Egoist okur

Bir yoğurt tanıtım broşürü: Tam Biorgeslik!

Jorge Luis Borges ve Adolfo Bioy Casares… Edebiyat dünyasının en verimli ortaklıklarından birini, Biorges’i anlatıyorum bu yazıda, daha doğrusu Biorges’in ilk ve en şaşırtıcı adımı olan yoğurt tanıtım broşürünü. Okuyun, çünkü eğlenceli. Bence biraz da öğretici. “O kazayı geçirmesem asla öykü yazamazdım” Bir Borges öyküsünün içinde olduğumu nasıl anlarım? Sadede gelelim: Çeviride eksiksiz sadakat mümkün müdür? Borges’ten […]

Read More

Fatma Girik: “Bana ait olan her şey şahanedir”

“Fatma Girik’le bırakın söyleşi yapmayı aynı ortamı paylaşmak şahaneydi, heyecan vericiydi. Benim için de öyle oldu; aklımda Fatma Girik’in efsane filmleri, ‘Söz Fato’da programındaki sert çıkışlarıyla gittim röportaja. Yanına vardığımda mavi gözleriyle bakıp gülümseyen bir kadın gördüm, tanıştık. İlk lafı şu oldu: ‘Yıllardır konuşuyorum, bıktım artık. Kendimle ilgili söylenecek ne varsa anlattım. Neyimi merak edecekler? Ne […]

Read More

Düşüşten Sonra: İnsan olmanın kıyıcılığına ve ıstırabına dair

Düşüşten Sonra Selim İleri’nin, geçirdiği beyin kanamasının ardından ölüme dokunduğu zamanların kitabı. Bir bilinmezliğe gitti, döndü, sonra da yazdı, daha doğrusu anlattı. Anlattığı ölüm değildi ama, zihninde bu ölümle yakınlaşma deneyiminden ötürü daha da berraklaşan hayattı… Bu süreçte yanında hep Burcu Aktaş vardı; soran, dinleyen ve aktaran olarak… İkisi arasında ilham verici bir yol arkadaşlığı oluştu. […]

Read More

Yonca Eldener’den yeni roman: İSTANBUL’UN HAYALETLERİ

İstanbul’un Hayaletleri kalbinde şehri taşıyan, hızlı ve sürükleyici bir macera romanı. Kuyumun, kuyumculuğun kalbi Çuhacı Han’dan Şerefiye Sarnıcı’na, Valens Su Kemeri’nden Çatladıkapı’daki efsanevi Bizans sarayı Bukoleon’a birçok eşsiz mekânda geçen olaylarla örülü. Tarihi gizemle, mitolojiyi bilimle buluşturmayı seven yazar Yonca Eldener yeni romanını Sayım Çınar‘a anlattı… Şehrin kalbi, romanın kalbi: İSTANBUL’UN HAYALETLERİ İstanbul’un Hayaletleri gizem, macera […]

Read More

İnci Aral: “Edebiyat ölüme karşı en yakın dostum oldu”

İnci Aral’dan şahane bir yeni roman ve röportaj… Aral, Yukarlarda En Uzaklarda adlı yeni romanında bize hayat ve ölüm üzerine çok tuhaf ve üzerine düşünmesi, kafa yorması müthiş zevkli sorular soruyor, sorduruyor.

Read More

Bohem, flâneur, seri masalcı, romancı: Richard Fariña

Bohem. Flâneur. Seri masalcı. Kendi deyişiyle “aynalar tasarlayan adam”. Yalandan da olsa gerilla. Şair sonra, öykücü. Thomas Pynchon’un hem arkadaşı hem de hayran olduğu bir romancı. Bob Dylan’ın hem dostu hem de sıkı rakip gördüğü bir müzisyen. New York’un folk müzik patlaması yaşadığı yıllarda sahneye çıkıp şarkılar söylemiş, masallar anlatmış. Kendine maceralar uydurmuş ve hayatının […]

Read More

Arzu nesnesi eski takıları gün ışığına çıkaran Uniqera Vintage

Ceyda Subaşı, dünyanın dört bir yanından getirdiği vintage ya da antika takıları Uniqera Vintage markası altında internet ve Instagram üzerinden takipçileriyle buluşturuyor uzun süredir. Instagram’da keşfettiğimden beri, Uniqera Vintage’ın sayfasına ve sürekli değişen koleksiyonuna bakmadığım gün yok. Ceyda’nın Kapalıçarşı’dan takı ustalarıyla birlikte oluşturduğu bir el yapımı takı koleksiyonu, yani Artisan by Uniqera Vintage var bir […]

Read More

Bayan Aphra Behn, bu çiçekler size…

“Bütün kadınlar birleşip Aphra Behn’in mezarına çiçekler serpiştirmeliler, çünkü akıllarından geçen her ne varsa yazıya dökme hakkını kadınlara kazandıran odur,” diyor Virginia Woolf, bir çeşit manifesto niteliği taşıyan ünlü eseri “Kendine Ait Bir Oda”da. İşte karşınızda Aphra Behn ve birkaç çok yetenekli kadın yazar. İlklerimiz. Aphra Behn sadece roman türünün ilk örneklerinden birini ortaya koymakla kalmamış, […]

