Egoist okur

M.K. Perker: “Amerikan rüyasını görmek istiyorsan, uyumayacaksın!”

Uyursanız rüya görürsünüz. Ama hayatınızın rüyasını görmek istiyorsanız eğer, sonuna kadar uyanık kalacaksınız… ABD’ye yerleştikten sonra adından çokça söz ettiren işlere imza atan, hatta sadece en iyilerin layık görüldüğü çizgi roman Oscar’larında da adı geçen M. Kutlukhan Perker, yeni kitabı Insomnia Cafe’yla (Uykusuzlar Kahvesi) kendisi gibi uykusuzları harikulade maceralar yaşamaya davet ediyor. Gülenay Börekçi TÜRK […]

Read More

Yiğit Değer Bengi: “Korku insanoğlunun en eski ve en güçlü duygusudur”

Yiğit Değer Bengi’nin bugüne dek çeşitli dergilerde öyküleri yayımlandı, ayrıca bir öyküsüyle Ithaki Yayınları’nın Jules Verne Yarışması’nda dereceye girdi. 1002. Gece Masalları adlı derlemesi Metis Yayınları’ndan çıktı. Yerli edebiyatın korkuyla aşılmaz mesafesi Sönmez Güven: Eleştirmenler anlamadıklarını aşağılıyor Kutlukhan Kutlu: Korku edebiyatı okura korkularında yalnız olmadığını gösterir Yiğit Değer Bengi: Korku insanoğlunun en eski ve en […]

Read More

Bu kitap kapakları çok çok uzun yollar kat etti

Penguin Yayınevi, 75. yılını kutlamak için sanat yönetmeni Paul Buckley’den 75 kitap kapağı seçmesini istedi. Buckley de bu 75 kapağı tek tek analiz ederek, dahası grafikeri, illüstratörü ve yazarıyla konuşarak bir kitap hazırladı. Niçin bu kapak yapılmıştı, hangi fikirden yola çıkılmıştı, yazar tasarıma ne tepki vermişti, itiraz etmiş veya yaratıcı fikirlerle katkıda bulunmuş muydu, en […]

Read More

Selim İleri: “Edebiyat çok narin bir silah, öldürmek için yaratılmadı”

Edebiyatta 43 yılı geride bırakan Selim İleri, uzun süre ara verdiği öyküyle çıktı karşımıza. “Yağmur Akşamları” yazarın edebiyat dünyasıyla ilgili anılarının kırgınlık ve mutluluklarının tuhaf bir toplamı. Kurmacayla hakikat arasında bir alacakaranlık kuşağı… Çok sevdiğim, saydığım, edebiyatımızın can damarlarından biri olduğuna inandığım Selim İleri’yle son kitabını Habertürk Gazetesi’nde edebiyat söyleşileri gerçekleştiren Ümran Avcı konuştu. Selim […]

Read More

Hikmet Hükümenoğlu: “Korku edebiyatı bizde ticari olarak ayakta duramaz”

Hikmet Hükümenoğlu, korku türündeki ilk romanı Kar Kuyusu’yla edebiyat dünyasında son günlerin ilginç isimlerinden biri oldu. Yerli edebiyatın korkuyla aşılmaz mesafesi Sönmez Güven: Eleştirmenler anlamadıklarını aşağılıyor Kutlukhan Kutlu: Korku edebiyatı okura korkularında yalnız olmadığını gösterir Yiğit Değer Bengi: Korku insanoğlunun en eski ve en güçlü duygusudur Hikmet Hükümenoğlu: Korku edebiyatı bizde ticari olarak ayakta duramaz […]

Read More

Taylan Biraderler: “Ölüme uzak olan kişi hayata da uzaktır”

