Egoist okur

Oylum Yılmaz: “Fantastiğin sansürü yoktur!”

Şunu okur musunuz lütfen: “Fantastiğin edebiyatın kötü çocuğu olması boşuna değil. Burada bir yanıyla tatlı, bir yanıyla da çok tehlikeli bir oyun vardır. Basit bir peri masalı gibi görünen bir metin, insan ruhunun erginlenme sürecine ışık tutar mesela. Ya da korkunç bir kan emici hayallerinizi süsleyen bir kahramana dönüşür. Sistemin bize gerçek, doğru, dürüst, iyi […]

Read More

Artemisia Gentileschi: Ruhun gizli yaralarından bir kar tanesi

Artemisia Gentileschi 17. yüzyıl başında yaşamış gerçek bir şahsiyet, resim tarihine geçmiş az sayıdaki kadın ressamdan biri (1593-1651). Bugün Caravaggio’dan sonraki ressamlar kuşağının en önemli temsilcisi kabul edilen Gentileschi’nin resimleri hâlâ bakanı derinden etkiliyor. Dönemin diğer ressamlarının aksine fazlasıyla ateşli, yoğun, şiddetli tablolar onunkiler. En ünlüsü 1614 tarihli “Judith Holofernes’i Katlediyor”. Gentileschi güçlü ama incitilmiş […]

Read More

Feyza Hepçilingirler soruyor: ANNE KİMDİR?

Hangi annelerin günü kutlu olsun? Peki ya anne kimdir? Bizi doğuran kadın mıdır, yoksa bakıp büyüten, bizimle gülüp bizimle ağlayan mı? Annelik, dünyaya getirmekten öte anaçlıkla yavrusuna kanat germek değil midir? Onunla doğup büyümektir. Asla pişman olmamaktır. ‘Anne Kimdir?’ kitabında Feyza Hepçilingirler, aynı mahallede yaşayan dört çocuğun, bir arkadaşlarının annesinin öz olmadığını öğrendiklerinde yaşadıklarını anlatıyor. Kitap, çocuk […]

Read More

Tutunduğun anlamlar uğruna neyini verirdin?

“Kızmaya değer şeyler olacaksa, sevinmeye değer şeyler de olacaktır. Sevinmeye değer şeyler olacaksa, demek ki o şeylerin de bir anlamı olacaktır. Ama öyle şeyler yok bu dünyada!” Sesini bir ton daha yükseltip “Birkaç yıl sonra hepiniz ölecek, unutulacak ve hiçbir şey olacaksınız; onun için, kendinizi buna bir an önce alıştırmaya bakın!” dedi. İşte o an, […]

Read More

Türk yayıncılığında SEKS ve diğer derin mevzular

Aman yarabbim! Cumhuriyet kurulduğundan beri İstanbul matbaalarında neler basılmış neler. Kâh tamamen bir kişisel gelişim başlığı olarak, kâh inceden bir edebî kisveyle süslenerek, kimi zaman da tamamen sağlık ve tıp yayınına dönüşerek… Bugün kitapçı raflarında görmeyi hayal bile edemeyeceğimiz nice kapaklar, başlıklar, konular geçmiş okurun önünden. Hepsi, hepsi burada… Başar Başarır bu kez yayın dünyamızın en […]

Read More

Milan Kundera + Tony Montana + Yalan + Gerçek

Brian de Palma’nın Scarface filminde Tony Montana “Ben yalan söylerken bile doğruyu söylerim” diyordu. Belki de asıl mesele doğruyu söylerken bile yalan söylemektir! Çünkü hem daha kârlı hem daha eğlenceli… Kim söylüyor bunu? Omelas’a Yamuk Bakamayanlar yazısıyla hatırlayacağınız İsmail Yaprak… Peki Milan Kundera‘yla ne ilgisi olabilir bütün bunların? Eh, İsmail’in yazısını okuduktan sonra kendiniz karar verin. […]