Read More

“Elinden tutulması gereken bir çocuk kadın olmayı reddetti”

Kadınsız bir inkılabın mümkün olamayacağını savunan ve cumhuriyet yönetimine kadınların da katılması için mücadele eden aktivist yazar Nezihe Muhiddin’le ilgili bu röportaj. Nezihe Muhiddin, iktidarın topluma dayattığı “resmi cumhuriyet kadını” elbisesine sığamayıp erkeğin gölgesindeki “çocuk kadın” olmayı reddedince usulsüzlükle suçlanmış, yargılanmış, ismi antolojilerden bile silinmişti. Hikâyesini, Kadınsız İnkılap adlı kitabın yazarı Yaprak Zihnioğlu’na sordum. İpek Çalışlar “Boyun […]

Read More

İpek Çalışlar “boyun eğme ekolünden olmayan iki kadını” anlatıyor

Gazeteci yazar İpek Çalışlar’a erkek dünyasında var olma mücadelesi vermiş iki kadını sordum. Biliyorsunuz, İpek Hanım, Mustafa Kemal Atatürk’la yaptığı fırtınalı evlilikle anılan Latife Hanım’ın ve aktivistliğiyle olduğu kadar Türk edebiyatının en önemli kalemlerinden biri olmasıyla da tanıdığımız Halide Edip Adıvar‘ın biyografilerini yazdı. İşte onunla Halide Edip ve Latife Hanım’a dair konuştuklarımız… Yaprak Zihnioğlu Nezihe Muhiddin’i […]

Read More

Schopenhauer’a göre zor iş bir kirpinin bir kirpiye sarılması

Alman felsefeci Schopenhauer bir vakitler kirpileri gözlemleyerek insanları, iç dünyalarındaki boşluklarla tekdüzeliklerin buluşturduğunu öne sürmüştü. Schopenhauer’a göre, insanlar ancak sayısız gel-gitler yaşadıktan sonra birlikte olabilecekleri ortak bir noktada buluşabiliyordu. Belki biraz daha detay gerek, anlatayım… Nereden çıktı anlamadım ama konuya bir biçimde siyaset bilimci Isaiah Berlin, edebiyatçı Tolstoy ve tilkiler de dahil oldu. Bence siz […]

Read More

Freud’a göre dünyada 4 çeşit kirpi ve 4 çeşit âşık var

Sigmund Freud’un “kirpi” saplantısını duymuş muydunuz? Şu dikenli ve sevimli hayvandan bahsediyorum. Freud Müzesi’ne giderseniz, Freud’un çalışma masasının üzerinde minik bir kirpi biblosu göreceksiniz. Psikanalizin babasının sağlığında da böyleymiş, kirpi biblosunu bir an bile gözünün önünden ayırmazmış. İşte Freud’un, Schopenhauer’den ilhamla oluşturduğu “kirpi kuramı” ve edebiyat dünyasından birkaç âşık kirpi… Schopenhauer’a göre zor iş bir […]

Read More

William Golding ve “Sineklerin Tanrısı”nın büyük yanılgısı

“Sineklerin Tanrısı”, William Golding’in en önemli eserlerinden. Yazarın Nobel kazanmasıyla büyük üne kavuşan bu eser, ıssız ada deneyimini bambaşka bir yönden ele alıyor, davranışlara ve karakter analizlerine odaklanıyor, dahası masum çocukların bile kendilerini amansız bir hayatta kalma mücadelesi içinde bulduklarında ne kadar vahşileşebileceklerini göz önüne seriyor. Arka kapakta böyle yazıyor. Öyle romanlar vardır ki, etraflarına […]

Read More

Bu kitap cevapları değil soruları önemseyenler için

Hilal Bebek’in kaleme aldığı ve Tara Kitap etiketiyle çıkan “Çemberin Dışı”, okuru hayata dair önemli konuları sorgulamaya, yeni bakış açıları geliştirmeye davet ediyor, değişimin, gelişimin, hayat sapaklarında doğru yolu tutturmanın izini sürüyor. Şahsen yazarın kişisel gelişim kitaplarını eleştirirken söylediği şu cümleye bayıldım: “Düşünün, mutluluk satan bir dükkân sahibi olsanız müşterilerinizin mutlu olmasını ister misiniz?” Doğru soruya […]

Read More

Edebiyatçının TROL olarak portresi: ARTHUR CRAVAN

Sürrealist şair Arthur Cravan otuz bir yaşında Meksika sahillerinde sırra kadem bastığında, kendi ölümünü sahnelediği şeklinde rivayetler dolaşmaya başlamıştı. Ölümünün bile gerçek olmadığının düşünülmesi doğaldı çünkü Cravan bir bakıma günümüz sosyal medya trollerinin yüz yıl önceki karşılığıydı. Şiir de yazsa, dergi de çıkarsa, boks ringine de çıksa öncelikli amacı sansasyon yaratmak, her eylemiyle kendini bir […]

