Seks ve Ceza: UNUTMAMALI!
Eşcinseller için hatta aslında cinselliği özgürce yaşamak isteyenler için hayat hiç de kolay olmadı çünkü cinselliğin baskıyla son derece alakalı upuzun bir tarihi vardı. Kolektif Kitap’tan çıkan Seks ve Ceza adlı kitap bu konuyu hatırlamak, bilmediklerimi öğrenmek için şahane bir fırsat oldu benim için. “Yatak odasından mahkeme salonuna seks hukukunun hayret verici tarihi” diye özetlenebilecek […]
Read MoreLANETLİ: Çirkin olduğunda daha güzelsin!
Epeydir okumak istiyordum Gregory Maguire’ın imzasını taşıyan “Lanetli”yi. Okuyunca gördüm ki, kötüler değişmiyor. Katıksız iyilerse masallarda bile yok artık. Öpüşmenin sonu hep kan revan… Çirkin olduğunda daha güzelsin! Gregory Maguire imzalı bir kitapta rastladım ona. Epeydir okumak istiyordum zaten adı “Lanetli” olan bu kitabı. Gerçekte zayıf ve korkak bir adamdan başka bir şey olmayan ama […]
Read MoreArtık Tanpınar’ı dinleyebilir, Tolstoy’u seyredebilirsiniz
Ahmet Hamdi Tanpınar nadir ses kayıtlarından birinde (belki de tek olanında) Yahya Kemal’i anlatıyor. Lev Tolstoy’sa nadir film parçalarından birinde hayatının son birkaç yılını izlememize izin veriyor. Ahmet Hamdi Tanpınar: “İlahi sabırsızlığın başka ellere geçmesi mukadderdi” Yaşasın! Ahmet Hamdi Tanpınar’ın nihayet bir videosunu değil ama ses kaydını buldum, çok mutluyum. Zaten anladığım kadarıyla Tanpınar’ın tek […]
Read MoreAhlaki bir ikilem: Hitler’in kazağını giyer miydiniz?
Rolf Dobelli’nin Hatasız Düşünme Sanatı adlı kitabında, tekrar tekrar tuzağına düştüğümüz “en sinsi düşünce hataları” mercek altına alınıyor. Ve bize çok acayip gelen bazı soruların cevaplarını veriliyor. Mesela… Kendi bilgimizi neden sistematik olarak gözümüzde büyütür ve neden diğer insanları olduklarından daha aptal sanırız? Neden bir şeyi, sırf milyonlarca insan doğru buluyor diye olduğundan daha doğru sanırız? Neden yanlış […]
Read MoreGoethe şeytan çıkarıyor: GENÇ WERTHER’İN ACILARI
Johann Wolfgang von Goethe için Genç Werther’in Acıları bir iç savaşı, doğrudan kendi içindeki iyilik-kötülük mücadelesini simgeliyordu. Genç, hararetli, huzursuz yıllarına bir veda niteliği taşıyan bu romanda dile getirdiği şey aslında kendi arınma arzusuydu. O da tıpkı kahramanı gibi Charlotte adlı evli bir genç kadına umutsuzca âşık olmuş, reddedilmişti. Kısmen utanç, kısmen suçluluk hissediyordu. Bu yüzden kahramanının hikayesini […]
Read MoreYeni bir ülkeye, yeni bir dile ve yeni kitaplara alışmak
ON8’den çıkan Çıplaklar’ın yazarı Iva Procházková’nın bir röportajından parçalar. Bir bölümde, zamanında siyasi sebeplerle ülkesini terk ettiğinde kitaplarından da ayrılmak zorunda kalışını ve bunun sonradan ona nasıl bir özgürlük alanı açtığını anlatıyor. Kitaplarından ayrılamayacağını düşünen benim için bunu okumak bir parça ürkütücü ama yine de enteresan bir deneyim oldu, size de tavsiye ederim. Gülenay Börekçi “Ah, […]
Read MoreHiçbir ressam can sıkıntısından ölmedi, kesin bilgi!
