Grafik Kanon: Harikulâde bir ziyafet sofrası
Publisher’s Weekly, 500 sayfalık Grafik Kanon için “yılın çizgi edebiyat olayı!” demiş. Ve hakikaten doğruyu söylemiş. Bu kitap, uzun zamandır gördüğüm en mükellef ziyafet sofralarından biri. Bu sofrada büyük edebiyat yapıtlarının mini birer çizgi romana dönüşmüş biçimleri var. Gılgamış Destanı, Tehlikeli İlişkiler ve daha neler neler… Mevlana’dan 7 Öğüt, Mayaların kutsal kitabı Popol Vuh hatta Tibet […]
Read MoreSahnedeki en güzel kız: F. SCOTT FITZGERALD
F. Scott Fitzgerald denince ne gelir aklınıza. Elbette edebiyat, mesela Muhteşem Gatsby. Başka? Zelda’sı ve alkol… Gelin görün ki bu fotoğraflar yazarın bambaşka bir yönünü de açığa çıkarıyor. Aktör yönünü… Princeton Üniversitesi’nde okuduğu yıllarda Fitzgerald tiyatro kulübüne üyeymiş. Elbette daha çok yazar olarak katkıda bulunuyormuş oyunlara, zira girdiği birçok denemede reddedildiğine bakılırsa oyuncu olarak herhalde pek […]
Read MoreAhmet Tulgar’ın iki hayatı: “Birinin şefkati olmasa diğerine katlanamazdım…”
“Henüz” içinde umut barındıran, gelecek vaadinde bulunan bir kelime. Henüz geç kalmadığımızın, daha güzel günler göreceğimizin, değişimin mümkün olduğunun müjdecisi… Ahmet Tulgar birkaç yıllık zaman dilimine yayılan yazılarında “Henüz” diyor. Evet, maden ocaklarında işçiler ölüyor. Evet, cezaevlerinde en temel haklarını alabilmek için açlık grevi yapan tutuklular ölüm sınırına geliyorlar. Evet, yasaklar sürüyor… Şimdilik. Henüz… Ahmet […]
Read MoreFotoğrafçı Vincent Alvarez’in gözünden Dorian Gray’in Portresi
Oscar Wilde’ın Dorian Gray’in Portresi romanını, daha ilk sayfasını, hani şu Lord Henry Wotton, ressam Basil Hallward ve güzeller güzeli genç Dorian Gray arasındaki konuşmanın başlangıcını okuyup almıştım. Ortaokulda falan olmalıydım ve o gün bugün roman benim için sihrini, güzelliğini yitirmedi. İçinde Dorian Gray geçen ne varsa, üzerine atlamam bundan. Şu fotoğrafı görünce de ilgilendim […]
Read MoreEfkâr Karması / Cüneyt Cebenoyan: Kızıl yıldızlı şarkıları
Çok eski arkadaşım Cüneyt Cebenoyan sinema ve müzik eleştirileriyle tanınan bir yazar. Birgün’de köşesi var, zaman zaman Bir+Bir gibi bağımsız dergilerde de rastlıyoruz. Onunla yapılmış bir röportajda, Türkiye’nin en özgür film eleştirmeni olduğunu söylemiş. Doğrudur… Ayrıca sağlam kalemdir. Filmlere dair girişi, gelişmesi, sonucu belli yazılar kaleme almaz. Yazılarını bağlarken de o sinir bozucu yüzeysellikteki “sevdim-sevmedim, […]
Read MoreAlain de Botton’dan yeni bir pornografi teklifi
Alain de Botton’un Londra’da açtığı Hayat Okulu’nu biliyorsunuz, onunla bu konuda bir röportaj yapmıştım. bence güzel fikir, çok eğlenceli. İşe yarıyor mu, öğrencilerine hayatı öğretiyor mu bilmiyorum. Neyse ki şimdi nihayet merakımı gidermenin bir yolunu buldum. Zira yeni çıkan altı ciltlik Hayat Okulu kitaplığı uzaktan da olsa bu okulun müfredatına dair bir fikir edinmemi sağladı. Kitaplardan […]
Read MoreKendinizi sevmekten başka çareniz yok, hanımefendi…
