Egoist okur

Sezgin Kaymaz: “Onlar gibi olamamaktan, daha doğrusu kendimiz olmaktan korkuyoruz”

Bütün sakinlerinin mutlu ve huzurlu yaşadığı Cennet’te, Tanrı ilk insanı yarattı, adına da Âdem dedi. Onu yarattığı toprağa kendi nefesinden üfleyerek can verdi, bu cana hem iyilikten hem şerden, hem riyadan hem sadakatten koydu. Ona güzel olan ne verdiyse, bir o kadar da kötülük ekledi. Sonra Cennet’teki tüm varlıklara dönüp Âdem’e secde etmelerini buyurdu. Bu […]

Read More

Dilber Ay: “Sırrı Süreyya Önder’in sazını kırdım, zaten iyi çalamıyordu”

Kadere Mahkumlar adlı şarkılı türkülü cezaevi programıyla hayatımıza fırtına gibi giren Dilber Ay’ı ben geç tanıdım, Cüneyt Özdemir’in programı 5N1K aracılığıyla… Ve kendini ifade ediş biçimindeki pervasızlığa, “Ben koskoca Dilber Ay’ım, siz kim oluyorsunuz!” tavrına hayran kaldım. Bakın mesela… Cüneyt Özdemir: Cezaevlerindeki mahkumlar en çok hangi şarkıları istiyorlar sizden, sayar mısınız? Dilber Hanım (Gürleyerek): Zorunda mıyım? […]

Read More

Erdem Yener: “İnsan hep evet demeli; her şey ‘evet’le başlıyor…”

Şair, müzik yazarı, ve eleştirmen Deniz Durukan, birkaç hafta önce Egoist Okur’a bir Erdem Yener röportajı yapmak istediğini söyledi. “Kim o?” diye sordum önce. “Çok sıkı bir müzisyen” dedi. Hmmm! Peki ama kim yani? “Oyuncu aynı zamanda.” Allah Allah… Nerede seyretmiş olabilirim ki? “Birçok yerde seyretmişsindir. Hani Avea reklamlarında oynayan komik adam var ya, o!” […]

Read More

Terry Pratchett’ın intihar sözleşmesi

12 Mart 2015 editi: Terry Pratchett kararını değiştirdi ve evinde öldü. Bunun dışında 2011 yılında hazırladığım bu yazıya dokunmadım.  İlk hikâyesini 13 yaşında sattı ve ikinci el bir daktilo almaya yetecek kadar para kazandı. The Carpet People adlı ilk romanı 1971’de yayımlandı. Sonra gazetecilik yaptı, özel şirketlerde medya ilişkileri görevini üstlendi. 1983’te ona asıl ün […]

Read More

Suat Yalaz: “Çizgi Roman: 50 milyon dolar harcamadan film çekmenin kestirme yolu”

Pullara basılan, filmleri çekilen, televizyon dizisi olan, Fransa’da Kebir adıyla yayınlanan kült çizgi roman serisi Karaoğlan bu ay 50 yaşına basıyor. Emperyalist ideolojiye karşı olduğu için bazı konular ele almayı reddeden Suat Yalaz’la hem kahramanını, hem de çekilmesi planlanan yeni Karaoğlan filmini konuştuk.  Bir dönem sadece çocukların, gençlerin değil, devlet adamlarının, bakanların, gazetecilerin, Mesela Münir […]

Read More

Deniz Durukan’dan kadına şiddet ve iktidar ilişkisi üzerine bir yazı

“Erkeğin iktidar olma savaşımı doğduğu anda başlıyor. Kadın, kendisine öğretilen rol gereği, oğluna erkek olma ritüellerinin hepsini öğreterek hazırlıyor onu hayata. Erkekse, doğduğu andan itibaren penisiyle iktidar arasında kurduğu ilişki içersinde debelenmek zorunda bırakılıyor. Erkeğin, kadına ve topluma gücünü göstermek adına sürekli bir iktidar kışkırtmasıyla yüz yüze kalması da egemen anlayışın birey üzerindeki şiddetinden başka […]

