Egoist okur

Shakespeare kedileri

William Shakespeare Hırçın Kız’dan Fırtına’ya, IV. Henry’den Macbeth’e, Venedik Taciri’nden Hamlet’e, Romeo ile Juliet’e kadar yazdığı oyunlarda kedilerden tam 44 kez bahsetmiş. Bu 44 kedi bahsinde, büyük oyun şair ve yazarının, insan ruhunu tanıdığı kadar kedi tabiatını, yani kedilerin alışkanlıklarını, anatomilerini, sevdikleri ve sevmedikleri şeyleri, ellerinden gelenleri ve gelmeyenleri çok iyi bildiği belli oluyor. Film Kedileri: Godfather’dan […]

Read More

ŞEYTAN ETKİSİ: Başka yere bakma, kötülük burada, seninle!

Bir deney için bir grup sıradan insan, üniversitenin bodrumunda yaratılan cezaevi simülasyonunda mahkum ve gardiyan olarak ikiye ayrılır. Ve çok geçmeden kendilerini rollerine öyle kaptırırlar ki “mahkum” olanlar firar etmenin yollarını aramaya, “gardiyan” olanlarsa sükûneti sağlamak adına şiddete başvurmaya başlar. Deneyi gerçekleştiren psikoloji profesörü Philip Zimbardo. Birkaç gün içinde patlak veren dehşet verici olaylar üzerine […]

Read More

ŞEYTAN ETKİSİ 2: Kötüler hep buradaysa, iyiler nerede?

Kaldığımız yerden devam edelim. Prof. Zimbardo içimizi kararttıktan sonra umut verici şeyler de söylüyor: “Son yıllardaki yaygın normallik karşıtı propagandanın aksine kötülük aslında sıradan bir şey. Canavarca şeyler yapan insanlar normal hayatta ‘korkutucu biçimde normal’ görünüyorlarsa, kahramanca şeyler yapan adamlar da muhtemelen normal hayatta ‘leziz bir biçimde sıradan’ görünüyorlardır. Sessiz gözlemci olmayı reddeden, kötülüğe sadece […]

Read More

Muzaffer Şerif’in Survivor’a ilham veren 60 yıllık “kutuplaşma” deneyi

Tabii ki Acun Ilıcalı’nın programı değil konum. Oradaki kavgalar, dövüşler de değil. Yani yazıda kavgalar, dövüşler, aşağılamalar ve hakaretler var ama olay 60 yıl önce geçiyor. İlginizi çekeceğine eminim… Hikâye epey eski. Türkiye’de sol görüşleri sebebiyle hapse girmiş hatta işkence görmüş olan genç psikolog Muzaffer Şerif sonunda ülkeyi terk ederek ABD’ye gitmiş. Ve toplumsal psikoloji […]

Read More

Necdet Sakaoğlu: “Harem’in serüveni bir kadınlık tarihidir”

Tarihçilerin yazdığına göre, Hurrem Sultan’ın Sultan Süleyman üzerindeki etkisi hakikaten inanılmazmış. Günümüzün siyasetçi eşlerini, first lady’leri için bile alışılmadık bir biçimde, sadece sarayın iç meselelerine değil, uluslararası ilişkilere de karışıyor, fikir yürütüyormuş. Polonya kralıyla arasındaki yazışmaları bile arşivlerde mevcut. Öte yandan Hurrem’in bütün bunları salt ihtirastan değil, kendisinin ve evlatlarının sağ kalması için yaptığını düşünen […]

Read More

“Attila İlhan’ın futbol maçlarını canlı izlemesi yasaktı”

“Dediğim gibi yaz kış burun burunaydık. Yaz tatillerine İzmir Ilıca’ya gider, her yıl Karaburun, Ildır ziyaretimizi yapardık. Çok sevdiği futbol maçlarını, doktor yasağıyla canlı izleyemeyip neticeyi sadece spor programlarındaki kritik gol pozisyonlarından öğrenirken, ben tam gol saniyelerinde 72 ekranlık televizyonun önüne geçip hınzırlık yapardım. Attila sinirlenmezdi. Evet Attila diyorum ‘İlhan’ı bir kenarda kalıyor, bu kadar […]

Read More

Etgar Keret’in dünyası: Buzdolabının üstünde bir kız var!

