FLASH FICTION: Altı kelimeyle öykü yazılır mı?
Hayatımızın her alanına hakim olmaya başlayan internetin icadıyla edebiyat da değişmeye, farklılaşmaya başladı. Dijital yayıncılıktan söz etmiyorum, üsluba ait değişimlerden söz ediyorum. Yeni edebiyat türlerinin en yaygın olanıysa “flash fiction”… Çok kısa öykü anlamına geliyor. Anlaşılan ne kimsenin uzun uzun yazmaya zamanı var, ne de uzun uzun okumaya… Murakami’den bir aşk öyküsü: Yüzde 100 Kusursuz […]
Read MoreSenaryosunu Paul Auster’ın yazdığı “ağır erotik” film
The Center of the World’ü yıllar önce seyrettiğimde, çok şaşırmıştım. Zira jenerikte hikayenin Paul Auster’la karısı Siri Husvedt’e ait olduğu yazıyordu. Olabilirdi elbette, hem bu adam zaten epeydir sadece romancılığıyla değil, sinemacılığıyla da anılmıyor muydu? Lakin bu film, yani The Center of the World biraz değişikti. Sıkıcı oluşu bir yana, bana göre fazla erotik, fazla […]
Read MoreOkumak Kraliçe’yi bozar mı?
Alan Bennett‘ın yazdığı ve birçoklarınca hâlâ tehlikeli bir eylem sayılan okumanın, iktidara en önce iktidardakilerin karşı çıkacağı ideal bir dünyayı mümkün kılabileceğini anlatan Kraliçe Kitap Okursa, en sevdiğim kitaplardan biri. İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth’in nasıl “egoist bir okur” ve şefkatli bir insan haline geldiğini hatta daha ötesini hayal ediyor. Tevfik Uyar: Pardon, siz hâlâ astrolojiye […]
Read MoreMermerdeki pudra şekeri
Füsun Saka, Zamansız Hikayeler için bir masal yazdı bu defa. Tesadüfen tanık olduğu ve vakit yitirmeden sonsuzluğa kaydettiği şahane fotoğrafa eşlik eden masalda karlar ve pudra şekerleri var. Rüzgar sert esiyor, güneşe rağmen soğuk insanın içini donduruyor, yatağın bir tarafı soğuksa insanı bir türlü uyku tutmuyor… Aşıklar sonunda kavuşuyorsa, yani galip gelen sevgiyse eğer, en […]
Read MoreAli Teoman: “İnsan ağzını açmayınca, ses de çıkmıyor, inanın!”
Ve işte arkadaşım Ufuk Matara’nın Ali Teoman’la üç yıl önce, o büyük itirafını yaptıktan hemen sonra gerçekleştirdiği röportaj… Şöyle diyor: “Yedi ay kadar önce, beynimde büyük bir tümör olduğunu öğrendim. Birkaç gün içinde ameliyat olmam gerekiyordu. Bu hayli riskli bir ameliyattı. Tümör beynin tehlikeli bir bölgesindeydi. İşin ucunda gidip de dönmemek vardı. Dönersem de nasıl […]
Read More“Gizli Kalmış Bir İstanbul Masalı”nın hikayesi
15 Mart 1991 tarihinde ‘Gizli Kalmış Bir İstanbul Masalı’ adlı roman Haldun Taner Öykü Ödülü’nü kazanmıştı. Kitabın yazarı Nurten Ay gidip ödülünü bizzat aldı, hatta gazetelere ve televizyona bol bol da röportaj verdi. Fakat inandırıcılığı zedeleyen bir şey vardı, yazarda ve kitabında; jigsaw puzzle’ın iki uyumsuz parçası gibiydiler. Nurten Ay’ın o kitabı gerçekten yazıp yazmadığı yıllarca […]
Read MoreEfkâr Karması / Deniz Durukan: Tanju Okan’lı, Nina Simone’lu şarkılar
Şiirlerini Varlık, E, Hişt, Budala, Yasakmeyve, Başka, Öteki-Siz, Kitaplık, Özgür Edebiyat, No, Kırkaltı Karakalem gibi dergilerde yayınlayan Deniz Durukan rock müzikle ve alternatif seslerle de ilgileniyor. Roll ve Öküz dergilerinde başlayan müzik yazıları ve söyleşileri, Hayvan, Shaft, Picus, K, Karakalem ve Yüxexes ve Varlık’ta sürdü. Yani doğru adrestesiniz. “Efkar Karması”nı bu kadar müzikle alakalı birinden […]
Read MoreYenikapı, ah Yenikapı!
