Murat Menteş’le kibirli ve mıymıntı bir edebiyatın zararlı etkilerine dair
Ruhi Mücerret’te, epey kaotik ama rengarenk bir dünya çıkıyor karşımıza. Romanın tamamı, John Landis filmlerinin finalleri gibi cıvıl cıvıl… Tek başına okunduğunda da anlam ifade edecek bölümler, Ekşi Sözlük entry’leri misali başlıklar, yüksek dozda popüler kültür eleştirisi… Garip şahsiyetler; tarihten ve günümüzden isimler, olaylar, anekdotlar… Okurla sohbetler, ara sıra ona laf atmalar… Bir nevi fikir […]
Read MoreAlgan Sezgintüredi: “Polisiye de felsefe yapmanın bir yolu”
Algan Sezgintüredi’nin yeni romanında gerilimin yüksek dozda mizahla birlikte yol aldığı hikaye sağlam, karakterler tatlı ama karmaşıktı. Kitabı sevdim, üzerine yazacaktım da… Ama sonra yazarın pek röportaj vermediğini öğrendim ve her şeyi ona sormak daha iyi olabilir diye düşündüm. Algan Sezgintüredi’nin enteresan bir adam olduğu kesin. Hakkında pek az şey bildiğimi söyleyip ipucu istediğimde şöyle […]
Read MoreCelil Oker: “Hayatın içindeki yeni icatları şahane buluyorum”
Polisiye bu ülkede ezelden beri “tu kaka” edilen bir tür olmaktan çıktıysa, bunda Celil Oker’in büyük payı vardır. Zira polisiye denince akla hemen hemen sadece Dashiel Hammet, Raymond Chandler ve Simenon gibi yazarların geldiği ülkemizde Celil Oker ilk “saf polisiye” romanları kaleme alan kişi olarak okurun gönlünde haklı bir yer edinmiştir. Bir de kahramanı vardır […]
Read MoreBaşar Başarır: “Yazı bir hançer değildir ki maziye saplayasın!”
Başar Başarır’ın upuzun sekiz yıl aradan sonra yayınlanan son kitabı Düzenboz kimi zaman insanı kahkahadan kırıp geçiren kimi zaman dolu dolu ağlatan öykülerden oluşuyor. İnternet ile bostancıbaşının, dört çeker jiple haremağasının yan yana geldiği bir devrim sabahını da anlatıyor Başarır, Hrant Dink’i indiren o kurşunu da… Başar Başarır: “Yazı bir hançer değildir ki maziye saplayasın!” […]
Read MoreOrhan Pamuk: “Aşkın tarifinde, sebebini bilmemek de var”
Orhan Pamuk’la “Masumiyet Müzesi” röportajımız. Kitap çıktığında yapmıştık. Bugün Çukurcuma’daki müzede sergilenen eşyaları çıplak ve en gösterişsiz halleriyle ilk kez o sırada görmüştüm. O gün yazarın Cihangir’deki ofisinde konuştuklarımız elbette “Masumiyet Müzesi”yle sınırlı kalmamıştı. Bir baskı unsuru olarak cinselliği, ‘evliliği haklı çıkaran bir iksir’ olarak aşkı, yazarlığın iyileştirdiği yaraları, çalışmakla geçirilen yıllar yüzünden kaçırdıklarını, mesela […]
Read MoreOrhan Pamuk: “Kendimi hep bir günahkâr olarak gördüm”
İlkler mühimdir. Ben ilk röportajımı Orhan Pamuk’la yapmıştım. Yıl 1994… Yazarın en sevdiğim iki romanından biri olan “Yeni Hayat” henüz çıkmamış. Anlattığına göre, aslında uzun süredir başka bir romanla meşgulmüş. Üzerinde çok çalışmış; defalarca başlamış, bozmuş, değiştirmiş, sonra da hepsini bir kenara bırakıp “Yeni Hayat”ı yazmış. Defterlerini, taslaklarını gösteriyor, bir de yazmayı terk ettiği zamanlarda […]
Read MoreMurathan Mungan: “Sol hülyaları olan bir yazarın ütopyasını yazdım”
“Hayatınızdan şiiri söküp attıysanız, ondan vaçgeçtiyseniz, sadece arızalı zamanlarınızda yardım almak için başvurduğunuz bir yalancı ilaç haline gelir şiir. Aşıksınızdır, ana baba hasreti çekiyorsunuzdur, gurbette kaybolmuşsunuzdur… Acınızı kışkırtmak yahut yatıştırmak için şiire başvurabilirsiniz o zaman, diğer zamanlarda unutmak üzere… Böyle olunca da, gündelik hayatta şiire duyduğunuz ihtiyacı görmezden gelirsiniz. Şairin romanı, sadece edebi bir tür […]
Read MoreGöktuğ Canbaba: “Sevdiğin insanın cini mutlu mu, hiç sordun mu?”