Elizabeth Lunday’in Büyük Sanatçıların Gizli Hayatları adlı kitabını okuduktan sonra resim sanatına farklı gözle bakmaya başlayacaksınız. Hatta hiçbir müze gezisi sizin için durağan ve sıkıcı olmayacak. Lunday’e göre hiçbir dahi ressam can sıkıntısından ölmedi. Zira hepsi de büyük sanatın doğduğu yerde, kaosun tam kıyısında yaşamıştı… Hiçbir ressam can sıkıntısından ölmedi, kesin bilgi! Elizabeth Lunday’in Büyük […]
Read Moreİşte hakiki “yeraltı” edebiyatı
Soma’da atıyor kalplerimiz günlerdir. Keder ve öfkeyle filmi geri sarmayı hayal ediyoruz; boşuna elbette. Ama filmi geriye saramasak da biraz geriye, “literatüre” bakabiliriz. Hazır mısınız? Dünyanın açık ara en tehlikeli, en ölümcül mesleği madenciliğin edebiyattaki yansımalarına bakıyoruz… “Madenciler zaman yolcularıdır” İlk örnek bir çocuk kitabı… İngiliz romancı David Almond sayısız ödül kazanmış ve bizde Günışığı Kitaplığı tarafından […]
Read MoreSylvia Plath & Ted Hughes: Yakıcı, yıkıcı, kanlı bir aşkta ilk karşılaşma
“… sonra birden dudaklarıma yapıştı ve güneşten ve fazla sevilmekten yıpranmış ve benzerini asla bulamayacağım saç bandımı, o çok sevdiğim kırmızı saç bandımı ve en sevdiğim gümüş küpelerimi zorla çekip aldı: hah, bunlar bende kalsın, diye böğürdü. Boynumu öperken yanağını uzun uzun sertçe ısırdım, odadan çıktığımızda, yüzünden kanlar sızıyordu. Onun şiiri, “I did it, I.” Böylesi […]
Read MoreArtemisia Gentileschi: Ruhun gizli yaralarından bir kar tanesi
Artemisia Gentileschi 17. yüzyıl başında yaşamış gerçek bir şahsiyet, resim tarihine geçmiş az sayıdaki kadın ressamdan biri (1593-1651). Bugün Caravaggio’dan sonraki ressamlar kuşağının en önemli temsilcisi kabul edilen Gentileschi’nin resimleri hâlâ bakanı derinden etkiliyor. Dönemin diğer ressamlarının aksine fazlasıyla ateşli, yoğun, şiddetli tablolar onunkiler. En ünlüsü 1614 tarihli “Judith Holofernes’i Katlediyor”. Gentileschi güçlü ama incitilmiş […]
Read MoreTutunduğun anlamlar uğruna neyini verirdin?
“Kızmaya değer şeyler olacaksa, sevinmeye değer şeyler de olacaktır. Sevinmeye değer şeyler olacaksa, demek ki o şeylerin de bir anlamı olacaktır. Ama öyle şeyler yok bu dünyada!” Sesini bir ton daha yükseltip “Birkaç yıl sonra hepiniz ölecek, unutulacak ve hiçbir şey olacaksınız; onun için, kendinizi buna bir an önce alıştırmaya bakın!” dedi. İşte o an, […]
Read MoreKayıp “espri” defterlerim ve Mensa fahişeleri
Mensa fahişelerini duydunuz mu? Rivayet bu ya; kendileri karşılaştırmalı edebiyat doktorası yapmış bir hanımın genelevinde çalışan güzel ve pek entelektüel birkaç kızmış. Müşterilerin entelektüel şehvetlerini doyuruyorlarmış. Mesela adamlar orada, “kafası çalışan” bir fahişeyle Dostoyevski yahut Proust tartışabiliyorlarmış. Fazladan 200 dolara kıyarlarsa, Chomsky’nin dil kuramını çürütecek kızlarla bile sevişebiliyorlarmış. Kime göre? Öykülerini filmlerinden bile daha çok sevdiğim […]
Read More










