Egoist okur

Peri masallarıyla örülen roman: YALANCILAR

İlk yayınlanışından yıllar sonra TikTok’ta yeniden ünlü olup (TikTok’un çok satan yaptığı ilk kitap deniyor ona) üzerine bir de televizyon dizisine dönüşünce yeniden hatırlayalım mı bu romanı? Bu arada diziden aldığım bu fotoğrafla profil resmini de değiştirdim yeri gelmişken. (Bu arada diziyi seyretmedim, kitaptan farklı olabilir.) Hepsi çok güzel insanlardan oluşan köklü bir aile. Zeki […]

Read More

T.S. Eliot’ı bir pop kültür fenomeni yapan kediler

Gelenek ve inancı şiirin merkezine koyan Nobel Ödüllü şair, oyun yazarı, eleştirmen, yayıncı T.S. Eliot’un hayatının son günlerinde bir parça eğlenmek için yazdığı ve tüm zamanların en sevilen müzikallerinden biri olan “Cats”e ilham veren kitabı “İhtiyar Farenin Kediler Kılavuzu”, büyük şairin biyografisiyle eşzamanlı olarak çıktı. Mona Lisa’dan Venüs’e sanat âleminin en tatlı kedileri İhtiyar Farenin […]

Read More

520 + 1314 = Seni daima seveceğim…

“Alacakaranlık Kuşağı” diye bağımlısı olduğum bir dizi vardı. Bir bölümünde dilini kaybeden bir adam anlatılıyordu. Adam günün birinde çevresindekilerin “öğle yemeği” yerine başka bir şey, yanlış hatırlamıyorsam “dinozor” dediklerini işitiyordu ve “Dinozora gidelim mi?” sorusu ondan başka kimseye acayip gelmiyordu. Günler geçtikçe “yerini şaşırmış” kelimelerin sayısı hızla artıyor, aralara son hızla tamamen anlamsız ses öbekleri […]

Read More

“Okurken zevkten öleceğim romanı yazmayı düşlüyorum”

The Mysteries Of Pittsburgh, Fountain City ya da Curtis Hanson tarafından sinemaya uyarlanan ve 90’ların en heyecan verici filmlerinden biri olarak hatırlanan Wonder Boys (Bizde gösterime girmedi) adlı kitaplarıyla Amerikan edebiyatının en ilginç isimlerinden biri olarak kendini kabul ettiren Michael Chabon’un en ünlü romanı elbette The Amazing Adventures Of Kavalier & Clay. 1930’larda hayatlarını çizgi […]

Read More

Sağlıklı olmak arzusu hastalığa dönüşünce…

Farklı türlerde 3 kitap… Birincisi sağlıklı yaşam çılgınlığına dair. İkincisi Georges Perec’in kaleminden hayatın olağan keşmekeşinin tablosu. Üçüncüne gelince; işte o, büyük yazar Tolstoy’un kaosu düzene sokma çabasının ürünü olan bir bilgelik takvimi. Tolstoy, Perec ve büyük soru: Kim en mutlu, kim en sağlıklı? Her şeyi bilen ama hiçbir derde derde deva olmayan sağlık kitaplarından […]

Read More

Genç Ursula K. Le Guin, Ged’i yaratırken kimden ilham aldı?

Portlandlı tutkulu okur Ursula K. Le Guin, bir süre sonra kendi hikayelerini yazmaya karar veriyor. Her gece çocukları uyuttuktan sonra sabahlara kadar yazdığı öyküleri beğenen yok. Hangi dergiye gönderdiyse red cevabı alıyor, şurada burada tek tük şiirleri çıksa da editörler onun yazdıklarıyla ilgilenmiyor. Peki ya sonra? Okuyalım… Ursula K. Le Guin: “Bu yaşımda, yapmadığım hiçbir […]

Read More

BİR ZAMANLAR BLOGGING: Montaigne’in denemeleri

Bazı kitaplarla aranızda ilk görüşte aşk olur. Daha kapağını gördüğünüzde, içinizde coşkuya benzer bir şey kabarır. “Bunu hemen okumalıyım” dersiniz. Kendinizi kitabın isminin yahut kapağının vaat ettiği dünyaya yakın hissettiğinizden mi, yoksa size o kitapta hayatınızı kolaylaştıracak, güzelleştirecek bir sır varmış gibi geldiğinden mi, bilmem… İşte Sarah Bakewell’in tam adı “Nasıl Yaşanır ya da Bir […]

Read More

James Joyce’un “Dublinliler”i ve biz kar yağsın diye beklerken

Toplu olarak bakıldığında Joyce’un yazdıkları ülkesi İrlanda’ya ve halkına bir armağan da sayılabilir aslında. Dublin, gecesi ve gündüzüyle, sokakları ve en kuytu mekanlarıyla, tarihi ve geleneğiyle, soğuk kış aylarında şehrin ve mezarlıkların üzerini örten karıyla Joyce’un romanlarında ve öykülerinde canlandı, kağıt üzerinde de yaşayan bir yere dönüştü. Edebiyat, karın James Joyce’un “Dublinliler”inde yaptığını bile yapamayacaksa […]

