Tanıl Bora: “O roman bize postayla gelmişti; okuduk ve çarpıldık!”
İletişim editörlerinin en önemli özelliklerinden biri, son yılların en yeni, en parlak, en kendine özgü yazarlarını keşfetmiş olmaları. Haydar Karataş, Murat Menteş, Alper Canıgüz, Emrah Serbes, Sezgin Kaymaz. Sonra Hüseyin Kıyar, Barış Uygur, Mahir Ünsal Eriş. Arada Hakan Bıçakcı gibi kitapları önce başka yayınevlerinden çıktığı halde sonradan katılanlar. Tanıl Bora’yla röportajın bir bölümü bu yazarlara […]
Read MoreBurhan Doğançay: “Diktatörlükle yönetilen memleketlerde duvarlar tertemizdir”
Türkiye’nin en pahalı ressamı olarak anılan Burhan Doğançay’ın 1980’lerde yaptığı Ribbons 58 tuhaf ve güzel bir eser. Üzerinde yırtılmış kağıdın keskin hatları ve rengarenk kurdele parçalarının yumuşak kıvrımları görünüyor, kurdelelerin zemine vuran gölgesi ise Arap kaligrafisini andıran bir şekil, daha doğrusu bir yazı oluşturuyor. Anlatmasını istediğimde fazla konuşmuyor ve şu sözlerle yetiniyor: “Resim, ışık ve […]
Read MoreÇok satan bir roman yazmanın gizli formülü var mı?
Bazı romanlar niçin satış rekorları kırıyor? Da Vinci Şifresi’yle ortalığın tozunu attıran Dan Brown’ın kazandığı inanılmaz şöhretin sırrı ne? Harry Potter’ın elektrik parasını bile ödemeyecek kadar yoksul olan yazarı J.K. Rowling nasıl dünyanın en zengin kadını oldu? Neden bu yazarların her yazdığı ilgi görüyor? Bir best-seller yazmanın gizli formülü var mı? “Çok satan bir roman […]
Read MoreMetin Kaçan öldü. Yaşasa “Rüyalar Kitabı”nı yazacaktı…
İntihar. Yazması kolay, telafuz etmesi çok zor kelime. Bu kaçıncı, ben de bilmiyorum. Öyle dayanıklılık eşiği falan da yükselmiyor insanın, zamanla… Halim yok, diyeceğim sadece şu: Bir yazar en çok okunmak ister. O yüzden size Ağır Roman’ı, Fındık Sekiz’i, Harman Kaplan’ı, Adalara Vapur’u, Cervantes’in Yeğeni’ni; yani Metin Kaçan’ın eserlerini, sesini, dilini hatırlatacağım. Gülenay Börekçi Rüyalar […]
Read Moreİslamiyet öncesi putlar günışığına çıktı
Geçen hafta gazeteci Murat Bardakçı’nın Nurhan Atasoy ve Erhan Afyoncu’yla birlikte sunduğu ve cumartesi geceleri ayakta durmamızın yegane sebebi olan Tarihin Arka Odası programını seyrediyordum. Bir ara Washington DC’de açılan bir sergiden bahsedildi. Smithsonian Müzesi bünyesindeki Arthur M. Sackler Gallery’de açılan Arabistan Yolları sergisinde o toprakların binlerce yıllık kültürel zenginlikleri sergileniyormuş. Hem de antik dönemlerden […]
Read MoreAlis Hovanisyan’ın harikulade maceraları
Aslı E. Perker’in arkadaşım olmasından da, 11 dilde yayınlanan şahane romanlar yazmasından da hoşnutum. Bunlar tutkulu bir okur olarak benim hayatımı güzelleştiren şeyler. Ama onunla bu röportajı yapmamın sebebi romanları değil. Aslı bir süredir Matmazel Alis Hovanisyan’la meşgul. Onun hayatıyla, kendine has giyinişiyle, yalnızlığıyla, eski İstanbulluluğuyla, nazlı nazenin bünyesiyle, boğaz ağrısına iyi gelen bitki çaylarıyla, kitap […]
Read MoreRobert Redford: “Ne biliyorsunuz, belki de hiçbir zaman gerçekten güzel olmadım!”
Geçen hafta benim için karmakarışık bir haftaydı. Bumerang Ödülleri’ndeki konuşmam, başka koşturmalı işlerim, her şey üst üste gelmişti ve ben kendimi acayip gergin, endişeli hissediyordum. Sonra beklenmedik bir röportaj fırsatı çıktı. Hem de Robert Redford’la… Yani Hollywood’un en yakışıklı adamlarından biriyle… Sakın kimse bana “Adam 76 yaşında, yakışıklılıkla alakası kalmamış” demesin. Hiç öyle değil çünkü. […]
Read MoreTARKOVSKİ; her seferinde biraz daha derine dalarak
İnsanlar ikiye ayrılır: Tarkovski filmlerini sevmeyenler ve Tarkovski filmlerini sevenler. Sevmeyenler için diyecek bir şey yok… Günümüzde birçok kişi, “Tarkovski filmlerini seyretmeye katlanamıyorum” demenin böbürlenilecek bir şey olduğuna inanıyor ve bunu o filmleri başkalarının görmesini de önlemek istercesine, ısrarla vurguluyor. Bir de Tarkovski filmlerini sevenler var. Ama bence onların da bir kısmı Tarkovski’yi yanlış sebeplerle […]
Read MoreCamilla Läckberg: “Herkesin hayalleri vardır ama pek az kişi bunları gerçekleştirmeye çalışır”
Eskiden ekonomist olan Camilla Läckberg, İsveç’in en çok satan yazarı. Buz Prenses adlı romanı bizde de yayınlandı. Her biri rekor kıran öteki kitapları da bu kış sırayla yayınlanacak. Onunla Stockholm’de buluştuğumuzda, yazar olmaya nasıl karar verdiğini anlattı. Söyledikleri içinde en çok aklımda kalansa şu cesaret veren cümlesi oldu: “Bir hayalin peşinden giderek bütün hayatımı değiştirebilmiş […]
Read MoreJonathan Safran Foer: “Vejetaryen olmak kolay, zor olan sürdürmek!”
Ünlü romancı Jonathan Safran Foer’ın, et yemenin sakıncalarından bahsettiği Hayvan Yemek adlı kitabın yayınlanmasıyla birlikte, ortalık kelimenin tam anlamıyla karıştı. Et yiyenler, Foer’ın vejetaryenliği dayattığını söyledi. Vejetaryenler onu yeterince tavırlı davranmamakla suçladı. Üretici firmalarsa, yazarın aslında pek de yolunda gitmeyen ekonomiye bir çeşit saldırı girişiminde bulunduğunu öne sürdü. Ben bile Egoist Okur’daki Hayvan Yemek yazısı […]
Read More












