Egoist okur

Emine Çaykara’dan başka türlü bir İstanbul hikâyesi

“Yazın son demlerini yaşadığı bir akşamüstünde sıcağın gitmeye hiç niyeti olmadığı bir havada yürüyorum. Ağırlığı itmek isterken üzerine geliyor insanın. “Otobüse binmek en uygunu” diyorum içimden durağı görünce; zaten fazla kalabalık da değil; iki genç, emekli bir adam, elinde torbalarla bir kadın. Sonra, yanında iki çocuğuyla bir anne; biri kız, biri erkek. İkisinin de ellerinde […]

Read More

Hercule Poirot ve Pera Palas’taki hayalet

Agatha Christie’ye ve kahramanlarından Hercule Poirot’ya dair her şey… Üstelik bu yazı Pera Palas’ta, tam da Agatha Christie’nin kaldığı odada yazıldı. Yani çok heyecanlı. Pera Palas’ta hayalet avı Tarihi Pera Palas Oteli’nin artık Agatha Christie’yle özdeşleşen 411 numaralı odasında kaldığım geceyi anlatacağım bugün. Yani 19. yüzyılın sonunda, İstanbullu Levanten Alexander Vallaury tarafından tasarlanan Pera Palas […]

Read More

Doğan Şahin yazdı: Samimiyetçilik oyununa dönen samimiyet buhranımız

Emekli tarih öğretmeni Coşkun Ermiş, Napoleon piyesleri yazmaya çalışırken, komşusu oyuncu Saffet ondan Vodvil türünde oyunlar yazmasını istiyor. Tiyatro patronu Servet ise Antik Yunan dönemi oyunları sipariş ediyor. Öte yandan dertlerini içerek unutmayı deneyen Coşkun Bey’in evinde başka oyunlar sahneleniyor: Bunamış kayınvalidesi Saadet Nine onu ziyarete geleceğini hayal ettiği Cemil Paşa’yı bekliyor… Oğlu Ümit, derslerden […]

Read More

Edebiyat dünyasından cevap beklemediğimiz 10 soru

Egoist Okur’un doğumunun konuşulduğu masayı dün gibi hatırlıyorum. Gülenay’la birlikte Moda’daki Oyun Atölyesi’nin bahçesindeydik. Heyecanlı ve umutluyduk. Ben de sürekli yazanlardan biri olacaktım. Fakat sonra araya yıllar ve işler girdi. Savrulmalar, düşüp kalkmalar, kapı önlerinde kalmalar, bilinen ne varsa hepsini birden unutmalar, aşklarla ayrılıklar, soğumalar ve yeniden başlamalar, hiçbir şey yapamamalar… İşte bu sonuncusu, hiçbir […]

Read More

Sırlar, çekememezlikler, kavgalar ve faşizmin gölgesi

Hasan İzzettin Dinamo’yu, Millî Mücadele’yi anlattığı on beş ciltlik “Kutsal İsyan” ve “Kutsal Barış” adlı kitaplarından tanırız; fakat bu şair ve romancının, o dönemde alanlarının zirvesinde olan, bugünse klasiklerimiz arasına giren; Yahya Kemal, Nâzım Hikmet, Nurullah Ataç, Sait Faik, Âsaf Hâlet, Orhan Veli gibi şair ve yazarlarla zenginleşmiş “İkinci Dünya Savaşı’ndan Edebiyat Anıları” kitabını bilmeyiz. […]

Read More

Endişeli bir kedinin varoluşsal sayıklamaları…

Henri dünyanın en ünlü kara beyaz kedisi. Hayatı film oldu, kitap oldu, onunla röportajlar yapıldı. Şanslı sayılır bence, çünkü ödül törenlerine katılması gerektiğinde smokin falan giymesi gerekmiyor, çünkü renklerinden ötürü doğuştan smokinli. Motto’sunu Jean Paul Sartre’dan alan (“Başkaları cehennemdir”) kedi Henri karton kutulardan çıkmadan bol bol düşünüyor. Düşünüyor ve bunalıyor, tam bir elitist. Maço ayrıca. Güzel dişi […]

