romanı” ünvanını alarak Harry Potter serisinin ilk kitabını geçtiği için de, kırılması zor bir rekorun sahibi. Aşağıda dünyanın bu en çok kazanan yazarından minik bir yazma […]

Read More

Dave Eggers ve başka ünlü yazarlar size mektup yazsın ister misiniz?

Posta kutunuzu açtığınıza sizin de içinize fenalıklar mı geliyor. Hadi Facebook ve Twitter notification’larının gelmesini bir şekilde önlediniz diyelim. Peki ama ya diğer saçma sapan e-postalar? Bankalardan, firmalardan gelen promosyonlar. Faturalar. Zincir mektup felaketleri? Hapishanenin dijital stili… Şahsen ben bunlardan feci şekilde sıkılıyorum. Haksızlık etmeyeyim, güzel, ilginç, okumaya değer şeyler de geliyor elbette ama sayıları […]

Read More

Sosyolog Lois Wacquant bu kez yumruklarını konuşturuyor

Bir ağır entelektüel düşünün: Fransız sosyolog Loïc Wacquant. Amerika’ya bir araştırma için davet ediliyor ve araştırma sahası olarak istenmeyen bir bölgeyi, siyahi gettolardan birindeki bir boks kulübünü seçiyor. Ve sonra kendini bile şaşırtarak orada 3,5 yıl kalıyor, eldiven giyerek kendini ringde kanıtlıyor hatta ciddi ciddi profesyonel olma kararı almaya hazırlanıyor. Bütün bunlar ve daha fazlası […]

Read More

BU ROMANI ÇALIN: Nedir bu fan fiction dedikleri?

Aşk ve Gurur ve Zombiler Seth Grahame-Smith’in yazdığı Domingo Yayınları etiketli kitabıyla ve şimdi de filmiyle hepimizi şaşırttı. Oysa sadece bir fan fiction ürünüydü. Fan fiction için “Geleceğin edebiyatı” diyenler var. Bazılarıysa “kötünün de kötüsü taklitlerden başka bir şey değil” diyor. Bana göre ise, müzikteki “cover” kavramının yazıdaki yansıması… Bir cover şarkı iyi bir şey […]

Read More