Egoist okur

Paul Auster’dan şahane bir yeni yıl hediyesi

2011’e veda ederken Egoist Okur’un mesajı kısa: 2012’de hepinize sağlık, mutluluk, huzur ve aşk diliyorum. Yeni yıl sıkıntısız geçsin, bir de güzel kitaplarımız olsun, yeter… Tabii aranızda daha uzun, daha dolu dolu bir yeni yıl mesajı isteyenler olabileceğini de düşünmüyor değilim. Onlara  da harikulade bir yeni yıl hikayesi yazan Paul Auster’a kulak vermelerini tavsiye ediyorum. […]

Read More

“Hayata âşığım… Evlatlarıma, kendime, yazmaya, resim yapmaya, sahnede olmaya…”

Romantik hikayelerde kahramanlar çoğunlukla 20’lerinde belki 30’larında nadiren de 40’larındadır. Barbara Rose Brooker’ın yakında televizyon dizisine dönüşecek romanındaki kahramanın yaşıysa 65. Evet, doğru okudunuz; Viagra Günlükleri’nin kahramanı gazeteci ve ressam Anny Applebaum tam 65 yaşında. Yazara gelince; yalnızlık canına tak edince vaktini chat odalarında geçirmeye başlayıp üstüne üstlük iki aşk arasında kalan, aldatan, aldatılan ama […]

Read More

Hikmet Hükümenoğlu: Defter, çalışma masası, Hellboy ve diğer mühim şeyler

“Roman yazarken, daha doğrusu herhangi bir şey yazarken, defterlerle çarpık bir ilişkim var. Elimde kalem, önümde boş bir sayfa olunca kafam daha iyi çalışıyor, o yüzden defter tutmayı seviyorum. Ayrıca fiziksel olarak defterleri ve kalemleri seviyorum, yazı yazma sevgisini onlardan ayrı tutmam imkansız.” “Buraya kadar gayet normal. Normal olmayan tarafı defterlerimi okumaktan karabasanlardan kaçar gibi […]

Read More

Ağırlığınca hüzün…

“Popülist politikalara sığınıp kültürü elitizm olarak görüp küçümseyenler, ticari olanı yüceltip bunu kültüre tercih edenler çok yanılıyor. Bir de şöyle bir gerçek var: Siyasi ve yerel yönetimler kültür politikasına sahip değilse, bu alanda sağlam bir planı yoksa popülizmden güç alıyorlar, aslında bu, görevden kaçmanın bir diğer adı. Kültür politikası olmayan toplumların artık çağımızda yaşama şansı […]

Read More

Günlük ölümlerden kurtulma yolları: Yaşamak sevişmektir!

“Dişi narla erkek incir. İncirin dişiyle ilişkili resmi söylencesi, erkekliğe ilişkin gizli edebiyatı. Akdeniz’in her yanına dağılmış, ayıplı bir sözcük olmaya varmış. Erzurumlu manav bile, benim “incir” diye sormam karşısında, bastıra bastıra “yemiş”in fiyatını söylediydi… İyidir öyle oluşu. Her serüven düşü, incirin altında başlar, incirin altında biter. Deniz, incir, güneş, kumsal, yaşamak istediğimiz, yaşayalım yaşamayalım […]

Read More

DAHA: Cehennemden cennete atlama arzusu

“İlk romanı Kinyas ve Kayra’da hatırı sayılır bir okur kitlesi yaratan Hakan Günday, sonraki her kitabında bu sayıyı katlayarak artırmayı başardı. Okurunda ‘karnına yumruk yemiş’ hissiyatı uyandıran ağır meseleleri, ağır hikayelerle anlatan Günday, ‘Daha’ romanıyla sekizinci kez buluştu okurlarıyla. Yazar, ‘insanlık denen tarihte çıktıkları sokaklara bir devlet töreniyle diri diri gömülen hayatlara’ ithaf ettiği yeni […]

Read More

Alain de Botton kimdir, nedir, ne işe yarar?

“Eğer negatif bakış açısından sıyrılırsak, pozitifinden sıyrılmak nedir bilmediğim için söylüyorum; bir yerlerde, güzel bir şey yaptığına inanıyorum ben bu adamın. parmakla gösteremesem de, her zaman olduğu gibi gerilerde bir bildiğim olduğunu düşünüyorum. evet, edebi bir vurgun yapıyor, kariyerinde bir hinlik var. kanıtları olan bir hinlikten ziyade, insana ‘seni seniiii…” diye parmak sallatan bir hinlik. […]

Read More

Gülayşe Koçak: “O mükemmel ilk cümleyi aramaktan vazgeçin!”