Read More

Charles Baudelaire: “Seni öldürmekten korkuyorum…”

“Kötülük Çiçekleri”, “Yapma Cennetler” gibi kitapların yaratıcısı büyük Fransız şair Charles Baudelaire’in mektubunu, Yıldız Teknik Üniversitesi’nde Fransızca Mütercim Tercümanlık bölümü lisans programı öğrencisi Alican Yüksel gönderdi. Şairlerin, yazarların, aktörlerin mektuplarının yer aldığı Des lettres’den çevirmiş. Okuyunca aklıma “Her edebiyatseverin bir Baudelaire macerası vardır” diyerek kendininkini anlatan Selim İleri geldi. İleri, yeniyetmelik yıllarında cebinde taşıdığı Baudelaire kitaplarından bahsediyordu […]

Read More

Istvan Orosz’un kafa karıştıran muhteşem işleri

Macar Sanatçı Istvan Orosz’u tanıyor musunuz? Bence tanımalı, onun gravür, yağlıboya ve üç boyutlu ahşap çalışmalarının yanı sıra baskı, animasyon filmleri ve karakalem işlerinin yer aldığı sergisini vakit kaybetmeden görmelisiniz. Sergiyi, 13 Eylül-12 Ekim 2014 arasında İstanbul Balassi Enstitüsü’nde gezebilirsiniz. (İstiklal Cad. No:213) Neden bu kadar hararetle tavsiye ettiğimi soracak olursanız, Orosz’un karmakarışık dünyasını büyüleyici bulduğumu […]

Read More

Timur Vermes: “Canavar diye bir şey yok, biz varız!”

Bir süre önce NTV Yayınları’ndan çıkan Hatasız Düşünme Sanatı’nda nesnelere yüklediğimiz anlamlarla ilgili enteresan bir anekdot anlatılıyordu: 1990’larda toplumsal psikolojinin önemli isimlerinden Paul Rozin, rastgele seçilmiş bir grup deneğe mecbur kalsalar bir zamanlar Hitler’e ait olduğu bilinen bir kazağı giyip giymeyeceklerini sormuş. Denekler, defalarca yıkanıp temizlenmiş de olsa böyle bir şeyi katiyen giymeyeceklerini söylemiş, dolayısıyla […]

Read More

“Çocuklar dayatmasız hayaller kurabiliyor”

Aslı Der’in yarattığı Küçük Cadı Şeroks dizisinin üçüncü kitabı çıktı: Barış Odaları. “Tüm yaşadıklarımı şekillendirdi” dediği felsefe eğitimi de almış olan Der, biz yetişkinlerin bile içinden çıkamadığımız çok zor konuları eğlenceli bir dille anlatmayı başarıyor. Ondan önce Günışığı Kitaplığı’ndan Barış Odaları’ndan önce kahramanı Şeroks’u anlatmasını istedim… Şunları söyledi: “Küçük Cadı Şeroks, hayatımın tamamen değişmesini hayal […]

Read More

Hakan Bıçakcı: “Hayatımı yazsam roman olmaz yani!”

Hakan Bıçakcı’yla sekiz on yıl önce tanıştığımızda ilk romanı yeni çıkmıştı. Kahve içtik, kısa bir röportaj yaptık ve Hakan şu hayatta sahiden “arkadaşım” olduğuna inandığım nadir insanlardan biri oldu. Bir sürü kitap, röportaj, konser ve sohbet sığdı bu on yıla. Geçen hafta, acayip sıcak bir günde yeniden buluştuk. Bu sayfalardaki değişmez röportaj mekanım Brasserie Bomonti […]

Read More

En iyiyi seçiyoruz: Cormoran Strike mı, yoksa hâlâ Harry Potter mı?

