









“Sen iblis nedir bilir misin abicim? Hiç gördün mü? Ben gördüm. Kimileri hayatta bir kez ölündüğünü sanarak yaşlanır, ben onlardan değilim. Cehennemi de gördüm, iblisi de. Öldüm de dirildim de. Bir tek cenneti merak ediyorum. Ulan bu hayatta ucundan koklatmayan, ölünce cennetinin kapısını açar mı ki bana, bak onu hiç bilemiyorum. Sen cenneti gördün mü […]
Read More
Emine Çaykara, her eylül ayında olduğu gibi yine Ankara’ya gitti. Yine Halil İnalcık’ın doğum gününü kutlamak, bu güzel günde onunla ve en yakın dostlarıyla birlikte olmak için. Her zamanki gibi Halil Hoca’ya yanında bir parça İstanbul götürmeyi de ihmal etmedi. Ona özel hazırladığı bir videoyla… Aşağıda hem bu videoyu, hem de İnalcık’ın, doğumgününde yanında olan olamayan […]
Read More
“Yazın son demlerini yaşadığı bir akşamüstünde sıcağın gitmeye hiç niyeti olmadığı bir havada yürüyorum. Ağırlığı itmek isterken üzerine geliyor insanın. “Otobüse binmek en uygunu” diyorum içimden durağı görünce; zaten fazla kalabalık da değil; iki genç, emekli bir adam, elinde torbalarla bir kadın. Sonra, yanında iki çocuğuyla bir anne; biri kız, biri erkek. İkisinin de ellerinde […]
Read More
Agatha Christie’ye ve kahramanlarından Hercule Poirot’ya dair her şey… Üstelik bu yazı Pera Palas’ta, tam da Agatha Christie’nin kaldığı odada yazıldı. Yani çok heyecanlı. Pera Palas’ta hayalet avı Tarihi Pera Palas Oteli’nin artık Agatha Christie’yle özdeşleşen 411 numaralı odasında kaldığım geceyi anlatacağım bugün. Yani 19. yüzyılın sonunda, İstanbullu Levanten Alexander Vallaury tarafından tasarlanan Pera Palas […]
Read More
Emekli tarih öğretmeni Coşkun Ermiş, Napoleon piyesleri yazmaya çalışırken, komşusu oyuncu Saffet ondan Vodvil türünde oyunlar yazmasını istiyor. Tiyatro patronu Servet ise Antik Yunan dönemi oyunları sipariş ediyor. Öte yandan dertlerini içerek unutmayı deneyen Coşkun Bey’in evinde başka oyunlar sahneleniyor: Bunamış kayınvalidesi Saadet Nine onu ziyarete geleceğini hayal ettiği Cemil Paşa’yı bekliyor… Oğlu Ümit, derslerden […]
Read More
Egoist Okur’un doğumunun konuşulduğu masayı dün gibi hatırlıyorum. Gülenay’la birlikte Moda’daki Oyun Atölyesi’nin bahçesindeydik. Heyecanlı ve umutluyduk. Ben de sürekli yazanlardan biri olacaktım. Fakat sonra araya yıllar ve işler girdi. Savrulmalar, düşüp kalkmalar, kapı önlerinde kalmalar, bilinen ne varsa hepsini birden unutmalar, aşklarla ayrılıklar, soğumalar ve yeniden başlamalar, hiçbir şey yapamamalar… İşte bu sonuncusu, hiçbir […]
Read More
Hasan İzzettin Dinamo’yu, Millî Mücadele’yi anlattığı on beş ciltlik “Kutsal İsyan” ve “Kutsal Barış” adlı kitaplarından tanırız; fakat bu şair ve romancının, o dönemde alanlarının zirvesinde olan, bugünse klasiklerimiz arasına giren; Yahya Kemal, Nâzım Hikmet, Nurullah Ataç, Sait Faik, Âsaf Hâlet, Orhan Veli gibi şair ve yazarlarla zenginleşmiş “İkinci Dünya Savaşı’ndan Edebiyat Anıları” kitabını bilmeyiz. […]
Read More
Henri dünyanın en ünlü kara beyaz kedisi. Hayatı film oldu, kitap oldu, onunla röportajlar yapıldı. Şanslı sayılır bence, çünkü ödül törenlerine katılması gerektiğinde smokin falan giymesi gerekmiyor, çünkü renklerinden ötürü doğuştan smokinli. Motto’sunu Jean Paul Sartre’dan alan (“Başkaları cehennemdir”) kedi Henri karton kutulardan çıkmadan bol bol düşünüyor. Düşünüyor ve bunalıyor, tam bir elitist. Maço ayrıca. Güzel dişi […]
