Egoist okur

Hercule Poirot ve Pera Palas’taki hayalet

Agatha Christie’ye ve kahramanlarından Hercule Poirot’ya dair her şey… Üstelik bu yazı Pera Palas’ta, tam da Agatha Christie’nin kaldığı odada yazıldı. Yani çok heyecanlı. Pera Palas’ta hayalet avı Tarihi Pera Palas Oteli’nin artık Agatha Christie’yle özdeşleşen 411 numaralı odasında kaldığım geceyi anlatacağım bugün. Yani 19. yüzyılın sonunda, İstanbullu Levanten Alexander Vallaury tarafından tasarlanan Pera Palas […]

Read More

Charles Baudelaire: “Seni öldürmekten korkuyorum…”

“Kötülük Çiçekleri”, “Yapma Cennetler” gibi kitapların yaratıcısı büyük Fransız şair Charles Baudelaire’in mektubunu, Yıldız Teknik Üniversitesi’nde Fransızca Mütercim Tercümanlık bölümü lisans programı öğrencisi Alican Yüksel gönderdi. Şairlerin, yazarların, aktörlerin mektuplarının yer aldığı Des lettres’den çevirmiş. Okuyunca aklıma “Her edebiyatseverin bir Baudelaire macerası vardır” diyerek kendininkini anlatan Selim İleri geldi. İleri, yeniyetmelik yıllarında cebinde taşıdığı Baudelaire kitaplarından bahsediyordu […]

Read More

En iyiyi seçiyoruz: Cormoran Strike mı, yoksa hâlâ Harry Potter mı?

J.K. Rowling’in Robert Galbraith adıyla yazdığı ve Zeynep Heyzen Ateş çevirisiyle Pegasus Yayınları’ndan çıkan Guguk Kuşu’yla ilgili aradığınız her ayrıntı bu yazıda. Baştaki sorunun cevabını baştan vereyim. Her bir cildini kafam attıkça tekrar tekrar okuduğum Harry Potter serisine bayılıyorum, çok önemli buluyorum ama açıkçası Guguk Kuşu’nu da çok sevdim. Ordudan ayrıldıktan sonra özel dedektif olarak çalışmaya […]

Read More

Bir Borges öyküsünün içinde olduğumu nasıl anlarım?

“Biri dedi ki: Sen uyanıklığa değil, önceki bir düşe uyanmışsın.O düş bir başka düşle sarmallıdır, o da bir başkasıyla ve bu böyle sonsuza kadar gider, sonsuz da kum tanelerinin sayısıdır. Geriye dönerken izlemen gereken yolun sonu yoktur ve sen bir daha gerçekten uyanmadan öleceksin.” The Toast adlı internet sitesinde bulduğum bir testi sizinle de paylaşmak istedim. Hayatınız […]

Read More

İhsan Oktay Anar’ın yayınlanmış ilk öyküsü: RABNUMA

Geçenlerde Friendfeed aracılığıyla bir tartışmaya rastladım. Üstad İhsan Oktay Anar’ın yayınlanmış ilk öyküsü Rabnuma’ya dairdi. Morköpük Dergisi’nin Oyun Özel Sayısı’nda çıkmış, hem de 1985’te. Bilen biliyordur, Anar bundan sonra başka öykü yayınlamamış. Özgür Uçkan şöyle diyordu:  “Fi tarihinde bu dergiyi çıkarıyorduk bir grup genç. Oyun kavramı üzerine bir özel sayı hazırlamaya karar verdik. İhsan Oktay Anar, üniversiteden […]

Read More

“Elveda” denmemiş bir aşkta şahane final

“Hakkını helal et” bir itiraftır aynı zamanda. Söyleyenin, kabahatinin sorumluluğunu üstlenecek cesarete sahip olduğuna işaret eder. O kişi, herhalde ömrü boyunca omuzlarında ağır bir yükle yaşamamak için “Hakkını helal et” demiştir. Öyle ya; bağışlanmamış suçlar yorar; yaşam enerjisinin katilidir. Cenaze törenlerinde ölenle bundan ötürü helalleşilir. Gidenin ama daha çok kalanın ruhu huzur bulsun, hayat devam […]

Read More

Dünyanın ilk şişme kadınının mucidi: ADOLF HİTLER

İlk şişme kadının neye benzediğini, Chuck Palahniuk’tan öğrendim. İsmi Borghild olan bu ilk şişme kadın, yüzünü 1940’ların ünlü yıldızı Käthe von Nagy’den ödünç almış. Vücudu ise Nazi İmparatorluğu’nun gönülsüz hizmetkarı, yönetmen Leni Riefenstahl’ın görüntülemeye bayıldığı iri yarı Kuzeyli kadın atletleri andırıyormuş. Mucidi de bizzat Adolf Hitler ve hizmetindeki bilim adamlarıymış. Nazi askerleri sıradan kadınlarla sevişip […]

Read More

COLETTE: “Şu gülden başka hiçbir şey beni avutamaz!”