Arzu Akgün yazısına “Paket program bir kader bu” diye başlıyor. Bizans imparatoriçesi Theodora ve Deli Dumrul’la devam ediyor. Arzu’yu, Theodora’yı ve Deli Dumrul’u bir araya getiren şey kader. Lakin Arzu, dedikoducu tarihçi Prokopios’tan okuduğumuz Bizans impatoriçesinden ve Azrail’in canını aşk sayesinde bağışladığı Deli Dumrul’dan çok daha talihli bence. Zira kendi hikayesini kendi kelimeleriyle, kendi duygularıyla […]
Read MoreBurhan Doğançay: “Diktatörlükle yönetilen memleketlerde duvarlar tertemizdir”
Türkiye’nin en pahalı ressamı olarak anılan Burhan Doğançay’ın 1980’lerde yaptığı Ribbons 58 tuhaf ve güzel bir eser. Üzerinde yırtılmış kağıdın keskin hatları ve rengarenk kurdele parçalarının yumuşak kıvrımları görünüyor, kurdelelerin zemine vuran gölgesi ise Arap kaligrafisini andıran bir şekil, daha doğrusu bir yazı oluşturuyor. Anlatmasını istediğimde fazla konuşmuyor ve şu sözlerle yetiniyor: “Resim, ışık ve […]
Read MoreEfkâr Karması / Aylin Alıveren: İmkansızlık olanağına dair şarkılar
Aylin Alıveren iyi bir dramaturg ve çok başarılı bir senaryo yazarı… Adını bazı televizyon dizilerinden, mesela Küçük Sırlar’dan da biliyor olabilirsiniz. Fakat daha önemlisi, uzun uzun konuşmuşluğumuz olmasa da zeki bakışlı gözleri, güzel gülüşü ve kimseye benzemeyen edaıyla, her rastladığımda kendimi iyi hissetmeme sebep olacak bir aşinalık halesi yayıyor Aylin. yani sevdiğim insanlardan… Bir de […]
Read MoreFiliz Kansu: “Şehir ışıklarını kapattığında, bir benim ışıklarım açık kalıyor…”
“Yangında ilk kurtarılacaklar”ın konuğu Filiz Kansu, Egoist Okur’a daha önce bir kez yazmıştı. O zaman henüz tanışmıyorduk. Hâlâ tanışamadık. Deli gibi okuyup yazdığını, şu sıralar intihar eylemi üzerine yazdığı kitabını yayınlamaya çalıştığını biliyorum, o kadar. Umarım yakında Facebook yazışmalarının ötesine geçip bir kahve içebiliriz. Lautreamont’den başlayıp Mishima’ya uzanan, arada Deleuze ve Artaud’yu da ağırladığı tavırlı kütüphanesinin […]
Read MoreBir yarayı hiçbir şey aşk kadar kolay onaramaz!
Biliyorsunuz, Egoist Okur takipçisi Arzu Akgün bir süredir Egoist Okur yazarı. Bu yazısı aşk üzerine. Şöyle diyor: “Tanrı hepimize aşık olmasak bile aşk halinde günler versin, hayatla flört etmeyi eksik etmesin içimizden. Susuz kalmaktansa dalgalarla boğuşalım. Aşkın derdi bile güzeldir bazen.” Okuma tavsiyeleri Aşk ve Batı, Çev.Talat Sait Halman- Tarih Sümer’de Başlar, Samuel Noah Kramer […]
Read MoreÇok satan bir roman yazmanın gizli formülü var mı?
Bazı romanlar niçin satış rekorları kırıyor? Da Vinci Şifresi’yle ortalığın tozunu attıran Dan Brown’ın kazandığı inanılmaz şöhretin sırrı ne? Harry Potter’ın elektrik parasını bile ödemeyecek kadar yoksul olan yazarı J.K. Rowling nasıl dünyanın en zengin kadını oldu? Neden bu yazarların her yazdığı ilgi görüyor? Bir best-seller yazmanın gizli formülü var mı? “Çok satan bir roman […]
Read MoreTam zamanıdır başımızı doğru yere eğmenin
“Sanırım hayat, AZ bir yere gitti. Her şeyin azı makbul gibi. Az düşün, az sev, azla yarat, az bil, az, az, az… Bu azlığa direnenler, ‘işe yaramayan insanlar’ durumuna düştü. Şizofren, duygusal, romantik, manik, bırakın kendi haline… durumuna düşürüldü. Azlıkları fazla olanla baş edilemezdi. Her şey sıradanlaştırıldığı gibi, zorlaştı da böylece. Sevinçlerin, gülüşlerin bile kontrol […]
Read More









