Posted by gülenay börekçi on October 29, 2011 · Leave a Comment
Edebiyatta 43 yılı geride bırakan Selim İleri, uzun süre ara verdiği öyküyle çıktı karşımıza. “Yağmur Akşamları” yazarın edebiyat dünyasıyla ilgili anılarının kırgınlık ve mutluluklarının tuhaf bir toplamı. Kurmacayla hakikat arasında bir alacakaranlık kuşağı… Çok sevdiğim, saydığım, edebiyatımızın can damarlarından biri olduğuna inandığım Selim İleri’yle son kitabını Habertürk Gazetesi’nde edebiyat söyleşileri gerçekleştiren Ümran Avcı konuştu. Selim […]
Read More
Posted by gülenay börekçi on October 2, 2011 · 2 Comments
“Jane Austen’ı vampir haline getirdim. Ve S-E-K-S yapmasını mümkün kıldım. Öyle abartılı bir açık saçıklık yok benim romanlarımda fakat çekingen bir bakıştan veya omza küçük şefkatli bir temastan fazlası Jane Austen hayranlarını acil durum alarmına geçirmeye yetiyor. O zaman onlara sormak istiyorum: “Sizin deyişinizle ‘Zavallı Bayan Austen’, daha ne kadar hayatında tam anlamıyla hiçbir şeysiz […]
Read More
Posted by gülenay börekçi on September 9, 2011 · 5 Comments
“Kan Sıcak Akacak”, 1996’da yayımlandığında büyük gürültü kopardı. Ve Adalet Ağaoğlu’dan esinlenerek söylersek; “alt tarafı bilmem kaç litre kanla bilmem kaç metre bağırsaktan ibaret” şu bildiğimiz insanoğlu romanı sadece 6 gün yaşattı. Yazarıysa o günlerden bugüne, tam 15 yıl boyunca sustu. Bu, 15 yıl sürmüş aktif bir suskunluğun bütün iktidar odaklarını kapsayan yaralayıcı hikâyesi… Ve […]
Read More
Posted by gülenay börekçi on September 5, 2011 · 3 Comments
“Romanlar ikinci hayatlardır” cümlesiyle başlıyor Orhan Pamuk’un yeni kitabı. Ve roman okurken zihnimizin ne şekilde işlediğini araştırıyor. Okurken insan zihninin bir tarafı, romanın karakterler, olaylar, mekânlar, nesneler, renkler, tatlar, kokular aracılığıyla yarattığı devasa manzaranın, daha doğrusu bir nevi düşsel müzenin tadını çıkarıyor. Bu bizim kendi gerçekliğimizi terk ederek romanın içine girme, onun bir parçası haline […]
Read More
Posted by gülenay börekçi on July 29, 2011 · Leave a Comment
Elif Şafak, yeni romanının kapağında bir erkek, yani anne katili İskender olarak çıkıyor karşımıza. Onunla Sirkeci Garı’nda yaptığımız söyleşide, kitabını, evliliğini, çocuklarını, aşkın karmaşık hallerini, niçin yazmaktan hiç vazgeçemeyeceğini, ailesi hakkında çıkan dedikodulara tepkisini, zihin ve kalp detoksu yapmanın önemini, Juliet’e serenat yaparmışçasına yazan erkek yazarları konuştuk… Gülenay Börekçi Elif Şafak: “Hakkımdaki dedikodularla uğraşacağıma kitap […]
Read More
Posted by gülenay börekçi on June 26, 2011 · Leave a Comment
“Benim için bir Oğuz Atay vardı. Onun roman kahramanlarının zihinlerinden geçenler benim de hissettiğim, düşündüğüm şeylerdi, onlarla özdeşleşebiliyordum. Dostoyevski romanlarındaki insanlarla da özdeşleşebiliyorum. Buradan başka örnek bulmak zor, bir Türk Leonard Cohen’i yok ki onun şarkılarıyla özdeşleşeyim. Bu toplumdaki birtakım şeyleri beğenmek için kendimi zorlamam gerekiyor. Yoldan yordamdan çıkıyorum, beğenmeye çalışıyorum. Duman grubunun bugüne dek hiç […]
Read More
Posted by gülenay börekçi on June 19, 2011 · Leave a Comment
Osman Sınav’ın Ludmila Filipova’nın bir romanını dizi haline getirdiğini öğrenince, zaman kaybetmeden Filipova’yla röportaj yapmak şart olmuştu. İlk romanı Aramızdaki Duvar nihayet Doğan Kitap’tan çıkınca, onunla birkaç ay önce yaptığımız bu röportajı Egoist Okur’a da almaya karar verdim. Ludmila romanlarını, Osman Sınav’a duyduğu hayranlığı ve elbette 9’ların bol olduğu uğurlu bir tarihte, 09.09.2009’da tanıştığı ve […]
Read More
Posted by gülenay börekçi on June 11, 2011 · 2 Comments