“Büyük kıyamete inanmıyoruz ama küçük kıyamet var. Oluyor. Ölünüyor. Arkadaşlarımız ölüyor. Sevdiğimiz insanlar ölüyor. Tanıdığımız biri bile olması gerekmiyor ölenin, uzaktan sevdiğimiz ve bir şekilde ruhsal ilişki kurduğumuz insanlar ölüyor. Küçük küçük kıyametleri hep yaşıyoruz. Düşün işte, biriyle samimi oluyorsun, çok seviyorsun onu, onunla yaşıyorsun. Sonra gün geliyor, artık görüşmemeye başlıyorsunuz. Yani o insan ölüyor […]

Read More

Mustafa Ziyalan: “Dünya, doğaüstüne dalmasak da ürkütücü bir yer”

Mustafa Ziyalan da hekim yazarlarımızdan biri, psikiyatrist. New York’un Arabı ve Su Kedileri adlı kitapları da var. Yerli edebiyatın korkuyla aşılmaz mesafesi Sönmez Güven: Eleştirmenler anlamadıklarını aşağılıyor Kutlukhan Kutlu: Korku edebiyatı okura korkularında yalnız olmadığını gösterir Yiğit Değer Bengi: Korku insanoğlunun en eski ve en güçlü duygusudur Hikmet Hükümenoğlu: Korku edebiyatı bizde ticari olarak ayakta […]

Read More

Hakan Bıçakcı: “Türk okuru korkularıyla yüzleşemeyecek kadar cesur!”

Romantik Korku, Rüya Günlüğü, Boş Zaman, Bir yaz Gecesi kabusu, Karanlık Oda ve son olarak Ben Tek Siz Hepiniz adlı kitaplarıyla tanınan Hakan Bıçakcı, korkuyu doğaüstü varlıklarda değil, gündelik hayatın sıradan ayrıntılarında arıyor ve okuru insan zihninin karanlık bölgelerinde tekinsiz gezintilere çıkarıyor. Yerli edebiyatın korkuyla aşılmaz mesafesi Sönmez Güven: Eleştirmenler anlamadıklarını aşağılıyor Kutlukhan Kutlu: Korku […]

Read More

Prenses ve kurbağanın masalı: VAROLUŞÇU BİR AŞK HİKAYESİ

‘Ateş Karınlı’ diye bir kitap var elimde, J. C. Michaels yazmış. Bildiğimiz ‘Kurbağa Prens’in harikulade bir versiyonu; ilk yarısı çocuklara, ikinci yarısı yetişkinlere seslenen bir ‘melez’ kitap. Kahramanı, evcil bir hayvan olarak rahat bir hayat sürmekle vahşi doğada tekinsiz maceralara atılmak arasında seçim yapmaya çalışan bir kurbağa. Prenses ve kurbağanın masalı: VAROLUŞÇU BİR AŞK HİKAYESİ […]

Read More

Atilla Şenkon: “Yaşadığımız kara zamanları haykıran yazarlar da oldu”

Her Gün Perşembe Olsa, Uykusuz Gece Düşleri, Ten Yükü, Bıyık İzi Yalanları ve Gökkuşağına İki Bilet adlı kitapların yazarı Atillâ Şenkon, Nazlı Eray’ın yaşam öyküsünden yola çıkarak yazdığı Bütün Düşler Nazlı’dır adlı bir de roman yazdı. Korku edebiyatı sevdiği ve önemsediği bir tür. Yerli edebiyatın korkuyla aşılmaz mesafesi Sönmez Güven: Eleştirmenler anlamadıklarını aşağılıyor Kutlukhan Kutlu: […]

Read More

David Lynch’ten ‘Moby Duck’ cehennemi

Yönetmen David Lynch Viennale, yani Viyana Film Festivali için bir tanıtım filmi çekmişti de bayılmıştım. Minik bir oyuncak ördekle bu kadar korkutucu, tedirgin edici olabilmek büyük başarıydı. Öte yandan artık bizde bile popüler kültürün bir parçası haline gelen minik plastik ördeklerin gerçekte çok acayip bir hikayeleri vardı. David Lynch’ten ‘Moby Duck’ cehennemi 1992 yılında bir gemi […]

Read More

Altay Öktem: “Aslında biz çok korkuncuz!”

