









Selim İleri‘ye kulak verelim önce: “Yakacık Mektupları küçük bir başyapıttır. Her türlü abartıdan uzak, içe işleyici, ‘hasta insan’ın ruh dünyasını yansıtmak açısından Dokuzuncu Hariciye Koğuşu kadar derin… İşte sönüp gitmiş Yakacık Mektupları… Mahmut Yesari’nin dergilerde, gazetelerde kalmış sayısız güzel yazısı var. Kim okuyacak, kim okur kaygısıyla günümüz yayıncılarının hiç yüz vermeyeceği yazılar. Fakat yazık ediliyor. Benden söylemesi, […]
Read More
“Kokosnuss, mini minnacık bir ateş ejderhası. Daha önce bu kadar sevimli bir ejderhayla tanıştığınızı sanmam. Üstüne üstlük bir de iyi kalpli, arkadaş delisi ve sağlığına çok düşkün. Öyle her bulduğunu yemiyor; yulaf ezmesine hayır demiyor, hindistancevizli kurabiyeye bayılıyor ve çevreci. En yakın arkadaşı Oskar da, bir obur ejderha olduğu halde et yemiyor.” “Bir vejetaryen olarak, […]
Read More
İz adlı oyunuyla Avrupa’nın en iyi genç oyun yazarı seçilen ve ardından Afife Jale Ödülü kazanan Ahmet Sami şimdi ilk romanıyla karşımızda. Masturi Kabare, okuru alıp İstanbul’un bilinmeyen yüzüyle, daha doğrusu yüzleriyle tanıştırıyor. Yoksulların İstanbul’u, crème de la crème tabakanın İstanbul’u, gece hayatının efendisi veya kölesi olanların İstanbul’u… Bunlar Artemis Yayınları’ndan çıkan Masturi Kabare’de müthiş […]
Read More
Katmandu’da duyguları açığa vurmak ayıp, kızgınlık göstermekse karakter zayıflığı. Başkasını üzecekse doğruyu söylemek terbiyesizlik, teselli edici yalanlar bulmak lazım… Bunları 1997-2008 arasında Nepal’in başkenti Katmandu’da yaşayan ve Katmandu’da Ev Hali adlı kitapla okur karşısına çıkan Elif Köksal anlatıyor. Rivayete göre, 100 yıl önce Nepal’in dağlarında kaybolan bir Amerikalı seyyah varmış. Yıllar sonra geri döndüğünde sonsuz gençlik […]
Read More
“Boncuk artık o handan bozma apartmanın girişinde ya da otelde kalıyor, gün doğunca dolaşıyor, ganyancıdan çıkıp döviz bürosunda turluyor, gişelerdeki memurlarla selamlaşıyor, dövmecide serinliyordu. Yemek ikramınız karşısında gözleriyle konuşur, sohbetin bölünmesine izin vermez, siz uzaklaştığınızda sessizce elini sürer ve yerine çekilirdi. Sokaktaki kedi dışında herkesin sevgilisiydi. Arada onu sevenlere göz süzüp arsızlık yapmasa ona da aldıracağı […]
Read More
En sevdiğim polisiye yazarı Agatha Christie’yle en sevdiğim ürperten filmlerin yönetmeni Alfred Hitchcock bir arada. Kader onları bir biçimde buluşturmuş. Uslu durmuyor, çeşit çeşit maceralar yaşıyor, bu arada da etraflarındaki sır perdelerini ortadan kaldırıyorlar. Üstelik bunu sinemayla, edebiyatla, korkuyla ve polisiyle zerrece alakaları yokken, henüz ikisi de minicik birer çocukken yapıyorlar. Bütün bunlar İspanyol yazar Ana […]
Read More
“Tanrı rüyalarda seslenir, vicdandan konuşur biliyorum. Ne zaman gün ortasında çarmıha çekilsem anımsatıyorum bunu kendime. Kızlarınıza ve oğullarınıza bakın… Ne zaman çarmıha çekilirseniz ve babanız ders niyetine de olsa gelmezse yardımınıza, dünyanın bütün kızlarına ve oğullarına bakın, onları görün, dinleyin, onların küçük adımlarını izleyin. Babanız gelmese bile çocuklar gelecektir…” Tanrı hiç beklemediğiniz yerde ve anda […]
