Egoist okur

Parmak uçlarında bir rüya

Egoist Okur takipçisi olarak hayatımıza giren ama artık Egoist Okur’un ayrılmaz parçalarından olan Burcu Yıldızer’den yeni bir yazı… Ama aslında bir öykü… Parmak uçlarında bir rüya Yolculuk biraz da yanılsamalarla dolu bir sürgün rüyasında, hangi sahnenin oyununa dâhil olduğunu bilememekti. Uzaklardayım. Tenimin bir kapı imgesinden, tanıdık bir şehirden kendini zorla sıyırıp attığı bir otel odasında, […]

Read More

Zeki Müren ve deliliğimizin zenginliği

Geçen hafta arkadaşım Deniz Durukan, Hatice Meryem’in Beyefendisi’ne dair bir yazı gönderdi. Yazıda Arkadaş Z. Özger’in bir şiirinden bahsediyordu. “Güneşe ve erkekliğe büyüyen vücudum/ Düşüvericek ellerinizden ve/ Bir gün elbette/ Zeki Müren’i seveceksiniz. (Zeki Müren’i seviniz)” diye bitiyordu şiir. Okuyunca Vivet Kanetti’nin mücevher değerindeki Deli Ruh kitabındaki bu yazıya koştum. (Bir ara o kitaptan ayrıca […]

Read More

Hakan Bıçakcı: Morrissey vokalinde bir yaz akşamı

“Konserde son olarak ‘Let Me Kiss You’yu çalan Morrissey, şarkının sonunda ‘kalbim sana açık’ sözleri eşliğinde gömleğini çıkarıp attı. Bu şarkıyı dinlerken Morrissey’in ‘gözlerini kapat ve (benim yerime) hayran olacağın birini düşün’ dediği yerde bir an gözlerimi kapatıp Morrissey’in sesinden daha güzel herhangi bir şey düşünmeye çalıştım; beceremedim.” Dün akşam Morrissey ikinci ve belki de […]

Read More

“Şiddetin meşru haline bakıp ağlayamam…”

Dr. Invention lakaplı Jesús Sotes son zamanlarda karşıma çıkan en yetenekli çizerlerlerden. Hele “Relatos Salvajes” (Vahşi Masallar) filminden yola çıkarak yaptığı afişe âşık oldum. Canına tak ettiği için kurt postu giymiş bir kırmızı başlıklı kız var afişte. Yazı da şair Filiz Zibek’in imzasını taşıyor. Başlık, Mor ve Ötesi topluluğunun Büyük Düşler adlı albümünden bir şarkının, Şirket’in bir […]

Read More

Seninle tanışmaya hazırım!

“Saniyeler ne kadar önemliydi. Bir kaç saniye sonra veya önce davranmak ne garip sonlara neden oluyordu ya da başlangıçlara. Zamanında yapılan öyle az şey vardı ki hayatta. Zaman neydi hem?” Seninle tanışmaya hazırım! Selim şaşırmıştı. Kesin olarak gidiyordu Efsa. Bir daha hiç yazmayacaktı bunu hissediyordu. Döndürmesi gerekiyordu, oyalaması biraz daha online tutması lazımdı. Ne zor […]

Read More

Mühürlenmiş bir zamanın kilitlerini açan roman

Filiz Kansu’yla tanışmıyoruz. Hakkında bildiklerim de fazla değil. Ehlileştirilemeyen ruhlardan olduğunu, bir de saplantılı bir şekilde yazdığını biliyorum sadece. Kansu bu yazıda gazeteci, yazar arkadaşım Füsun’a “12 Eylül gibi mühürlenmiş bir zamanın kilitlerini açıyorsun, bir çilingir maharetiyle” diyor. İtiraf ediyorum, okurken gözlerim doldu. Romanı eline alıp bir gecede bitiren, sonra da sabaha karşı bu yazıyı […]

Read More

Orçun Üçer konuştu: “Ben çalmadım, içimdeki kitapperest çaldı!”

“Enis Batur, Orhan Pamuk, Müge İplikçi, Şükran Çiftçi, Rasim Özdenören, Doğan Hızlan ve Selim İleri… Hiç kitap çaldılar mı? Kitap çalmak üzerine ne düşünüyorlar? İyi de kitap neden çalınır? Bu hırsızlığın öteki hırsızlık biçiminden bir farkı var mı, yoksa hepsi aynı kapıya mı çıkar?  İzafi” adlı edebiyat dergisinin Şubat-Mart 2012 sayısında “Kitap Neden Çalınır?” başlıklı […]

Read More

Bir uyanma hikayesi: [Düş]tük işte…

Yaşadığının bir düş olduğunu geç fark eden kadının hikayesini bi’ tanecik Burcu Yıldızer yazdı. Okuyalım, okuduktan sonra ne kadar üşüdüğümüzü fark edelim ve ısınmanın bir yolunu bulabilelim diye… Öyle ya, insan üşürken en çok ısındığı anları özler. Bir uyanma hikayesi: [Düş]tük işte… Yürüyordum. Sadece tek bir duyguyla durabilir, bir tek onunla dizlerimdeki yorgunluğu bağlayabilirdim. Geçen […]

