Elif Şafak: “Hakkımdaki dedikodularla uğraşacağıma kitap okurum”
Elif Şafak, yeni romanının kapağında bir erkek, yani anne katili İskender olarak çıkıyor karşımıza. Onunla Sirkeci Garı’nda yaptığımız söyleşide, kitabını, evliliğini, çocuklarını, aşkın karmaşık hallerini, niçin yazmaktan hiç vazgeçemeyeceğini, ailesi hakkında çıkan dedikodulara tepkisini, zihin ve kalp detoksu yapmanın önemini, Juliet’e serenat yaparmışçasına yazan erkek yazarları konuştuk… Gülenay Börekçi Elif Şafak: “Hakkımdaki dedikodularla uğraşacağıma kitap […]
Read MoreSelanik’te Sonbahar’da artık Amy Winehouse da olacak
Tuna Kiremitçi’nin hayaletlere karışıp yazdığı yeni romanı Selanik’te Sonbahar’ı okudunuz mu? Roman seviyorsanız okumamanız bir kayıp. Müzik seviyorsanız iki kat kayıp. Kitabı zaten okumuş olanlar karakterler arasında 27 yaşında ölüp giden dört büyük müzisyenin, yani Jim Morrison, Kurt Cobain, Jimi Hendrix ve Janis Joplin’in bulunduğunu zaten biliyorlardır. Bundan sonra okuyacaklara gelince; onlar adadaki çam ağaçlarının arasında bir […]
Read MoreTutunamayanlar Polemiği
Edebiyat dergisi Notos’un Oğuz Atay dosyasını gördüğümde, edebiyatçılar ve eleştirmenler tarafından verilen cevapları okuduğumda henüz her şey yolundaydı. İlle yolunda olmayan bir şey arasaydım belki şöyle derdim: Bugüne kadar duymadığım, okumadığım, söylenmemiş hiçbir şey yok ki. Herkes ne kadar aynı fikirde… Edebiyat dünyamızda olağan dışı bir sulh ortamı hakim ve ben buna pek alışık değilim! […]
Read MoreAltay Öktem: “Altınel’e gösterilen tepkiye, eleştiriye tahammülsüzlük diyemeyiz”
Tutunamayanlar Polemiği sürüyor… Şair-yazar Altay Öktem’i yazılarından, dergilerinden ve elbette Beni Yanlış Öptüler, Tanrı Acıkınca, Sonsuz Sıkıntı gibi kitaplarından tanıyoruz. Biliyorsunuz, zaman zaman Egoist Okur için de yazıyor… Öktem, Oğuz Atay’ın ona göre niçin bir çeşit dokunulmazlığı olduğunu anlatıyor, yani olaya tamamen farklı bir yerden bakıyor, hatta Altınel’e saldıranları anladığını ifade ediyor… Yazısında, “Oğuz Atay’ı sadece […]
Read MoreMine Söğüt: “Altınel’e ateş püskürenler kişiliklerinin şifrelerini veriyor”
Beş Sevim Apartmanı, Kırmızı Zaman, Şahbaz’ın Harikulade Yılı ve Madam Arthur ve Hayatındaki Her Şey adlı romanların yazarı Mine Söğüt, tartışmaları bambaşka bir açıdan değerlendirdi: “Shakespeare’i Tolstoy’dan, Joyce’u Woolf’tan tanıyamayacağımız gibi Oğuz Atay’ı da Şavkar Altınel’den tanıyamayız. O yüzden birçoklarının telaşlandığı gibi Altıner’in görüşleri Atay’ın çoğunluk tarafından onaylanmış değerini zedelemez. Ama Tolstoy, Woolf veya Altıner […]
Read MoreHakan Bıçakcı: “Tutunamayanlar değil, kendini tutamayanlar…”
Rüya Günlüğü, Bir Yaz Gecesi Kabusu, Boş Zaman, Apartman Boşluğu ve Karanlık Oda gibi romanların yazarı Hakan Bıçakcı, “Her sanatçının olduğu gibi, Oğuz Atay’ın da beğenilmeme hakkı vardır” diyor Egoist Okur için yazdığı yazıda. Ve Tutunamayanlar polemiğinin, koskoca eleştiri kurumuna “kendisi bir şey olamamışların başarılı insanlara laf atarak dikkat çekmeye çalıştığı bir sataşma operasyonu” olarak […]
Read MoreToros Öztürk: “Şavkar Altınel’e sarfedilen sözlere en çok Oğuz Atay bozulurdu”
“Şavkar Altınel’e reva görülen bu linç jargonunun Oğuz Atay’ı sevenler tarafından sarfedilmiş olabileceğine inanmak dahi istemiyorum” diyor Atay’ı 60’ların sonu 70’lerin başında, henüz “peygamber ilan edilmemişken” okuyup seven bir avuç kişiden biri olan çevirmen ve yazar Toros Öztürk. Bir zamanlar İstanbul Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünde hocam olan Öztürk şöyle sürdürüyor sözlerini: “Arkadaşının kızına […]
Read MoreHamdi Koç: “Atay olanları görse bir kez daha ‘Neredesin, ey okur?’ diye sorardı”
Melekler Erkek Olur, Çiçeklerin Tanrısı ve Bir Eski Kocanın Öğleden Sonrası adlı romanların yazarı Hamdi Koç, “Herhangi bir iyi romanı okumuş ve sevmiş olan hiç kimse Altınel’e gösterilen bu tepkiyi gösteremez, gösterenleri de hoş göremez” diyor ve devam ediyor: “Bu tür bir tepki edebiyat okuru refleksi değildir. Bence Atay da romanlarını böyle yobaz bir tutkuyla […]
Read MoreTolga Meriç: “Kimse Oğuz Atay’ı sevdiği için aptal çıkmayacağı gibi, sevmediği için de aptal çıkmaz!”