Yoksa siz hâlâ bir Keret öyküsü okumadınız mı? Bu soruya cevabınız olumsuzsa işe İsrailli yazar Etgar Keret’in önceki ay çıkan ‘Buzdolabının Üstündeki Kız’ıyla başlayabilirsiniz. Şaşırtıcı, acımasız ama eğlenceli, kara mizaha bulanmış bir dünya sizi bekliyor. Etgar Keret’in dünyası: Buzdolabının üstünde bir kız var! Malum, devir roman devri. Sürükleyiciliğine kapılacağımız bir macerayı, zeka ürünü kurguyu, mizahı […]

Read More

Patti Smith’ten sihir dersi: “Zirveye çıkmaya çalışma, zirve sana gelsin”

Altay Öktem diyor ki: “Türkçe’ye çevrilmeseydi, şöyle çek-yata uzanıp sayfalarını yutarcasına okuyamasaydım gerçekten de gözüm açık giderdi, diye düşündüğüm iki kitap var. Şimdi aklınıza Shakespeare’den Kafka’ya kadar bir sürü isim gelmiştir ama değil. Hiçbiri değil. Kitaplardan biri ‘Barnabas Evangelium’, diğeri de Patti Smith’in ‘Just Kids’i… Yıllar önce dualarımın yarısını kabul edilmiş, ‘Barnabas İncili’ Türkçeleşmişti zaten. Sevgili […]

Read More

Yekta Kopan, Egoist Okur’u yazdı :)

Yazmak dışında başka işler de yapıyor ve hepsinde çok başarılı ama Yekta Kopan benim için her şeyden önce Yazar. Egoist Okur’un ilham kaynaklarından bir aynı zamandai. AltZine’le, AltKitap’la, leziz blogu Fil Uçuşu’yla… Bu bloga yazıları, şarkı listeleri yahut röportajlarla birkaç kez konuk olan Yekta, son olarak Egoist Okur’dan bahseden bir yazı yazdı. Doğrusu okurken biraz […]

Read More

Yeni sezonda dizi dizi romanımız olacak

Türkiye’de diziler furyalar halinde yapılır. Şimdilerde trend, ünlü edebiyat yapımlarının televizyona uyarlanması. Geçtiğimiz birkaç sezona damga vuran Yaprak Dökümü (Reşat Nuri Güntekin), Kalp Ağrısı (Halide Edib Adıvar), Hanımın Çiftliği (Orhan Kemal), Canan (Peyami Safa), Fatmagül’ün Suçu Ne? (Vedat Türkali) ya da Karadağlar (Fyodor Dostoyevski) gibi dizilere bu yıl edebiyat dünyasından yeni rakipler geliyor. Yeni sezonda […]

Read More

Serhan Ergin’le içinden Romain Gary geçen söyleşi

Serhan Ergin, Yürek Tutsağı adlı romanıyla Everest Yayınları İlk Roman Ödülü kazandı. Ergin edebiyatı şöyle anlatıyor: “Yazmak, ölüme meydan okumaktır. Çaresizliğimizi yırtmaya çalışmak. İkinci husus ise şudur: Edebiyat, belki genel anlamda sanat demek daha doğru, insanlığın evrensel vicdanını kurar, oluşturur.” Gelin sizinle anlaşalım, siz Serhan Ergin’in kitabı Yürek Tutsağı’nı okuyun, ben de ilk fırsatta Egoist […]

Read More

“Gelecekte herkes 15 dakikalığına bir ünlüyle seks yapacak”

