Egoist okur

Küçük Prens, Lolita, Dönüşüm, Moby Dick minyatürleri

Murat Palta’yı hatırlarsınız, birkaç yıl önce Hollywood filmlerinin afişlerini minyatür stiliyle hazırlamıştı. Yeni işi daha da güzel. Bu kez edebiyat dünyasından, daha doğrusu Batı edebiyatından seçtiği başyapıtlara kapaklar hazırlamış; tabii gene minyatür stiliyle… Fahrenheit 451’den 1984’e, Dönüşüm’den Moby Dick’e, Don Quijote’den The Hobbit’e, Harry Potter ve Felsefe Taşı’na, Lolita’ya, Koku’ya, Küçük Prens’e ve diğerlerine kadar 12 muhteşem […]

Read More

Kaybettiğimiz Münir Özkul’u 62 yıllık bir yazıyla anıyoruz

Münir Özkul öldü dün. Daha ne diyeyim, konuşmaya halim ve arzum yok. O yüzden istedim ki, onu bu kez ben anlatmayayım, en yakınlarından biri anlatsın. Bir başka büyük aktör, Kâmran S. Yüce;  hani biriciğimiz Deniz Yüce Başarır’ın babası. Kâmran Yüce 62 yıl önce Küçük Sahne dergisine yazdığı şahane yazıyla anlatıyor Münir Özkul’u… Gülenay Börekçi “Münir tanıdığım […]

Read More

Douglas Coupland, Clive Barker ve o meşum kelime: AŞK

Douglas Coupland’ın bir öyküsünde okuduğum aşk tarifi ve Clive Barker’ın bir yerlerde karşıma çıkan formüle etme çabası terk edilmiş birini teselli etmeye yarar mı? Açıkçası ben denedim, pek işe yaradı diyemem ama göz yaşları içindeki bir arkadaşımı biraz olsun güldürebildim. Belki size de iyi gelir. Gülenay Börekçi Douglas Coupland, Clive Barker ve aşka dair işe […]

Read More

“Âşık olmak ya da olmamak; sen hangisini seçerdin?”

Fantastik romanlarıyla tanıdığımız Gülşah Elikbank şimdi bir aşk ve tutku romanıyla okurlarının karşısında. Romanında sevgililer, ihtimaller ve Shakespeare var. Shakespeare kısmı biraz sürpriz kalsın ama Gülşah’ın aşka dair röportajımızda söylediklerinde bütün ipuçları var aslında: “Aşk, var oluşumuzun da yok oluşumuzun da nedeni. Her şey zıddıyla mümkün ve aşkı büyülü yapan, bu iki uç arasındaki mesafenin […]

Read More

Selahattin Yusuf: “Hayat, kalbimize saplanmış bir bıçak”

Cümlenin güzelliğine bakar mısınız? “Hayat; anlatamayıp kabzasını süslemeye çalıştığımız, kalbimize saplanmış ve ancak nadir anlarda güzel bulabildiğimiz bir bıçak.” Selahattin Yusuf röportajından. Yazarla, Profil Kitap etiketli ikinci romanı “Masumiyetin Son Günleri”ni konuştuk. Yanı sıra hızla kaybolmaya yüz tutan masumiyetimizi ve “kötü yola düşmüş” edebiyatımızın halini… Gülenay Börekçi Selahattin Yusuf: “Hayat, kalbimize saplanmış ve ancak nadir […]

Read More

Sedef Erken: “Mutluluğun kanatları vardır; uçucu ve gezicidir”

“Yorgun kalkılan yataklar, hevessiz başlayan sabahlar; bitti de kurtulduk dedirten gün batımları… Oysa gökyüzü hep aynı yerde duruyor, dünyanın henüz yok etmeyi başaramadığımız kuşları, ağaçları, yıldızları dışarıda bir yerlerde bizi çağırıyor. Sarılmak için, avutmak için, hayatın güzel olduğunu hatırlatmak için.” Sedef Erken’in ilk kitabını okuyunca karar verdim; hiçbir ayrıntıyı kaçırmayan ‘kedi gözler’e benim de soracak […]

Read More

Huzurlarınızda Safiye Aylâ ve J.R.R. Tolkien

İş Bankası Kültür Yayınları etiketli iki biyografi var elimde. Çıktığını öğrenince havalara uçmama sebep olan ilki, gazeteci Murat Bardakçı’nın imzasını taşıyor ve büyük şarkıcımız Safiye Aylâ’nın hüzünlü hayat hikayesini anlatıyor. İkinci biyografinin odağındaysa, “Yüzüklerin Efendisi” serisinin yaratıcısı J.R.R. Tolkien var. Gülenay Börekçi Safiye Aylâ: “isyankâr ve solcu” Murat Bardakçı, “Akdeniz Bölgesi’nden, 1930’lu senelerde dört güçlü kadın […]

Read More

Simenon’dan Dave Eggers’a 9 yazardan 9 roman

Savaşın silahları, hayatın mektupları… Mikail Şişkin imzalı “Mektupların Romanı”nı gördüğüm an çarpıldım. Kapağın çağrısına uyduğum için pişman değilim. Şu cümlenin de artık hayatımda bir yeri var: “Başından geçenlerin sözcüklerle anlatılabileceği fikrine kapılırsan, başından hiçbir şey geçmemiş demektir.” Buna ve aşağıda tanıttığım diğer romanlara da bir göz atmalısınız. Mektupların Romanı, Mikail Şişkin Çehov, Nabokov hatta James Joyce’la […]