J.K. Rowling’in Robert Galbraith adıyla yazdığı ve Zeynep Heyzen Ateş çevirisiyle Pegasus Yayınları’ndan çıkan Guguk Kuşu’yla ilgili aradığınız her ayrıntı bu yazıda. Baştaki sorunun cevabını baştan vereyim. Her bir cildini kafam attıkça tekrar tekrar okuduğum Harry Potter serisine bayılıyorum, çok önemli buluyorum ama açıkçası Guguk Kuşu’nu da çok sevdim. Ordudan ayrıldıktan sonra özel dedektif olarak çalışmaya […]

Read More

“Aslında her kitap hak ettiği yere geliyor, gelecektir”

“Türkiye’de çocukları ve gençleri edebiyatın usta kalemleriyle buluşturan Günışığı Kitaplığı yirminci yılına emin adımlarla yürürken, kitaplığın rafları arasında dolaşan bir Keçi göze çarpıyor. Edebiyat bir havuz problemine nasıl dönüşür? Bir çocuk kitap fuarından ne bekler? İnsan bir kitabı neden yedi defa okusun ki? Kant’ı çocuklara anlatmak mümkün mü? Edebiyat, eğitmek zorunda olmalı mı? Bu yolcu, […]

Read More

Yamuk bakmak, tersten görmek, aynayla okumak

Leonardo da Vinci‘nin “Müjde” adlı bir tablosu var. Melek Cebrail’in İsa’nın mucizevi varoluşunu Hz. Meryem’e bildirmesini anlatıyor. Daha doğrusu Hz. Meryem’in (Hz. İsa’ya) hamile olduğunu öğrenme anını. Da Vinci’nin ayna kullanarak yazılarında ve tablolarında şifreli mesajlar ilettiği bilgisinden yola çıkan birileri bu tabloyu ayna tutarak incelemiş. Onlara göre, sol tarafa bir aynayı dik tutarak baktığınızda, tam ortada ürkütücü, insana […]

Read More

Can Gürses yazdı: Köşebaşındaki İğde

Can Gürses’le son konuştuğumuzda harika bir fikirden bahsetti. Heybesinde adı “Cennet de Cehennem de Bu Ellerde” olan bir öykü dizisi vardı. “El” öyküleri anlatacaktı; iyiliği de kötülüğü de taşıdığımız, cennetimizi ya da cehennemimizi yarattığımız ellerimizin öykülerini… Fikir öyle güzeldi mi soluğum kesildi. Ve çok geçmeden Can’dan ilk öykü geldi: “Köşebaşındaki İğde”. Şimdi aradan çekiliyorum, lütfen Can’ın […]

Read More

Tomris yazsın, Bergen söylesin…

“Bir adamı en fazla ne kadar çok sevebilirsiniz? Mesela size şiirler yazsa sever miydiniz? Tabii ki evet. Peki, büyük aşkınız yüzünüze kezzap atsa da sever miydiniz? Sizce hangisi daha zor; size şiirler yazan adamlar arasında kibire kapılmadan varolabilmek mi yoksa, canınıza kastetse de bir adamı sevmeye devam etmek mi? 
İki kadın… Birbirinden çok farklı iki […]

Read More

Bir tatil macerası: Zevkli rezilliğe dönüş!

Şifâhen Masallar’ın kurucusu masal âşığı yazar Beyza Akyüz’ü biliyorsunuz. Ayda bir kez İstanbul’un başka bir semtinde masal geceleri düzenliyor. Dileyen herkes bu gecelere katılarak daha önce hiç görmediği, tanımadığı insanlara anılarını, deneyimlerini, hikayelerini; bildiği veya yarattığı masalları anlatıyor. Aralarda da yanlarında getirdikleri yiyecekleri, içecekleri paylaşıyorlar. (Şifâhen Masallar’ın Facebook sayfasını ziyaret ederseniz ayrıntıları öğrenebilirsiniz. Umarım kışın da devam eder) Beyza komik yazılar da […]

Read More

Bir Borges öyküsünün içinde olduğumu nasıl anlarım?