Read More

Edebiyatın Marlon’u: TREVANIAN

Benim için 2005’in, 2013’ün ve 2020’nin Trevanian’larını okuyacaksınız aşağıda ve linklerdeki yazılarda… 1995’in Trevanian’ını bile yazmıştım bir vakitler ama birçok başka yazım gibi o da kayboldu gitti.  TREVANIAN’ı kızı anlattı: “Babam gülümseyişiyle odayı aydınlatırdı” Trevanian’ın çığır açan sinema kitabı ve sevdiği birkaç film Huzurlarınızda Nicolai Hel Deri ceketli günlerin Rodney Whitaker’ı yahut edebiyatın Marlon’u 2005’in […]

Read More

Edebiyatçının bir marangoz olarak portresi: MARQUEZ

Gabriel Garcia Marquez’in yıllar içinde başta Paris Review olmak üzere birkaç dergiye verdiği röportajlardan çıkardığım bir mini yazma dersi. Yazar adayları ve roman severler için… Daha önce yazmıştım ama bu genişletilmiş hali… Marquez, Paris Review dergisine verdiği röportajda edebiyatçının aslında bir tür marangoz olduğunu söylemiş, nedenini de şöyle açıklamıştı: “Edebiyatçı da, marangoz da sıkı çalışır. […]

Read More

3) Çeviride eksiksiz sadakat mümkün müdür?

Üçüncü ve son bölüm… Lawrence Venuti’nin editörlüğünde hazırlanan ve çeviri tarihi araştırmalarında önemli bir kaynak kabul edilen The Translation Studies Reader‘dan daha önceki iki yazıda söz etmiştim. Şimdi üçüncü bir yazıyla bu bir nevi mini çeviri dizisini tamamlıyorum. Şahsi fikrimi baştan söyleyeyim: Güzel olanın sadık da olmaması için hiçbir sebep yok bence, ihtimaller arasındaki en […]

Read More

Binnur Kaya ile korkular, zaaflar ve aşka dair

Binnur Kaya ile bu röportajı Vavien filminin setinde yapmıştım. Senaryosunu Engin Günaydın’ın yazdığı ve Taylan Biraderler’in yönettiği Vavien, Tokat’ın Erbaa ilçesinde çekiliyordu. Kalktım gittim röportaj için. İlk sabah uyandığımda kaldığım otelin kahvaltı salonuna indim. Binnur Kaya da orada, açık büfedeydi. Bir çay alayım, sonra da yanına gidip kendimi tanıtayım diye düşündüm. Bir de baktım ne […]

Read More

Neil Gaiman: “Okuduğum hiçbir kitaptan boşanmadım”

“Amerikan Tanrıları”, “Yokyer”, “Coraline”, “Sandman” ve son olarak “Kırılgan Şeyler”le tanıdığımız Neil Gaiman, yaşlandığı için eskisi kadar kitap okuyamadığından yakınıyor hatta anladığım kadarıyla bu konuda epey dertli. Daha doğrusu dertliymiş. Fakat bir arkadaş tavsiyesi üzerine derhal okuma gözlüğü edinmiş, böylece sorun mucize bir hızla çözülmüş. “Benim için atomun parçalanması kadar büyük bir keşif oldu” diyor. […]

Read More

2) Nabokov’un çevirmen olarak portresi

Sıra geldi ikinci bölüme… Vladimir Nabokov beş yıl çalışarak Puşkin’in 250 sayfalık manzum romanı Yevgeni Onegin’i Rusçadan İngilizceye çevirdiğinde ortaya 1500 sayfalık bir metin çıkmıştı. Uzun açıklamaları ve yorumlarının yanı sıra çeviride uyguladığı stratejiyi ayrıntılı anlattığı makalelerle dikkat çeken bu şerhli çevirinin hikâyesini Nabokov sonradan bir makalesinde anlatmıştı. Meraklısına minik bir tüyo: İngiliz düello kurallarının Rusya’da nasıl […]

Read More

Yalçın Tosun: “Öykülerim çırılçıplak çünkü onları ben seve seve soydum”

Yalçın Tosun’u ilk okuduğumda beni etkileyen, kitaplarını merakla beklememe neden olan şey, öykülerinin çağrıştırdıklarıyla, anımsattıklarıyla, bastırılan, geride kaldığı sanılan şeyleri gün yüzüne çıkarmasıyla insanı bazen günler, bazen aylar süren bir boşluğa itivermesiydi. Okunur okunmaz unutulan, hafızada yitip giden öyküler değildi bunlar. Varlığını inatla sürdüren, insanın içinde yaşayan, gününe karışan, en sıradan hayat pratiklerine dahil olan […]

Read More

1) Borges’ten çeviride mutlu ve yaratıcı sadakatsizliğe övgü

Çeviri üzerine üç bölüme ayırdığım yazımın ilki burada. Jorge Luis Borges, 1955 tarihinde yazdığı bir makalede, Binbir Gece Masalları’nın Richard Francis Burton, Dr. Joseph Charles Mardrus, Enno Littman hatta Jean Antoine Galland, Edward Lane gibi geçmiş çevirmenlerini ele almış, kaynak metni gizli gizli (ya da açıkça) kutsal sayan geleneksel çeviri anlayışına karşı çıkarak Binbir Gece […]

Read More