“2033: The Future of Misbehaviour” adlı kitap üzerine konuştuğumuzda, Hakan Bıçakcı söylemişti bunu. Oysa biz, gelecekte dünya dışı yaratıklarla veya robotlarla sevişeceğimize inanıp bir parça ürküyorduk. Ama tahminciler öyle demiyor. Onlara göre, seks hayatımızda öyle büyük değişiklikler olmayacak. Sadece “ilk bakışta aşk” dediğimiz şey yürürlükten kalkacak, çünkü partnerlerimizi uluslararası şöhretlerden seçeceğiz. Telif hakları ödenmiş ya […]

Read More

KAFKA’NIN BEBEĞİ: Büyük bir yazarın harikulâde yalanı

Çek yazar Franz Kafka’nın son büyük eserini kimin için yazdığını biliyor muydunuz? Oyuncak bebeğini kaybettiği için hıçkıra hıçkıra ağlayan bir küçük kızın yüzünü güldürmek, onu yeniden hayata bağlamak için… Ayrıntılar Gert Schneider’ın Kafka’nın Bebeği adlı romanında. Kafka’nın Bebeği benim kitaplığımda, büyük yazar ve düşünürlerin adlarını taşıyan güzel romanlar serisinin bir parçası olarak, Flaubert’in Papağanı (Julian […]

Read More

Yorgun Herakles ve arkadaşları…

31 yıl sonra ABD’den Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın bindiği uçakla geri getirilen Yorgun Herakles heykeli, ne yazık ki tek değil. Avrupa ülkelerindeki müzeler Anadolu’dan kaçırılan eserlerle dolu. Emekli inşaat mühendisi Yaşar Yılmaz Anadolu’nun Gözyaşları adlı şahsi projesi çerçevesinde yıllardır dünyanın dört bir yanını dolaşarak 70 bin küsur eserin eksiksiz bir envanterini çıkardı. Şimdi de bu […]

Read More

Salinger’a bir giriş: Homeopati, Vedanta Budizm ve yalnız kalma arzusu

İlk ve tek romanının yayınlanmasıyla tüm zamanların en büyük yazarlarından biri haline gelen ve aradan geçen yıllarla birlikte ünü, saygınlığı hiç eksilmeyen, üstelik bunu korumayı insan içine çıkmayarak, röportaj vermeyerek, fotoğraf çektirmeyerek ve çok uzun süredir tek satır yazmayarak başaran kaç kişi biliyorsunuz? Hafızanızı zorlamayın; Salinger’dan başkası yok. Ve işin kötüsü, artık o da yok. […]

Read More

BİR ZAMANLAR CEP TELEFONU: Meğer mucidi dünyanın en güzel kadınıymış!

Şaka değil, gerçekten öyle! Cep telefonunun icadının hikayesini, “Hedy’s Folly” adlı kitabı okuyunca yazmaya karar verdim. İlginizi çekeceğini umduğum yazıda “dünyanın en güzel kadını” lakaplı Hedy Lamarr ve geçen yüzyıl başında ortalığı kasıp kavurmuş dahi besteci George Antheil var. Fotoğrafta ikisini de görüyorsunuz. Ama hikayeye başka mühim şahsiyetler de karışıyor. Mesela Ezra Pound ve Man […]

Read More

Vedat Türkali roman kahramanlarıyla konuşurken…

“Vedat Türkali ile çalışmak onu anlayana kadar çok zor. Hayatı olması gerektiği gibi yaşıyor. Büyük küçük yaptığı her işe aynı özenle yaklaşıyor. Ama günümüzde insanların çoğu böyle yaşamıyor. Birlikte bir şeyler paylaştığımız, birlikte çalıştığımız kişiler hatta bazen ben bile Vedat Türkali’nin yaşamına ayak uydurmakta zorlanıyoruz.” Yazarların asistanlarıyla kurduğu ilişki nasıldır? Eserin oluşmasında asistanların payı nedir? […]