Read More

Engin Geçtan: “Gölgenin olduğu yerde hayat vardır”

Elveda sevgili Engin Geçtan, şu hayatta aldığım en müthiş iltifat sizden gelmişti, o anı hatırladıkça gözlerim doluyor. Sizi çok özleyeceğim. Saffet Murat Tura: “Bilimde sadakat yoktur” “Günah işleme eğilimimizin olduğunu kabul etmek bizi hafifletir” Psikiyatrist Engin Geçtan, Kırmızı Kitap, Dersaadette Dans, Kızarmış Palamutun Kokusu, Tren ve Kuru Su gibi başta karmakarışıklıklarıyla insanın başını döndüren ama […]

Read More

Tosun Bayrak: “Ben de işte kızgın biriydim; dertten derte soktum başımı”

Tosun Bayrak’ı kaybettik. Bu dünyadan benzersiz bir ruh geldi geçti… Şanslıydım, çünkü onu tanımış, sohbet edebilmiştim. Onu aşağıdaki röportajımızla anıyorum. Mekanı cennet olsun… Tosun Bayrak röportajı: Uzun, maceralı bir hayatın kısa hikayesi Karşımda Tosun Bayrak oturuyor. Yazar, işadamı, ressam, performans sanatçısı, sanat tarihi hocası ve Amerika’daki Halveti Cerrahi Dergahı’nın şeyhi. Onu biraz daha yakından tanımak için […]

Read More

Yasemin Eğinlioğlu: “Yazdıklarımla kendimde çoğalırken yalnızlaştım”

Yasemin Eğinlioğlu “Caz Halleri” adlı kitabında, hayatın caz ritminde nasıl yaşanabileceğini gösterirken, var oluşun caz halini de yazıya döküyor. Zihnin ve hayatın caz halleri Yasemin Eğinlioğlu: “Yazı hayatın ve insanın görünmeyen yüzünü gösterebilecek kadar gerçek bir şey” İlk kitabınız “Derinlik Deliliği” özyaşamöyküsel bir romandı. Kendi hayatlarından yola çıkanlar genelde ilk kitaptan sonra tıkanırlar. Sizse sürekli […]

Read More

Ahmet Rasim’den Çiçeklerin Lisanı

Ahmet Rasim, son yazılarından sayılabilecek ve Latin harflerine daha önce hiç aktarılmamış “Çiçeklerin Lisanı” adlı yazısında, sadece çiçeklerin halk arasındaki anlamlarını vermekle kalmıyor, kendisine has Türkçesi ve şen şakrak anlatımıyla kur yapmanın inceliklerini, çiçeği koklamanın adabını -raconunu da denebilir- gösteriyor. Bu yazıya Jaguar Kitap’ın muhteş blogunda rasladım ve aldım. Okuyun ama sonrasında blogu incelemeyi de […]

Read More

Joyce’un “derin sesli, uykulu, sabırsız” karısına mektupları

“Merak ediyorum, bende bir delilik var mı diye. Yoksa aşk delilik mi? Bir an seni bir bakire ya da Madonna gibi, bir an sonraysa utanmaz, küstah, yarı çıplak ve açık saçık bir kadın olarak görüyorum! Ya sen beni nasıl düşünüyorsun? Benden iğreniyor musun?” James Joyce, sonradan karısı olacak Nora Barnacle ile 1904’ten 1924’e kadar aralıklarla mektuplaşmış. […]

Read More

Suat Duman: “Alakarga’yla sevdiğimiz şeylerin ormanına adım atalım istedik…”

Alakarga çok genç bir yayınevi ama kısa öyküyü kalpten sevmesiyle, yayımladığı unutulmuş ya da hakkı yenmiş yerli yabancı kitaplarla, enteresan kapak tercihleriyle farklılığını hep hissettirdi. Ben de yayınevinin kurucularından olan Suat Duman’a gidip bu hikayeyi bir de Egoist Okur’lar için anlatmasını istedim. (Kendisi aynı zamanda müthiş bir yazar ama bu röportajda işin bu kısmını konuşmadık.) Her neyse, Suat […]

Read More

Zivkoviç’ten Egoist Okur’lara öykü armağanı: TELEFON

Zoran Zivkoviç okudunuz mu hiç? Alacakaranlık kuşağında geçen tuhaf, yaşanması olanaksız ama kışkırtıcı öyküler yazıyor. “İmkansız Karşılaşmalar” adlı kitabını hatırlayalım. Tadına doyulmaz bir kitap, yazarla Egoist Okur için kısa bir sohbet gerçekleştiren Ayşe Kilimci’ye göre Zivkoviç’in dilimizde yayınlanan en esaslı yapıtı. Öldüğünün farkında olmayan birine hayata dönüş fırsatı sunulursa tepkisi ne olur sizce, nasıl tercihler […]

