Egoist okur

Patti Smith’ten sihir dersi: “Zirveye çıkmaya çalışma, zirve sana gelsin”

Altay Öktem diyor ki: “Türkçe’ye çevrilmeseydi, şöyle çek-yata uzanıp sayfalarını yutarcasına okuyamasaydım gerçekten de gözüm açık giderdi, diye düşündüğüm iki kitap var. Şimdi aklınıza Shakespeare’den Kafka’ya kadar bir sürü isim gelmiştir ama değil. Hiçbiri değil. Kitaplardan biri ‘Barnabas Evangelium’, diğeri de Patti Smith’in ‘Just Kids’i… Yıllar önce dualarımın yarısını kabul edilmiş, ‘Barnabas İncili’ Türkçeleşmişti zaten. Sevgili […]

Read More

Serhan Ergin’le içinden Romain Gary geçen söyleşi

Serhan Ergin, Yürek Tutsağı adlı romanıyla Everest Yayınları İlk Roman Ödülü kazandı. Ergin edebiyatı şöyle anlatıyor: “Yazmak, ölüme meydan okumaktır. Çaresizliğimizi yırtmaya çalışmak. İkinci husus ise şudur: Edebiyat, belki genel anlamda sanat demek daha doğru, insanlığın evrensel vicdanını kurar, oluşturur.” Gelin sizinle anlaşalım, siz Serhan Ergin’in kitabı Yürek Tutsağı’nı okuyun, ben de ilk fırsatta Egoist […]

Read More

KAFKA’NIN BEBEĞİ: Bir yazarın harikulâde yalanı

Çek yazar Franz Kafka’nın son büyük eserini kimin için yazdığını biliyor muydunuz? Oyuncak bebeğini kaybettiği için hıçkıra hıçkıra ağlayan bir küçük kızın yüzünü güldürmek, onu yeniden hayata bağlamak için… Ayrıntılar Gert Schneider’ın Kafka’nın Bebeği adlı romanında. Kafka’nın Bebeği benim kitaplığımda, büyük yazar ve düşünürlerin adlarını taşıyan güzel romanlar serisinin bir parçası olarak, Flaubert’in Papağanı (Julian […]

Read More

Yorgun Herakles ve arkadaşları…

31 yıl sonra ABD’den Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın bindiği uçakla geri getirilen Yorgun Herakles heykeli, ne yazık ki tek değil. Avrupa ülkelerindeki müzeler Anadolu’dan kaçırılan eserlerle dolu. Emekli inşaat mühendisi Yaşar Yılmaz Anadolu’nun Gözyaşları adlı şahsi projesi çerçevesinde yıllardır dünyanın dört bir yanını dolaşarak 70 bin küsur eserin eksiksiz bir envanterini çıkardı. Şimdi de bu […]

Read More

Salinger’a bir giriş: Homeopati, Vedanta Budizm ve yalnız kalma arzusu

İlk ve tek romanının yayınlanmasıyla tüm zamanların en büyük yazarlarından biri haline gelen ve aradan geçen yıllarla birlikte ünü, saygınlığı hiç eksilmeyen, üstelik bunu korumayı insan içine çıkmayarak, röportaj vermeyerek, fotoğraf çektirmeyerek ve çok uzun süredir tek satır yazmayarak başaran kaç kişi biliyorsunuz? Hafızanızı zorlamayın; Salinger’dan başkası yok. Ve işin kötüsü, artık o da yok. […]

Read More

BİR ZAMANLAR CEP TELEFONU: Meğer mucidi dünyanın en güzel kadınıymış!

Şaka değil, gerçekten öyle! Cep telefonunun icadının hikayesini, “Hedy’s Folly” adlı kitabı okuyunca yazmaya karar verdim. İlginizi çekeceğini umduğum yazıda “dünyanın en güzel kadını” lakaplı Hedy Lamarr ve geçen yüzyıl başında ortalığı kasıp kavurmuş dahi besteci George Antheil var. Fotoğrafta ikisini de görüyorsunuz. Ama hikayeye başka mühim şahsiyetler de karışıyor. Mesela Ezra Pound ve Man […]

Read More

Vedat Türkali roman kahramanlarıyla konuşurken…

“Vedat Türkali ile çalışmak onu anlayana kadar çok zor. Hayatı olması gerektiği gibi yaşıyor. Büyük küçük yaptığı her işe aynı özenle yaklaşıyor. Ama günümüzde insanların çoğu böyle yaşamıyor. Birlikte bir şeyler paylaştığımız, birlikte çalıştığımız kişiler hatta bazen ben bile Vedat Türkali’nin yaşamına ayak uydurmakta zorlanıyoruz.” Yazarların asistanlarıyla kurduğu ilişki nasıldır? Eserin oluşmasında asistanların payı nedir? […]

Read More

2012 için yeni bir dil önerisi: Bahab’ınız bol olsun, evkeder sizden uzak dursun!