Read More

Geceyarısı Karması: Vampirler ve lunatikler için

Beethoven’ın Ayışığı Sonatı ya da Debussy’nin Au Clair de Lune’unu biliyoruz elbette. Klasik Türk müziğinin içinde ay geçen şarkılarını da… Ama popüler müzik bize çok daha fazlasını sunuyor ayla ilgili olarak. İşte “Efkar Karması”nın lunatik versiyonu, yani birkaç ay şarkısı… Şarkıların sahipleri arasında Sezen Aksu, Sertab Erener, Şebnem Ferah ve İhtiyaç Molası da var, Pink […]

Read More

Gay romanı yazmak için ille gay mi olmalı? Ve akla gelen başka sorular…

Yazar Ayşe Kulin’in yeni romanı Gizli Anların Yolcusu tartışmaları da beraberinde getirdi. Şimdi twitter’da ve internetteki başka mekanlarda eşcinsel olmayan bir yazarın eşcinsel dünyayı anlatan bir roman yazmasının doğru olup olmadığı, daha doğrusu bilmediği bu dünyayı hakkıyla anlatıp anlatamayacağı konuşuluyor. Gay romanı yazmak için ille gay mi olmalı? İnternette Ayşe Kulin’in yeni romanı Gizli Anların […]

Read More

Tolstoy’un büyük aşkı Elisabeth bir Türk’le evlenmiş

Sermet Sami Uysal’ın Eşlerine Göre Ediplerimiz adlı kitabından öğreniyorum. 1950’lerde yazılan kmitaba göre hikaye şöyle… Gencecik bir delikanlı olan Uysal ilk romanını Cumhuriyet’in o dönemdeki genel yayın yönetmeni Cevat Fehmi’ye götürmüş. Romandaki karakterlerden biri de Tolstoy’muş. Üstelik anlaşılan, romanda anlatılan her şey gerçekten yaşanmış. Tolstoy’un büyük aşkı Elisabeth bir Türk’le evlenmiş Sonya’yla evli olan Tolstoy, […]

Read More

Yekta Kopan’dan karmaşanın, öfkenin, sevginin, sevişmenin, cümbüşün öyküleri

Bir de Baktım Yoksun adlı kitabıyla birkaç ödül alan Yekta Kopan’ın Kediler Güzel Uyanır adlı kitabı çıktı. Onu bir popüler kültür şahsiyeti olarak tanıyanlar var ama Yekta Kopan her şeyden önce iyi bir edebiyatçı, dahası çok önemli bir öykücüdür. Kopan, röportajımızda, bir edebiyatçı olarak yapmak istediklerini şöyle anlattı: “Uzun sürmesini istediğim bir yazın yolculuğunda, haritasını […]

Read More

Berlin’de Nazım’a kavuşmak

Egoist Okur takipçilerinden Pınar Sönmez yazdı bu yazıyı. Nedim Gürsel’in Şeytan, Melek ve Komünist adlı romanı üzerine…  Teyzesinde gördüğü Vera imzalı Nazım kitabı ve o imza anının fotoğrafıyla başlıyor yazıya Pınar… Fotoğraflar, imgeler, birleştikleri yerler, anlamın çoğalması, dolulaşması… Bir fotoğraftan bir romana, o romandan bir resme atlayarak sürüyor yazı. Nedim Gürsel’in romanından Nazım Hikmet’in şiirine, Vera’nın fotoğrafından […]

Read More

Ahmet Büke’den ekmek, zeytin ve “iyi palavra atma yeteneği” üzerine

Ahmet Büke’nin yeni kitabı “Ekmek ve Zeytin” çıktı. Kendine has bir dili, dünyası olan bir yazar Ahmet Büke. “Ruhlu” derim ben bazı kitaplara, onunkiler öyle. Hikayelerini özetle deseniz özetleyemem; onlarda küçük ayrıntılar büyür, zaman durur, dil güzelleşir… Bir de ne anlatsa, sanki ben kendime anlatmışım onu daha önce de şimdi kendimden dinliyormuşum duygusu olur. Açıkçası […]

Read More

Umberto Eco, Prag Mezarlığı’nı niçin yazdı?

