Egoist okur

Mery Questa: “Buraya gelirken amacım, Türk çizgi roman dünyasını araştırmaktı”

İspanyol Mery Questa’nın bir grup Türk çizerle birlikte İstanbul’un yeraltı dünyasını ve başını efsane şarkıcı Zeki Müren’in çektiği bir zombiler ordusunu anlattığı çizgi romanını biliyor musunuz? Tabii Zeki Müren zombi haline gelse de gene aynı Zeki Müren, yani hep sevdiğimiz o kelebeğe benzer mahluk… Ayrıntılar aşağıda… Zombiyken bile sevdiğimiz o kelebeğe benzer mahluk: Zeki Müren İstanbul’a […]

Read More

Gülse Birsel: “Bir dudak dolgunlaştırma operasyonu, bin espriye bedel olabilir”

Birlikteyken çok güldüğümüzde, gülerken gözlerimizden yaşlar geldiğinde, o zamanlar en yakın arkadaşım olan anneannem “Oh” derdi, “Ne güzel yedik!” Anneanneme göre, bir kahkaha bir kilo pirzolaya bedeldi. Ama işte zaman değişti. Şimdi Gülse Birsel, estetik operasyonlardan bihaber olan anneanneme pek katılmıyor ve diyor ki: “Bir dudak dolgunlaştırma operasyonu, bin espriye bedel olabilir.” Bana gelince, benim her […]

Read More

Orhan Alkaya: “Aşkı yakaladığınız zaman talihli bir zamandır, onu başka uğraşlarla bölmeyin”

*Öyle Bir Geçer Zaman ki” dizisinin bir çeşit halk kahramanına dönüşen kahramanı Hikmet Karcı ya da daha sık kullanılan adıyla Balıkçı’yı canlandıran Orhan Alkaya, Türk edebiyatının en önemli şairlerinden biri. Alkaya ile yeni kitabı Altı’dan yola çıkarak bir söyleşi yaptık. Bize başkaldırıyı, aşkı, büyümeyi ve en çok da şiiri anlattı… “Aşkı yakaladığınız zaman talihli bir […]

Read More

Perihan Mağden’den heves kırma kültürüne dair

“Benim için bir Oğuz Atay vardı. Onun roman kahramanlarının zihinlerinden geçenler benim de hissettiğim, düşündüğüm şeylerdi, onlarla özdeşleşebiliyordum. Dostoyevski romanlarındaki insanlarla da özdeşleşebiliyorum. Buradan başka örnek bulmak zor, bir Türk Leonard Cohen’i yok ki onun şarkılarıyla özdeşleşeyim. Bu toplumdaki birtakım şeyleri beğenmek için kendimi zorlamam gerekiyor. Yoldan yordamdan çıkıyorum, beğenmeye çalışıyorum. Duman grubunun bugüne dek hiç […]

Read More

Gülse Birsel de ayakkabı fırlatmıştı

Gülse Birsel, geçen yıl çıkan Velev ki Ciddiyim adlı kitabının kapağında sivri topuklu kırmızı bir ayakkabıyı fırlatıyordu kameraya doğru. Ve şöyle diyordu: “O ayakkabı, kimseye zarar vermeden çalışıp daha iyi yaşamayı hayal ederek hayatını sürdürenlerin suçlulara attığı bir ayakkabı. Adi suçlular değil; birbirimizden nefret etmemize yol açan karar vericiler, yediğimiz besinlerin genetiğini değiştirenler, denizlere balık […]

Read More

Ahmet Hakan: “Bir Rosebud’ım varsa bile, onu çoktan unutmuşumdur…”

Ahmet Hakan ile bir öğleden sonra kendini en rahat hissettiği ama farklılığını ve yabancılığını hâlâ koruduğu yerde, Nişantaşı’nda buluşup siyaset ve inanç üzerine konuştuk. Tabii başka şeyler üzerine de… Şüpheyi ve tevekkülü, yalnızlığı ve huzur kaçırma yöntemlerini, kadınlarda arayıp bulamadığı şeyi, yitirdiği mutluluk hayallerini ve ehlileşme sürecini… Edindiğim izlenim şuydu: Onu adeta bir pop star haline […]

Read More

Uğur Yücel: “Kendini hunharca paralayanlar kolay âşık olur, kolay ölürler”

“Atmosfer yüzünüzün ifadesini değiştirir. Eğer yönetmen size rutubetli, nefes alınmayan bir toprak üzerinde durduğunuzu söylerse terlemeye başlarsınız. Kutupsa durduğunuz sahne zemini, içiniz üşür. Kolay kanar, kolay teslim olur kendini hunharca paralayan sanatçılar. Ah arkadaşım, kolay âşık olur, kolay ölürler… Sanatçılar barometre gibidir. Havanın birazdan eseceğini veya yağmurun geleceğini hissederler. Yine düşünerek söyleyeyim: Bitkilere, hayvanlara yakın […]

Read More

Andre Acıman: “Siz dünyalılarla aynı dili konuşuyoruz ama ben sahteyim”