Tutunamayanlar polemiğine bir katkı daha… Tolga Meriç, Oğuz Atay fanatizminin korkuyu da içerdiğini düşünüyor: “Şavkar Altınel’in en büyük edebi tabularımızdan birine saldırarak zihinleri rahatlattığını düşünüyorum. Çünkü insanlar Oğuz Atay hakkında olumsuz düşünüp olumsuz konuşmaya korkar hale gelmişti artık.” Şavkar Altınel: “Ataistler ve ben” Gülenay Börekçi: Tutunamayanlar Polemiği Altay Öktem: “Altınel’e gösterilen tepkiye, eleştiriye tahammülsüzlük diyemeyiz” […]
Read MoreMark Twain’den “Küçük Kızlara Nasihatlar”
Egoist Okur kıskançtır; her şeyi ister. Çocuklar için yazılmış kitapları da… O yüzden yakında bu sitede tamamen çocuk kitaplarına ayrılmış yeni bir sayfa görürseniz, şaşırmayın. Egoist Okur’un sahibi de, takipçileri de o günü bekliyor. Fakat o zamana kadar öylece durup oturacak değiliz tabii. İşte Egoist Okur takipçilerinden Nefise Kahraman’ın haberi. Nefise The New York Review […]
Read MoreŞavkar Altınel: “Ataistler ve ben”
Notos Dergi’de çıkan görüşü üzerine Şavkar Altınel’in kaleme aldığı yazı. Egoist Okur’daki Tutunamayanlar polemiğini başlatmıştı. O da oturdu cevap olarak aşağıdaki yazıyı kaleme aldı. Şavkar Altınel: “Ataistler ve ben” Gülenay Börekçi: Tutunamayanlar Polemiği Altay Öktem: “Altınel’e gösterilen tepkiye, eleştiriye tahammülsüzlük diyemeyiz” Mine Söğüt: “Altınel’e ateş püskürenler kişiliklerinin şifrelerini veriyor” Hakan Bıçakcı: “Tutunamayanlar değil, kendini tutamayanlar…” Toros […]
Read More“Çıplak kadın, silahlı kadın demektir…”
Bu sözün sahibi kıyıda kenarda kalmışların, bizimle birlikte yaşayıp bize benzemeyenlerin, daha doğrusu kendimize neyse ki pek benzetemediklerimizin, “Sefiller”in romancısı Victor Hugo. “Gülen Adam” romanında geçiyor. Umberto Eco’ysa uzun süre bu sözün büyüsüne kapıldıktan sonra, artık yaşlandığında idrak ediyor: “Dünyada böyle kadınlar var mıdır acaba? Onlarla tanışmam mümkün olacak mı? Görünce yıldırım çarpmışa mı döneceğim […]
Read MoreK. Aycan Aşkım Saroğlu’dan kan kırmızı tutku hikayeleri
“Büyüklerin masallar, rüyalar anlattığı evlerde büyüdüm. Dünya acıttığında masallara kaçardım. Onlarda kötü cadılar, iyi kalpli kızlar, yakışıklı prensler, acımasız avcılar vardı. Sonunda iyilerin kazandığı, o büyülü dünya aslında bir tek şeyi öğretir insana: bilinçaltının derinliklerine yolculuğu. Bilinçaltı cadısı ise ‘gerçekler’le hareket eden bilincin aksine sembollerle çalışır. Kötülüğü resmetmek için bir ‘Kötülükçü’ uydurabilir, barış dolu bir […]
Read More









