









“Şavkar Altınel’e reva görülen bu linç jargonunun Oğuz Atay’ı sevenler tarafından sarfedilmiş olabileceğine inanmak dahi istemiyorum” diyor Atay’ı 60’ların sonu 70’lerin başında, henüz “peygamber ilan edilmemişken” okuyup seven bir avuç kişiden biri olan çevirmen ve yazar Toros Öztürk. Bir zamanlar İstanbul Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünde hocam olan Öztürk şöyle sürdürüyor sözlerini: “Arkadaşının kızına […]
Read More
Melekler Erkek Olur, Çiçeklerin Tanrısı ve Bir Eski Kocanın Öğleden Sonrası adlı romanların yazarı Hamdi Koç, “Herhangi bir iyi romanı okumuş ve sevmiş olan hiç kimse Altınel’e gösterilen bu tepkiyi gösteremez, gösterenleri de hoş göremez” diyor ve devam ediyor: “Bu tür bir tepki edebiyat okuru refleksi değildir. Bence Atay da romanlarını böyle yobaz bir tutkuyla […]
Read More
Tutunamayanlar polemiğine bir katkı daha… Tolga Meriç, Oğuz Atay fanatizminin korkuyu da içerdiğini düşünüyor: “Şavkar Altınel’in en büyük edebi tabularımızdan birine saldırarak zihinleri rahatlattığını düşünüyorum. Çünkü insanlar Oğuz Atay hakkında olumsuz düşünüp olumsuz konuşmaya korkar hale gelmişti artık.” Şavkar Altınel: “Ataistler ve ben” Gülenay Börekçi: Tutunamayanlar Polemiği Altay Öktem: “Altınel’e gösterilen tepkiye, eleştiriye tahammülsüzlük diyemeyiz” […]
Read More
Egoist Okur kıskançtır; her şeyi ister. Çocuklar için yazılmış kitapları da… O yüzden yakında bu sitede tamamen çocuk kitaplarına ayrılmış yeni bir sayfa görürseniz, şaşırmayın. Egoist Okur’un sahibi de, takipçileri de o günü bekliyor. Fakat o zamana kadar öylece durup oturacak değiliz tabii. İşte Egoist Okur takipçilerinden Nefise Kahraman’ın haberi. Nefise The New York Review […]
Read More
İspanyol Mery Questa’nın bir grup Türk çizerle birlikte İstanbul’un yeraltı dünyasını ve başını efsane şarkıcı Zeki Müren’in çektiği bir zombiler ordusunu anlattığı çizgi romanını biliyor musunuz? Tabii Zeki Müren zombi haline gelse de gene aynı Zeki Müren, yani hep sevdiğimiz o kelebeğe benzer mahluk… Ayrıntılar aşağıda… Zombiyken bile sevdiğimiz o kelebeğe benzer mahluk: Zeki Müren İstanbul’a […]
Read More
Notos Dergi’de çıkan görüşü üzerine Şavkar Altınel’in kaleme aldığı yazı. Egoist Okur’daki Tutunamayanlar polemiğini başlatmıştı. O da oturdu cevap olarak aşağıdaki yazıyı kaleme aldı. Şavkar Altınel: “Ataistler ve ben” Gülenay Börekçi: Tutunamayanlar Polemiği Altay Öktem: “Altınel’e gösterilen tepkiye, eleştiriye tahammülsüzlük diyemeyiz” Mine Söğüt: “Altınel’e ateş püskürenler kişiliklerinin şifrelerini veriyor” Hakan Bıçakcı: “Tutunamayanlar değil, kendini tutamayanlar…” Toros […]
Read More
“Sahi, unutmak, bilmemek, merak etmemek ne büyük acımasızlık, küstahlık ve saygısızlıktı!..” diye bitiyor Emine Çaykara’nın İstanbul Hikayeleri köşesi için yazdığı yeni güzel yazı. Türk edebiyatının en büyük isimlerinden biri olan, elden ele dolaşan eserleri bir zamanlar Emile Zola’nınkilerle kıyaslanmış Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın ömrünün son otuz bir yılını geçirdiği evi gezdikten hatta gördüklerini Egoist Okur’lar için […]