Jane Austen bir bahçesi olmadığı zamanlarda neden yazamaz hale gelmişti? Jean-Paul Sartre kendi halinde bir parktan neden ölesiye nefret ediyor, o parkın tetiklediği “bulantı” duygusuyla tüm yaşamı boyunca nasıl mücadele ediyordu? George Orwell’ı en güç koşullarda toprağında delice çalışmaya iten neydi? Birkaç bodur, çirkin saksı çiçeği Marcel Proust’a ne ifade ediyordu? Voltaire, “Bahçemizi ekip biçelim,” […]

Read More

LAURA KIPNIS: “Her ideolojinin hainleri çıkar, aşk hariç!”

Amerikalı akademisyen Laura Kipnis, Karl Marx’ın üç ciltlik dev eseri Kapital’i aşka dair bir kılavuz gibi yorumlamış ve  sağdan soldan, kadın erkek birçok kişiye “Bu kadar da olmaz ki!” dedirtmişti. Kipnis’in yazdığı Aşka Hayır’a göre, hayatımızın 24 saati çalışmakla geçiyor. 8 saat işyerinde, 16 saat de evde, aşk için… Olabilir mi? Bakalım… AŞK şahane bir […]

Read More

Anneler ve sadık köleleri

Şu hayatta en büyük tehlikenin evin dışında değil içinde olduğunu Laura Esquivel’den okumaya ne dersiniz? Saklı Lezzetler adlı kitabın yazarı Esquivel’a göre, an gelir hayatta rastlayabileceğimiz en tüyler ürpertici mahluğun çocukluğumuzdan beri zaten yanı başımızda olduğunu fark ederiz. Görünüşü dikkat çekmez, herhangi bir anneye benzer. Lakin öyle büyük bir manevra kabiliyeti vardır ki; çocuklarının ellerini […]

Read More

Doğa’nın ruhu: Hakan Bıçakcı’dan bir hayalet hikayesi

Hakan Bıçakçı’nın yeni romanı Doğa Tarihi, okuduğum en güzel hayalet hikayelerinden biri. İçinde bir ölü yok ama terk edilmiş bir ruhun bedenini geri alma, kendini yeniden var etme çabası var… Hakan Bıçakcı’dan bir hayalet hikayesi Hakan Bıçakçı’nın yeni romanı Doğa Tarihi, okuduğum en güzel hayalet hikayelerinden biri. İçinde bir ölü yok ama terk edilmiş bir […]

Read More

Seks ve Ceza: UNUTMAMALI!

Eşcinseller için hatta aslında cinselliği özgürce yaşamak isteyenler için hayat hiç de kolay olmadı çünkü cinselliğin baskıyla son derece alakalı upuzun bir tarihi vardı. Kolektif Kitap’tan çıkan Seks ve Ceza adlı kitap bu konuyu hatırlamak, bilmediklerimi öğrenmek için şahane bir fırsat oldu benim için. “Yatak odasından mahkeme salonuna seks hukukunun hayret verici tarihi” diye özetlenebilecek […]

Read More

AYŞE ŞASA: Yeşilçam’ın Kibritçi Kız’ı

Ayşe Şasa gitti. Ah Güzel İstanbul ve Gramofon Avrat gibi filmlerin senaryolarının, Yeşilçam Günlüğü, Delilik Ülkesinden Notlar adlı çok güzel kitapların yazarı, Kemal Tahir’in, Halit Refiğ’in, Metin Erksan’ın dostu Ayşe Şasa’yla tanışıklığım 1990’ların başına dayanıyor. Hayranlığım demeliyim aslında çünkü onun kadar güzel konuşan, güzel gülen, sezgisiyle, bilgisiyle, bilgeliğiyle ve elbette sohbetiyle ufuk açan çok az insan […]

Read More

LANETLİ: Çirkin olduğunda daha güzelsin! 

Epeydir okumak istiyordum Gregory Maguire’ın imzasını taşıyan “Lanetli”yi. Okuyunca gördüm ki, kötüler değişmiyor. Katıksız iyilerse masallarda bile yok artık. Öpüşmenin sonu hep kan revan… Çirkin olduğunda daha güzelsin! Gregory Maguire imzalı bir kitapta rastladım ona. Epeydir okumak istiyordum zaten adı “Lanetli” olan bu kitabı. Gerçekte zayıf ve korkak bir adamdan başka bir şey olmayan ama […]

Read More

Artık Tanpınar’ı dinleyebilir, Tolstoy’u seyredebilirsiniz

Ahmet Hamdi Tanpınar nadir ses kayıtlarından birinde (belki de tek olanında) Yahya Kemal’i anlatıyor. Lev Tolstoy’sa nadir film parçalarından birinde hayatının son birkaç yılını izlememize izin veriyor. Ahmet Hamdi Tanpınar: “İlahi sabırsızlığın başka ellere geçmesi mukadderdi” Yaşasın! Ahmet Hamdi Tanpınar’ın nihayet bir videosunu değil ama ses kaydını buldum, çok mutluyum. Zaten anladığım kadarıyla Tanpınar’ın tek […]

Read More