Egoist okur

Yemez içmez, sevmez, sevişmez sultanlar: Bir Has-Bağçede Ayş u Tarab yazısı

Tarihçi Halil İnalcık’ın işret alemlerini, yani sultanların eğlence kültürünü anlattığı Has-Bağçede ‘Ayş u Tarab – Nedimler Şairler Mutripler kitabı çıktı. Hazır olun, yine kendilerini, nasıl oluyorsa hepimizden fazla ‘Osmanlı torunu’ sayanlar kıyamet koparacak ve bir büyük tarihçinin belgelerle ortaya koyduğu gerçekleri görmek istemeyecek. Oysa arkeolog yazar Emine Çaykara hatırlıyor ve hatırlatıyor: “Gerçekler çok hassastır, görmezden […]

Read More

Alain de Botton: “Bizim okulda aşk öğretilmez fakat muhakkak yaşanır”

Okulda aritmetik öğretilir ama aşkı itiraf etmenin yolları öğretilmez. İnsan artık sevmediği birini nasıl terkedeceğini de okulda öğrenemez. Üzgün birini teselli etmek için söylenmesi gerekenleri anlatan bir ders kitabı da yoktur bildiğim kadarıyla. Düş kırıklığının ardından nasıl iyileşileceği, orta yaş krizini sağ salim atlatıp yola nasıl devam edileceği, utangaçlığın nasıl yenileceği ve toplum içinde nasıl […]

Read More

Egoist Okur, Popüler Bakar’a karşı

Arkadaşınız çok sevdiğiniz bir kitabı siz daha son sayfaya gelmemişken istese, verir misiniz? Ben vermem. Hem konu okumanın hazzı olunca, egoist olduğumu itiraf etmekten de hiç utanmam. Bu sitenin adı, başka sebeplerin yanı sıra, biraz da bu yüzden Egoist Okur. Kendi de bir “egoist okur” olan Toros Öztürk leziz yazısında okur egoizmini anlatıyor… Vladimir Nabokov […]

Read More

Kanuni’nin oyun arkadaşı Hürrem Sultan

Hepimiz kendi hayatlarımızın imparatorları, imparatoriçeleri, cariyeleri ve köleleriyiz… Eğilmez olduğumuz anlar olduğu kadar; diz çöktüğümüz anlar da bize ait. Sözlerimizle öldürebiliriz, tıpkı sessizliğimizle yapabildiğimiz gibi. Öyle kudretliyiz ki, gülüşümüzle bile bir başkasına hayat verebiliriz. Aşkın içinde kaybolurken köle, bir aşkı bitirirken efendiyiz. Bazen aşk için ölürüz, bazen aşk bizi öldürür… Kimileri için muhteşem imparator ya […]

Read More

Behçet Çelik’le sürüklendiğimiz tekinsiz alanlar

Tolga Meriç, bu kez Behçet Çelik‘in Diken Ucu adlı yeni öykü kitabını yazdı. Tolga’nın Diken Ucu hakkında bildiklerinin bazılarını siz de biliyor olabilirsiniz ama onları da ötekileri de okuyun, Behçet Çelik gibi iyi yazarların insanı nasıl her zaman tekinsiz alanlara sürüklemeyi başardığını bir kere daha görün. Behçet Çelik’le sürüklendiğimiz tekinsiz alanlar 1. Diken Ucu, Behçet […]

Read More

Nedir bu Kafkaesk porno dedikleri?

Kimsenin bir şey dediği yok tabii, bunu ben uydurdum. Nereden çıktı? Şuradan… “Seninle seks yapmak, Kafkaesk bir deneyim” diyordu “Annie Hall” filminde Diane Keaton, Woody Allen’a… Filmdeki seksin neye benzediğini görmüştük. Pek bi’ şeye benzemiyordu. Yine de ‘Kafkaesk seks’ nedir diye merak etmiştik. “Pek bi’ şeye benzemeyen seks” olamazdı. Neydi peki, neydi? Kafkaesk Porno “Dönüşüm”, […]

Read More

CB I Hate Perfume: 19. yüzyıl kokusu

Charles Dickens romanlarını, edebiyatta 19. yüzyıl kokusunu seviyorsanız CB I Hate Perfume’un parfüm, eau de toilette ve oda spreyinden oluşan yeni serisine bayılacaksınız. GÜZEL NEFES: Marcel Duchamp parfümü CB I Hate Perfume: 19. yüzyıl kokusu Yaratıcısı, “In the Library”, yani “Kütüphanede” adını taşıyan bu yeni serinin, Rus ve Fas işi deri ciltlerin, eski zaman kumaşlarının […]

Read More

Jesper Boye: “Ülke diye bir şey yok, sesler var…”

