Egoist okur

KENDİ GECESİNDE: İnci Aral’dan hayaletler sahilinde aşk

“Hayaletler sahili, diye mırıldandım… Sahil hayaletleri kucaklayıp benimser. Deneyimli ve sevecendir. Kısa bir sonsuzluk duygusu bağışlar onlara. Kimlikler gizlidir, gerçekler konuşulmaz. Hiçbir şey anlatılmaz. Herkes geçici, yüzler maskedir, birilerinin kendine dair bir şeyler söylemesini beklemenin anlamı yoktur. Ertesi sabah kesinlikle unutulur yaşananlar. Herkes dıştan görünen ve bilinen kimliğine, evine, işine döner. Bütün hikâyeler başka yerlerden […]

Read More

Oya Baydar kitabı, Zeki Müren sergisi

“Üç çeyrek asra yayılmış hüzün, acı, keder, heves, mutluluk, heyecan, haz anlarının şahitliğini; darbelere, kıyımlara, zorunlu göçlere, sürgünlere maruz kalmanın yorgunluğunu; bireysel ve toplumsal değişimlerde yaşanan hayal ve umut kırıklıklarını okumak, ince bir keder barındırmasının yanında insana kendi geçmişini de çağrıştırıyor.” Semih Büyü bu kez Oya Baydar’ın Can Yayınları’ndan çıkan “an’lar kitabını”, Yetim Kalacak Küçük […]

Read More

Nermin Yıldırım: Atlamak düşmekten iyidir!

“On dört yaşındaydım ve dünyadan çok sıkılmıştım. Bana kalırsa yeterince yaşamıştım. Yara gibi bir şeydi hayat. Ağılıysa, hele de acıyorsa, en temizi kesip atmaktı.” “Kesip atmakta usta sayılırdım. Çünkü korkaktım. En kolay korkaklar kesip atar.” Unutma Beni Apartmanı, Rüyalar Anlatılmaz ve Saklı Bahçeler Haritası adlı romanların yazarı Nermin Yıldırım’dan yaralarımıza ilaç niyetine. Atlamak düşmekten iyidir! […]

Read More

Neslihan Elagöz Lydia Davis’in öykülerini yazdı: Motive edici, çünkü çok kötü!

Neslihan (Siz Mutlu Gözler) dün bir mesaj attı ve Lydia Davis’in arkadaşım olup olmadığını sordu.  “Yooo” dedim, “Arkadaşım falan değil.” İsmine ve kapağına bayıldığı bir Lydia Davis kitabını almış ve… nefret etmiş. Sonra da oturup Egoist için yazmış. Acaba yayınlar mıyım diye soruyor. “Lydia kankam da olsa fark etmez” dedim. Neyse işte, böylece gecenin bir […]

Read More

AYLİN BALBOA + Belki Bir Gün Uçarız: Bu kadın arıza!

Merve Açıkgöz gönderdi bu yazıyı. Aylin Balboa’nın İletişim’den çıkan kitabı Belki Bir Gün Uçarız’ı okuyup aşık olunca…  Öyle güzel anlatmış ki sanırım birazdan ben de Balboa’nın kitabını okumaya başlayacağım. Çünkü bugünlerde her şeyden çok uçabilmeye ihtiyacım var… Fotoğraf bu adresten alındı.   “Ben uçtum, Aylin Balboa ile…” Bak bu genç kadınlar böyle kanatlı kitaplarla raflara […]

Read More

Nermin Yıldırım: Yok sana hikaye mikaye!

“Sen iblis nedir bilir misin abicim? Hiç gördün mü? Ben gördüm. Kimileri hayatta bir kez ölündüğünü sanarak yaşlanır, ben onlardan değilim. Cehennemi de gördüm, iblisi de. Öldüm de dirildim de. Bir tek cenneti merak ediyorum. Ulan bu hayatta ucundan koklatmayan, ölünce cennetinin kapısını açar mı ki bana, bak onu hiç bilemiyorum. Sen cenneti gördün mü […]

Read More

ISADORA: Devrimci bir dansçı, savaşçı bir tanrıça…

“O sadece bir dansçı değil, dansını özgürlüğe, kadına, çıplaklığa, acı çeken toplumlara, geleceğin çocuklarına adayan büyük bir devrimci, bir savaşçı tanrıçaydı. İflah olmaz ve ‘utanmaz’ bir asi, sanat ve edebiyat âşığı bir aydındı. ‘Kanunları yapan toplum bir erkek toplumudur; kadınların rolü olmadı bu düzende. İşte gerçek skandal bu. Gerçek utanç!’ demişti bir keresinde. Feministti. Ama […]

Read More

Doğan Şahin yazdı: Samimiyetçilik oyununa dönen samimiyet buhranımız

Emekli tarih öğretmeni Coşkun Ermiş, Napoleon piyesleri yazmaya çalışırken, komşusu oyuncu Saffet ondan Vodvil türünde oyunlar yazmasını istiyor. Tiyatro patronu Servet ise Antik Yunan dönemi oyunları sipariş ediyor. Öte yandan dertlerini içerek unutmayı deneyen Coşkun Bey’in evinde başka oyunlar sahneleniyor: Bunamış kayınvalidesi Saadet Nine onu ziyarete geleceğini hayal ettiği Cemil Paşa’yı bekliyor… Oğlu Ümit, derslerden […]

