









Teoman’ı şarkılarıyla, sevgilileriyle, serserilikleriyle hatta skandallarıyla ele almalarına alıştık. Ama o aslında matruşka bebek gibi, açtıkça içinden başka ve her biri bir öncekinden daha renkli Teoman’lar çıkan biri. Bu yazıda, son albümü Aşk ve Gurur’un da kanıtladığı gibi, onun edebiyatla, yazıyla ilişkisini okuyacaksınız… Hayır, Aşk ve Gurur, Jane Austen’ın en iyi romanının, edebiyatseverlerin göz bebeğinin […]
Read More
Teoman’ın son albümü Aşk ve Gurur’da Ölüm Işığa Uzanmış adlı bir parça var. Sözleri Deniz Durukan’a ait. Daha doğrusu Teoman, onun Rugan adlı kitabından seçtiği dizeleri bir araya getirmiş ve ortaya şimdiden hit olmaya aday görünen bu şarkı çıkmış. Dinlemeniz lazım… Ama önce Durukan’ın gözünden Teoman’ı okuyun… “Vişne çürüğü renginde kadife kumaşlar içerisinde, motosikletle” “Teoman […]
Read More
Nihayet! Emine Çaykara, İstanbul Hikayeleri başlıklı köşesi için yazdığı yeni yazıyla Egoist Okur’da. Şehrimizin heykellerini anlatıyor bu kez, kıyıda köşede kalmış, ihmal edilmiş, saygısızca bakımsız bırakılmış güzel ve suskun heykeller de var yazısında, günün modasına uygun bir şekilde toplu imalat tezgahından çıkmış ve görgüsüzlüğün baştacı ettiği ucube enginer, lahana, muşmula benzeri meyve-sebze heykelleri de… Daldan […]
Read More
“Bu şarkılar içinde ilk karşılaşmalar var. İlk hediyeler. İlk sözler. ilk sesler. İlk uykuya hazırlık vakitleri. İlk uykusuzluk. İlk ilmek. İlk dokunuş. İlk günaydın. İlk kavgalar. İlk gözyaşı. İlk kaçışlar. İlk terk ediş. İlk vazgeçişler. İlk cümle. İlk istek. İlk bekleyişler. İlk yolculuk. İlk kavuşma. İlk sarılış. İlk yemek. İlk şüphe. İlk bağırış. İlk sessizlik. […]
Read More
“Atmosfer yüzünüzün ifadesini değiştirir. Eğer yönetmen size rutubetli, nefes alınmayan bir toprak üzerinde durduğunuzu söylerse terlemeye başlarsınız. Kutupsa durduğunuz sahne zemini, içiniz üşür. Kolay kanar, kolay teslim olur kendini hunharca paralayan sanatçılar. Ah arkadaşım, kolay âşık olur, kolay ölürler… Sanatçılar barometre gibidir. Havanın birazdan eseceğini veya yağmurun geleceğini hissederler. Yine düşünerek söyleyeyim: Bitkilere, hayvanlara yakın […]
Read More
Bertolt Brecht son oyunu Galileo Galilei için Danimarka’da atom fizikçisi Niels Bohr’dan bilgi alır. Militan yazar Jorge Semprún, henüz 15 yaşındadır. İnsan ruhunun karanlık köşelerini keşfetmeye kararlı olan Yahudi kökenli Avusturyalı psikanalist Sigmund Freud, ülkesini işgal eden Nazilerden gelen ölüm tehditleri yüzünden, 82 yaşında ülkesini terk ederek Londra’ya yerleşir. Nobel ödüllü büyük romancı Thomas Mann […]
Read More
Bandista 15 tanesi müzisyen olan 30-35 kişilik bir tayfa, kendi deyişleriyle “eylem bandosu”. Onları konser alanlarında, barlarda, gece kulüplerinde, yani sahnede izleyebilirsiniz. Kimi zaman beş kişilik bir grup olarak, kimi zaman kalabalık bir big band olarak. Ama varoluş sebepleri sadece müzik değil; sadece bu ülkenin değil dünyanın her yerinde protesto eylemlerinde, dayanışma etkinliklerinde, sokak gösterilerinde, […]
Read More
“Şimdi sizinle birlikte kısa bir “yakın tarih” turu yapıp, 2006 yılında çekilmekte olan bir filmin stüdyosuna doğru yola çıkmak istiyorum. Konu: Korsan kitap, cd basımıyla ilgili bir film. Yer: Eskişehir’de, 6.45’in işlettiği bir mekânın alt katındaki depo. Yıl: söyledim ya, 2006. Deponun her yanında, yeni basılmış korsan kitaplar göze çarpıyor. Baskı makineleri, korsan cd’ler… Çok […]
Read More