“Sevgiye adanmış sayısız roman var ama artık sevgiden çok daha yaygın bir duygu olan nefreti anlatmak için bir roman yazmanın zamanı gelmişti.” Umberto Eco, Prag Mezarlığı’nı niçin yazdı? “Sevgiye adanmış sayısız roman var ama artık sevgiden çok daha yaygın bir duygu olan nefreti anlatmak için bir roman yazmanın zamanı gelmişti. Yaygın; çünkü nefret olmasaydı, savaş, […]

Read More

Behçet Çelik’ten yüzleşmeyi göze alanlarla yüzleşmekten korkanların çatışması

Behçet Çelik’in yazdığı Diken Ucu, Türk edebiyatının hikaye birikimini duyurup zenginleştiren kitaplardandı. Behçet Çelik anlatmayarak anlatıyor, boşlukların kıymetini biliyor ve hikayelerini suskunluklarda zenginleştiriyordu. Onunla yaptığımız söyleşide yazıyla macerasını anlattı, bu maceranın ne zaman macera olmaktan çıktığını anlattı… Ve tabii her kitapla yeniden çıktığı yolu, ruh göçünü… Behçet Çelik’ten yüzleşmeyi göze alanlarla yüzleşmekten korkanların çatışması Yazmaya […]

Read More

Mario Levi: “Herkes kendi dilinde ölüyordu!”

“Tüm anlatılanların otobiyografik bir karakter taşıdığına inanıyorum. Bu keşfi durduk yerde yapmadım, sadece yıllar önce ifade edilmiş bir hakikatin izini sürdüm. Gustave Flaubert, ‘Madame Bovary benim’ lafını boşuna etmedi. Tüm bunlar bir yana, ancak yaşananın bize daha sahici bir edebiyatın yolunu açtığına hep inandım. Birileri bana hikâyelerini anlatmam için kendilerini gösterdi, hatta hayatıma girdi… Kim […]

Read More

Efkâr Karması / Goncagül Sunar: Janis Joplin’den Adele’e hüzünlü şarkılar

Egoist Okur için hüzünlü ama aynı zamanda coşkulu ve umutlu şarkılardan oluşan bir “Efkâr Karması” hazırlayan Goncagül Sunar, bugüne dek seyrettiğim en iyi, en şahsiyetli oyunculardan biridir. Son yıllarda bebeği Aksel’in etkisiyle ekranlardan uzak kalmayı tercih etse de… Onu Asmalı Konak, Çemberimde Gül Oya gibi dizilerden hatırlayabilirsiniz. Müthiş bir şarkıcı olduğunu ise sanıyorum daha az […]

Read More

“O öldü! Senin artık bir baban yok”

Yekta Kopan hazırlayıp sunduğu televizyon programlarıyla popüler kültürde de yeri olan isimlerden. Fakat televizyonculukla yazarlığını birbirine karıştırmamaya özen gösteriyor. “Ben yazan bir insanım. Ama hayatımı yazarak kazanamam” diyor. “Bunun için başka bir iş daha yapmak zorundayım. Para kazanmak için yaptığım işi giyip çıkarabiliyorum. Yazmak meselesi ise değişik, onu giyip çıkaramıyorum. Çünkü zaten en çıplak halim […]