Read More

Edebiyat dünyasından cevap beklemediğimiz 10 soru

Egoist Okur’un doğumunun konuşulduğu masayı dün gibi hatırlıyorum. Gülenay’la birlikte Moda’daki Oyun Atölyesi’nin bahçesindeydik. Heyecanlı ve umutluyduk. Ben de sürekli yazanlardan biri olacaktım. Fakat sonra araya yıllar ve işler girdi. Savrulmalar, düşüp kalkmalar, kapı önlerinde kalmalar, bilinen ne varsa hepsini birden unutmalar, aşklarla ayrılıklar, soğumalar ve yeniden başlamalar, hiçbir şey yapamamalar… İşte bu sonuncusu, hiçbir […]

Read More

Sırlar, çekememezlikler, kavgalar ve faşizmin gölgesi

Hasan İzzettin Dinamo’yu, Millî Mücadele’yi anlattığı on beş ciltlik “Kutsal İsyan” ve “Kutsal Barış” adlı kitaplarından tanırız; fakat bu şair ve romancının, o dönemde alanlarının zirvesinde olan, bugünse klasiklerimiz arasına giren; Yahya Kemal, Nâzım Hikmet, Nurullah Ataç, Sait Faik, Âsaf Hâlet, Orhan Veli gibi şair ve yazarlarla zenginleşmiş “İkinci Dünya Savaşı’ndan Edebiyat Anıları” kitabını bilmeyiz. […]

Read More

Yamuk bakmak, tersten görmek, aynayla okumak

Leonardo da Vinci‘nin “Müjde” adlı bir tablosu var. Melek Cebrail’in İsa’nın mucizevi varoluşunu Hz. Meryem’e bildirmesini anlatıyor. Daha doğrusu Hz. Meryem’in (Hz. İsa’ya) hamile olduğunu öğrenme anını. Da Vinci’nin ayna kullanarak yazılarında ve tablolarında şifreli mesajlar ilettiği bilgisinden yola çıkan birileri bu tabloyu ayna tutarak incelemiş. Onlara göre, sol tarafa bir aynayı dik tutarak baktığınızda, tam ortada ürkütücü, insana […]

Read More

Can Gürses yazdı: Köşebaşındaki İğde

Can Gürses’le son konuştuğumuzda harika bir fikirden bahsetti. Heybesinde adı “Cennet de Cehennem de Bu Ellerde” olan bir öykü dizisi vardı. “El” öyküleri anlatacaktı; iyiliği de kötülüğü de taşıdığımız, cennetimizi ya da cehennemimizi yarattığımız ellerimizin öykülerini… Fikir öyle güzeldi mi soluğum kesildi. Ve çok geçmeden Can’dan ilk öykü geldi: “Köşebaşındaki İğde”. Şimdi aradan çekiliyorum, lütfen Can’ın […]

Read More

Tomris yazsın, Bergen söylesin…

“Bir adamı en fazla ne kadar çok sevebilirsiniz? Mesela size şiirler yazsa sever miydiniz? Tabii ki evet. Peki, büyük aşkınız yüzünüze kezzap atsa da sever miydiniz? Sizce hangisi daha zor; size şiirler yazan adamlar arasında kibire kapılmadan varolabilmek mi yoksa, canınıza kastetse de bir adamı sevmeye devam etmek mi? 
İki kadın… Birbirinden çok farklı iki […]

Read More

Bir tatil macerası: Zevkli rezilliğe dönüş!

Şifâhen Masallar’ın kurucusu masal âşığı yazar Beyza Akyüz’ü biliyorsunuz. Ayda bir kez İstanbul’un başka bir semtinde masal geceleri düzenliyor. Dileyen herkes bu gecelere katılarak daha önce hiç görmediği, tanımadığı insanlara anılarını, deneyimlerini, hikayelerini; bildiği veya yarattığı masalları anlatıyor. Aralarda da yanlarında getirdikleri yiyecekleri, içecekleri paylaşıyorlar. (Şifâhen Masallar’ın Facebook sayfasını ziyaret ederseniz ayrıntıları öğrenebilirsiniz. Umarım kışın da devam eder) Beyza komik yazılar da […]

Read More

Tanpınar ve Pamuk’ta Türk modernizmi eleştirisi

“Orhan Pamuk da, Doğu-Batı sorunuyla estetik düzeyde hesaplaşmaya yönelen Ahmet Hamdi Tanpınar ve Oğuz Atay gibi önemli yazarlardandır. Hemen hemen tüm romanlarında ‘Doğu-Batı sorunu’ temasına rastlanan Pamuk; Öteki Renkler adlı kitabında, bu bağlamda en yakın hissettiği yazarın Ahmet Hamdi Tanpınar olduğunu söyler. Tanpınar da hep  Türk toplumunun karşılaştığı uygarlık sorununun yarattığı bölünme üzerine kafa yormuş […]

Read More