Read More

Bir fantastik kurgu üstadıyla kısa sohbetler

Zoran Zivkoviç, bizde en çok “Başka Zaman Kütüphaneleri”, “İmkansız Karşılaşmalar”  ve “Gizli Kamera” adlı kitaplarıyla -tanınıyor. Fakat bu, onun yeni kitaplarıyla karşılaşmayacağımız anlamına elbette gelmiyor. Dilimize ilk Cumhur Orancı’nın çevirdiği ünlü Sırp yazarın önemli eserleri Sola Yayınları etiketiyle teker teker dilimize aktarılıyor. Sanıyorum editör de Orancı. Zivkoviç’le çok sevgili yazar arkadaşım Ayşe Kilimci, kısa bir sohbet […]

Read More

Zeynep Tuğçe Karadağ ve parçalanmış bir dünya haritası

Şair Zeynep Tuğçe Karadağ’ın adını Acile Tek Giden çıktığında duydum ilk kez. Oysa tanıyan zaten tanıyor, şiirden anlayanlar ondan epeydir övgüyle söz ediyormuş. Benim bir şeylere, bir yerlere hep geç kaldığım günlerdi. Derken kitabını okudum. Yetmedi, başka ne yazmış merakıyla internete daldım. Bazı dizeleri günlerce dilimden düşmedi. Ve epey sonra, yani geçen hafta ona bir e-posta […]

Read More

Küçük Prens, Lolita, Dönüşüm, Moby Dick minyatürleri

Murat Palta‘yı hatırlarsınız, birkaç yıl önce Hollywood filmlerinin afişlerini minyatür stiliyle hazırlamıştı. Yeni işi daha da güzel. Bu kez edebiyat dünyasından, daha doğrusu Batı edebiyatından seçtiği başyapıtlara kapaklar hazırlamış; tabii gene minyatür stiliyle… Fahrenheit 451’den 1984’e, Dönüşüm’den Moby Dick’e, Don Quijote’den The Hobbit’e, Harry Potter ve Felsefe Taşı’na, Lolita’ya, Koku’ya, Küçük Prens’e ve diğerlerine kadar 12 muhteşem […]

Read More

Münir Özkul’u Kâmran Yüce’nin 62 yıllık yazısıyla anıyoruz

Münir Özkul öldü dün. Daha ne diyeyim, konuşmaya halim ve arzum yok. O yüzden istedim ki, onu bu kez ben anlatmayayım, en yakınlarından biri anlatsın. Bir başka büyük aktör, Kâmran S. Yüce;  hani biriciğimiz Deniz Yüce Başarır’ın babası. Kâmran Yüce 62 yıl önce Küçük Sahne dergisine yazdığı şahane yazıyla anlatıyor Münir Özkul’u… Sezen Aksu, Don Corleone […]

Read More

Douglas Coupland, Clive Barker ve o öldürücü kelime: AŞK

Douglas Coupland’ın bir öyküsünde okuduğum aşk tarifi ve Clive Barker’ın bir yerlerde karşıma çıkan formüle etme çabası terk edilmiş birini teselli etmeye yarar mı? Açıkçası ben denedim, pek işe yaradı diyemem ama göz yaşları içindeki bir arkadaşımı biraz olsun güldürebildim. Belki size de iyi gelir. Gözetleme teknikleri ve ilişki temrinleri Douglas Coupland, Clive Barker ve […]

Read More

“Âşık olmak ya da olmamak; sen hangisini seçerdin?”

Fantastik romanlarıyla tanıdığımız Gülşah Elikbank şimdi bir aşk ve tutku romanıyla okurlarının karşısında. Romanında sevgililer, ihtimaller ve Shakespeare var. Shakespeare kısmı biraz sürpriz kalsın ama Gülşah’ın aşka dair röportajımızda söylediklerinde bütün ipuçları var aslında: “Aşk, var oluşumuzun da yok oluşumuzun da nedeni. Her şey zıddıyla mümkün ve aşkı büyülü yapan, bu iki uç arasındaki mesafenin […]

Read More

Alsem Charles Roidi: “Ölmeyen için yarış bitmiş sayılmaz”

Alsem Charles Roidi’nin Egoist Okur’daki ilk röportajını burada okuyabilirsiniz. Bu onun ikinci röportajı. Ben çok sevdim, sizin de seveceğinizi umuyorum. Hele kitaplarla nasıl tanıştığını ve yazar olmaya nasıl karar verdiğini anlattığı kısımlar çok tatlı. Röportajımızın sebebi olan romanı Yegane’ye gelince; daha önce internet üzerinde tefrika edilmişti ama şimdi kitap olarak -Kaplumbaa Yayınevi etiketiyle- basıldı. Karakterler […]

Read More

Selahattin Yusuf: “Hayat, kalbimize saplanmış bir bıçak”

Cümlenin güzelliğine bakar mısınız? “Hayat; anlatamayıp kabzasını süslemeye çalıştığımız, kalbimize saplanmış ve ancak nadir anlarda güzel bulabildiğimiz bir bıçak.” Selahattin Yusuf röportajından. Yazarla, Profil Kitap etiketli ikinci romanı “Masumiyetin Son Günleri”ni konuştuk. Yanı sıra hızla kaybolmaya yüz tutan masumiyetimizi ve “kötü yola düşmüş” edebiyatımızın halini… Selahattin Yusuf: “Hayat, kalbimize saplanmış ve ancak nadir anlarda güzel […]

Read More