Read More

Yerli edebiyatın korkuyla aşılmaz mesafesi

Ben korku edebiyatını önemseyenlerdenim. Arkadaşım Tolga Meriç de öyle… Bu yüzden yaklaşık beş yıl önce, korku edebiyatının okura çıkardığı ateşten ihlal davetiyelerini kurcalamaya karar vermiştik. Korkunun din, cinsellik ve ölümle ilişkisini sorgulayacaktık. Bir de Türkçe edebiyatın korku türüyle aşılmaz görünen “mesafesi”ni… Bu yüzden türle öyle veya böyle alakalı olduğunu düşündüğümüz yazarlara birkaç soru sormuştuk. (Sorular […]

Read More

Efkâr Karması / Heja Bozyel: “Gitmenin en güzeli kaybolmaktır”

Arkadaşım Heja Bozyel, nevi şahsına münhasır insan; güzel gülüşlü “gotik” ruh… Şimdi nihayet “Efkâr Karması” ya da kendi deyişiyle “Gitmek Şarkıları”yla Egoist Okur’da. Çok güzel bir liste hazırlamış. Strange Fruit’le bitirdiği için bana daha da güzel geliyor, SF takıntı halinde sevdiğim şarkılardan biri çünkü. Buyurun dinleyin, bittiğinde içinizden gitmek geliyorsa lütfen kendinizi hiç değilse bu […]

Read More

Sönmez Güven: “Eleştirmenler anlamadıklarını aşağılıyor”

Karanlıkta 33 Yazar adlı kitaplarda bu topraklarda az tanınan birçok korku edebiyatı yazarının hikâyelerini derledi. O da korku edebiyatı, fantastik edebiyat ve bilimkurgu gibi türlerin bizde çeşitli sebeplerle dışlandığını, aşağılandığını düşünüyor. Yerli edebiyatın korkuyla aşılmaz mesafesi Sönmez Güven: Eleştirmenler anlamadıklarını aşağılıyor Kutlukhan Kutlu: Korku edebiyatı okura korkularında yalnız olmadığını gösterir Yiğit Değer Bengi: Korku insanoğlunun […]

Read More

Efkâr Karması / Selin Özavcı: “İncitmeden kır beni!”

Gazete ve dergilerdeki müzik ve life style yazılarıyla tanıdığınız Selin Özavcı mesleği şimdilerde bağımsız olarak, daha doğrusu internette sürdürüyor. Geçenlerde ondan Egoist Okur için bir “Efkâr Karması” hazırlamasını istedim. birkaç gün düşündükten sonra şöyle bir not gönderdi: “Konu depresyonsa, pek içine düştüğüm bir ruh hali sayılmaz. Konu efkârsa içine düşebilir hatta içinde 3-5 dakika da […]

Read More

Kutlukhan Kutlu: “Korku edebiyatı okura korkularında yalnız olmadığını gösterir”

Eleştirmen Kutlukhan Kutlu, Alberto Manguel, J.K. Rowling gibi yazarların yapıtlarının çevirileriyle de tanınıyor. Yerli edebiyatın korkuyla aşılmaz mesafesi Sönmez Güven: Eleştirmenler anlamadıklarını aşağılıyor Kutlukhan Kutlu: Korku edebiyatı okura korkularında yalnız olmadığını gösterir Yiğit Değer Bengi: Korku insanoğlunun en eski ve en güçlü duygusudur Hikmet Hükümenoğlu: Korku edebiyatı bizde ticari olarak ayakta duramaz Mustafa Ziyalan: Dünya, […]

Read More

Paul Auster: Piyangodan büyük ikramiyeyi kazanmasa, yazar olmayacaktı!*

Paul Auster’ı niçin seviyoruz? Kitapları bize ne hatırlatıyor? Hayatta sıfır noktasına gelmek ne demektir, neye yarar? Peki ya Auster’ın pek alelacayip diyebileceğim sıfır noktasından çıkış hikayesi… Hepsi bu yazıda. Buyurun okuyun. * Bir okur, aşağıda göreceksiniz, kahramanca bir düzeltme işine girişmiş ama kendisine de söylediğim gibi, gerek yoktu. Birincisi hata yapmamak gibi bir iddiam yok, […]

Read More