









Füsun Saka’yı tanırsınız. Bazılarınız gazeteci olarak, bazılarınız yazdığı kitaplarla, bazılarınız da bir gün sergi açarak herkese göstermesini çok arzu ettiğim enfes fotoğraflarıyla… Güzel şeyleri tutkuyla seven arkadaşımın küçük ya da büyük, uysal ya da vahşi bütün kedilere duyduğu o büyük aşk ise apayrı bir hikaye konusudur. Füsun bundan sonra Egoist Okur için Zamansız Hikayeler başlıklı […]
Read More
Nehirlerinden süt ve bal akan, zümrüt ağaçlarla bezeli harikulade bir dünya, sakin ve huzurlu Gondal… Bir de karşıtı var, Angria. Orada nehirler kan kırmızı sularla çağlıyor, yer altından gümbür gümbür sesler duyuluyor. Vahşi mi vahşi, acımasız mı acımasız bir yer. Gondal ile Angria, üçü sonradan çok ünlü olacak dört çocuk tarafından yaratıldı. Hem de 19. […]
Read More
Kemal Tahir ‘genç yazar’ Hulki Aktunç’a sormuş: “Türk ve dünya öykücülüğünde nasıl bir eksik gördünüz ki onu tamamlamayı düşündünüz?” Aktunç’un ne dediğini bilmiyorum ama hayal ettiği, yazmayı arzuladığı ya da yazdığı her şey bu soruya bir cevap denemesiymiş gibi geliyor bana. Henüz yazmamış olan herkes Türk ve dünya öykücülüğünde bir eksiktir çünkü. Bu yüzden ‘büyük […]
Read More
“Dövüş Kulübü’nün adını asla ağzına almayacaksın. Korse ve firkete yoksa, gözyaşı da yoktur.” Hmmm, biraz tanıdık değil mi bu sözler? Bakalım. Aşk ve Gurur’u Chuck Palahniuk yazsa Aşk ve Gurur’u Jane Austen değil Chuck Palahniuk yazsa, neye bezerdi? Aslında böyle bir soru hiç aklıma gelmemişti, düşünmemiştim üzerine, öyle ya tembelim ben, tembel. Hem gerek de yokmuş […]
Read More
Çağdaş Fransız edebiyatının “yaramaz çocuğu” Frédéric Beigbeder reklamcılıktan gelme yazarlardan. Onu ilk olarak Aşkın Ömrü Üç Yıldır adlı kitapla tanıdık. Bir evliliğin, kendi evliliğinin bitiş sürecinde yaşananları anlatıyordu. “Her şeyi bilen adam” tavrıyla yazan Beigbeder’e göre aşk bitmeye mahkumdu ve çiftlerin yapacağı hiçbir şey onu diriltmeye yetmezdi. Birçok dile çevrilen kitap dünyanın dört bir yanındaki […]
Read More
Şu Alice in Wonderland’li çantaya, gerçek adını bilmediğim, ama internette Smart Girl nickname’iyle arz-ı endam eden bir genç kadının sitesinde rastladım. Bu kitap sizi gecenin en şık kadını yapacak Anladığım kadarıyla Smart Girl hem kitap okumayı seviyor, hem de el sanatlarıyla uğraşmayı… Sitesine göz atmanızı tavsiye ederim. Kendi tasarladığı özel üretim kitaplardan öyle cici çantalar yapmış […]
Read More
Çocukluğumun karabasanı. Benden epey büyük olan kuzenimin plakları arasında rastlamıştım Uriah Heep grubunun adına ilk kez. Dehşetten ürpermeme yol açan albüm kapakları şimdi çok komik geliyor. Halbuki o yıllarda kuzenimin odasının önünden geçerken bile başka tarafa bakardım, kapı açıksa gözüme ilişirler de gene ödüm kopar diye… Grubun adının Charles Dickens’ın David Copperfield adlı romanından geldiğini […]
Read More
