









Cem Mumcu’ya göre, birinin peşine takılırsak, uygun diyeti yaparsak, en trendy kıyafetleri giyip gerekli sözleri sarf edersek aşkı bulacağımızı sanıyorduk hepimiz… Ve tam da bu yüzden aşk gittikçe uzaklaşıyordu bizden. Aynaya bakınca her şey ters görünür ya; artık aynaya bakıp bugüne dek yaptıklarımızın tersini yapmayı akıl etmeliydik belki. Yani aşkı arayacağız diye soluğumuz kesilene kadar […]
Read More
İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü öğretim üyesi Sevil Atasoy’un kitaplarını herkese tavsiye ederim. Atasoy, Labirent, Bu Ayak İzi Senin Dr. Watson!, Karanlığa Yolculuk ve Her Çikolata Yenmez adlı kitaplarında soluk kesen, çok acayip hikayeler anlatıyor. Şu farkla ki, hepsi gerçek! Bazıları çok ürkütücü aslında, ama bilmemek kesinlikle bilmekten daha fena. Gayet uydu Dexter bu konuya, öyle değil mi? Sevil […]
Read More
Dijital alemin yeni fenomeni Instagram, aslında ücretsiz bir iPhone uygulaması. Geçmişi sadece bir yıl ama şimdiden 15 milyon takipçisi var. Kullanıcılarına vaadi basit: Çektiğin fotoğrafları 16 Instagram filtresinden birini kullanarak değiştir ve arkadaşlarınla paylaş. Yani Twitter’ın fotoğraf versiyonu gibi bir şey… Bu röportajda Instagram’ın bizdeki en popüler isimlerinden üç tanesini tanıyacaksınız… Huzurlarınızda, Mustafa Seven, Mehmet […]
Read More
Ergun Kocabıyık’ın Boğaziçi Üniversitesi Yayınları’ndan çıkan şahane ve ürpertici kitapları Yazılı Yüz, Dolaylı Hayvan ve Aynadaki Narcissos’u okurken şunu fark ettim: Eski dönemlerin inanışları bugünkü inanç sistemimize uymuyor olabilir, ama onlar aynı zamanda bizi oluşturan geçmişin, kültürümüzün basamakları. ve Kocabıyık’a sordum: Artık geçerliliği olmayan bir inanç sistemini tıpkı çoğumuzun şu an yaptığı gibi yok saymanın […]
Read More
“Yazar asistanlarına ulaşmaya çalışırken, ilginç bir biçimde bu mesleğin olumsuz çağrışımları olduğunu, yazarların bir asistanla çalıştıklarının bilinmesini nedense istemediklerini fark ettim. Halbuki bu mesleğin geçmişi epey eskilere dayanıyordu aslında ve büyük yazarlar bile asistan kullanıyordu. Bunu, eşi öldükten sonra asistanı Anna Snitkina’yla evlenen Dostoyevski’nin hikayesinden biliyoruz. Fakat elbette her yazar-asistan ilişkisi bu tür sonuçlara ulaşmak […]
Read More
Kadere Mahkumlar adlı şarkılı türkülü cezaevi programıyla hayatımıza fırtına gibi giren Dilber Ay’ı ben geç tanıdım, Cüneyt Özdemir’in programı 5N1K aracılığıyla… Ve kendini ifade ediş biçimindeki pervasızlığa, “Ben koskoca Dilber Ay’ım, siz kim oluyorsunuz!” tavrına hayran kaldım. Bakın mesela… Cüneyt Özdemir: Cezaevlerindeki mahkumlar en çok hangi şarkıları istiyorlar sizden, sayar mısınız? Dilber Hanım (Gürleyerek): Zorunda mıyım? […]
Read More
Şair, müzik yazarı, ve eleştirmen Deniz Durukan, birkaç hafta önce Egoist Okur’a bir Erdem Yener röportajı yapmak istediğini söyledi. “Kim o?” diye sordum önce. “Çok sıkı bir müzisyen” dedi. Hmmm! Peki ama kim yani? “Oyuncu aynı zamanda.” Allah Allah… Nerede seyretmiş olabilirim ki? “Birçok yerde seyretmişsindir. Hani Avea reklamlarında oynayan komik adam var ya, o!” […]
Read More
12 Mart 2015 editi: Terry Pratchett kararını değiştirdi ve evinde öldü. Bunun dışında 2011 yılında hazırladığım bu yazıya dokunmadım. İlk hikâyesini 13 yaşında sattı ve ikinci el bir daktilo almaya yetecek kadar para kazandı. The Carpet People adlı ilk romanı 1971’de yayımlandı. Sonra gazetecilik yaptı, özel şirketlerde medya ilişkileri görevini üstlendi. 1983’te ona asıl ün […]
Read More
