Egoist okur

Zeynep Ergun: “Erkeğin yittiği yer, özlenen bir yer”

“Erkekler savaşının Türkiye’yi ilgilendiren yanı, bu savaşın kadın bedeni üzerinden yaşanması. Kadın bedeni de bir savaş alanı oluyor ve adamlar kadının üzerinde tepinerek aslında birbirleriyle savaşıyor. Birbirileriyle yaşanmak istenen ilişki yaşanmıyor çünkü. İlla homoseksüel bir ilişkiden bahsetmiyorum. Normal bir ilişki erkekler arasında kurulamıyor, yaşanamıyor gördüğüm kadarıyla. Üstelik kurmaya çalıştıkları ilişkileri de kadın bedeni üzerinden cinsellik […]

Read More

Solmaz Kamuran: “Her kadının içten içe arzuladığı erkek, Heathcliff”

Solmaz Kamuran “Kiraze”, “Minta” ve son olarak İbrahim Müteferrika’nın hayatını anlattığı “Macar” gibi birçok değerli kitabın yazarı. Ayrıca “Bakir İntiharlar” ve “Middlesex” gibi şahane Eugenides yapıtlarının çevirmeni. “En seksi roman karakteri hangisi?” soruma Solmaz Kamuran’ın cevabı, Emily Bronte’nin “Uğultulu Tepeler” romanının kahramanı Heathcliff oldu. Gülenay Börekçi  Solmaz Kamuran “Mahcup, içe kapanık ama delice bir tutkuyla […]

Read More

K. Aycan Aşkım Saroğlu: “Okuduğum en seksi erkek İvan Karamazov’du”

Bir Dostoyevski kahramanı daha huzurlarınızda… Gazeteci-yazar arkadaşım Aycan Aşkım Saroğlu, en seksi bulduğu roman kahramanını yazmakta tereddüt etmeyenlerden. Cevabı hazırdı çünkü. Hem de 20 yaşından beri… “Perişandım. Nasıl da kurtarılmayı bekliyordu, bir kadın tarafından, benim tarafımdan… Şeytanla savaşır, o derin sancıları çekerken nasıl da şefkat uyandırıyordu… Nasıl da o güzel başını göğsüne yaslamak istiyordun… O […]

Read More

Nilüfer Açıkalın: “Raskolnikov ve şiddetin arkasına gizlediği şehvet”

“Size göre en seksi roman kahramanları hangisi?” sorumu oyuncu ve yazar Nilüfer Açıkalın da cevapladı. Çocuk Oyuncağı Değil, Bıçak Sırtı, Yıkık Aşklar Diyarı, Yoldan Çıkmış Öyküler, İyiler Yalnız Gezer gibi kitapların yazarı Nilüfer’in tercihi Suç ve Ceza’nın ana karakteri Rodion Romanovich Raskolnikov’tu. Yani bir Dostoyevski anti-kahramanı… “Niçin?” diye sordum. Öyle güzel anlattı ki… “Şiddetin arkasına […]

Read More

Hande Öğüt: “Yeni bir cinsellik tasavvuruna doğru…”

“En seksi roman kahramanı hangisi?” sorusunun cevapları geliyor… Tavrından ve muhtevasından ötürü beni mutlu eden yazılardan biri olduğu için Hande Öğüt’le başlıyorum dosyaya. Eleştirmen Hande Öğüt hem ona göre kışkırtıcı olan roman karakterlerini anlattı bu yazıda, hem de daha önemlisi konuyla ilgili genel bir değerlendirme yaptı. “Baştan çıkarıcılık, erotiklik ya da seksilik, heteroseksist patriyarkanın erkek […]

Read More

Burhan Sönmez: “Hakikat, geçmişin kendini gelecekte var etmesidir”

Burhan Sönmez, 2009’da yayımladığı ilk romanı Kuzey’in ardından Masumlar ile şimdiden adını edebiyatın kalıcıları arasına yazdırdı. Neden, çünkü Masumlar, daha dumanı tüterken, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti 2011 Sedat Simavi Edebiyat Ödülü’ne değer bulundu. Tabii bir de bu kadar kısa zamanda fanlarını yaratmış olması da bu iddianın diğer nedeni. Öyle ki genç bir çift, birbirlerine duydukları aşkı […]

Read More

Zekası, güzelliği, tekinsizliği, falları, cinleri, perileriyle şahane bir CADI

Şahane Bir Kitap başlıklı yazılarıyla tanıdığınız Oylum Yılmaz benim için kıymetlidir. Onun ilk romanı Cadı hakkındaki bu yazıyı kaleme alan Ceren Ünlü Ulutunçel de öyle… Ceren ve Oylum Picus döneminde beni yalnız bırakmayan, yazıları ve röportajlarıyla dergiyi güzelleştirenlerdendi. Geçenlerde aradı Oylum, romanının çıkacağını söylemek için. Önce onun adına sevindim elbette. Sonra romanın taslakları geldi önüme. Kapağına […]