Read More

Kayıp “espri” defterlerim ve Mensa fahişeleri

Mensa fahişelerini duydunuz mu? Rivayet bu ya; kendileri karşılaştırmalı edebiyat doktorası yapmış bir hanımın genelevinde çalışan güzel ve pek entelektüel birkaç kızmış. Müşterilerin entelektüel şehvetlerini doyuruyorlarmış. Mesela adamlar orada, “kafası çalışan” bir fahişeyle Dostoyevski yahut Proust tartışabiliyorlarmış. Fazladan 200 dolara kıyarlarsa, Chomsky’nin dil kuramını çürütecek kızlarla bile sevişebiliyorlarmış. Kime göre? Öykülerini filmlerinden bile daha çok sevdiğim […]

Read More

Fantastik başyapıtları: Kim korkar ejderhalardan?

Fantastik edebiyat olmasaydı eğer; mitler, masallar, efsaneler… Özgür, gerçekten özgür bir edebiyattan da söz edemezdik… Çünkü hayal kurmak ne kadar özgürleştiriyorsa benliğimizi, fantezi de o ölçüde özgürlüğün peşindedir. Hayal kurmak ne denli uzaklaştırıyorsa bizi gerçeklerden ve hayattan, işte fantezi de ancak o denli kaçış edebiyatı yapıyor demektir. İlk Bahçeyazı’da yayınlanmıştı bu yazı. Fantastik edebiyatın içinden […]

Read More

Pala Hayriye ya da bir kadının varlık arayışı

Genç bir kadın evden kaçıyor, kalın fitilli kadifesi kirden üzerine yapışmış, kaşı-bıyığı gür Pala Hayriye bu… Figen Şakacı, doksanlı yıllarda üniversiteye başlayan Hayriye’nin kırklı yaşlara kadar yaşadıklarını anlatıyor. Pala Hayriye, neşeli, meydan okuyan, direnen bir kadının hikâyesi… Ve Figen Şakacı, Bitirgen adını taşıyan ilk romanıyla başladığı büyüme hikâyesine Pala Hayriye’yle devam ediyor. “İstanbul’un göbeğinde bir […]

Read More

50 “gerçek” kahraman ve tuhaf alışkanlıkları

Bir kitap. İsmi çok güzel: Ressamlar, Yazarlar, Düşünürler, Hayalciler: 50 Ünlü Kahramanımız ve  Tuhaf Alışkanlıkları. Yazarının ismi enteresan: James Gulliver Hancock. Ayrıntılarsa, aşağıda… Gönderen arkadaşım Dilara Mavili’ye teşekkür ederim :) 50 “gerçek” kahraman ve tuhaf alışkanlıkları New York ve Sydney’de yaşayan illüstratör James Gulliver Hancock, Artists, Writers, Thinkers, Dreamers: Portraits of 50 Famous Folks & All Their […]

Read More

Efkâr Karması / Fırat Demir: “Öte Geçeler” için 13 şarkı

Çok sevgili Fırat Demir, 160. Kilometre’den çıkan ikinci şiir kitabı “Öte Geçeler”le okur karşısında. Kitaptaki şiirleri “yolda” yazmaya başlamış. “Otostopla Doğu’yu geziyor ve bindiğim her arabaya bir önceki arabanın şoförünün adını veriyordum. Ve her arabaya kendimi başka türlü tanıtırken aslımı, gerçekte kim olduğumu unutmamak için zihnimde çok sevdiğim albümleri, müzisyenleri, şarkıları tekrarlıyordum” diye anlatıyor. Anlayacağınız, […]

Read More

Murat Gülsoy’dan “Gölgeler ve Hayaller Şehrinde”

Murat Gülsoy’dan Osmanlı’nın çalkantılı bir dönemindeki toplumsal histerinin, bir akıl tutulmasının romanı: Gölgeler ve Hayaller Şehrinde… Önce kimin hazırladığını çok merak ettiğim bu şahane animasyon videoyu seyredin, sonra okumaya başlayın… Bana öyle geliyor ki bu romanı önümüzdeki dönemde çok düşünecek, çok konuşacak, tartışacağız… “Babamın ölürken yazdığı satırlar, adamotunun çığlığından başka ne ki!” “Onları kıskanıyorum. Kendinden […]

Read More

Aşk neden acıtır?