Read More

SİBER ÂLEM: Daha büyük, daha derin bir yalnızlık…

Demokrasi bütün görüşlerin açıkça ifade edilebildiği bir yönetim biçimi ya, dünya üzerinde de henüz bu tür bir sistemi eksiksiz bir biçimde oluşturup sürdürebilen bir ülke yok. En azından şimdilik. Bir ülke yok ama bir gezegen var, adına “Blogosfer” deniyor. Bizde kimsenin haberi olmasa da, blogosfer dünyanın şimdilik en büyük ve en kapsamlı medya gücü. Konuya […]

Read More

Cem Mumcu: “Parlayan parlayana, herkes star olmak istiyor”

Cem Mumcu’ya göre, birinin peşine takılırsak, uygun diyeti yaparsak, en trendy kıyafetleri giyip gerekli sözleri sarf edersek aşkı bulacağımızı sanıyorduk hepimiz… Ve tam da bu yüzden aşk gittikçe uzaklaşıyordu bizden. Aynaya bakınca her şey ters görünür ya; artık aynaya bakıp bugüne dek yaptıklarımızın tersini yapmayı akıl etmeliydik belki. Yani aşkı arayacağız diye soluğumuz kesilene kadar […]

Read More

Sevil Atasoy bizi insan ruhunun karanlığında dolaştırıyor

İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü öğretim üyesi Sevil Atasoy’un kitaplarını herkese tavsiye ederim. Atasoy, Labirent, Bu Ayak İzi Senin Dr. Watson!, Karanlığa Yolculuk ve Her Çikolata Yenmez adlı kitaplarında soluk kesen, çok acayip hikayeler anlatıyor. Şu farkla ki, hepsi gerçek! Bazıları çok ürkütücü aslında, ama bilmemek kesinlikle bilmekten daha fena. Gayet uydu Dexter bu konuya, öyle değil mi? Sevil […]

Read More

Instagram’ın parlayan yıldızları

Dijital alemin yeni fenomeni Instagram, aslında ücretsiz bir iPhone uygulaması. Geçmişi sadece bir yıl ama şimdiden 15 milyon takipçisi var. Kullanıcılarına vaadi basit: Çektiğin fotoğrafları 16 Instagram filtresinden birini kullanarak değiştir ve arkadaşlarınla paylaş. Yani Twitter’ın fotoğraf versiyonu gibi bir şey… Bu röportajda Instagram’ın bizdeki en popüler isimlerinden üç tanesini tanıyacaksınız… Huzurlarınızda, Mustafa Seven, Mehmet […]

Read More

Ergun Kocabıyık anlatıyor: Neden bizden bir Da Vinci Şifresi çıkmaz?

Ergun Kocabıyık’ın Boğaziçi Üniversitesi Yayınları’ndan çıkan şahane ve ürpertici kitapları Yazılı Yüz, Dolaylı Hayvan ve Aynadaki Narcissos’u okurken şunu fark ettim: Eski dönemlerin inanışları bugünkü inanç sistemimize uymuyor olabilir, ama onlar aynı zamanda bizi oluşturan geçmişin, kültürümüzün basamakları. ve Kocabıyık’a sordum: Artık geçerliliği olmayan bir inanç sistemini tıpkı çoğumuzun şu an yaptığı gibi yok saymanın […]

Read More

Burak Fidan: “Yazar asistanlığı beni tatsız ve sıkıcı biri olmaktan kurtardı”

“Yazar asistanlarına ulaşmaya çalışırken, ilginç bir biçimde bu mesleğin olumsuz çağrışımları olduğunu, yazarların bir asistanla çalıştıklarının bilinmesini nedense istemediklerini fark ettim. Halbuki bu mesleğin geçmişi epey eskilere dayanıyordu aslında ve büyük yazarlar bile asistan kullanıyordu. Bunu, eşi öldükten sonra asistanı Anna Snitkina’yla evlenen Dostoyevski’nin hikayesinden biliyoruz. Fakat elbette her yazar-asistan ilişkisi bu tür sonuçlara ulaşmak […]

Read More