Egoist okur

Nü çekmek ve yalansızlık

En soyunmuş halimizin bazen en güvenilir, en sağlam ve en kendine dönmüş halimiz olduğunu düşünüyor musunuz hiç? Füsun Saka düşünüyor, düşünmekle kalmayıp çektiği fotoğraflarla ve tabii yazılarıyla bunu dile getiriyor. Bunu yaparken de yüzlerce yıldır genlerimize işlemiş olan o ağır “giydirilmişlik duygusu”yla mücadele ediyor. Giyindikçe saklanan insanı serbest bırakmaya, onun özünü görmeyi ve göstermeyi deniyor, […]

Read More

Tilkiye sormuşlar: Kurnazlık mı, yoksa bilgi mi?

Öyle yorgunum ki bugün, bilemezsiniz. İstanbul kadar yorgun sanki… O yüzden lafı uzatmayacağım… Emine Çaykara’dan dinleyin: “Bazı hikâyeler canınızı acıtır, nasıl olur diye şaşırır, inanmak istemez ve öylece kalakalırsınız. Tarihte benzeri pek çok böyle hikâye olsa da her seferinde akıl tutulması yaşarsınız. Suçlusu olmadığınız bir olayı öğrenmek çoğu zaman onunla dolaştırır sizi, yanıbaşınızdadır o hikâye, […]

Read More

Bülent Erkmen: “İyi kitap kapağı çok kitap okunan ülkelerde yapılır”

Bülent Erkmen bu ülkede tasarım denince akla ilgi gelen isimlerden, hele kitap kapağı tasarımı dendiğinde… Bir kitabın kapağında onun isminin olup olmaması standart belirleyici bir etken bile denebilir. Konuşmayı pek sevmeyen Erkmen’e de son günlerin gözde konusu kitap kapağı tasarımına dair birkaç soru sordum… Söylediği en can alıcı şey şuydu: “İyi kitap kapağı çok kitap […]

Read More

Efkâr Karması / Derya Erkenci: 80’ler esintili bir liste

“Cinsel deneyim hayalleriyle süslenmiş yağmurlu kış günlerinde, akşamüstlerinin soluk buz mavisine teslim olmuş odalarda Anılar-9 isimli karışık kasetten dinlediğimiz ‘Past Time Paradise’ parçasıyla yakın temaslı slow danslar ederken, loş kadife koltuklar üzerinde sızdık. Üşütmeyelim diye –kendiliğinden- üzerimize örtülen ‘yeni milenyum’ beklentisi, bizi on beş yıl uyuttu. Bütün varsıllığımızı emip tüketen seneler şimdi, yerli tütünden sarılmış […]

Read More

Engin Günaydın soruyor: “Bu ülkede herkes neden bu kadar üzgün?”

Egoist Okur, Engin Günaydın’ı çok sever. Onunla daha önce yaptığı röportajları bugün yeniden yayınlaması bundan, başka sebebi yok. Susan Sontag, sinemanın gücünden bahsederken, “Kamera başkalarının gerçekliğine bir turist gibi bakmamızı sağlar, hemen peşinden de kendi gerçekliğimize” diyor. Yeraltı, bu tarife birebir uyan bir film. Çünkü Dostoyevski’nin Yeraltından Notlar romanından -serbestçe- uyarlanan filmi seyrederken, önce Muharrem […]

Read More

Teoman eserini “bitirirken” onu biz “tamamlayacağız”…

Tolga Meriç, benim eski arkadaşım. Egoist Okur’un da başından beri ayrılmaz parcçası. Teoman’a dair yazmaya en çok hakkı olanlardan, çünkü en güzel Teoman röportajlarından birkaçını gerçekleştirdi. Daha doğrusu birlikte çalıştığımız yıllarda, ben Picus da dahil olmak üzere şahane bazı dergiler yaparken (alçakgönüllülük etmeye lüzum yok, sahi zannedebiliyorlar) Tolga da röportajlarıyla, yazılarıyla bütün o dergilere katkıda […]

