Salinger’a bir giriş: Homeopati, Vedanta Budizm ve yalnız kalma arzusu
İlk ve tek romanının yayınlanmasıyla tüm zamanların en büyük yazarlarından biri haline gelen ve aradan geçen yıllarla birlikte ünü, saygınlığı hiç eksilmeyen, üstelik bunu korumayı insan içine çıkmayarak, röportaj vermeyerek, fotoğraf çektirmeyerek ve çok uzun süredir tek satır yazmayarak başaran kaç kişi biliyorsunuz? Hafızanızı zorlamayın; Salinger’dan başkası yok. Ve işin kötüsü, artık o da yok. […]
Read MoreVedat Türkali roman kahramanlarıyla konuşurken…
“Vedat Türkali ile çalışmak onu anlayana kadar çok zor. Hayatı olması gerektiği gibi yaşıyor. Büyük küçük yaptığı her işe aynı özenle yaklaşıyor. Ama günümüzde insanların çoğu böyle yaşamıyor. Birlikte bir şeyler paylaştığımız, birlikte çalıştığımız kişiler hatta bazen ben bile Vedat Türkali’nin yaşamına ayak uydurmakta zorlanıyoruz.” Yazarların asistanlarıyla kurduğu ilişki nasıldır? Eserin oluşmasında asistanların payı nedir? […]
Read MoreBurak Fidan: “Yazar asistanlığı beni tatsız ve sıkıcı biri olmaktan kurtardı”
“Yazar asistanlarına ulaşmaya çalışırken, ilginç bir biçimde bu mesleğin olumsuz çağrışımları olduğunu, yazarların bir asistanla çalıştıklarının bilinmesini nedense istemediklerini fark ettim. Halbuki bu mesleğin geçmişi epey eskilere dayanıyordu aslında ve büyük yazarlar bile asistan kullanıyordu. Bunu, eşi öldükten sonra asistanı Anna Snitkina’yla evlenen Dostoyevski’nin hikayesinden biliyoruz. Fakat elbette her yazar-asistan ilişkisi bu tür sonuçlara ulaşmak […]
Read MoreTerry Pratchett’ın intihar sözleşmesi
12 Mart 2015 editi: Terry Pratchett kararını değiştirdi ve evinde öldü. Bunun dışında 2011 yılında hazırladığım bu yazıya dokunmadım. İlk hikâyesini 13 yaşında sattı ve ikinci el bir daktilo almaya yetecek kadar para kazandı. The Carpet People adlı ilk romanı 1971’de yayımlandı. Sonra gazetecilik yaptı, özel şirketlerde medya ilişkileri görevini üstlendi. 1983’te ona asıl ün […]
Read MoreGeceyarısı Karması: Vampirler ve lunatikler için
Beethoven’ın Ayışığı Sonatı ya da Debussy’nin Au Clair de Lune’unu biliyoruz elbette. Klasik Türk müziğinin içinde ay geçen şarkılarını da… Ama popüler müzik bize çok daha fazlasını sunuyor ayla ilgili olarak. İşte “Efkar Karması”nın lunatik versiyonu, yani birkaç ay şarkısı… Şarkıların sahipleri arasında Sezen Aksu, Sertab Erener, Şebnem Ferah ve İhtiyaç Molası da var, Pink […]
Read MoreGay romanı yazmak için ille gay mi olmalı? Ve akla gelen başka sorular…
Yazar Ayşe Kulin’in yeni romanı Gizli Anların Yolcusu tartışmaları da beraberinde getirdi. Şimdi twitter’da ve internetteki başka mekanlarda eşcinsel olmayan bir yazarın eşcinsel dünyayı anlatan bir roman yazmasının doğru olup olmadığı, daha doğrusu bilmediği bu dünyayı hakkıyla anlatıp anlatamayacağı konuşuluyor. Gay romanı yazmak için ille gay mi olmalı? İnternette Ayşe Kulin’in yeni romanı Gizli Anların […]
Read MoreTolstoy’un büyük aşkı Elisabeth bir Türk’le evlenmiş
Sermet Sami Uysal’ın Eşlerine Göre Ediplerimiz adlı kitabından öğreniyorum. 1950’lerde yazılan kmitaba göre hikaye şöyle… Gencecik bir delikanlı olan Uysal ilk romanını Cumhuriyet’in o dönemdeki genel yayın yönetmeni Cevat Fehmi’ye götürmüş. Romandaki karakterlerden biri de Tolstoy’muş. Üstelik anlaşılan, romanda anlatılan her şey gerçekten yaşanmış. Tolstoy’un büyük aşkı Elisabeth bir Türk’le evlenmiş Sonya’yla evli olan Tolstoy, […]
Read MoreYekta Kopan’dan karmaşanın, öfkenin, sevginin, sevişmenin, cümbüşün öyküleri
Bir de Baktım Yoksun adlı kitabıyla birkaç ödül alan Yekta Kopan’ın Kediler Güzel Uyanır adlı kitabı çıktı. Onu bir popüler kültür şahsiyeti olarak tanıyanlar var ama Yekta Kopan her şeyden önce iyi bir edebiyatçı, dahası çok önemli bir öykücüdür. Kopan, röportajımızda, bir edebiyatçı olarak yapmak istediklerini şöyle anlattı: “Uzun sürmesini istediğim bir yazın yolculuğunda, haritasını […]
Read MoreMario Levi: “Herkes kendi dilinde ölüyordu!”
“Tüm anlatılanların otobiyografik bir karakter taşıdığına inanıyorum. Bu keşfi durduk yerde yapmadım, sadece yıllar önce ifade edilmiş bir hakikatin izini sürdüm. Gustave Flaubert, ‘Madame Bovary benim’ lafını boşuna etmedi. Tüm bunlar bir yana, ancak yaşananın bize daha sahici bir edebiyatın yolunu açtığına hep inandım. Birileri bana hikâyelerini anlatmam için kendilerini gösterdi, hatta hayatıma girdi… Kim […]
Read More