“Eva Illouz’un Jaguar Kitap’tan çıkan Aşk Neden Acıtır adlı bu kitabını kadınlara tavsiye etme sebebim, yanlış insanı seçtikleri için ya da çok fazla sevdikleri için sürekli kendilerini suçlamaya zorlanmalarının kültürel yanını görmelerini sağlamak. -Çünkü yazar göstermiş.- Kitabı erkeklere tavsiye etme sebebim ise, kimyasal bir durumun etkisini en aza indirgemeye gayret ederek kendi üzerlerindeki kontrolü sağlamlaştırmaya […]

Read More

Proust’tan Salinger’a iştah açan -veya kapatan- yemekler

Tasarımcı ve yazar Dinah Fried’ın Fictitious Dishes: An Album of Literature’s Most Memorable Meals (Kurmaca Yemekler: Edebiyatın En Hatırlanan Yemeklerinden Bir Albüm) adlı kitabını yine önce Maria Popova’nın Brainpickings’inde gördüm. Bakmasam olmazdı. Fried tasarımcılık ve yazarlığın dışında fotoğrafçı ve aşçıymış aynı zamanda. Bu gördüğünüz yemekleri de zaten o pişirmiş, sofra düzenlerini falan o tasarlamış. Proust’tan […]

Read More

Yaz(a)mamak ya da RED EDEBİYATI

1983 Samsun doğumlu Gülşah Köksal Çekici, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Sosyal Bilgiler Öğretmenliği Bölümü mezunu. Dört yıldır köy öğretmenliği yapıyor. Edebiyat başta olmak üzere, felsefe, tarih, sosyoloji gibi alanlarda okuyor, yazıyor. yazdıklarına hem çeşitli dergilerde hem de  şahsi blogunda rastlayabilirsiniz. Aşağıda Enrique Vila-Matas’ın yazdığı ve Doğan Kitap’tan çıkan “Bartleby ve Şürekâsı”yla ilgili yazısını bulacaksınız. En sonda Richard Brautigan […]

Read More

Yazarlar hakkında ne dedikodular, ne sırlar, ne hikayeler…

Ünlü ve büyük yazarların hayatlarını niye okuruz? Pek çok sebepten. Ama biraz da şundan: James Joyce’ın kırık gözlüğünü, Agatha Christie’nin altındaki yara bandını ve Mark Twain’in çenesindeki jilet kesiğini fark etmek için. Başka bir deyişle onları insanca yaraları ve zaaflarıyla da tanımak için. W.G. Sebald’ın ölmeden 3 gün önce girdiği dersten notlar PATTI SMITH: “Ölüler konuşuyor […]

Read More

Murat Bardakçı ile İttihadçı’nın Sandığı’ndan çıkan 220 belge üzerine

Gazeteci-tarihçi Murat Bardakçı, İttihad ve Terakki liderlerinin özel arşivlerindeki belgeleri yayınlamaya devam ediyor. 2008 tarihli Talât Paşa’nın Evrak-ı Metrukesi’nin ardından üçlemenin ikinci cildi olan İttihadçı’nın Sandığı da İş Bankası Kültür Yayınları’ndan çıktı. Bu kez konu, Atatürk ve İnönü dönemlerinde Ermeni gayrımenkulleri konusunda alınmış bazı kararlar… Ben de geçen hafta Murat Bardakçı’yla 1915 tehcir olaylarının 100’üncü yıldönümü yaklaşırken […]