Read More

Çocukluktan kalma bir yara izi: TEOMAN

Bu sabah Kontrol Kulesi’nde buluşup Teoman’ı, müziği bırakma kararını konuştuk sevgili arkadaşım Deniz Durukan’la. Onun böyle bir karar alacağını birkaç yıldır zaten hissettiğimizi, ama bir türlü konduramadığımızı… Teoman adına sevindiğimizi ama kendi adımıza çok üzüldüğümüzü… Gerçi bu pek karanlık, pek karmaşık zamanlarda belki herkesin biraz köşesine çekilmesi gerektiğini, mağaranın kimi zaman en emniyetli yer olduğunu… […]

Read More

Teoman’a: Seni sevenler var burada hâlâ…

Herkes bilir, ben Teoman’ı severim. Şarkılarını da, kendisini de… Bir de uğuruna inanırım, yaptığım her yeni işte bulunsun isterim… Çok üzüldüm müziği bıraktığını duyunca. Ama ne yalan söyleyeyim, bir yandan da sevindim, artık kendini mutlu hissetmediği bir yerde durmayabilecek gücü olduğu için… Fakat hastayım ya kaç gündür, o yüzden yeni bir yazı yazacak gücüm yoktu; […]

Read More

Elif Şafak: “Hakkımdaki dedikodularla uğraşacağıma kitap okurum”

Elif Şafak, yeni romanının kapağında bir erkek, yani anne katili İskender olarak çıkıyor karşımıza. Onunla Sirkeci Garı’nda yaptığımız söyleşide, kitabını, evliliğini, çocuklarını, aşkın karmaşık hallerini, niçin yazmaktan hiç vazgeçemeyeceğini, ailesi hakkında çıkan dedikodulara tepkisini, zihin ve kalp detoksu yapmanın önemini, Juliet’e serenat yaparmışçasına yazan erkek yazarları  konuştuk… Gülenay Börekçi Elif Şafak: “Hakkımdaki dedikodularla uğraşacağıma kitap […]

Read More

Selanik’te Sonbahar’da artık Amy Winehouse da olacak

Tuna Kiremitçi’nin hayaletlere karışıp yazdığı yeni romanı Selanik’te Sonbahar’ı okudunuz mu? Roman seviyorsanız okumamanız bir kayıp. Müzik seviyorsanız iki kat kayıp. Kitabı zaten okumuş olanlar karakterler arasında 27 yaşında ölüp giden dört büyük müzisyenin, yani Jim Morrison, Kurt Cobain, Jimi Hendrix ve Janis Joplin’in bulunduğunu zaten biliyorlardır. Bundan sonra okuyacaklara gelince; onlar adadaki çam ağaçlarının arasında bir […]

Read More

İrem Uşar’dan berrak suda yüzmeye benzeyen bir kitap

İrem Uşar’ın çocuklar için yazdığı “Fenerden Taşınan Işık”, bir nevi “Türk Küçük Prens’i”. Ege’de bir deniz fenerinde geçiyor ve içindeki ışıktan vazgeçmeyen bir çocuğun hikâyesini, çocuğun fener ışığıyla arkadaşlığını anlatıyor. Uşar hikâyesi üzerinde çalışırken Einstein’ın bir sözüne rastlamış ve bu söz yazdıklarına adeta rehber olmuş: “Karanlık diye bir şey yoktur, karanlık ışığın yokluğudur.” İrem Uşar’dan […]

Read More

Tutunamayanlar Polemiği

Edebiyat dergisi Notos’un Oğuz Atay dosyasını gördüğümde, edebiyatçılar ve eleştirmenler tarafından verilen cevapları okuduğumda henüz her şey yolundaydı. İlle yolunda olmayan bir şey arasaydım belki şöyle derdim: Bugüne kadar duymadığım, okumadığım, söylenmemiş hiçbir şey yok ki. Herkes ne kadar aynı fikirde… Edebiyat dünyamızda olağan dışı bir sulh ortamı hakim ve ben buna pek alışık değilim!  […]