Hekim yazarlarımızdan biri. Eski Bir Çocuk, Su Kuşu, Beni Yanlış Öptüler Aslında, Çamur Şiir ve Herşey; Oda Kırbaç Ayna adlı şiir kitaplarıyla tanıdığımız Altay Öktem, farklı türlere göz kırpan Tanrı Acıkınca ve Bu Kitaptan Kimse Sağ Çıkamayacak adlı kitapların da yazarı. Yerli edebiyatın korkuyla aşılmaz mesafesi Sönmez Güven: Eleştirmenler anlamadıklarını aşağılıyor Kutlukhan Kutlu: Korku edebiyatı […]

Read More

Sadık Yemni: “Dünya korku edebiyatında üst bir noktada duruyoruz”

Kendisinin “Tirildeme” adını verdiği korku-gerilim türünde yazdığı Öte Yer, Muska, Yatır gibi romanlarla bir “korku” eşiğini aşmamızı sağlayan Sadık Yemni, “Şeytanın toptan imhası için çabalayan kuralcı toplumlarda aşırılıklar da şiddetli olur. Bilinçaltları megaton patlayıcılarla yüklüdür. Avrupa ve Amerika’da böyledir. Türkiye’de şimdilerde bile yeterince değildir,” diyor. Yerli edebiyatın korkuyla aşılmaz mesafesi Sönmez Güven: Eleştirmenler anlamadıklarını aşağılıyor […]

Read More

Kendini mobilya gibi hissetmeye başlamışsan, çekip gideceksin!

Bu yazının konusu, parayı, şöhreti, hayran kitlelerini terk ederek yeni bir hayat kurmayı deneyen yazarlar… Sebepler değişiyor. Sanat, kimi zaman başkaldırı adına veya basitçe yorgunluktan, kimi zamansa hazin trajedilerin ya da gözalıcı başarıların ardından terkedilebiliyor. Bazıları sanatı ve hayatı anlamsız bulmaya başlıyor, bazılarıysa ilk bakışta aşk gibi çiçek açan yepyeni ve şiddetli bir tutkuya teslim ediyor […]

Read More

Nazım Hikmet ve Karl Detroit’in hikayesi

Salacak açıklarında yer alan tarihi Kız Kulesi, İstanbul’un simgelerinden biri. Hakkında çok efsane biliyoruz, şairlerin şiirlerine konu olduğunu, hatta Nazım Hikmet’in 12 yıllık hapishane hayatından kurtulduğu ilk gün onu seyretmeye gittiğini bile… Ama Kız Kulesi’nin Karl Detroit adlı bir Alman’la ilgili pek azımızın bildiği müthiş bir hikayesi daha var. Yazının devamında nasılsa okuyacaksınız, şimdilik şu kadarını […]

Read More

Simyacı’nın yazarı Paulo Coelho meğer satanistmiş!

Yıllarca kara büyü yapmış hatta Şeytan’la bir sözleşme imzalamış, günün birinde büyük bir yazar olabilmek için. Yani eskiden. Gerçeği, bizde yeni çıkan biyografisi “Bir Savaşçının Yaşamı”ndan öğreniyoruz. Barış sözcüsü Coelho’nun  biyografisini üç yılda kaleme alan Fernando Morais şöyle anlatıyor: “Bu kitabın içinde her şey var… Seks, şiddet, uyuşturucu, az da olsa eşcinsellik, rock’n roll ve […]

Read More

En şanslı yazarlar, hatta Nobelli olanlar bile bir gün unutulacak!