Read More

Leonardo ile Michelangelo’nun öldürücü rekabeti

Leonardo da Vinci ve Michelangelo… Mona Lisa tablosu ile Davut heykeli… İtalyan Rönesans’ına saplantılı bir ilgi duyan televizyon yapımcısı Stephanie Storey ilk romanı “Yağ ve Mermer”de dönemin iki büyük ustasını amansız bir rekabet savaşının ortasında karşı karşıya getiriyor. Sürükleyici ve çok eğlenceli. Gülenay Börekçi YAĞ VE MERMER: Leonardo ile Michelangelo’nun öldürücü rekabeti Stephanie Storey’nin romanı […]

Read More

Şebnem Burcuoğlu: “Şehirde ya da köyde fark etmez; aşk emek ister!”

“Kocan Kadar Konuş” serisi ve “Şekerfare” adlı romanla tanıdığımız Şebnem Burcuoğlu’nun son kitabını çok sevdim. O kadar sevdim ki bir akşamüstü başladım okumaya, gece yarısını biraz geçmişti ki bitirdim. Hatta insan bir roman kahramanını kıskanır mı diyeceksiniz, ben bu kitabın şaşkın kahramanını çok kıskandım. Öyle olunca da yazarını çektim karşıma konuştum… “Kimdir bu Kumru, neden […]

Read More

Judith Malika Liberman: “Masal dinlerken hepimiz hafif bir transa giriyoruz…”

Judith Malika Liberman’ın adını eminim duydunuz. Hani şu şehrin şurasında burasında masal geceleri düzenleyen ve anlattığı masallar aracılığıyla zihnimizin en derininde gizlenenlerle yüzleşmemizi sağlayan güzel kadın… Arkadaşım Aycan Aşkım Saroğlu’nun tavsiyesiyle, düzenlediği bu masal gecelerinden birine birkaç hafta önce ben de katıldım ve dışarı hafiflemiş olarak, adeta mutluluktan uçarak çıktım. Açıkçası, “Uyuyan Güzel” masalını daha önce hiç kimse […]

Read More

İrlanda, alkol ve edebiyat: Glenn Meade röportajı

Kırmızı Kedi Yayınları’ndan çıkan “Sekizinci Gün”, “Romanov Komplosu”, “Sakara’nın Kumları” gibi soluk kesen gerilim romanlarının İrlandalı yazarı Glenn Meade, enteresan bir karakter. Pilotken gazeteci olmaya karar vermiş, Irish Times ve Irish Independent gibi gazetelerde uzun yıllar çalıştıktan sonra da tiyatroya geçerek yönetmenlik yapmaya başlamış. İçindeki yazma aşkına karşı koyamaz hale gelince de oturup ilk romanını […]

Read More

Romanlarıyla okura şeytani düzenekler kuran Gombrowicz

Filozof, dahi, kültürel şeytan avcısı Witold Gombrowicz’in külliyatı ilk kez toplu olarak yayınlanıyor. Everest’ten çıkan ilk kitap, otobiyografik roman “Trans-Atlantik” ve ardından gelen “Kosmos”. Sırada Gombrowicz’in 1952-69 arasında bir dergide yayımladığı “Günlükler” var. Sürgündeki bir edebiyatçının tıpkı günümüz bloggerları gibi hayatının en mahrem ayrıntılarını okurlarıyla paylaşması heyecan verici. Gülenay Börekçi “İstiyorsanız, kesin gırtlağımı. Ama böyle […]

Read More

“Acıdan uzak durarak değil, hazza yaklaşarak mutlu ol”

“Zaaf” ve “Gertrude 2’ye Nasıl Bölündü” adlı kitapları aracılığıyla Şule Öncü’nün edebiyatçı yönünü epey zaman önce tanımıştık. Şimdi elimizde onun psikoterapist olarak yazdığı ilk kitap var. Doğan Novus etiketli “Yatıyorum Bir Şey Diyor Musun”da Öncü, bağlanma korkusu, ayrılık travması, çevrimiçi ilişkiler ve kimsenin gerçek anlamda karşılaşamadığı, tanışamadığı, buluşamadığı ıssız hayatlar etrafında aşk ve ilişkilere dair […]

Read More

“Kendimi zorlamayı, konforumu bozmayı seviyorum”

Vianne Rocher’ye, hani şu “Çikolata” filminin kahramanı olan kadına benziyor Serap Doğan. “Çok uslu bir çocuktum, kurallarla, otoriteyle sorunum büyüdüğümde başladı. Çalışmayı seven ama hırsları olmayan, yaptığı her işi tutkuyla yapan, özgürlüğüne düşkün biriyim. En sevdiğim şeyler, üretmek, derleyip toplamak, sistemler kurmak… Hayatımda bir şeyler monotonlaştığında o ortamdan ışık hızıyla uzaklaşıyorum” diyor. Gülenay Börekçi Serap […]

Read More