Read More

1 Mayıs 1977: Kızgınlık, kırgınlık ve pişmanlık

Bir Gabriel Garcia Marquez ve Kırmızı Pazartesi örneği daha… Araştırmacı yazar Korhan Atay Metis Yayınevi’nden çıkan 1 Mayıs 1977 adlı kitabı için olaylara bizzat tanık olmuş 13 kişiyle röportaj yaptı. Atay, 1 Mayıs 1977 Katliamı’nı Gabriel Garcia Marquez’in Kırmızı Pazartesi romanında anlattığı hikayaye benzetiyor. Herkesin korktuğu, bildiği ama bir yandan da neredeyse beklediği bir felaket… Kırmızı […]

Read More

Hıristiyanlık tarihinin resim defteri

“Binbir çeşit kıyafetle dolaşan dervişlerin, manastırlara kapanmış keşişlerin ve dahi pek çok aşkın ve meczup karakterin yaşadığı bu şehirde üç dilek tutmam istense biri kesinlikle zamanda yolculuk yapabilme gücü olurdu. Kısa süreliğine de olsa kimseler beni görmeden ben onları görsem, tepelerinden süzülsem, bu şehrin tüm zamanlarında vakit geçirsem. Alaaddin’in sihirli lambasına dokunsam… Kariye’de duraklasam, Theodoros […]

Read More

ANGELOPOLIS: Naziler insan değil miydi?

Son yılların gözde canavarları Alacakaranlık dizisi dolayısıyla vampirlerdi. (Sadece canavarları değil tabii aynı zamanda arzu ve cazibe odakları da.) Danielle Trussoni’nin Asi Melekler (Angelology) adlı tozu dumana katan romanıysa bizi yarı insan-yarı melek bir ırkla, yani nefillerle tanıştırmıştı. Fakat bu “yanrı insan-yarı melek” meselesine pek kanmayın derim; zira Trussoni’nin nefilleri Sevgililer Günü kartlarında görmeye alıştığınız pembe beyaz tenli, tombul […]

Read More

Gangnam Style dünyasında Mozart’la şahane maceralar

“Kitabın yazarı Christine Mellich ve çizer Maren Baber, Berlin Filarmoni Orkestrası için yazıp çiziyorlar. Her ne kadar bir çocuk kitabı gibi görünse de, büyüklerin de öğreneceği çok şey olduğunun altını çizmem gerek. Klasik müzikle ilgili bildiğinizi sandığınız ya da belki hiç duymadığınız birçok terimin hafızanızda yer edeceği garanti. Mesela kromatik, çembalo, muvman nedir bilmeyen kalmasın!” […]

Read More

Tuna Kiremitçi: “Nasıl mı yazıyorum?”

Tanıdığım en zeki ve yetenekli yazarlardan biri olan ve sıklıkla “Keşke daha çok yazsa” dediğim çok sevgili arkadaşım Tuna Kiremitçi’den Egoist Okur’un Yaratıcı Yazarlık Dersleri bölümüne bir yazı, ne bileyim işte, bir nevi şahsi yazarlık sırlarını isteyeli bir ay oluyor. Bir sohbetimizde öyle enfes şeyler anlattı ki “Bunları hemen yazıp bana ver, başkaları, yazmak isteyenler […]

Read More

Okumasam deli olacaktım!

“Yazmasaydım deli olacaktım, diyor ya Sait Faik. Ben, bilmiyorum, diyorum kendi kendime, bilmiyorum, yazmasam deli olur muydum? Ancak ‘Okumasaydım deli divane olacaktım’ diyorum yüksek sesle. Çünkü biliyorum, okumasam değişmeyecekti derim, değişmeyecekti fikrim ve okumasaydım, dünyaya giden yollar tıkanacak, tanıdığım tanıyacağım binlerce değil, sadece birkaç bahçe olacaktı, biliyorum okumasaydım, ruhum bir mengenede sıkışacak, kafamın kafa olması son […]

Read More