Read More

3 Temmuz, Paris: Jim Morrison’ın öldüğü yerden izlenimler

70’lerin başında görüp görebileceğiniz en tuhaf ve büyüleyici devrimi yaparak 5 yıl gibi kısa bir sürede müzik tarihini değiştiren adam, yani The Doors kültünün tanrısı, müzisyen, şair ve hayalci Jim Morrison, ölümünün 40. yılında Paris’te anıldı. Mezarı ziyaret edenler arasında grup arkadaşları Ray Manzarek ve Robby Krieger da vardı, dünyanın dört bir yanından gelen Morrison hayranlarına […]

Read More

Altay Öktem: “Altınel’e gösterilen tepkiye, eleştiriye tahammülsüzlük diyemeyiz”

Tutunamayanlar Polemiği sürüyor… Şair-yazar Altay Öktem’i yazılarından, dergilerinden ve elbette Beni Yanlış Öptüler,  Tanrı Acıkınca, Sonsuz Sıkıntı gibi kitaplarından tanıyoruz. Biliyorsunuz, zaman zaman Egoist Okur için de yazıyor… Öktem, Oğuz Atay’ın ona göre niçin bir çeşit dokunulmazlığı olduğunu anlatıyor, yani olaya tamamen farklı bir yerden bakıyor, hatta Altınel’e saldıranları anladığını ifade ediyor…  Yazısında, “Oğuz Atay’ı sadece […]

Read More

Mine Söğüt: “Altınel’e ateş püskürenler kişiliklerinin şifrelerini veriyor”

Beş Sevim Apartmanı, Kırmızı Zaman, Şahbaz’ın Harikulade Yılı ve Madam Arthur ve Hayatındaki Her Şey adlı romanların yazarı Mine Söğüt, tartışmaları bambaşka bir açıdan değerlendirdi: “Shakespeare’i Tolstoy’dan, Joyce’u Woolf’tan tanıyamayacağımız gibi Oğuz Atay’ı da Şavkar Altınel’den tanıyamayız. O yüzden birçoklarının telaşlandığı gibi Altıner’in görüşleri Atay’ın çoğunluk tarafından onaylanmış değerini zedelemez. Ama Tolstoy, Woolf veya Altıner […]

Read More

Amy sen ne yaptın!

Şahanemiz Amy Winehouse öldü ve Tolga Meriç aşağıdaki gönderdi. Sartre ve Camus’den, aşkla sevdiği Marguerite Duras’dan da bahsediyor Tolga. Amy sen ne yaptın! “16 yaşımdan beri tepemde koskoca bir kara bulutun öylece asılı durduğunu hissediyorum” demiş ve eklemişti Amy Winehouse: “Yarın ölsem, mutlu bir kız olurdum.” Böyle. Bu kadar. Buraya kadar. Daha içtiği ilk yudumla […]

Read More

Hakan Bıçakcı: “Tutunamayanlar değil, kendini tutamayanlar…”

Rüya Günlüğü, Bir Yaz Gecesi Kabusu, Boş Zaman, Apartman Boşluğu ve Karanlık Oda gibi romanların yazarı Hakan Bıçakcı, “Her sanatçının olduğu gibi, Oğuz Atay’ın da beğenilmeme hakkı vardır” diyor Egoist Okur için yazdığı yazıda. Ve Tutunamayanlar polemiğinin, koskoca eleştiri kurumuna “kendisi bir şey olamamışların başarılı insanlara laf atarak dikkat çekmeye çalıştığı bir sataşma operasyonu” olarak […]

Read More

Toros Öztürk: “Şavkar Altınel’e sarfedilen sözlere en çok Oğuz Atay bozulurdu”