Read More

Serhan Ergin’le içinden Romain Gary geçen söyleşi

Serhan Ergin, Yürek Tutsağı adlı romanıyla Everest Yayınları İlk Roman Ödülü kazandı. Ergin edebiyatı şöyle anlatıyor: “Yazmak, ölüme meydan okumaktır. Çaresizliğimizi yırtmaya çalışmak. İkinci husus ise şudur: Edebiyat, belki genel anlamda sanat demek daha doğru, insanlığın evrensel vicdanını kurar, oluşturur.” Gelin sizinle anlaşalım, siz Serhan Ergin’in kitabı Yürek Tutsağı’nı okuyun, ben de ilk fırsatta Egoist […]

Read More

KAFKA’NIN BEBEĞİ: Bir yazarın harikulâde yalanı

Çek yazar Franz Kafka’nın son büyük eserini kimin için yazdığını biliyor muydunuz? Oyuncak bebeğini kaybettiği için hıçkıra hıçkıra ağlayan bir küçük kızın yüzünü güldürmek, onu yeniden hayata bağlamak için… Ayrıntılar Gert Schneider’ın Kafka’nın Bebeği adlı romanında. Kafka’nın Bebeği benim kitaplığımda, büyük yazar ve düşünürlerin adlarını taşıyan güzel romanlar serisinin bir parçası olarak, Flaubert’in Papağanı (Julian […]

Read More

Salinger’a bir giriş: Homeopati, Vedanta Budizm ve yalnız kalma arzusu

İlk ve tek romanının yayınlanmasıyla tüm zamanların en büyük yazarlarından biri haline gelen ve aradan geçen yıllarla birlikte ünü, saygınlığı hiç eksilmeyen, üstelik bunu korumayı insan içine çıkmayarak, röportaj vermeyerek, fotoğraf çektirmeyerek ve çok uzun süredir tek satır yazmayarak başaran kaç kişi biliyorsunuz? Hafızanızı zorlamayın; Salinger’dan başkası yok. Ve işin kötüsü, artık o da yok. […]

Read More

Sezgin Kaymaz: “Onlar gibi olamamaktan, daha doğrusu kendimiz olmaktan korkuyoruz”

Bütün sakinlerinin mutlu ve huzurlu yaşadığı Cennet’te, Tanrı ilk insanı yarattı, adına da Âdem dedi. Onu yarattığı toprağa kendi nefesinden üfleyerek can verdi, bu cana hem iyilikten hem şerden, hem riyadan hem sadakatten koydu. Ona güzel olan ne verdiyse, bir o kadar da kötülük ekledi. Sonra Cennet’teki tüm varlıklara dönüp Âdem’e secde etmelerini buyurdu. Bu […]

Read More

Gay romanı yazmak için ille gay mi olmalı? Ve akla gelen başka sorular…

Yazar Ayşe Kulin’in yeni romanı Gizli Anların Yolcusu tartışmaları da beraberinde getirdi. Şimdi twitter’da ve internetteki başka mekanlarda eşcinsel olmayan bir yazarın eşcinsel dünyayı anlatan bir roman yazmasının doğru olup olmadığı, daha doğrusu bilmediği bu dünyayı hakkıyla anlatıp anlatamayacağı konuşuluyor. Önce bu tartışmayı okuyun, sonra dünyadan benzer hadiseleri… Gülenay Börekçi Gay romanı yazmak için ille […]

Read More

Umberto Eco, Prag Mezarlığı’nı niçin yazdı?

“Sevgiye adanmış sayısız roman var ama artık sevgiden çok daha yaygın bir duygu olan nefreti anlatmak için bir roman yazmanın zamanı gelmişti. Yaygın; çünkü nefret olmasaydı, savaş, suç ve ırkçılık da olmazdı. Sevgi, seçicidir (“Seni seviyorum, sen de beni seviyorsun, öyleyse dünyanın geri kalanı bizim ilişkimizin tamamen dışında.”) Nefretse tümüyle kolektif ve toplumsaldır. Mesela bir […]

Read More

Behçet Çelik’ten yüzleşmeyi göze alanlarla yüzleşmekten korkanların çatışması

Behçet Çelik’in yazdığı Diken Ucu, Türk edebiyatının hikaye birikimini duyurup zenginleştiren kitaplardandı. Behçet Çelik anlatmayarak anlatıyor, boşlukların kıymetini biliyor ve hikayelerini suskunluklarda zenginleştiriyordu. Onunla yaptığımız söyleşide yazıyla macerasını anlattı, bu maceranın ne zaman macera olmaktan çıktığını anlattı… Ve tabii her kitapla yeniden çıktığı yolu, ruh göçünü… Gülenay Börekçi Behçet Çelik’ten yüzleşmeyi göze alanlarla yüzleşmekten korkanların […]

Read More

Mario Levi: “Herkes kendi dilinde ölüyordu!”

“Tüm anlatılanların otobiyografik bir karakter taşıdığına inanıyorum. Bu keşfi durduk yerde yapmadım, sadece yıllar önce ifade edilmiş bir hakikatin izini sürdüm. Gustave Flaubert, ‘Madame Bovary benim’ lafını boşuna etmedi. Tüm bunlar bir yana, ancak yaşananın bize daha sahici bir edebiyatın yolunu açtığına hep inandım. Birileri bana hikâyelerini anlatmam için kendilerini gösterdi, hatta hayatıma girdi… Kim […]

Read More