









Asu Maro’yla trende tanışmış, Kars senin, Erzurum benim, Erzincan bizim diyerek dolanırken çok sohbet etmiş, çok eğlenmiştik. Bana öyle gelmişti ki ben Asu’yu sanki çocukluğumdan beri tanıyormuşum, çok iyi arkadaşmışız, sonra işte bir gün karar verip Anadolu’yu gezmeye karar vermişiz… O küçük seyahatte fotoğraflar çekmiş, kasaba kahvelerinde çaylar içmiş, gizli saklı dükkanlar bulup leziz peynirler, […]
Read More
“Celis-i halvetim, varım, habibim mah-ı tabanım, Enisim, mahremim, varım, güzeller şahı sultanım, Hayatım hasılım,ömrüm, şarab-ı kevserim, adnim, Baharım, behçetim, rüzum, nigarım verd-i handanım, Neşatım, işretim, bezmim, çerağım, neyyirim, şem’im, Turuncu u nar u narencim, benim şem’-i şebistanım” diye anlatmış Kanuni Sultan Süleyman Hürrem’ini. Bizse onu televizyon dizilerinden öğreneceğimizi sanıyoruz. Gitseniz onun yaşadığı mekanlara, ruhunun belki […]
Read More
Ben, önce Heja’nın kardeşi, sonra Brusk’ün ablası olarak tanıdım Dilan Bozyel’i. Ne kadar iyi fotoğrafçı olduğunu, fotoğraflarıyla tekinsiz bir alana girmeye cüret ettiğini ve bakanı da elinden tutup o alana çektiğini daha sonra keşfettim. İnsan mı, yoksa bir beyaz tavşan mı olduğunu, alacakaranlığın hangi bölgelerinde dolaştığını henüz bilmiyorum ama şuna eminim: Bütün sevdiğim insanlar, arkadaşlarım […]
Read More
Gazeteci arkadaşım Figen Yanık bu kez Walter Benjamin’i yazdı. Hem Benjamin’i ölümünün 71. yılında anmak, hem de yazarın Pasajlar ve Tek Yön gibi kitaplarını yayımlayan Yapı Kredi Yayınları’nın dikkatini çekmek için. Böylece belki bu kitapların ilk sayfasında, yani Benjamin’i tanıtan bölümde, “26 Eylül 1940’ta Port-Bou (Fransa) yakınlarında öldü” cümlesi düzeltilebilir. Son istasyonu Portbou’ydu Nazi zulmünün […]
Read More
13 Eylül, Norveç asıllı İngiliz yazar Roald Dahl’ın doğum günüydü. Elde olmayan sebeplerle kutlamakta geciktik biraz. İşte tutkulu Dahl hayranı Emine Çaykara’nın tüm Egoist Okur takipçilerine hatırlatma mahiyetinde yazısı… Roald Amca’ya sevgilerle: İyi ki doğdun Matilda! İyi ki doğdun Roald Dahl, sensiz dünya ne sıkıcı bir yer olurdu, bilemezsin… Onsuz olmaz… Elinize bir tane kitabını […]
Read More
Alain de Botton yeryüzünde herhangi bir tanrıya inanmadan yepyeni bir din öneren ilk insan olabilir mi? Bu röportajda, “İnançsızlığınızı bu kadar açıkça ifade ettiğiniz için radikal dindarların öfkesini çekebileceğinizi düşünmüyor musunuz?” diye sordum ona önce. “Tam tersi, radikal ateistlerin ‘Hey, adama bak, resmen dine methiyeler düzüyor’ demelerinden korkuyorum” cevabını verdi. İşte röportajımızın geri kalan kısmında […]
Read More
Romancı Hakan Bıçakcı’nın Karanlık Oda adlı romanının çıkmasının üzerinden yaklaşık altı ay geçti. Çıkar çıkmaz soluksuz okudum. Ama bendeki etkisi hâlâ sürüyor. Buna, “mışıl mışıl uyurken güm diye yataktan düşmüşüm ve bir daha hiç öyle deliksiz bir şekilde uykuya dalamamışım etkisi” adını koydum. Uzun biraz, farkındayım. Karanlık Oda, David Lynch’in Eraserhead filmi gibi. Dokunursanız, kurtulamıyorsunuz. […]
Read More
Hayalet Kitap ve şimdi yeni çıkan Varolmayanlar’ın yazarı Doğu Yücel’le yıllarca aynı binada çalıştık ama tanışma sebebimiz Kevin Moore’un olağanüstü güzel şarkısı Space-Dye-Vest oldu. O şarkının bir hikayesi de var; anlatayım… Kevin Moore, ünlü progressive rock grubu Dream Theater’ın eski klavyecisiydi. Sonra ayrılıp şahsi kaderini oluşturmayı denedi. Bir ihtimal adını Office of Strategic Influence ve […]
Read More
Hiçbir romanını okumadım ama yazılanlardan anladığım kadarıyla Ruslar bu yazarı bir rock yıldızını sever gibi seviyorlar. Sokaklarda posterleri satılıyor, imza günleri hınca hınç dolup taşıyor, dergiler, gazeteler boyuna ondan söz ediyor. Kısacası, son 10 yılda birçok önemli ödülü toplayan Zahar Prilepin, Rus gençliğinin yeni idolü. SON TOLSTOY: Zahar Prilepin Rusların yazıyla ilişkilerinin sağlamlığı ortada. Edebiyatın […]
Read More
The Literary Kicks (Yazınsal Tekmeler) civardaki en iyi 10 edebiyat blogundan biri kabul ediliyor. Kurucusu New Yorklu Levi Asher, borsacı olarak başladığı iş hayatında uzun süre PowerPoint prezantasyonları hazırlayarak “çalışır gibi” yapmış. Asıl iş hayatı, şu hayatta tam olarak ne yapmak istediğini keşfettiğinde başlamış. O gün bugün popüler blogu The Literary Kicks aracılılığıyla edebiyatla ilgilenmeyi […]