Read More
“Kötülük Çiçekleri”, “Yapma Cennetler” gibi kitapların yaratıcısı büyük Fransız şair Charles Baudelaire’in mektubunu, Yıldız Teknik Üniversitesi’nde Fransızca Mütercim Tercümanlık bölümü lisans programı öğrencisi Alican Yüksel gönderdi. Şairlerin, yazarların, aktörlerin mektuplarının yer aldığı Des lettres’den çevirmiş. Okuyunca aklıma “Her edebiyatseverin bir Baudelaire macerası vardır” diyerek kendininkini anlatan Selim İleri geldi. İleri, yeniyetmelik yıllarında cebinde taşıdığı Baudelaire kitaplarından bahsediyordu […]
Read More
Macar Sanatçı Istvan Orosz’u tanıyor musunuz? Bence tanımalı, onun gravür, yağlıboya ve üç boyutlu ahşap çalışmalarının yanı sıra baskı, animasyon filmleri ve karakalem işlerinin yer aldığı sergisini vakit kaybetmeden görmelisiniz. Sergiyi, 13 Eylül-12 Ekim 2014 arasında İstanbul Balassi Enstitüsü’nde gezebilirsiniz. (İstiklal Cad. No:213) Neden bu kadar hararetle tavsiye ettiğimi soracak olursanız, Orosz’un karmakarışık dünyasını büyüleyici bulduğumu […]
Read More
“Türkiye’de çocukları ve gençleri edebiyatın usta kalemleriyle buluşturan Günışığı Kitaplığı yirminci yılına emin adımlarla yürürken, kitaplığın rafları arasında dolaşan bir Keçi göze çarpıyor. Edebiyat bir havuz problemine nasıl dönüşür? Bir çocuk kitap fuarından ne bekler? İnsan bir kitabı neden yedi defa okusun ki? Kant’ı çocuklara anlatmak mümkün mü? Edebiyat, eğitmek zorunda olmalı mı? Bu yolcu, […]
Read More
Leonardo da Vinci‘nin “Müjde” adlı bir tablosu var. Melek Cebrail’in İsa’nın mucizevi varoluşunu Hz. Meryem’e bildirmesini anlatıyor. Daha doğrusu Hz. Meryem’in (Hz. İsa’ya) hamile olduğunu öğrenme anını. Da Vinci’nin ayna kullanarak yazılarında ve tablolarında şifreli mesajlar ilettiği bilgisinden yola çıkan birileri bu tabloyu ayna tutarak incelemiş. Onlara göre, sol tarafa bir aynayı dik tutarak baktığınızda, tam ortada ürkütücü, insana […]
Read More
Can Gürses’le son konuştuğumuzda harika bir fikirden bahsetti. Heybesinde adı “Cennet de Cehennem de Bu Ellerde” olan bir öykü dizisi vardı. “El” öyküleri anlatacaktı; iyiliği de kötülüğü de taşıdığımız, cennetimizi ya da cehennemimizi yarattığımız ellerimizin öykülerini… Fikir öyle güzeldi mi soluğum kesildi. Ve çok geçmeden Can’dan ilk öykü geldi: “Köşebaşındaki İğde”. Şimdi aradan çekiliyorum, lütfen Can’ın […]
Read More
“Bir adamı en fazla ne kadar çok sevebilirsiniz? Mesela size şiirler yazsa sever miydiniz? Tabii ki evet. Peki, büyük aşkınız yüzünüze kezzap atsa da sever miydiniz? Sizce hangisi daha zor; size şiirler yazan adamlar arasında kibire kapılmadan varolabilmek mi yoksa, canınıza kastetse de bir adamı sevmeye devam etmek mi? İki kadın… Birbirinden çok farklı iki […]
Read More
Şifâhen Masallar’ın kurucusu masal âşığı yazar Beyza Akyüz’ü biliyorsunuz. Ayda bir kez İstanbul’un başka bir semtinde masal geceleri düzenliyor. Dileyen herkes bu gecelere katılarak daha önce hiç görmediği, tanımadığı insanlara anılarını, deneyimlerini, hikayelerini; bildiği veya yarattığı masalları anlatıyor. Aralarda da yanlarında getirdikleri yiyecekleri, içecekleri paylaşıyorlar. (Şifâhen Masallar’ın Facebook sayfasını ziyaret ederseniz ayrıntıları öğrenebilirsiniz. Umarım kışın da devam eder) Beyza komik yazılar da […]
Read More