Egoist okur

Erkeğin penis kıskançlığı yahut birkaç küçük kesik

“Ne kadar sakınsak da kendimizi, gündemin bizi hunharca savurmasından kurtulamıyoruz. Büyük sayılar egemenliğini kuruyor zihnimizde. Savaş korkusu. Ölüm korkusu. Ölümler korkusu. Ölümler, ölümler ve ölümler korkusu. Ölüm, kahrolası bir matematik işkencesiyle beynimize, tüm sinir hücrelerimize biniyor ve vicdanımızdan bir tartı vazifesi görmesini istiyor; daha çok insan nerede ölecekse oraya ver dikkatini ve savaşa karşı siper […]

Read More

SOKAK SANATI: Boya + çizgi + ruh + hayat

Sokak sanatına duyulan ilginin artmasıyla birlikte Londra’nın doğu bölgelerinde Street Art London adı verilen yürüyüş turları düzenlenmeye başlamış. Sokak sanatçılarının rehberlik ettiği bu turların süresi 2-4 saat sürüyor. Elbette bu sokakları tek başınıza gezmeniz de mümkün ama bütün o graffitiler ve sanatçılar hakkında ayrıntılı bilgi almak isteyenler için turlara katılmak daha keyifli. Sibel Yılmaz gezdi, […]

Read More

Pera Palas’ın 121 yıllık nefes kesen hikayesi

İstanbul’un hemen her yıl tarihi yok edilen Beyoğlu semtinin nadide tarihi mücevheri Pera Palas Oteli, 121 yaşını kutluyormuş. Kutlasın tabii. Turistler İstanbul’un Pera’sını orada algılıyor, en azından mutlaka gidip bir çay içiyor, pasta bina Demirören dibindeki otelde değil. Eh, onlar da biz de haklıyız, eskiyle yeninin randevusu ancak duygusu, yaşanmışlığı olan yerde verilir. Öyle böyle, […]

Read More

Karakterimizin bir köşesinde duran Enis Batur’luk

Neslihan Elagöz’ün blogunda gördüm bu yazıyı. Bir yazarı sevmenin aslında çoğumuz için gayet sıradan olan ama itiraf etmesi güç sayılabileceği için pek işitilmedik biçiminden bahsediyor Neslihan. Yani ben kendi adıma böyle şeyler duymuyorum pek etrafımdakilerden. Yakın arkadaşlarım hariç! Çünkü galiba biz edebiyat sevenler siyasal iktidarla ilgili rahatça espri yapıyor ama edebiyatla, edebiyatçılarla, oradaki iktidarlarla ilgili […]

Read More

Barış Bıçakçı ya da denizin içinde saklı kelimeler

Sel Yayıncılık’tan geçen yıl çıkan Karahindiba’yı son günlerde birçok arkadaşım hararetle tavsiye edip duruyordu. Geç kalmış olsam da fark etmezdi; alacak, okuyacaktım. Ama işte bu yazı acele ederek araya girdi… Yani Sinan Sülün’ü kendi öykülerinden önce Barış Bıçakçı üzerine yazısıyla tanıdım. Yazı, İzafi Dergisi’nin epey konuşulan ve tartışılan Mayıs-Haziran sayısında yayınlanmıştı. Egoist Okur’da da yayınlansa […]

Read More

Tezer Özlü: Kimseyle yaşlanamam, kendimle bile

Hatice Meryem’in Tezer Özlü yazısı epey konuşulmuştu. O yazıda Meryem’in Özlü’yü “Canlı, dişi, toynaklı bir yazar” diye tarif etmesine kızanlar çok oldu. Yazı ilgi görsün diye bu başlığı onun değil benim attığımı falan söyleyenler de çıktı. Keşke biraz daha dikkatli okusa, üzerinde düşünselerdi.  O yazının üzerinden haftalar geçti. Şimdi sırada Tezer Özlü’nün ruhundaki yabanıllığı ortaya […]

Read More

Tezer Özlü: Canlı, dişi, toynaklı bir yazar

Edebiyatın en önemli isimlerinden biri Tezer Özlü; tutkulu okurları olarak hepimizin hayatında, edebiyat macerasında büyük bir etkisi, önemli bir yeri var.  Özlü üzerine bugüne dek çok şey yazıldı, söylendi. Lakin okuduğumuz, sevdiğimiz, hayranı olduğumuz Tezer Özlü’yle onun hakkında yazanların söyledikleri arasında bir uyumsuzluk varmış gibi gelmedi mi size hiç? Bunu ilk dile getiren kişi, kendisi […]

Read More

Hulki Aktunç’un öykülerinde dolaşan kediler

Cumhuriyet Kitap, Varlık ve Özgür Edebiyat dergilerindeki sayfaların yanı sıra Bıçkın ve Orta Halli, Nişantaşı Suare, Her Cumartesi Rüya adlı romanların yazarı İbrahim Yıldırım, 30 yıllık arkadaşı ve her yazdığını okuduğu yazarı Hulki Aktunç’la ilgili bu yazıyı bana göndereli epey oldu aslında. Ama çeşitli sebeplerden yayınlamakta geciktim. 29 Haziran’a yetişseydi şahane olacaktı, olmadı. (Sır Kâtibi, Islıkla Tarihçe, İnsan […]

Read More

Çok tatlıdır bizim dilimiz, beyefendi!