Read More
Sloganı, “Konuşulmayanı konuşmak, yazılamayanı yazmak ve korkulandan korkmamak…” olan ON8 adlı yeni yayınevi gençlere masallardan değil, ağır ve kimi zaman katlanılmaz görünen gerçeklerden söz eden kitaplar yayınlamayı hedefliyor. 100 Temel Eser’e alternatif sayılabilecek kitaplarında yetişkinlerin bile baş etmekte zorlandıkları mühim ortak dertlerimiz ele alınıyor. Gençler için, 100 Temel Eser listesine alternatif geliyor İçinde intihar, psikiyatrik […]
Read More
Eleştirmen, yazar ve DJ Naim Dilmener, Türk pop müziği için elbette vazgeçilmez bir isim, buun tartışacak değilim. Arşiviyle, belleğiyle ve yorumlarıyla… Öte yandan o, benim için de vazgeçilmez olan insanlardan biri. Müthiş eğlenceli geçen partilerinden ötürü. Sonra sözünü sakınmadığı, beğenirken kasıntılık edip cimri davranmadığı, beğenmezken “Aman şimdi kimseyi kırmayayım, gereksiz yere düşman kazanmayayım” tavrıyla diline […]
Read More
“Kan Sıcak Akacak”, 1996’da yayımlandığında büyük gürültü kopardı. Ve Adalet Ağaoğlu’dan esinlenerek söylersek; “alt tarafı bilmem kaç litre kanla bilmem kaç metre bağırsaktan ibaret” şu bildiğimiz insanoğlu romanı sadece 6 gün yaşattı. Yazarıysa o günlerden bugüne, tam 15 yıl boyunca sustu. Bu, 15 yıl sürmüş aktif bir suskunluğun bütün iktidar odaklarını kapsayan yaralayıcı hikâyesi… Ve […]
Read More
“Romanlar ikinci hayatlardır” cümlesiyle başlıyor Orhan Pamuk’un yeni kitabı. Ve roman okurken zihnimizin ne şekilde işlediğini araştırıyor. Okurken insan zihninin bir tarafı, romanın karakterler, olaylar, mekânlar, nesneler, renkler, tatlar, kokular aracılığıyla yarattığı devasa manzaranın, daha doğrusu bir nevi düşsel müzenin tadını çıkarıyor. Bu bizim kendi gerçekliğimizi terk ederek romanın içine girme, onun bir parçası haline […]
Read More
“İnsan, hayatta pek çok kötülük yapabilir. Bilerek ya da bilmeyerek… Kimi insan yaptığı kötülüğün cezasını görür, kimi görmez” cümleleriyle tanıtılıyor Değişmenin Aynaları kitabı. Değişmenin Aynaları’nın yazarı Coşkun Irmak. Onu “Öyle Bir Geçer Zaman Ki” dizisinin senaristi olarak da tanıyoruz. Ama yazarlık hayatı aslında televizyondan çok daha eski ve vazgeçilmez. Yeni kitabının ortaçağ döneminde geçen hikayesinin […]
Read More
“Kimi biberin en keskinini, çikolatanın acı olanını, denizin dalgalısını, şarkıların efkarlısını ve aşkın faça atanını sever. Bilir çünkü kalbin dilini ancak derin şarkıların konuşabildiğini…” Gazeteci ve yazar Aycan Aşkım Saroğlu bir keresinde bu şarkılardan bazılarını ayışığında sahilde gizlenmiş bir barda, Sundance’ta bizim için ve tanımadığımız türdeş ruhlar için çalmıştı. Bu gece Egoist Okur takipçileri için […]
Read More
İstanbul Hikayeleri’nin Şehrazat’ı diyorum ben Emine Çaykara’ya. Bir farkla ki, o dinleyicisini tatlı tatlı masallar anlatarak uyutmak yerine gözlerini açıp ayıltmak için yazıyor hikayelerini. Bu yazı da öyle… Önce tarihimizi, kültürel zenginliklerimizi değil şekerleme kıvamındaki pembe televizyon dizilerimizin nerelerde, nasıl çekildiğini öğrenmek isteyen Arap turistlere feda ettiğimiz nihayetinde de bir butik otele dönüştürmeyi uygun bulduğumuz […]
Read More
Rus asıllı Marina Bychkova yetişkinler için, “Enchanted Doll” adını verdiği olağanüstü güzel bebekler yapıyor. Bakanda müthiş bir sahicilik hissi uyandıran bebekler arasında Vladimir Nabokov’un Lolita’sı gibi roman kahramanları bile var. Tılsımlı Bebek’lerin internet sitesi KAFKA’NIN BEBEĞİ: Bir yazarın harikulâde yalanı Dünyanın en güzel, hüzünlü ve “tılsımlı” bebekleri Küçükken hep çok güzel bir oyuncak bebeğim olsun […]
Read More
New Yorker dergisinin her ay güncellenen edebiyat podcast’larında, ünlü yazarlar en sevdikleri yazarın bir yapıtını okuyup yorumluyor. Aralarında Vladimir Nabokov’un bir anlatısını seslendiren Orhan Pamuk da var. Aslında James Joyce’dan William Faulkner’a ölmüş bazı yazarlarının arşivlerden bulunmuş seslerini de internetteki çeşitli podcast sitelerinde bulabiliyorsunuz. Üşenmeyip arayın, zira karşınızda oturup sizinle yüz yüze sohbet ediyor hissi […]
Read More