Arkadaşım Sibel Ateş Yengin, yetenekli bir kadın. Halihazırda Akşam gazetesinin hafta sonu ekleri için şahane söyleşiler yapıyor. Ondan önce de yıllarca çeşitli televizyon dizileri ve sinema filmlerinin kostüm tasarımcısı olarak çalıştı. Ayrıca gölgeli ve tekinsiz öykülerden oluşan ilk kitabını tamamlamaya çalışıyor. Yakında okuyacağınızı umuyorum… Şimdi sizi Sibel’in Egoist Okur için yaptığı Gülayşe Koçak röportajıyla başbaşa […]

Read More

Sevin Okyay’la polisiyenin harikulade serüveni

Bazı insanlar vardır, kıskanmakla hayran olmak arasında gidip gelirsiniz. Sevin Okyay onlardan biri. Ben hayran olmayı seçenlerdenim. Gazeteciliğine, yazarlığına, çevirmenliğine, eleştirmenliğine, bir çırpıda sayamayacağım daha birçok maharetine… Bu gece bir ödül aldı bi tanecik Sevin Okyay’ımız, Sinema Yazarları Derneği SİYAD’ın verdiği Tuncan Okan Sinema Emek Ödülünü… Orada değildim, alkışlayanlar arasında olamadım. Kendimi affettirmek için de […]

Read More

Ve nihayet huzurlarınızda Osmanlı’da Bir Vampir

“Aşk insanı zaten yaşayan bir ölüye çevirmez mi? Kan içse de içmese de kanı içilmiştir bir âşığın, kanı çekilmiştir en azından, sırf bu yönüyle bile aşkı vampirliğe çok yakıştırdım. Cennetini de cehennemini de bir arada yaşayan, olağanüstü tarihi bir dokunun içinde süzülen bir karakter oldu Béla… Ölümlü hayatında aşkı hiç tatmamış, kitaplardan okumamış, filmlerde görmemiş. […]

Read More

Mahir Ünsal Eriş: “Edebiyat ferahlatır belki, iyileştirmez”

“Kendimizi sevdirene, beğendirene kadar erkek tavus kuşunun kuyruğunu açması gibi tüm renklerimizi, desenlerimizi, güzelliklerimizi sergiliyoruz. Ama bir araya geldiğimizde, biraz da sevginin insanı doğasına döndüren bir şey olmasından herhalde, evdeki pijamalı ilkelliğimize dönüşmeye başlıyoruz. Çünkü zaten bizi o pasaklılığımızla da sevebilen insanlarla olalım istiyoruz. Onca süslenmemiz, onca donanmamız aldatıcı bir cilve. İşin tabiatı. Edebiyatın ilaç […]

Read More

Can Bonomo’ya göre “alengirli kitapların agnostik düşünürleri inek sütü içerken”

Can Bonomo’nun şiirlerine ilkin Altay Öktem’in çıkardığı Karakalem dergisinde rastlamıştım. Can daha sonra albümler çıkardı, Eurovision’a katıldı; adını duymayan kalmadı. Fakat OT ve Underground Poetics gibi alternatif yayınlara yazmayı sürdürüyordu. Şimdi de nihayet “Delirmek Belirmektir” adlı ilk kitabıyla okur karşısına çıktı. Onunla editörlüğünü küçük İskender’in yaptığı kitabını konuşmak için buluştum… Röportajı okursunuz aşağıda ama önce […]

Read More

Venüs der ki: Kızlar istediklerini okuyabilmeli!

“Yekta Kopan ve Şebnem İşigüzel, yakın tarihlerde yayımlanmış kitaplarıyla bize aileyi ve kadının değişmeyen yazgısını anlatıyorlar. Birbirlerinden çok farklı tarzda yazsalar da kadının kaç çocuk yapması gerektiğinin, dekolte giyip giyemeyeceğinin sıkça tartışıldığı şu günlerde bu tartışmalardan bunalmış olanlara kadının özgürlüğünü savunan görüşleriyle en edebi cevabı veriyorlar aslında. Kızlar istediklerini okumalılar bir de. Öyle değil mi?” […]

Read More

Fotoğrafta mana yetersizse teknik neye yarar?

“Fotoğraf, tıp fotoğrafıdır, endüstri fotoğrafıdır, röportajdır, hatıra fotoğrafıdır. Şiirselliği olduğu sürece. Ama örneğin kedi resmi çekilmekteyse o, benim kedim, şunun kedisi değil de, tüm kedilerin kediliğini içermeli o mesajı vermesi için. İçindeki mana yeterli değilse, ışık ve kompozisyon ne kadar mükemmel olsa da çekmem” diyen Yıldız Moran’ı Emine Çaykara anlattı. Zamansız Fotoğraflar: Yıldız Moran Sergisi, 19 […]

Read More

“Okula gidiyorsun, ‘Deden vatanı sattı’ diyorlar”

Gazeteci İnci Döndaş ile Ali Serim’in hazırladığı Hürrem Sultan’ın Torunları kitabı hem tarih algımızı değiştiriyor, hem de bunu birbirinden ilginç insan hikâyeleriyle yaptığı için tatlı tatlı şaşırtıyor. Kitapta Osmanlı Hanedanı’ndan 12 kadınla bazen Bodrum’da bir otelde, bazen Fransa’da bir kafede, bazen İstanbul’da bir antikacı dükkanında röportajlar var. İnci Döndaş’la Arzu Akgün konuştu… Harem’in 12 yaşayan […]

Read More

Necib Mahfuz: “Yeni bir Sartre, yeni bir Camus yok”