Küçücük bir kitap Beyefendi ama Kontrol Kulesi’nin bekçisi Deniz Durukan’ın da bu yazıda belirttiği gibi önemli ve kıymetli bir kitap. O yüzden ikinci kez konuk oluyor Egoist Okur’a… Hatice Meryem erkekleri ve kadınları, onların ezeli beraberliklerini ve çatışmalarını bu çok tekinsiz ama büyüleyici metin aracılığıyla yorumlarken cinsiyetçi zihniyeti ve yaklaşımları da acı bir ironiyle eleştiriyor. […]

Read More

Hamdi Koç: Bizi mutsuz eden şu büyük sözler ve Ulysses

“Ulysses başka. Ulysses yorulmuyor. Çok kullanılan şeylerin zaman içinde üreyen yavanlığına karşı baştan izole edilmiş. Çok sevilen şeylerin zaman içinde sahteleşmesine karşı baştan terbiye edilmiş. Somutlaşmış bir sadakat, Ulysses, benim için. Gücün, esinin, neşenin kaybedildiği zaman aranacağı tek yer. Ve bulunacağı tek yer. Bilirim, o an içimde olmayan ve ihtiyacını duyduğum şey, ruhsal birşey, mutlaka […]

Read More

Ayfer Tunç’tan mektup

Gezi Parkı Direnişi 13. günündeyiz. Egoist Okur’da günlerdir eylemle ilgili izlenimler yayınlıyorum. Küçük notlar, fotoğraflar, sloganlar, videolar… Ama bugün susacağım ve çağdaş edebiyatımızın en önemli isimlerinden biri olan Ayfer Tunç’tan gelen, daha doğrusu onun okuruna yazdığı heyecanlı ama kaygılı mektubu yayınlayacağım. 8 Haziran 2013 Değerli okurum, Öncelikle kardeşçe yaklaşımınıza ve duyarlılığınıza çok teşekkür ederim. İzin […]

Read More

Ya eşya bir gün delirse? Oğuz Atay’da Lacancı dil

Klan ve Zamanın Unutulan Koynunda adlı ilk fırsatta okuyacağım iki kitabın yazarı Cem Kalender, Oğuz Atay’ın roman ve öykülerini Lacancı bir bakışla okumayı deniyor bu yazıda. “İnsan, biyolojik bir canlıdan kültürel bir özneye dil sayesinde geçer” diyen ama Dil’in de insana doğru bir kimlik sağlamadığını vurgulayan Jacques Lacan, Oğuz Atay’ın yarattığı karakterleri anlamamıza yardım edecek […]

Read More

Güzel delilik halleri

Oraya buraya “Leyla” diye imza atıp iş yaşama gelince hep “Mecnun” gibi davranan biriyim ben. Rivayet o ki; Mecnun Leyla’ya, “Her dağa her taşa, herkese seni anlattım. Cevap alamadım. Bu nasıl bir şey biliyor musun?” demiş. Leyla da cevap vermiş “Ben seni kimseye anlatamadım. Asıl bu nasıl zor bir şey biliyor musun?” Çok sevgili Arzu […]

Read More

Tekinsiz Şirinler

Derler ki herkesin Şirinler olarak bildiği çizgi alem, aslında bir komünist ütopyadan başka bir şey değildir. Orijinal adı olan Smurf’un açılımı bile bunu gösterir: Small Men Under Red Flag, yani “kızıl bayrak altında yaşayan küçük adamlar”… Şirin Baba’nın kırmızı şapkasına ve Karl Marx’ınkiyle yarışacak gürlükteki ak sakalına ne demeli? Ayrıca orada Şirine’den ötürü feminizme ve […]

Read More

Turgut Uyar Sokağı neden yok?

Turgut Uyar Edirnekapı’daki günlerini anlatırken oturduğu sokaklardan biri olan Aktar Kerim Sokağı için şöyle demiş: “İnsanın inanacağı gelmiyor! Bu dünyada Kerim adlı bir aktar yaşasın ve iyiliğinden midir kötülüğünden midir, bir sokak onun olsun.” Arzu Akgün bugün başka bir şeye şaşırıyor. “Evet” diyor. “Aktar Kerim Sokağı var, Rıfat Efendi Sokağı var. Cemal Süreya Sokağı da […]

Read More