Nobel Edebiyat Ödülünü bu yıl İsveçli şair Tomas Tranströmer kazandı. Ben de bu vesileyle “Nobel’den de Öte” adlı kitaptan söz etmek istedim. Kitap, İspanyol gazeteci Xavi Ayén’in 16 Nobelli yazarla yaptığı röportajlardan oluşuyor. Orhan Pamuk da var. En şanslı yazarlar, hatta Nobelli olanlar bile bir gün unutulacaksa… Nobel Edebiyat Ödülünü son olarak İsveçli şair Tomas […]

Read More

Erkekliğin imkansız iktidarını konuşmanın tam zamanı

Erkek egemen toplumda hangi erkekler egemendir? Bütün erkekler bu erkek egemen düzenden memnun mudur? Reddeden, başarısız olan, diğerlerinden farklı olan erkekler ne yapar? Erkekleri değiştiren, “bozan” durumlar nelerdir? Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Serpil Sancar “Erkeklik: İmkansız İktidar” adlı araştırmasında bu sorulara cevap arıyor. Erkekliğin […]

Read More

“An”ların zamanı

“Zamanı durdurmanın mümkün olduğunu söyleselerdi, ne yapardık acaba? Yaşlanmayacağız, ölmeyeceğiz sonuçta… Mutlu olur muyduk? Belki en mutlu anımızda dursun isterdik zaman. Ancak en ateşli aşklardan bile bir süre sonra vazgeçebildiğimizi düşünürsek; her şeyden olduğu gibi en mutlu ‘an’ımızdan da sıkılırdık kuşkusuz. Diğer yandan, sıkıldığımız her şeyin yerine yenilerini ikame ediyoruz ama yaşamın son bulacağı gerçeğinini […]

Read More

Sahte Nobel Hadisesi: Bir gün her faşist 15 dakikalığına Nobel alabilir!

Geçen hafta tüm batı dünyası Tomas Tranströmer’ın aldığı Nobel’i, kitaplarının bir anda New York dahil bütün büyük metropollerde yok satmaya başlamasını konuştu. Oysa ödülün açıklanmasından dakikalar önce, Sırp gazeteleri, kendi vatandaşları Dobrica Cosic’in 2011 Nobel Edebiyat Ödülü’ne layık görüldüğü haberini almıştı. Haber kaynakları, www.nobelprizeliterature.org adresli internet sitesiydi. Sevinç dalgası kısa sürede tüm ülkeye yayıldı, radyolar […]

Read More

Murat Gülsoy’la BÜYÜBOZUMU: “Yazı asla ihanet etmez!”

Murat Gülsoy, yazı üzerine en çok düşünen ve bu düşüncelerini gerek kitaplarıyla gerekse yönettiği yaratıcı yazarlık kurslarıyla cömertçe paylaşan yazarlarımızdan. Peki yazı onu niye çağırmıştı? İlk metinlerine baktığında hangi acılarını görmüştü? Şimdi neler görüyor? Tolga Meriç, yaratıcı yazarlık üzerine “Büyübozumu” adlı bir kitabı da olan Gülsoy’un portresini, onun en çok düşündüğü konu olan yazı üzerinden […]

Read More

Bahadır Baruter: “Ben bu kolaycı ve bağımlı ülkeye sitemliyim!”

Ressam, karikatürist, yayıncı ve dert ortağı Bahadır Baruter’den bu yazıyı ben istedim. Bir nedeni yoktu, o gün gazetelere biraz fazla bakmış, televizyonla içimi çokça bulandırmıştım. Anlayacağınız, ruh halim şüpheciliğin üst sınırlarında geziniyordu ve muhtemelen kendime bir suç ortağı arıyordum. Bahadır da beni kırmayarak yazdı. Böylece “en sevdiğim ressam” nihayet Egoist Okur’da yerini aldı. Epeyce sitemkâr […]

Read More

Okşan Svastics yazdı: Yahudiler’in İstanbul’u

“Bakkallık yapan halası babası evi terk etmiş olan 12 yaşındaki eczacı çırağı dayıma öğlenleri parayla ekmek arası kavurma satarken, Aşkenaz komşuları üst kata tencere tencere yemek taşıyormuş, bunu öğrenince dostluğun akrabalıktan daha mühim bir şey olduğunu da öğrenmiş oldum. Sonra, Osmanbey’de otururken komşum Sara Kazes’ten vişne likörü yapmasını, yaşlanınca güzel kolyeler takıp evde bile rujsuz […]

Read More