“Erkeğin iktidar olma savaşımı doğduğu anda başlıyor. Kadın, kendisine öğretilen rol gereği, oğluna erkek olma ritüellerinin hepsini öğreterek hazırlıyor onu hayata. Erkekse, doğduğu andan itibaren penisiyle iktidar arasında kurduğu ilişki içersinde debelenmek zorunda bırakılıyor. Erkeğin, kadına ve topluma gücünü göstermek adına sürekli bir iktidar kışkırtmasıyla yüz yüze kalması da egemen anlayışın birey üzerindeki şiddetinden başka […]
Read More
Beethoven’ın Ayışığı Sonatı ya da Debussy’nin Au Clair de Lune’unu biliyoruz elbette. Klasik Türk müziğinin içinde ay geçen şarkılarını da… Ama popüler müzik bize çok daha fazlasını sunuyor ayla ilgili olarak. İşte “Efkar Karması”nın lunatik versiyonu, yani birkaç ay şarkısı… Şarkıların sahipleri arasında Sezen Aksu, Sertab Erener, Şebnem Ferah ve İhtiyaç Molası da var, Pink […]
Read More
Yazar Ayşe Kulin’in yeni romanı Gizli Anların Yolcusu tartışmaları da beraberinde getirdi. Şimdi twitter’da ve internetteki başka mekanlarda eşcinsel olmayan bir yazarın eşcinsel dünyayı anlatan bir roman yazmasının doğru olup olmadığı, daha doğrusu bilmediği bu dünyayı hakkıyla anlatıp anlatamayacağı konuşuluyor. Gay romanı yazmak için ille gay mi olmalı? İnternette Ayşe Kulin’in yeni romanı Gizli Anların […]
Read More
Sermet Sami Uysal’ın Eşlerine Göre Ediplerimiz adlı kitabından öğreniyorum. 1950’lerde yazılan kmitaba göre hikaye şöyle… Gencecik bir delikanlı olan Uysal ilk romanını Cumhuriyet’in o dönemdeki genel yayın yönetmeni Cevat Fehmi’ye götürmüş. Romandaki karakterlerden biri de Tolstoy’muş. Üstelik anlaşılan, romanda anlatılan her şey gerçekten yaşanmış. Tolstoy’un büyük aşkı Elisabeth bir Türk’le evlenmiş Sonya’yla evli olan Tolstoy, […]
Read More
Bir de Baktım Yoksun adlı kitabıyla birkaç ödül alan Yekta Kopan’ın Kediler Güzel Uyanır adlı kitabı çıktı. Onu bir popüler kültür şahsiyeti olarak tanıyanlar var ama Yekta Kopan her şeyden önce iyi bir edebiyatçı, dahası çok önemli bir öykücüdür. Kopan, röportajımızda, bir edebiyatçı olarak yapmak istediklerini şöyle anlattı: “Uzun sürmesini istediğim bir yazın yolculuğunda, haritasını […]
Read More
Egoist Okur takipçilerinden Pınar Sönmez yazdı bu yazıyı. Nedim Gürsel’in Şeytan, Melek ve Komünist adlı romanı üzerine… Teyzesinde gördüğü Vera imzalı Nazım kitabı ve o imza anının fotoğrafıyla başlıyor yazıya Pınar… Fotoğraflar, imgeler, birleştikleri yerler, anlamın çoğalması, dolulaşması… Bir fotoğraftan bir romana, o romandan bir resme atlayarak sürüyor yazı. Nedim Gürsel’in romanından Nazım Hikmet’in şiirine, Vera’nın fotoğrafından […]
Read More
“Sevgiye adanmış sayısız roman var ama artık sevgiden çok daha yaygın bir duygu olan nefreti anlatmak için bir roman yazmanın zamanı gelmişti.” Umberto Eco, Prag Mezarlığı’nı niçin yazdı? “Sevgiye adanmış sayısız roman var ama artık sevgiden çok daha yaygın bir duygu olan nefreti anlatmak için bir roman yazmanın zamanı gelmişti. Yaygın; çünkü nefret olmasaydı, savaş, […]
Read More
“Tüm anlatılanların otobiyografik bir karakter taşıdığına inanıyorum. Bu keşfi durduk yerde yapmadım, sadece yıllar önce ifade edilmiş bir hakikatin izini sürdüm. Gustave Flaubert, ‘Madame Bovary benim’ lafını boşuna etmedi. Tüm bunlar bir yana, ancak yaşananın bize daha sahici bir edebiyatın yolunu açtığına hep inandım. Birileri bana hikâyelerini anlatmam için kendilerini gösterdi, hatta hayatıma girdi… Kim […]
Read More
Egoist Okur için hüzünlü ama aynı zamanda coşkulu ve umutlu şarkılardan oluşan bir “Efkâr Karması” hazırlayan Goncagül Sunar, bugüne dek seyrettiğim en iyi, en şahsiyetli oyunculardan biridir. Son yıllarda bebeği Aksel’in etkisiyle ekranlardan uzak kalmayı tercih etse de… Onu Asmalı Konak, Çemberimde Gül Oya gibi dizilerden hatırlayabilirsiniz. Müthiş bir şarkıcı olduğunu ise sanıyorum daha az […]
Read More