“Bir müzisyen olarak da doğu ezgileriyle duygularımı çok daha doğru ve açık ifade edebildiğimi, müziğe kendi ruhumu daha fazla katabildiğimi fark ettim. Grubum Al Qaynah‘ın sloganı “There’s no country”, yani ülke diye bir şey yoktur! Ülkeler yok, evet, ama sesler var. Batılı sesler ve müzikler bana gittikçe daha yaratıcılıktan yoksun ve ticari gelmeye başladı, Türk ve […]

Read More

Adını BEBEK semtinden alan Amerikalı topluluk

“Çocukken bizimle oturan anneannemin dinlediği Türk ve Rum müziklerini seviyordum. Ermeni müzisyenlerin adları vardı plakların üzerinde. Gençliğinde Boğaz kıyısında dolaşmayı çok severmiş anneannem, bir de geceleri udîleri dinlemeyi… Ud aşkını bana da aşıladı.” Philadelphia’lı Bebek grubu üyeleri yaptıkları müziği “organik elektronik” diye tarif ediyor, bazılarına göre ise düşsel pop yapıyorlar. ABD’li bu beş genç müzisyeni benim […]

Read More

Mithat Şen: “Hikaye büyük bir tuzak”

Beden, binlerce yıllık görsel sanatlar tarihinde en çok üretilmiş imge. Mithat Şen de çok uzun süredir beden resimleri yapıyor. Ama onun bedenleri tamamen özel ve başka bir evrene ait. Hem yazıyı hem figürü andıran fakat ne hat ne figür olan yapılar bunlar. Bugüne dek üzerlerine çok yazıldı, hatta birkaç da kitap kaleme alındı, ama bana […]

Read More

İnsan yedikçe: Sofralar, sevgisizlikler

Levi-Strauss’tan Selim İleri‘ye edebiyatta şölenler, kurban etme törenleri, oburluk, açgözlülük, yasaklar ve hazlar… Selim İleri: “Bugünün romanıyla ilgili büyük endişem şu: İnsan acısı yok!” İnsan yedikçe Yapısalcılığın kurucularından Claude Lévi-Strauss, Yaban Düşünce adlı yapıtında Gabon’da yaşayan Frag’ların sincabı gebe kadınlara yasaklamasının altında yatan nedeni şöyle aktarıyor: “Bu hayvan ağaç gövdelerinin oyuklarına sığınır ve onun etini […]

Read More

Susan Sontag ve cinayet ayarında fotoğraf

Amerikalı yazar Susan Sontag,“Fotoğraf Üzerine” adlı kitabında, fotoğrafın ve fotoğrafla ilişkimizin, uçları cinayete varan kederli karanlığını aydınlatıyor. Belki başka bir hayatta: Bir kitap, bir film + bir sahaf dükkanı Cinayet ayarında fotoğraf “Alice Yatakta”, “Ben Vesaire”, “Yanardağ Sevgilim” ve “Metafor Olarak Hastalık: AIDS ve Metaforları” gibi kitaplarıyla tanıdığımız Susan Sontag, yine zihinleri altüst eden bir […]

Read More

Nur Sürer’le ÇOCUKLUK KIYAMETLERİ

“Kıstırılmışlık, hiç sevmediğim çocukluğumun özeti gibi. 1971 yılının sonunda ayrıldım Bursa’dan; demek ancak on sekiz yıl dayanabilmişim o şehre. Geçenlerde gittiğimde bir sürü şey hatırladım yine: Hava güzeldi, pikniğe çıkmış aileler gördüm yollarda. Çubuklu pijamalar, fanilasını üstüne çıkarmış adamlar, top oynayan çocuklar, salıncaklar… Bütün bunları yaşadım. Tekrar karşılaşınca nefretimin hiç geçmediğini bir kere daha anladım.” […]

Read More

Anais Nin: “Baştan çıkarmak için yazıyorum”

Erotik yapıtları ve günlükleriyle tanıdığımız Anais Nin yapıtlarını, o yıllarda müdavimi olduğu Paris kafelerinde çalınan caz müziğine benzeyen enteresan bir kolaj tekniğiyle yazıyordu. Anaïs Nin nasıl yazıyordu? Anaïs Nin, şahsi deneyimlerinden yola çıkarak kaleme aldığı yapıtlarında başkalarının belirlediği kurallara uymaktansa sezgilerine güvenmeyi yeğliyordu. Serbest çağrışım ve doğaçlama gibi o güne kadar pek de edebiyatla ilişkilendirilmeyen teknikler uyguluyor, […]

Read More

Kişisel gelişimde Tolstoy etkisi

Savaş ve Barış, Anna Karenina gibi dev romanların yazarı Lev Tolstoy‘a göre mutluluğun altın kuralları… Şahsen epey sıkıntı verici ve zorlayıcı bulsam da, Tolstoy’un listesini alıyorum. Okuyun, sonra isterseniz uyun isterseniz unutun. Anna Karenina’nın bıyıkları: Okurken ne görürüz? Kişisel gelişimde Tolstoy etkisi Biyografisini yazan Henri Troyat anlatıyor; Savaş ve Barış ve Anna Karenina gibi dev […]

Read More