Read More
Alberto Modiano’yu siz fotoğrafçı olarak tanırsınız. Bazılarınız için o Türkiye’nin en önemli fotoğraf tarihçilerinden biridir, bazılarınız içinse tutkulu bir koleksiyoncu… Kaybettiğimiz şeylerin ruhunu korumaya adamıştır kendini, bunun için hikayeler yazar, fotoğraf ve dergiler toplar, yazılar kaleme alır… Benim içinse bütün bunların yanı sıra Alberto çok sevilen, kıymetli bir arkadaş, güvenilir bir dosttur. Epeydir istiyordum, nihayet […]
Read More
Bu sözün sahibi kıyıda kenarda kalmışların, bizimle birlikte yaşayıp bize benzemeyenlerin, daha doğrusu kendimize neyse ki pek benzetemediklerimizin, “Sefiller”in romancısı Victor Hugo. “Gülen Adam” romanında geçiyor. Umberto Eco’ysa uzun süre bu sözün büyüsüne kapıldıktan sonra, artık yaşlandığında idrak ediyor: “Dünyada böyle kadınlar var mıdır acaba? Onlarla tanışmam mümkün olacak mı? Görünce yıldırım çarpmışa mı döneceğim […]
Read More
Füsun’la bugünlerde aynı şeyleri hissediyoruz. Parçalarımız dağılmış gibi, nasıl toplayacağımızı bilemez gibi, nasıl desem durduğumuz odalar bize dar gelir gibi… Hayatımızın bir kısmı için geçerli bu sıkıntılı hal. Kuşlar gibi kanatlanmak, uçmak, kaçmak istiyoruz. Sonra bir şey bizi tutuyor, zira neyse ki sıkıntılı olanın haricindeki esas hayatlarımız sapasağlam, yekpare, güneşli bir şekilde orada öylece duruyor… […]
Read More
Yani başka birçok şeyi ama işte Egoist Okur’u da. “Bir Haneke var ruhumuzu kurtaracak, bir Deniz Durukan’ın Rugan’ı, bir yeni albümüyle Teoman, bir de Egoist Okur” diyerek… Şöyle: “Bir ruh nasıl kurtarılır? Bunun formülü yok. Ama yöntemi var. Misal; bazı müzikler, bazı kitaplar, bazı dergiler, bazı filmler, bazı kadınlar ruh kurtarıcıdır. Bu keyifli kumpasın sorumlularından […]
Read More
Birlikteyken çok güldüğümüzde, gülerken gözlerimizden yaşlar geldiğinde, o zamanlar en yakın arkadaşım olan anneannem “Oh” derdi, “Ne güzel yedik!” Anneanneme göre, bir kahkaha bir kilo pirzolaya bedeldi. Ama işte zaman değişti. Şimdi Gülse Birsel, estetik operasyonlardan bihaber olan anneanneme pek katılmıyor ve diyor ki: “Bir dudak dolgunlaştırma operasyonu, bin espriye bedel olabilir.” Bana gelince, benim her […]
Read More
“Benim tek rüyam vardı, o da uçsuz bucaksız bir biçimde, arsızca, ‘müzik’ti” diyor Mabel Matiz, rüyasının gerçeğe dönüştüğü,yani ilk albümünün piyasaya çıktığı şu günlerde. Deniz Durukan’ın Egıoist Okur için Kontrol Kulesi’nde ağırladığı Mabel Matiz’i şahsen niye sevdiğimi soranlara söyleyeceklerim şunlar olabilir: 1) Adam güzel müzik yapıyor, kalbe dokunan hüzünlü şarkıları var. 2) Şarkı sözleri çok […]
Read More