Acayip isimli bir roman: İşeyen Atmaca. Yayın yönetmenliğini Altay Öktem’in yaptığı Marjinal Kitaplar’dan çıktı. Yazarı fotoğrafçı, seyyah ve maceracı Göktuğ Canbaba. Amerika’nın uçsuz bucaksız bozkırlarında geçen bir hikaye anlatıyor. Okurken güneş tam tepemize vuruyormuş hissine kapılıyor insan. Karakterleri arasında Jane, Gülümseyen Baykuş ve Marilyn Monroe ve bilumum başka tuhaf insan var. Bir de tabii ilerleyen […]
Read MoreÖzen Yula: “Aşk, günahların en sevabı!”
Özen Yula’nın kaleme aldığı Kırmızı Yorgunları ilk kez on yıl önce sahnelenmişti. Bugün bir kez daha Kadıköy Emek Sahnesi’nde Beyti Engin’in yönetmenliğinde seyirciyle buluşuyor. Üstelik etkisini daha da arttırarak; ölüm, hayat, sırlar, zaman/mekân sorgulamasıyla dünden bugüne uzanan toplumsal değişimin ipuçlarını da vererek… Oyun elbette bununla sınırlı değil; Kırmızı Yorgunları’na tek bir pencereden bakmak yanlış olur. […]
Read MoreHande Altaylı: “Hayatın asli görevi, seni hayal kırıklığına uğratmaktır”
Hande Altaylı’yla tanışıyoruz elbette, fakat uzun uzun konuşma fırsatımız olmamıştı. Egoist Okur için yaptığım bu röportaj vesile oldu. Hem yeni çıkan üçüncü romanı Kahperengi’yi konuştuk, hem de yazıyı, edebiyatı, sevdiği kitapları ve yazarları… Hakkında ne düşünüyorsun diye sorarsanız, onu sevdim. Öncelikle açık sözlülüğünü, lafı dolandırmadan söyleyeceğini söylemesini, sezgiselliğini, meraklı oluşunu, kendi içine bakmaktan çekinmemesini… Eşyalara […]
Read MoreYayın dünyasının kült starı anlatıyor
İnanın bana, yayın dünyasında ya da medyada çalışıp da Sayım Çınar’ı tanımayan tek bir kişi bile yoktur. Gazetelerin genel yayın yönetmenlerinden, ünlü edebiyatçılara, yayınevi sahiplerinden sayfa tasarımcılarına, çevirmenlerden dizgicilere, ne bileyim inanmayacaksınız ama çaycılara kadar herkesin Sayım’la bir hatırası, hikayesi vardır. Benim de var. Hangisini anlatayım, bilmiyorum. Cihangir yahut Tünel kahvaltılarımızı mı; Sultanahmet turlarımızı mı? […]
Read MoreMehmet Mümtaz Tütüncü’ye sordum: Osmanlı’da steampunk var mıydı?
Mehmet Mümtaz Tütüncü’nün yazdığı Küheyli Buharlan adlı romana göre evet. Roman, IV. Fırat devrinde geçiyor. Zamanın mühim hezarfenlerinden Arif Çelebi gün geliyor “çok büyük, çok erişilmez bir hayal”in, “gelmiş geçmiş cümle mucitlerin gönlünde yatan büyük tasavvur”un peşine düşüyor. Ve insan gibi düşünebilen, insan gibi davranabilen, görene, duyana, konuşana insanmış hissi veren, hatta belki de bir […]
Read More