Daha çok Ortadoğu’dan haber yapan Amerikalı gazeteci Jonathan Curiel, “Kahire’ye ilk kez 20 yıl önce gitmiş ve Nobel ödüllü Mısırlı yazar Necib Mahfuz’dan bir özel röportaj almayı başarmıştım” diyor. O sıralar radikal İslamcı gruplar tarafından tehdit edilen Mahfuz 77 yaşındaymış. Ne yazık ki bu röportaj bir biçimde yayınlanmamış. “Muhabir olarak çalıştığım MacLean dergisi onu bir […]

Read More

REPLİKAS: “Anadolu pop, bir ruh. Mistik ve tekinsiz. Ama dünyevi de. Derin bir hüznü var”

Şahsen “Dışarıda yapılanlara bu kadar benzeyecekse, Türkiye’de niçin rock yapılsın ki” diye bir tereddüdüm hep vardı. Burada yapılanın, Batı’daki örneklerinden farklı olması gerektiğini düşünüyordum. Yeni seslere, müzikal deneylere açık olmakla birlikte Anadolu’nun müzik geleneğine yakınlığını da gizlemeyen Replikas ise her zaman, bu tereddüdüme cevap alabildiğim nadir gruplardan biri. Biz Burada Yok İken adlı albümleri için […]

Read More

Tuna Kiremitçi & Atlas: “Albümü Jedi kafasıyla yaptık…”

Pek az kişi bilir, hatırlar ama yazar ve yönetmen Tuna Kiremitçi aslen müzisyendir. Kendi deyişiyle müzikal eğitimini İstiklal Caddesi’nde tamamlamıştır. Ortaokul yıllarından beri çeşitli vesilelerle buluşup Kemancı ruhuyla müzik yaptığı “mahalle arkadaşları” vardır. Gerçi arada Kumdan Kaleler adlı bir grup kurup Eylül Bar ruhuna kaymış, yani çocukluk arkadaşlarını terk etmiştir ama bu kendini arayış dönemi […]

Read More

Paran kadar konuş!

Gökçe Gökçeer bir süredir Egoist Okur’u boşlamıştı sanki. Muhtemelen vakitsizlikten, hayatın koşuşturmacasından… Açığı kapatmak için olsa gerek, bu hafta iki yazı gönderdi. Üstelik ikisi de birbirinden şahane kitaplarla alakalı. Bu arada size itiraf etmek istediğim bir şey var: Bir süredir küçük arkadaşlarıma kitap alırken artık ilk başvurduğum kişi güzel, duyarlı yazılarıyla Gökçe oluyor. Bence siz […]

Read More

Ayı olmayan bir ayının hikayesi

Birkaç ay önce Egoist Okur’da yazmaya başlayan Gökçe Gökçeer benim için harika bir keşif oldu. Artık biliyorum; o bir kitabı severse, ben de seveceğim. Sevmezse de ona hak vereceğim… Çünkü Gökçe tıpkı benim gibi çocuk kitaplarına, masallara çok düşkün biri ama yeri geldiğinde eleştirilerini de esirgemiyor. Bir de doğaya, çocuklara, hayvanlara, masum ve renkli diğer […]

Read More

Gökhan Özoğuz: “Cehennemde yanarken bile aşıksın…”

Athena’nın frontman’i Gökhan Özoğuz, O Ses Türkiye’nin de yeni bombası. Doğal ve hesapsız tavırları, samimiyetiyle acayip seviliyor. Onu farklı biri sanıp yeni gördükleri bu hallerine şaşıranlar da var. Bana gelince, ben doğrusu pek şaşırmadım. “Alaturka punk” yapan -bana göre tabii-  Athena’yla bugüne dek çeşitli vesilelerle bir sürü röportaj yapmıştım. (Bir tanesinden bölümler aşağıda.) Ama önce onlarla […]

Read More

Ahmet Hamdi Tanpınar olarak Sezen Aksu

Olur mu yahu diyecekseniz, hemen anlatayım… Hatırlarsanız, Sezen Aksu’yu şefkat timsali Nubar Terziyan’a benzettiğim yazıyı yayınlamıştım. Yönetmen Fatih Akın’ın Aksu’yu “Baba/The Godfather” filminin Don Corleone’sine benzetmesiyle birlikte… O yazıda “Sizin Sezen Aksu’nuz kime benziyor” diye de sormuştum. Açıkçası hayatta hiçbir yazıdan ötürü bu kadar çok e-mail, mesaj ve telefon almadım. Bazıları Sezen Aksu’ya sevgisinden, bazıları kızgınlığından yazmıştı. Bazılarıysa […]

Read More

Etgar Keret: “Peşine takıldığım o ünlü yazar meğer benmişim…”

İsrailli yazar Etgar Keret’in yeni kitabı Siren Yayınları’ndan çıktı. Yedi Güzel Yıl’ın, yazarın bibliyografyasında çok farklı bir yeri var. Bir kere Keret bu kitapta ilk kez öykü dışında bir türde yazarak hayatının son yedi yılını anlatmış. Oğlunun doğumunu, babasını kanserden kaybetmesini ve arada yaşanan tüm sevinçli ve kederli olayları… Yedi Güzel Yıl’ın bir diğer önemli […]

Read More