Egoist Okur için “Zamansız Hikayeler” yazan Füsun Saka aynı zamanda müthiş iyi gören bir fotoğrafçıdır. Başkalarının önünden öylece geçip gideceği, önemsemeyeceği küçük ayrıntılar onun gözünde büyür, genişler, güzelleşir… Tesadüfen çektiği bu fotoğrafı bana ilk gösterdiğinde çok sevmiştim. Masalsı bir havası vardı… Ciddiye alınacak bir oyun gibiydi. Sınırlarını tahayyül bile edemediğimiz sonsuz evrenimizde ne kadar küçük, […]
Read More
30 yaşında ihtihar eden Amerikalı şair Sylvia Plath’in resimlerinden oluşan bu bileziği tuhaflıklar dükkanı Etsy’de buldum. Bu bileziği takar mıyım, sanmıyorum. Ama doğruya doğru, fazlasıyla yüreğime dokundu. Bilezik, şairin hayatının çeşitli dönemlerine ait portrelerinden oluşuyor. Güzel yanı, iç burkan hikayesine rağmen ortadaki fotoğrafta Plath’in gözleriyle, ağzıyla, adeta tüm ruhuyla gülümsemesi… Gülenay Börekçi
Read More
Kötü ve vasat yazarları geçelim. Hatta yazdıklarını okumaktan zevk aldığınız ama dünyanızı değiştirmeyen “iyi” yazarları da geçelim. Murathan Mungan onlardan değil. Bakın, onunla üç yıl önce bir kış günü öğleden sonra yaptığımız röportajdan ne öğrendim… 1. Herhangi birine değil, gölgeli bir roman kahramanına, 30’larında görünmesine rağmen mesela 120 yaşında bir şaire benzediğini… 2. Tanıdığım en […]
Read More
Yanan bir evde içlerinden sadece birini kurtarabileceğiniz iki canlı var: Çocuğunuz ve köpeğiniz. Hangisini seçersiniz? Köpeğin yerinde Rahibe Teresa olsa yanıtınız değişir mi? Köpeği tanımasanız bile, ya içerdeki insan Hitler olsa? Peki biri çocuk, diğeri yaşlıysa? Bu durumda çocuğu seçmeniz ne anlama gelir? Bu trajik soruların en iyileştirici yanıtları Gary L. Francione’nin İletişim’den çıkan “Hayvan […]
Read More
Gazeteci, yazar, fotoğrafçı Füsun Saka Zamansız Hikayeler’de anlatıyor: “Küçükken her kar yağışında müthiş bir sevinç duyup sokağa koşar ve avuçlarıma sığdırabildiğim kadar kar toplardım. Sonra onları soğuk bir cam parçasının üzerine koyup büyüteçle seyreder, hayallere dalardım…” Peki ya şimdi? Şimdi büyüteci kamerası, elindeki cam parçası zihninin labirentleri, kar taneleri ise anılar… Kokular da raflarda unutulur […]
Read More
Akademik çalışmalarını Boğaziçi Üniversitesi’nde sürdüren Yrd. Doç. Oğuz Baykara’nın Japon edebiyatının en cüretkar yazarlarından Cuniçiro Tanizaki’nin öykülerinden yaptığı Sazende Şunkin çevirisinin ardında, alışılmadık bir emek ve hayranlık yatıyor. Onun hikayesini gazeteci arkadaşım Figen Yanık’ın kaleminden okuyacaksınız, gene de ben birkaç ipucu vereyim… Japonya’ya dil öğrenmek için işini, sevgilisini bırakıp giden, orada hepi topu iki yıl […]
Read More
Tolga Meriç, Aslı Tohumcu’nun kısa sürede ikinci baskısı yapılan “Taş Uykusu” adlı romanı hakkında bildiklerini yazdı. Fakat yazısında da belirttiği gibi, bunlar aslında kendi adına bildikleri. Çünkü “Taş Uykusu” her okurun kendi adına konuşacağı bir metin… Anlat; senin içinde hangi “Taş Uykusu” var… 1. Çok başarılı örnekleri dışında, daldan dala atlayan romanlardan nasıl bir tat […]
Read More
“2003’ten beri Boğaz’da Sultan Kayıkları Limited Şirketleri’nin kopya sultan kayıkları dolaşıyor. İsterseniz ‘otantik kıyafetli şerbetçinin sunduğu soğuk vişne şerbetini’ içerek meşaleler ve konfetiler eşliğinde özel gezilere katılabilirsiniz. Bu bir tercih meselesi tabii ama ben meşrubat ve sandviç ikramıyla kopya sultan kayıklarında dolaşmak yerine dilenci vapuruna binerek Boğaz’da seyretmeyi tercih ederim” diyor İstanbul Hikayeleri’nin yazarı Emine […]
Read More