“Biri dedi ki: Sen uyanıklığa değil, önceki bir düşe uyanmışsın.O düş bir başka düşle sarmallıdır, o da bir başkasıyla ve bu böyle sonsuza kadar gider, sonsuz da kum tanelerinin sayısıdır. Geriye dönerken izlemen gereken yolun sonu yoktur ve sen bir daha gerçekten uyanmadan öleceksin.” The Toast adlı internet sitesinde bulduğum bir testi sizinle de paylaşmak istedim. Hayatınız […]

Read More

Cem Erciyes: “El koyduğum Cevdet Bey ve Oğulları’nı yıllar sonra Orhan Pamuk’a imzalatıp sahibine geri verdim”

Cem Erciyes’i çok uzun süredir tanıyorum. Arkadaşım olmasının hatta çeşitli vesilelerle kısa süreli de olsa birlikte çalışmamızın yanı sıra o aslında benim için “Bay Radikal Kitap”. Tanıştığımızdan bu yana çok şey değişti hayatında; kendi deyişiyle, “Evlendi, biraz kilo aldı, gözlük çerçevelerini değiştirdi…” Ama Radikal Kitap’ı yönetmeye hep devam etti. Gazetede bir sürü farklı işin, Kültür […]

Read More

“Haşarı çocuk” Türkiye için oyuncaklı İstanbul büyüsü

Evliya Çelebi, Seyahatname’sinde Baba Cafer’den söz ediyormuş. Sonraki yüzyıllarda anneler yaramaz çocukları için bir eşyalarını, mesela oyuncaklarından birini alıp buraya, Baba Cafer Türbesi’ne getirmeye başlamışlar. Çocukları durulsun, uslansın diye… Bu yazının yazarı etkileniyor bu güzel rivayetten ve Baba Cafer’e bir oyuncak verip sembolik İstanbul büyüsü yapmaya karar veriyor. Hâlâ çocuk olan ülkesinde sular durulsun, kulakları sağır […]

Read More

Kemal Sayar: “Bir şeyden çok bahsediyorsak o şey bizim zırhımızdır”

Kemal Sayar’la Timaş Yayınları’ndan çıkan Beni Sessiz de Sevebilir misin? adlı yeni kitabını konuşmak için buluştuk. Röportajımızın merkezinde, bir türlü susamayan, kendini ve dünyayı “dinleyemeyen” ve hayatının merkezine politikayı koyan insan; yani  homo politicus vardı. Çünkü Sayar’a  göre bu günlerde aralıksız, adeta öyle yapmazsak ölecekmişiz gibi bir hararetle politika konuşuyoruz, dahası büyük bir gerilim içinde birbirimizle kapışmaya hazır yaşıyoruz. […]

Read More

Tanpınar ve Pamuk’ta Türk modernizmi eleştirisi

“Orhan Pamuk da, Doğu-Batı sorunuyla estetik düzeyde hesaplaşmaya yönelen Ahmet Hamdi Tanpınar ve Oğuz Atay gibi önemli yazarlardandır. Hemen hemen tüm romanlarında ‘Doğu-Batı sorunu’ temasına rastlanan Pamuk; Öteki Renkler adlı kitabında, bu bağlamda en yakın hissettiği yazarın Ahmet Hamdi Tanpınar olduğunu söyler. Tanpınar da hep  Türk toplumunun karşılaştığı uygarlık sorununun yarattığı bölünme üzerine kafa yormuş […]

Read More

Handan Öztürk: “Biz ilişkilerimizi tükettikçe, arketiplerimiz baş kaldırıyor”

Yazar, yönetmen, belgeselci Handan Öztürk, “Tuhaf bir biçimde hep uzak aşklar yaşadım. Ayrı ayrı ülkelerde… Bir defasında İstanbul’da yaşayan bir sevgilim olmuştu ve kafam çok karışmıştı. Buluşma sıklığı ve kolay ulaşılabilirlik açısından… Ama bir süre sonra o da yurt dışında bir göreve çıkınca, kural değişmedi. Galiba bilinç dışım, her gün ayağımın altında dolanan bir adam istemiyor. […]

Read More