“Büyüklerin masallar, rüyalar anlattığı evlerde büyüdüm. Dünya acıttığında masallara kaçardım. Onlarda kötü cadılar, iyi kalpli kızlar, yakışıklı prensler, acımasız avcılar vardı. Sonunda iyilerin kazandığı, o büyülü dünya aslında bir tek şeyi öğretir insana: bilinçaltının derinliklerine yolculuğu. Bilinçaltı cadısı ise ‘gerçekler’le hareket eden bilincin aksine sembollerle çalışır. Kötülüğü resmetmek için bir ‘Kötülükçü’ uydurabilir, barış dolu bir […]
Read More
‘Lavinia’ edebiyatımızın en ünlü şiirlerinden biri. Peki kimin için yazılmıştı? Özdemir Asaf’a “gitmek+durmak+bilmek+susmak” denklemini kim çözdürmüştü? “Sana gitme demeyeceğim, ama gitme Lavinia. Adını gizleyeceğim. Sen de bilme Lavinia” derken kime sesleniyordu? İşte hem Marilyn, hem Gilda olabilen müthiş bir kadının hayatı. “Sana gitme demeyeceğim ama… gitme LAVİNİA” Bir erkeğin günün en güzel saatlerini, gün batımından sonrasını geçirmek […]
Read More
Epeydir okuduğunuz Zamansız Hikayeler’in yazarı Füsun Saka bu kez başka türlü bir hikaye yazdı Egoist Okur takipçileri için. Gelecekte ondan okuyacaklarınıza dair ipuçları taşıyan tuhaf ve güzel bir hikaye… Sitenin yenilenme çalışmaları benim olanca avareliğime rağmen tüm hızıyla sürerken, hayatımızda bazı şeylerin neyse ki hiç değişmeyeceğine, aynı kalacağına dair huzur veren bir vaat bu aynı […]
Read More
Gelin Başı ve Hanımların Dikkatine adlı öykü kitaplarının yazarı Seray Şahiner 2010 yılı’nın 1 mayıs gösterilerinin yapıldığı günden seçti fotoğrafını: “Yıllardır verilen mücadelenin sonucunda kortejlerimiz, platformumuz, sloganlarımız, pankartlarımız, marş, türkü ve halaylarımızla gerçek bir bayram coşkusu yaşadık. 1 Mayıs’ta 1 Mayıs alanındaydık!” SERAY ŞAHİNER: “1 Mayıs’ta 1 Mayıs alanındaydık!” Hem “Kanlı 1 Mayıs”ta yitirilenlere saygı […]
Read More
Kumral Ada Mavi Tuna, Güneş Yiyen Çingene, İki Yeşil Susamuru, İstanbullular… Romancı, öykücü, gezi yazarı Buket Uzuner, son 10 yılın unutulmaz fotoğrafı olarak İkiz Kuleler’in yıkılışını gösteren o meşhur kareyi seçti. Ve “11 Eylül 2001, insanlığın yeni düşmanı olarak İslamiyet’in ilan edildiği gündür. Dahası, ‘Hiç kimse hiçbir yerde güvende değil’ mesajının bilinçaltımıza, kâbuslarımıza sindiği gündür aynı […]
Read More
Deniz Durukan adını Egoist Okur’da çok gördünüz, daha da çok göreceksiniz. İyiler Siyah Giyer, Şakağına Daya Beni ve Rugan adlı kitapların yazarı, şairi Deniz son 10 yılda onu en çok etkileyen fotoğrafı sorduğumda 11 Eylül saldırısını “mümkün olan en büyük sanat eseri” diye tanımlayan besteci Karlheinz Stockhausen’in bir görüntüsünü seçti… DENİZ DURUKAN: “11 Eylül ya […]
Read More
Aynı zamanda çevirmen ve yayıncı da Cem Akaş, 7, 19, Kant Kulübü, Gitmeyecekler İçin Urbino gibi kitapların yazarı. O sadece geçtiğimiz değil gelecek 10 yılın da fotoğrafını çizerek “Google yazılı kültürü tamamen değiştirecek” dedi. CEM AKAŞ: “Google, yazılı kültürü değiştirecek” Son on yılın en önemli oluşumlarından biri, Google’dı. 1998’in sonlarına doğru kurulan Google, 2000’li yıllarda […]
Read More