Aşk varsa tesadüf kuşları devreye girer. İki varlık arasında büyük bir çekim, bir kader bağı varsa bütün evren harekete geçer. Milan Kundera “Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği”nde şöyle der: “Aşk devreye girince tesadüf kuşları dönmeye başlar” Aycan Aşkım Saroğlu’nun “aşk ve tesadüfler” güncelliğinde bir yazısı… Aşk ve tesadüf kuşları Aşıksınız. Ama tek söz edilmemiş daha. Dudaklarınız sonsuz […]
Read More
Novel Teas, yani ‘roman çayları’nın her paketinde 25 çay poşeti var. Ve bu poşetlerde büyük edebiyatçıların birer cümlesi yer alıyor. Güzel, değil mi? Çaysız yaşayamayanlardan biri olduğum için, bu buluşa bayıldım. Çay denen şeyin çeşidi de çok, lezzeti de… Siyah çay, yeşil çay, vanilyalı çay, portakal kabuğu aromalı çay, papatya nane anason çayı, zencefilli çay, […]
Read More
Kötülüğün tarifini yapabilir miyim, bilemiyorum. Kötü, keskin hatlı ve net bir şey değildir çünkü. Bizi kendisine bir türlü alıştırmayandır. Her seferinde yeni tuzaklar, yeni masum yüzler edinendir. Oyunlarına kanıp faka bastığımızdır. Hele benim gibi kötücül karakterlere karşı bir çeşit zaafınız varsa, işiniz adamakıllı zordur. Kötülük; bile isteye zalimlik! Şimdilerde edebiyata sardıran hatta All Story adında […]
Read More
Tarihçi Halil İnalcık’ın işret alemlerini, yani sultanların eğlence kültürünü anlattığı Has-Bağçede ‘Ayş u Tarab – Nedimler Şairler Mutripler kitabı çıktı. Hazır olun, yine kendilerini, nasıl oluyorsa hepimizden fazla ‘Osmanlı torunu’ sayanlar kıyamet koparacak ve bir büyük tarihçinin belgelerle ortaya koyduğu gerçekleri görmek istemeyecek. Oysa arkeolog yazar Emine Çaykara hatırlıyor ve hatırlatıyor: “Gerçekler çok hassastır, görmezden […]
Read More
Okulda aritmetik öğretilir ama aşkı itiraf etmenin yolları öğretilmez. İnsan artık sevmediği birini nasıl terkedeceğini de okulda öğrenemez. Üzgün birini teselli etmek için söylenmesi gerekenleri anlatan bir ders kitabı da yoktur bildiğim kadarıyla. Düş kırıklığının ardından nasıl iyileşileceği, orta yaş krizini sağ salim atlatıp yola nasıl devam edileceği, utangaçlığın nasıl yenileceği ve toplum içinde nasıl […]
Read More
Arkadaşınız çok sevdiğiniz bir kitabı siz daha son sayfaya gelmemişken istese, verir misiniz? Ben vermem. Hem konu okumanın hazzı olunca, egoist olduğumu itiraf etmekten de hiç utanmam. Bu sitenin adı, başka sebeplerin yanı sıra, biraz da bu yüzden Egoist Okur. Kendi de bir “egoist okur” olan Toros Öztürk leziz yazısında okur egoizmini anlatıyor… Toros Öztürk […]
Read More
Hepimiz kendi hayatlarımızın imparatorları, imparatoriçeleri, cariyeleri ve köleleriyiz… Eğilmez olduğumuz anlar olduğu kadar; diz çöktüğümüz anlar da bize ait. Sözlerimizle öldürebiliriz, tıpkı sessizliğimizle yapabildiğimiz gibi. Öyle kudretliyiz ki, gülüşümüzle bile bir başkasına hayat verebiliriz. Aşkın içinde kaybolurken köle, bir aşkı bitirirken efendiyiz. Bazen aşk için ölürüz, bazen aşk bizi öldürür… Kimileri için muhteşem imparator ya […]