“Şavkar Altınel’e reva görülen bu linç jargonunun Oğuz Atay’ı sevenler tarafından sarfedilmiş olabileceğine inanmak dahi istemiyorum” diyor Atay’ı 60’ların sonu 70’lerin başında, henüz “peygamber ilan edilmemişken” okuyup seven bir avuç kişiden biri olan çevirmen ve yazar Toros Öztürk. Bir zamanlar İstanbul Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünde hocam olan Öztürk şöyle sürdürüyor sözlerini: “Arkadaşının kızına […]

Read More

Hamdi Koç: “Atay olanları görse bir kez daha ‘Neredesin, ey okur?’ diye sorardı”

Melekler Erkek Olur, Çiçeklerin Tanrısı ve Bir Eski Kocanın Öğleden Sonrası adlı romanların yazarı Hamdi Koç, “Herhangi bir iyi romanı okumuş ve sevmiş olan hiç kimse Altınel’e gösterilen bu tepkiyi gösteremez, gösterenleri de hoş göremez” diyor ve devam ediyor: “Bu tür bir tepki edebiyat okuru refleksi değildir. Bence Atay da romanlarını böyle yobaz bir tutkuyla […]

Read More

Tolga Meriç: “Kimse Oğuz Atay’ı sevdiği için aptal çıkmayacağı gibi, sevmediği için de aptal çıkmaz!”

Tutunamayanlar polemiğine bir katkı daha… Tolga Meriç, Oğuz Atay fanatizminin korkuyu da içerdiğini düşünüyor: “Şavkar Altınel’in en büyük edebi tabularımızdan birine saldırarak zihinleri rahatlattığını düşünüyorum. Çünkü insanlar Oğuz Atay hakkında olumsuz düşünüp olumsuz konuşmaya korkar hale gelmişti artık.” Şavkar Altınel: “Ataistler ve ben” Gülenay Börekçi: Tutunamayanlar Polemiği Altay Öktem: “Altınel’e gösterilen tepkiye, eleştiriye tahammülsüzlük diyemeyiz” […]

Read More

Mark Twain’den “Küçük Kızlara Nasihatlar”

Egoist Okur kıskançtır; her şeyi ister. Çocuklar için yazılmış kitapları da… O yüzden yakında bu sitede tamamen çocuk kitaplarına ayrılmış yeni bir sayfa görürseniz, şaşırmayın. Egoist Okur’un sahibi de, takipçileri de o günü bekliyor. Fakat o zamana kadar öylece durup oturacak değiliz tabii. İşte Egoist Okur takipçilerinden Nefise Kahraman’ın haberi. Nefise The New York Review […]

Read More

Mery Questa: “Buraya gelirken amacım, Türk çizgi roman dünyasını araştırmaktı”

İspanyol Mery Questa’nın bir grup Türk çizerle birlikte İstanbul’un yeraltı dünyasını ve başını efsane şarkıcı Zeki Müren’in çektiği bir zombiler ordusunu anlattığı çizgi romanını biliyor musunuz? Tabii Zeki Müren zombi haline gelse de gene aynı Zeki Müren, yani hep sevdiğimiz o kelebeğe benzer mahluk… Ayrıntılar aşağıda… Zombiyken bile sevdiğimiz o kelebeğe benzer mahluk: Zeki Müren İstanbul’a […]

Read More

Şavkar Altınel: “Ataistler ve ben”

Notos Dergi’de çıkan görüşü üzerine Şavkar Altınel’in kaleme aldığı yazı. Egoist Okur’daki Tutunamayanlar polemiğini başlatmıştı. O da oturdu cevap olarak aşağıdaki yazıyı kaleme aldı.  Şavkar Altınel: “Ataistler ve ben” Gülenay Börekçi: Tutunamayanlar Polemiği Altay Öktem: “Altınel’e gösterilen tepkiye, eleştiriye tahammülsüzlük diyemeyiz” Mine Söğüt: “Altınel’e ateş püskürenler kişiliklerinin şifrelerini veriyor” Hakan Bıçakcı: “Tutunamayanlar değil, kendini tutamayanlar…” Toros […]

Read More