Onu gazeteci, yazar, arkeolog ve sanat tarihçisi olarak tanıyoruz. Bir de elbette bizzat hazırlayıp sunduğu Taştaki Sır ve İstanbullu adlı televizyon programlarından… İflah olmaz bir İstanbul sevdalısı olan Emine Çaykara, İstanbul Hikayeleri adlı köşesinde bu hafta, Türkiye’nin ve dünyanın en önemli kazısı Yenikapı’da ilk İstanbulluların izini sürmeye başlıyor. Bir araştırmacının titizliği, bir edebiyatçının hayal gücü […]
Read MoreEl yapımı vintage enstrümanlarla YAZINSAL ROCK
Haklarında iyi şeyler söyleniyor. Mesela… “Az şekerli Nino Rota… Özgün, deneysel ve eğlenceli… Hayaletler ve umacılar tarafından icra edilen, Balkan tonunda Yahudi düğün müziği… Ortadoğu’da sirk olsaydı orada yapılan müzik tam da böyle bir şey olurdu; kendine has ve dayanılmaz güzellikte… Geleceğin şizofrenik Tom Waits’i… ” Eh, “Hangi grup bu bu?” diye soruyorsanız, okuyun. El yapımı müzik […]
Read MoreNe kadar okumuşsan o kadar çoksun…
Çocuktum, zamanı hızlandırıp yeryüzünü şahsi alanın haline getirmenin en garantili ve güzel yolu kitap okumaktı. Kitaplar beni alıp başka yerlere götürürdü… Okumak Kraliçe’yi bozar mı? Ne kadar okumuşsan o kadar çoksun Marcel Proust “Bize yaşanmamış gibi gelen çocukluk yıllarımızda, çok sevdiğimiz bir kitapla geçirdiğimiz günler kadar dolu dolu yaşanmış başka bir zaman belki yoktur” diyor. […]
Read MoreBenim de bir yazı evim olsa!
Birkaç yılda bir taşınmak isterim ben, iyi gelir ruhuma, canlanırım… Bir sürü gereksiz eşyayı atarım, artık seyretmeyeceğim filmlerin DVD’lerini ve bir daha okumayacağım kitapları isteyenlere dağıtırım, onlar gittikçe ben ferahlarım. Bugünlerde gene taşınmak istiyorum, tabii aynı zamanda üşengecin teki olduğum için sanırım bu taşınma projesi gerçekleşmeyecek ama olsun, hayalini kurmak bile güzel. Burası kime ait […]
Read MorePeronlar ve radyo istasyonları
Füsun Saka’dan yeni bir fotoğraf yazısı, yazı değil bir öykü aslında… Geceleri radyo istasyonlarının yerini gösteren kırmızı çizginin üzerinde dolaşarak kendine hikayeler uyduran, ama her sabah aynı istasyonda uyanan bir kızın hikayesi. Başına gelebileceklerden ne kadar korkarsa korksun, kendini en çok kalbi gelincik rengine büründüğü zaman mutlu hissedenlerin de hikayesi aynı zamanda. Okurken Füsun’un bir […]
Read More“Neden ağlıyordum, yoksa biri mi ölmüştü? Ben ölmüştüm!”
Ray Bradbury sevdiğim bir yazardı. Ama hayatımın en mutsuz günlerinden birinde internette karşıma çıkan üç beş satırıyla imdadıma koşacağı doğrusu aklımın ucundan bile geçmemişti. Onun kitapların ve tutkuların yok edilmek istendiği karanlık bir çağda insanları kitaba dönüştürmek gibi radikal bir eylem planı yarattığını unutmuş olmalıyım… İşte Ray Bradbury’nin bir hayranına yazdığı mektup ve benim için […]
Read More