Read More
“Yirmi beşinde, otuz beşinde, kırk beşinde ve elli beşinde, hep bu merdivenlerdeki haline benzeyeceksin. İlk yaradır çünkü en sağlamı, kalbe paslı çiviyle çakılanı. İlk yarandır seni büyüten. İnsan nasıl benzerse ellerinde büyüdüğü annesine, sen de yarana benzeyecek; ne zaman kalbin kırılsa, bu merdivenlere geri döneceksin.” Unutma Beni Apartmanı, Rüyalar Anlatılmaz ve Saklı Bahçeler Haritası adlı romanların yazarı Nermin […]
Read More
Şair ve yazar Kaan Koç, Yalnızlar Mektebi, Aykırı Akademi ve Ot Dergi’de yazıyor. Ama Yalnızlar Mektebi’yle ilişkisi farklı. “Orada çok güzel insanlarla tanıştım. Maddi-manevi bütün şartlarını zorlayarak bir fanzin çıkartma heyecanını, onu yaşamayanlar pek anlayamaz. İş bir yerden sonra hayat memat meselesine döner. Arkasına maddi destek almadan çıkmaya çalışan dergiler de öyledir. Bu yüzden Yalnızlar Mektebi’nden çok […]
Read More
Nâzım Hikmet, gazeteci yazar Reşad Enis’in “Afrodit Buhurdanında Bir Kadın” romanı için “Türk edebiyatının temel taşı” demiş. Halide Edib, “Toprak Kokusu” için “Steinbeck’in Gazap Üzümleri’nden daha güçlü bir eser”; “Despot” (1957) romanı için de “Dünya çapındadır” yorumuyla övgülerini dilegetirmiş. Attila İlhan, iki uzun hikaye yazabilmiş bir züppeye “büyük romancı” derken Reşad Enis okumamış olmanın adeta […]
Read More
“Okuyan bir kız bul. Bunu çantasında her zaman okuduğu bir kitabı olmasından anlayabilirsin. Kitapçıda, sevgiyle raflara bakan ve aradığı kitabı bulduğunda sessizce çığlık atandır o. Sahafta, eski bir kitabın sayfalarını koklayan fıstığı gördün mü? İşte o okurdur. Hele sayfalar sararmışsa kesinlikle dayanamazlar. (…) Ona bir kahve ısmarla. Murakami hakkında ne düşündüğünü söyle. Alice’i seviyor mu yoksa Alice […]
Read More
Geçenlerde Friendfeed aracılığıyla bir tartışmaya rastladım. Üstad İhsan Oktay Anar’ın yayınlanmış ilk öyküsü Rabnuma’ya dairdi. Morköpük Dergisi’nin Oyun Özel Sayısı’nda çıkmış, hem de 1985’te. Bilen biliyordur, Anar bundan sonra başka öykü yayınlamamış. Özgür Uçkan şöyle diyordu: “Fi tarihinde bu dergiyi çıkarıyorduk bir grup genç. Oyun kavramı üzerine bir özel sayı hazırlamaya karar verdik. İhsan Oktay Anar, üniversiteden […]
Read More
“Ateş” ne yazık ki gerçek değil ama sanki hep orada… Şifâhen Masallar’ın kurucusu masal âşığı yazar Beyza Akyüz. Ayda bir kez İstanbul’un başka bir semtinde masal geceleri düzenliyor. Geçen hafta Çengelköy Açıkhava Sineması’nı kapattılar mesela… Dileyen herkes bu gecelere katılarak daha önce hiç görmediği, tanımadığı insanlara anılarını, deneyimlerini, hikayelerini; bildiği veya yarattığı masalları anlatıyor. Tıpkı […]
Read More