Tutkulu bir aşkın anlatıldığı Adınla Çağır Beni’nin ardından dünyanın sayılı Proust uzmanlarından Andre Acıman’ın Proust Projesi adlı kitabı da nihayet Türkçe’de… Yazarın ailesinin Türkiye kökenli olduğunu bilmek onu tanımayı biraz daha acil hale getiriyor. Üstelik güzel yazıyor, güzel konuşuyor… Gençlik yıllarındaki yazınsal tercihlerini ve sonra nasıl değiştiğini şöyle anlatıyor mesela: “Ne yazarsam yazayım, benden sadece […]

Read More

İnci Aral: “Bazı erkekler boyalı kuş gibi çekicidir”

İnci Aral ‘Kırmızı Kedi Yayınları’ndan çıkardığı Şarkını Söylediğin Zaman’da yarım kalan hüzünlü bir aşk hikayesi anlatıyor. Şarkını söylediğin zaman aşkın çarpıcı hallerini anlatırken kadın, erkek ilişkilerine dair sorulara cevap veriyor ve sanki kapanması hiç mümkün değilmiş gibi görünen aşk yaralarına merhem olunuşuna tanıklık ediyor. Sibel Ateş Yengin İnci Aral: “Bazı erkekler boyalı kuş gibi çekicidir” […]

Read More

Murathan Mungan: “Edebiyat insanı erken büyütür”

Kötü ve vasat yazarları geçelim. Hatta yazdıklarını okumaktan zevk aldığınız ama dünyanızı değiştirmeyen “iyi” yazarları da geçelim. Murathan Mungan onlardan değil. Bakın, onunla üç yıl önce bir kış günü öğleden sonra yaptığımız röportajdan ne öğrendim… 1. Herhangi birine değil, gölgeli bir roman kahramanına, 30’larında görünmesine rağmen mesela 120 yaşında bir şaire benzediğini… 2. Tanıdığım en […]

Read More

Solmaz Kâmuran’dan İbrahim Müteferrika’nın esrarengiz hayatı

Macar, Solmaz Kamuran’ın altıncı romanı ve Türkiye’ye ilk kez matbaayı getiren ve böylece okumanın yaygınlaşmasında pay sahibi olan İbrahim Müteferrika’nın hayatını anlatıyor. Ama bir biyografi kesinliğinde yazılmamış, yelkenlerini yazarın hayalgücünün şişirdiği bir tekneyle yol alıyor. Müthiş. Solmaz Hanım’la Üniteryen doğup Mevlevi olarak ölen Macar asıllı bu ilginç şahsiyeti konuştuk. Hem de Habertürk Kütüphanesi’ndeki orijinal İbrahim […]

Read More

Egoist Okur: “Şahsi tercihlerimin peşine takılarak okumaktan güzel şey yok”

Egoist Okur dolayısıyla benimle bir röportaj yapan Deniz Yalım Kadıoğlu Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü mezunu. Üniversite döneminden itibaren çeşitli dergi ve  internet sitelerinin editör ve yazar kadrosunda yer aldı. Öyküleri, Notos Edebiyat’ta ve altZine’de yayımlandı. Fransa’da yaşıyor, öykülerin yanı sıra süreli yayınlar için çeşitli konularda yazmayı sürdürüyor. Yolculuk dergisi de bunlardan biri. Bu ay, “Blog […]

Read More

Ali Teoman: “İnsan ağzını açmayınca, ses de çıkmıyor, inanın!”

Ve işte arkadaşım Ufuk Matara’nın Ali Teoman’la üç yıl önce, o büyük itirafını yaptıktan hemen sonra gerçekleştirdiği röportaj… Şöyle diyor: “Yedi ay kadar önce, beynimde büyük bir tümör olduğunu öğrendim. Birkaç gün içinde ameliyat olmam gerekiyordu. Bu hayli riskli bir ameliyattı. Tümör beynin tehlikeli bir bölgesindeydi. İşin ucunda gidip de dönmemek vardı. Dönersem de nasıl […]

Read More

PERİLİ PORNO: “Siz okudukça ben güzelleşiyorum”

Bir insanın karakterini anlamak için onunla röportaj yapmanın en iyi yol olduğuna inanırım. Fakat elbette internet üzerinden yapılan röportajlar için tam olarak böyle söyleyemem. Hele karşınızdaki oyun seven biriyse, kimi zaman karakterini çözmek bir yana, onu öncekinden daha da belirsiz ve kafa karıştırıcı bulabilirsiniz. Gerçek ismini gizleyerek Perinin Sarkacı diye bir roman yazan ve kitabında […]

Read More

“Bir yazar en fazla kaç roman yazmalı?”

Soracağım soru başlangıçta tekti: “Bir romancı en fazla kaç roman yazmalı?” Fakat sonra, sorudaki abes tınıyı seyreltmek için alt sorular ekledim ve her yazar dilediği kadarına yanıt verir, diye düşündüm. Leyla Erbil, “gerçek romancı ya da yazar, zarfa değil mazrufa önem verir, kaç tane yazarsa yazsın” diye yanıtladı. Tahsin Yücel, “çok yazmak her zaman nitelikte bir […]

Read More