Read More

Küçücük kuyruklu bir harf parçaladı beni az önce

Hikayesini gönderirken yazdığı notta, “Hayat bu, kimi zaman gerçek sandığımız şeyleri sonradan sanki tüm yaşananlar sadece bir kurmacaymış gibi hatırlatıyor” demiş Burcu. Bilmez miyim? Egoist Okur’un bana yaptırdığı en güzel keşiflerden biri olan Burcu Yıldızer’in Egoist Okur için yazdığı yeni hikaye çok hazin, çok güzel. “Bir harf, küçücük kuyruklu bir harf parçaladı beni az önce. […]

Read More

Kadına şiddet ve iktidar ilişkisi üzerine

“Erkeğin iktidar olma savaşımı doğduğu anda başlıyor. Kadın, kendisine öğretilen rol gereği, oğluna erkek olma ritüellerinin hepsini öğreterek hazırlıyor onu hayata. Erkekse, doğduğu andan itibaren penisiyle iktidar arasında kurduğu ilişki içersinde debelenmek zorunda bırakılıyor. Erkeğin, kadına ve topluma gücünü göstermek adına sürekli bir iktidar kışkırtmasıyla yüz yüze kalması da egemen anlayışın birey üzerindeki şiddetinden başka […]

Read More

Berlin’de Nazım’a kavuşmak

Egoist Okur takipçilerinden Pınar Sönmez yazdı bu yazıyı. Nedim Gürsel’in Şeytan, Melek ve Komünist adlı romanı üzerine…  Teyzesinde gördüğü Vera imzalı Nazım kitabı ve o imza anının fotoğrafıyla başlıyor yazıya Pınar… Fotoğraflar, imgeler, birleştikleri yerler, anlamın çoğalması, dolulaşması… Bir fotoğraftan bir romana, o romandan bir resme atlayarak sürüyor yazı. Nedim Gürsel’in romanından Nazım Hikmet’in şiirine, Vera’nın fotoğrafından […]

Read More

“An”ların zamanı

“Zamanı durdurmanın mümkün olduğunu söyleselerdi, ne yapardık acaba? Yaşlanmayacağız, ölmeyeceğiz sonuçta… Mutlu olur muyduk? Belki en mutlu anımızda dursun isterdik zaman. Ancak en ateşli aşklardan bile bir süre sonra vazgeçebildiğimizi düşünürsek; her şeyden olduğu gibi en mutlu ‘an’ımızdan da sıkılırdık kuşkusuz. Diğer yandan, sıkıldığımız her şeyin yerine yenilerini ikame ediyoruz ama yaşamın son bulacağı gerçeğinini […]

Read More

Hürrem Sultan Hamamı’nda kimin ruhu dolaşıyor?

“Celis-i halvetim, varım, habibim mah-ı tabanım, Enisim, mahremim, varım, güzeller şahı sultanım, Hayatım hasılım,ömrüm, şarab-ı kevserim, adnim, Baharım, behçetim, rüzum, nigarım verd-i handanım, Neşatım, işretim, bezmim, çerağım, neyyirim, şem’im, Turuncu u nar u narencim, benim şem’-i şebistanım” diye anlatmış Kanuni Sultan Süleyman Hürrem’ini. Bizse onu televizyon dizilerinden öğreneceğimizi sanıyoruz. Gitseniz onun yaşadığı mekanlara, ruhunun belki […]

Read More

Perdeleri sıkıca kapattınız mı?

Bn şu birkaç ayda şunu öğrendim: Burcu Yıldızer olmazsa, Egoist Okur’un neşesi kaçar, yazma ve okuma şevki kırılır. O yüzden ondan minicik bir yorum geldiğinde bile kendimi mutlu hissediyorum. E-postaları günümü aydınlatıyor. Hele Egoist Okur logosuyla yaptığı t-shirt’ün fotoğrafını çekip gönderdiğinde kendimi nasıl mutlu hissettim anlatamam. Burcu yine Egoist Okur için yazdı. Uykuyla uyanıklık arasındaki […]

Read More

Temasın da hafızası vardır

Aşk Hikayesi romanının ilk cümlelerini getirdi Dilek Vidana Tavaşoğlu’nun bu yazısı aklıma. O cümleleri azıcık değiştirerek John Keats’i anlatabilirim gibi geldi bana. 25 yaşında ölüp giden bir genç adam için ne söyleyebilirsiniz? Olağanüstü yetenekli olduğunu, gelmiş geçmiş en büyük şairlerden biri olduğu halde, yaşarken ve yazarken asla övgülerle karşılaşmadığını, bir de şiiri, güzelliği, saflığı ve […]

Read More