Gazeteci Haluk Kalafat çok eski arkadaşım. Dünyanın en tatlı, eğlenceli, dürüst ve akıllı adamlarından biri… Ayrıca iflah olmaz bir kitap tutkunu… İyi edebiyattan anlar. Çizgiroman, polisiye ve fantastiğe de meraklıdır. Onunla yıllar önce Picus dergisinde beraber çalışmıştık. Haliyle işten eve dönüş yolculuklarında vapura bindiğimizde en çok kitaplardan söz ediyorduk. Haluk, Ursula K. Le Guin hayranıydı. […]
Read More
Hayatı “yolcu” olarak yaşamak isterken baba mirası otelin işletmecisi ve ailesinin “reisi” olmak zorunda kalan Mürşit’in hikayesi bizim de hikayemiz aslında, çünkü içinde yaşadığımız “duygusal taşlaşma çağı”nda hepimizin içinde ara vermeden sızlayan keskin bir ağrı var… Hayranlıkla sevdiğim ve edebiyatımızın en önemli isimlerinden biri saydığım Ayfer Tunç, Mürşit’in ağrılarıyla birlikte başka ağrılardan da söz ediyor bize ve toplumsal geçmişimizle hesaplaşmamıza […]
Read More
“Malleus Maleficarum, abi. Eskiden, taa ortaçağda felan, cadıları öldürmek için kullanılan bi tür çekiçe derlermiş. Cadı Balyozu. Aynı zamanda bu kitabın da adı. Yani eskiden böyle cincilik yapanların kullandığı el kitabı felan gibi bi şey abi. İşte cadıları şuyundan buyundan tanırsınız, şöyle mıhlarsınız falan gibi muhabbetler var kitapta.” Siz tabii cadı avcısı Alamancı Demir Usta’yla […]
Read More
Epik ne okuyor, biliyor musunuz? Bunun için Seçil Epik’in şahane bloguna göz atmanız gerekir. Hayatla ve kitaplarla maceralarını anlattığı blogunun adı da bu zaten: Epik Ne Okuyor? Kendini tanıttığı bölüme tek cümle yazmış: “Memleketi terk edip Nouvelle Zelanda adasına gidecektik.” E, gidelim, tutan mı var? Şahsen çağrıya uymayan için üzülürüm, Seçil gibi zeki, derin ve matrak biriyle her yere gidilir yani… […]
Read More
“Bu şehirde ‘bir tatlı huzur almak için’ çok yere gidebilirsiniz, hiç şüpheniz olmasın Behçet Kemal Çağlar’ın şiirine konu olan Kalamış’dan mülhem bu tabir bir başka şairin ‘bir semtini sevmek bile bir ömre değer’ini de haklı çıkarır. İstanbul’da yaşanan öyle herhangi bir sevgi ve huzur değildir. İçinde seçim yapma şansınızın olduğu ve size sıralanamayacak kadar çok […]
Read More
Aksu Bora‘yla henüz şahsen tanışmadık, Twitter’dan takip ediyorum onu. Hem ufuk açıcı hem de eğlenceli olabilen şahane kadınlardan. Hacettepe Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyesi. Ayrıca iki arkadaşıyla birlikte “feminist hareketin güçlü ama feminist üretimin cılız olduğu” düşüncesiyle kurdukları Ayizi Yayınları‘nın ve üç ayda bir çıkan Amargi Dergisi‘nin editörü. Aksu Bora’nın okumayla ilişkisini, hangi kitapları sevip hangilerinden uzak durduğunu, […]
Read More
“Hakkını helal et” bir itiraftır aynı zamanda. Söyleyenin, kabahatinin sorumluluğunu üstlenecek cesarete sahip olduğuna işaret eder. O kişi, herhalde ömrü boyunca omuzlarında ağır bir yükle yaşamamak için “Hakkını helal et” demiştir. Öyle ya; bağışlanmamış suçlar yorar; yaşam enerjisinin katilidir. Cenaze törenlerinde ölenle bundan ötürü helalleşilir. Gidenin ama daha çok kalanın ruhu huzur bulsun, hayat devam […]
Read More