Olmayan Kelimeler’i 52 hafta boyunca elinizden düşüremeyeceksiniz. Her baktığınızda hangi kelimelere ihtiyaç duyduğumuzu görecek, edebiyatçıların uydurduğu kelimelerden bazılarını hayatınıza katmayı isteyeceksiniz. Şimdilik söyleyeceğim kısa ve öz: Bahab’ınız bol olsun, evkeder sizden uzak dursun, akılyürek yolunuzu aydınlatsın…. Gülenay Börekçi 2012 için yeni bir dil önerisi: Bahab’ınız bol olsun, evkeder sizden uzak dursun! Her yıl dikkat çekici […]

Read More

SİBER ÂLEM: Daha büyük, daha derin bir yalnızlık…

Demokrasi bütün görüşlerin açıkça ifade edilebildiği bir yönetim biçimi ya, dünya üzerinde de henüz bu tür bir sistemi eksiksiz bir biçimde oluşturup sürdürebilen bir ülke yok. En azından şimdilik. Bir ülke yok ama bir gezegen var, adına “Blogosfer” deniyor. Bizde kimsenin haberi olmasa da, blogosfer dünyanın şimdilik en büyük ve en kapsamlı medya gücü. Konuya […]

Read More

Cem Mumcu: “Parlayan parlayana, herkes star olmak istiyor”

Cem Mumcu’ya göre, birinin peşine takılırsak, uygun diyeti yaparsak, en trendy kıyafetleri giyip gerekli sözleri sarf edersek aşkı bulacağımızı sanıyorduk hepimiz… Ve tam da bu yüzden aşk gittikçe uzaklaşıyordu bizden. Aynaya bakınca her şey ters görünür ya; artık aynaya bakıp bugüne dek yaptıklarımızın tersini yapmayı akıl etmeliydik belki. Yani aşkı arayacağız diye soluğumuz kesilene kadar […]

Read More

Sevil Atasoy bizi insan ruhunun karanlığında dolaştırıyor

İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü öğretim üyesi Sevil Atasoy’un kitaplarını herkese tavsiye ederim. Atasoy, Labirent, Bu Ayak İzi Senin Dr. Watson!, Karanlığa Yolculuk ve Her Çikolata Yenmez adlı kitaplarında soluk kesen, çok acayip hikayeler anlatıyor. Şu farkla ki, hepsi gerçek! Bazıları çok ürkütücü aslında, ama bilmemek kesinlikle bilmekten daha fena. Gülenay Börekçi Gayet uydu Dexter bu konuya, öyle değil […]

Read More

Instagram’ın parlayan yıldızları

Dijital alemin yeni fenomeni Instagram, aslında ücretsiz bir iPhone uygulaması. Geçmişi sadece bir yıl ama şimdiden 15 milyon takipçisi var. Kullanıcılarına vaadi basit: Çektiğin fotoğrafları 16 Instagram filtresinden birini kullanarak değiştir ve arkadaşlarınla paylaş. Yani Twitter’ın fotoğraf versiyonu gibi bir şey… Bu röportajda Instagram’ın bizdeki en popüler isimlerinden üç tanesini tanıyacaksınız… Huzurlarınızda, Mustafa Seven, Mehmet […]

Read More

Ergun Kocabıyık’a sordum: Neden bizden bir Da Vinci Şifresi çıkmaz?

Ergun Kocabıyık’ın Boğaziçi Üniversitesi Yayınları’ndan çıkan şahane ve ürpertici kitapları Yazılı Yüz, Dolaylı Hayvan ve Aynadaki Narcissos’u okurken şunu fark ettim: Eski dönemlerin inanışları bugünkü inanç sistemimize uymuyor olabilir, ama onlar aynı zamanda bizi oluşturan geçmişin, kültürümüzün basamakları. ve Kocabıyık’a sordum: Artık geçerliliği olmayan bir inanç sistemini tıpkı çoğumuzun şu an yaptığı gibi yok saymanın […]

Read More

Burak Fidan: “Yazar asistanlığı beni tatsız ve sıkıcı biri olmaktan kurtardı”

“Yazar asistanlarına ulaşmaya çalışırken, ilginç bir biçimde bu mesleğin olumsuz çağrışımları olduğunu, yazarların bir asistanla çalıştıklarının bilinmesini nedense istemediklerini fark ettim. Halbuki bu mesleğin geçmişi epey eskilere dayanıyordu aslında ve büyük yazarlar bile asistan kullanıyordu. Bunu, eşi öldükten sonra asistanı Anna Snitkina’yla evlenen Dostoyevski’nin hikayesinden biliyoruz. Fakat elbette her yazar-asistan ilişkisi bu tür sonuçlara ulaşmak […]

Read More

Sezgin Kaymaz: “Onlar gibi olamamaktan, daha doğrusu kendimiz olmaktan korkuyoruz”

Bütün sakinlerinin mutlu ve huzurlu yaşadığı Cennet’te, Tanrı ilk insanı yarattı, adına da Âdem dedi. Onu yarattığı toprağa kendi nefesinden üfleyerek can verdi, bu cana hem iyilikten hem şerden, hem riyadan hem sadakatten koydu. Ona güzel olan ne verdiyse, bir o kadar da kötülük ekledi. Sonra Cennet’teki tüm varlıklara dönüp Âdem’e secde etmelerini buyurdu. Bu […]

Read More