İstanbul Başsavcılığı tarafından hakkında muzır soruşturması açılan Ölüm Pornosu‘nun (Snuff) çevirmeni Funda Uncu, ifade vermesi için Bodrum Karakolu’na çağrıldı. Ve karakolda yaşadıkları gazetelerin birinci sayfalarına taşındı. “Utanmıyor musun böyle şeyler yazmaya?” diye soruldu ona, “Manken filan mısın yoksa?” dendi. Aşağıda Füsun Saka’nın bir zamanlar Kurban grubunun menajerliğini de yapan Uncu’yla sıcağı sıcağına yaptığı söyleşiyi okuyacaksınız. […]
Read More
Posted by gülenay börekçi on May 27, 2011 · 6 Comments
2008’de intihar eden yazar David Foster Wallace’ın İğrenç Adamlarla Kısa Görüşmeler adlı kitabı bir süre önce çıktı. Kapakta, kafasına koskoca bir kesekağıdı geçirdiği için ne derece iğrenç olduğunu kestiremediğimiz bir adam var. Bu adamın ve diğerlerinin iğrençlik seviyesini anlamak için Wallace’ın öykülerini okumanız gerekiyor. David Foster Wallace’a göre hayat Okuduysanız bilirsiniz, David Foster Wallace’ın romanlarını […]
Read More
Tutkulu bir aşkın anlatıldığı Adınla Çağır Beni’nin ardından dünyanın sayılı Proust uzmanlarından Andre Acıman’ın Proust Projesi adlı kitabı da nihayet Türkçe’de… Yazarın ailesinin Türkiye kökenli olduğunu bilmek onu tanımayı biraz daha acil hale getiriyor. Üstelik güzel yazıyor, güzel konuşuyor… Gençlik yıllarındaki yazınsal tercihlerini ve sonra nasıl değiştiğini şöyle anlatıyor mesela: “Ne yazarsam yazayım, benden sadece […]
Read More
İnci Aral ‘Kırmızı Kedi Yayınları’ndan çıkardığı Şarkını Söylediğin Zaman’da yarım kalan hüzünlü bir aşk hikayesi anlatıyor. Şarkını söylediğin zaman aşkın çarpıcı hallerini anlatırken kadın, erkek ilişkilerine dair sorulara cevap veriyor ve sanki kapanması hiç mümkün değilmiş gibi görünen aşk yaralarına merhem olunuşuna tanıklık ediyor. Sibel Ateş Yengin İnci Aral: “Bazı erkekler boyalı kuş gibi çekicidir” […]
Read More
Coraline’ı okuduğum günden beri, yani neredeyse bir sekiz on yıldır Neil Gaiman’a hastayım. Görkemli Sandman külliyatına rağmen en sevdiğim kitabı hâlâ o. Ama Stardust’a, öykülere ve masallara da itirazım yok. Zevkle okuyorum. Hatta Gaiman’ın Rudyard Kipling’in The Jungle Book adlı romanından ilham alarak yazdığı The Graveyard Book’u bile sevdim. Amerikan Tanrıları’nı birkaç yıl önce kötü […]
Read More
Filed under egoist okur kitaplığı, vitrin · Tagged with amerikan tanrıları, ayrıntı yayınları, bira, çağdaş edebiyat, edebiyat, geriye doğru uçan yaban ördekleri, gülenay börekçi, ithaki yayınları, joseph campbell, neil gaiman, roman, tom robbins
Posted by gülenay börekçi on April 27, 2011 · 5 Comments
“Ama ne güzel, ne tatlı bir kafadır bu; bir anda uçuruyor… Bu edebiyat eseridir, bu değildir, bu edebiyat eseridir, bu değildir… Demek ki alkol kafası, ot kafası yanında bir de hukuk kafası var. Hayır, ‘beğenmedim’ değil, bu ‘tehlikeli’ değil, bu ‘zararlı’ değil… Onlar da tartışılır ama bir yere kadar ‘neyse’ dersin. Bu ‘edebiyat eseri’ değil. Nasıl […]
Read More
Posted by gülenay börekçi on April 26, 2011 · 7 Comments
Kötü ve vasat yazarları geçelim. Hatta yazdıklarını okumaktan zevk aldığınız ama dünyanızı değiştirmeyen “iyi” yazarları da geçelim. Murathan Mungan onlardan değil. Bakın, onunla üç yıl önce bir kış günü öğleden sonra yaptığımız röportajdan ne öğrendim… 1. Herhangi birine değil, gölgeli bir roman kahramanına, 30’larında görünmesine rağmen mesela 120 yaşında bir şaire benzediğini… 2. Tanıdığım en […]
Read More
Posted by gülenay börekçi on April 24, 2011 · Leave a Comment
Tolga Meriç, Aslı Tohumcu’nun kısa sürede ikinci baskısı yapılan “Taş Uykusu” adlı romanı hakkında bildiklerini yazdı. Fakat yazısında da belirttiği gibi, bunlar aslında kendi adına bildikleri. Çünkü “Taş Uykusu” her okurun kendi adına konuşacağı bir metin… Anlat; senin içinde hangi “Taş Uykusu” var… 1. Çok başarılı örnekleri dışında, daldan dala atlayan romanlardan nasıl bir tat […]
Read More