Read More
Tolga Meriç, bu kez Behçet Çelik‘in Diken Ucu adlı yeni öykü kitabını yazdı. Tolga’nın Diken Ucu hakkında bildiklerinin bazılarını siz de biliyor olabilirsiniz ama onları da ötekileri de okuyun, Behçet Çelik gibi iyi yazarların insanı nasıl her zaman tekinsiz alanlara sürüklemeyi başardığını bir kere daha görün. Behçet Çelik’le sürüklendiğimiz tekinsiz alanlar 1. Diken Ucu, Behçet […]
Read More
Kimsenin böyle bir şey dediği yok tabii, bunu ben uydurdum. Nereden çıktı? Şuradan… “Seninle seks yapmak, Kafkaesk bir deneyim” diyordu “Annie Hall” filminde Diane Keaton, Woody Allen’a… Filmdeki seksin neye benzediğini görmüştük. Pek bi’ şeye benzemiyordu. Yine de ‘Kafkaesk seks’ nedir diye merak etmiştik. “Pek bi’ şeye benzemeyen seks” olamazdı. Neydi peki, neydi? Kafkaesk Porno […]
Read More
Charles Dickens romanlarını, edebiyatta 19. yüzyıl kokusunu seviyorsanız CB I Hate Perfume’un parfüm, eau de toilette ve oda spreyinden oluşan yeni serisine bayılacaksınız. GÜZEL NEFES: Marcel Duchamp parfümü CB I Hate Perfume: 19. yüzyıl kokusu Yaratıcısı, “In the Library”, yani “Kütüphanede” adını taşıyan bu yeni serinin, Rus ve Fas işi deri ciltlerin, eski zaman kumaşlarının […]
Read More
“Bir müzisyen olarak da doğu ezgileriyle duygularımı çok daha doğru ve açık ifade edebildiğimi, müziğe kendi ruhumu daha fazla katabildiğimi fark ettim. Grubum Al Qaynah‘ın sloganı “There’s no country”, yani ülke diye bir şey yoktur! Ülkeler yok, evet, ama sesler var. Batılı sesler ve müzikler bana gittikçe daha yaratıcılıktan yoksun ve ticari gelmeye başladı, Türk ve […]
Read More
“Çocukken bizimle oturan anneannemin dinlediği Türk ve Rum müziklerini seviyordum. Ermeni müzisyenlerin adları vardı plakların üzerinde. Gençliğinde Boğaz kıyısında dolaşmayı çok severmiş anneannem, bir de geceleri udîleri dinlemeyi… Ud aşkını bana da aşıladı.” Philadelphia’lı Bebek grubu üyeleri yaptıkları müziği “organik elektronik” diye tarif ediyor, bazılarına göre ise düşsel pop yapıyorlar. ABD’li bu beş genç müzisyeni benim […]
Read More
Beden, binlerce yıllık görsel sanatlar tarihinde en çok üretilmiş imge. Mithat Şen de çok uzun süredir beden resimleri yapıyor. Ama onun bedenleri tamamen özel ve başka bir evrene ait. Hem yazıyı hem figürü andıran fakat ne hat ne figür olan yapılar bunlar. Bugüne dek üzerlerine çok yazıldı, hatta birkaç da kitap kaleme alındı, ama bana […]
Read More
Levi-Strauss’tan Selim İleri’ye edebiyatta şölenler, kurban etme törenleri, oburluk, açgözlülük, yasaklar ve hazlar… Selim İleri: “Bugünün romanıyla ilgili büyük endişem şu: İnsan acısı yok!” İnsan yedikçe Yapısalcılığın kurucularından Claude Lévi-Strauss, Yaban Düşünce adlı yapıtında Gabon’da yaşayan Frag’ların sincabı gebe kadınlara yasaklamasının altında yatan nedeni şöyle aktarıyor: “Bu hayvan ağaç gövdelerinin oyuklarına sığınır ve onun etini […]
Read More