









Adını ilk olarak unutulmaz televizyon dizisi “Öyle Bir Geçer Zaman ki”nin senaryo yazarlarından biri olarak duyduğumuz Can Gürses, ilk romanıyla okur karşısında. Size daha önce burada bahsetmiştim, romanının adı, “En Güzel Günlerini Demek Bensiz Yaşadın”. Genç romancı daha önce pek denenmemiş bir şeyi yapıyor ve bütün hikayeyi cansız nesnelerin ağzından anlatıyor… Bu kadar da değil; […]
Read More
Sinem Sal, Kadıköy’ün güzeli, benimse “Ah bir kahve içsek, oturup saatlerce dertleşsek, içimizi döksek, ağlasak, mendil uzatsak birbirimize, sonra açsak şarabımızı, gülsek bu halimize, dağılsak” dediğim ve pek az tanısam da çok sevdiğim arkadaşlarımdan. Hüzünlü kalp, yetenekli şair, güzel ruh… Anekta adlı bir şiir kitabı var. Yeni kitabı da bildiğim kadarıyla yolda. Ben roman sanıyordum, […]
Read More
Jean-Christophe Grangé denince aklınıza ne geliyor? Kurtlar İmparatorluğu, Taş Meclisi, Kaiken, Kızıl Nehirler, Ölü Ruhlar Ormanı, Şeytan Yemini, Siyah Kan, Zener’in Laneti… Benim aklıma gelen bunlar. Hemen peşinden de içimi derin bir ürperti kaplıyor. Kitap adlarına baksanıza; hiçbirinin çiçekten, böcekten, iç rahatlatıcı sevimli şeylerden bahsetmediği kesin. Grangé, her biri çıktığı dakika listelere yerleşen ve satış rekorları […]
Read More
“Onun ölümünün ardından adını vermeyen bir kişi ailesini arayarak Mustafa’nın arkadaşı olduğunu söylemiş ve şu bilgileri vermişti: “Çocuğunuzu öldüresiye dövdükleri sırada üzerinde sivil elbiseler vardı, sonra onu bir malzeme deposuna götürdüler. Burada, bir üniforma giydirdiler ve intihar süsü vermek için astılar. Ardından, sivil kıyafetlerini attılar. Onlar gittiklerinde, ben elbiseleri topladım ve size ulaşması için gizlice […]
Read More
“Öykü küratörü” Murathan Mungan, okurla ilk kez buluşan öykülerden oluşan iki yeni seçkiyle yeniden okur karşısında. “Merhaba Asker”i gelecek hafta tanıtacağım, bu haftanın konusu “Kadınlar Arasında”. Küratör dediğim için anlamışsınızdır zaten, öyküler Mungan’ın değil, başka edebiyatçıların. Konu? Kendi deyişiyle; “Kısaca ve kabaca, kadınlar arasında aşk… Öte yandan her aşk hikâyesinin aslında başka şeylerin de hikâyesi […]
Read More
İlk Türk romancısı o. İlk köy hikayesini o yazmış, ilk polisiye romanı o kaleme almış, kadın sorununa ilk o değinmiş… Çok yazan, çok okunan bir yazar olmuş epey bir süre… Gerçi gençliğinde muzır neşriyattan sürgüne gönderilen bu ilginç edebiyatçı hayatının son yıllarında başka türlü bir gözden düşüşü de yaşamış ve siyasi görüşleri yüzünden dışlanmış. En enteresan […]
Read More
Ceren Ünlü’yle, Picus yıllarında tanışmıştım. Tam olarak nasıl oldu diye sorsanız, bilmiyorum, ayrıntıları unutmuşum. Benim için hep varmış gibiydi çünkü. Picus’a yazıyor, zaman zaman da röportajlar yapıyordu. Esas güzel olansa Ceren’in hikayeler üzerine sohbet edebileceğim harika bir arkadaş olmasıydı. Ama sonra farklı işler yaptı. Bitkilere, otlara, baharatlara merak sardı mesela… Ardından ondan da yorulup uzaklara, […]
Read More
Mario Levi’yle geçen hafta Galata Kulesi’nin altında buluştuk. Şahane manzarada çay, aşkın anlamı, Ladino dili, pırasalı köfte, gül reçeli kokusu derken, bugünkü turu önceden test ettik. Levi, Antonina Turizm’in Yazarlarla Edebiyat Turları’nın konuğu, daha doğrusu rehberi! Daha önce de kitap izinde şehir turları yapılmış ama yazarları ender katılmış. Portekiz’de tez konusu olmuş bir proje bu. […]
Read More
20. yüzyıl Türk yayın dünyasının en üretken kalemlerinden biriydi. 94 yıllık hayatı boyunca üç yüzün üzerinde roman yayınladı, tercümeler yaptı, dergiler çıkardı. Onu daima 70’li yıllarda yayımladığı iç burkan çocuk romanlarıyla hatırlarız. Oysa Tuğcu yaşamı boyunca yazının her türlüsüne bulaşmış, çok farklı alanlarda kalem oynatmıştı. Bütün bunları da çoğu kez bilinçli bir tercihle değil, daha çok […]
Read More
Bir makine düşünür mü, aslında hesap mı yapıyordur? Yoksa ikisinin yolu da muhakemeye çıkıyorsa bir fark var mıdır arada? Binlerce bileşen ve milyonlarca kombinasyonla yaratılan hisler, sadece birer taklit midir? Bir “şey”in hissetmediğini nereden anlayabiliriz? Peki ya kendimizin bazen bir hissi taklit edip etmediğimizi anlayabilir miyiz? Veya karşımızdaki her kimse onun? Ve şu: Çocuğunuz bir androide âşık […]
Read More
Ama ya eline yüzüne bulaştırırsan? Eh, o da ihtimal dahilinde tabii. Şöyle ki… Wendy Moore’un kitabının adı bile beni paralize etmeye yetmişti: “İyi Bir Zevce Yaratmanın Yolları: Britanya’nın En İstenmeyen Bekarı ve İdeal Eşini Eğitmenin Peşindeki Mücadelesi”. İçinde de insanın nutkunun tutulmasına sebep olan şeyler vardı. Mesela hikayesini anlattığı 18. yüzyıl İngiliz enteli Thomas Day’e […]
Read More
28.10.2023 tarihinde güncellendi. Türk Edebiyatının en önemli şairlerinden biri olan Gülten Akın ellili yıllardan bu yana şiir yazıyor. Üstelik üretkenliği son hızla devam ediyor. Geçtiğimiz aylarda çıkardığı Beni Sorarsan kitabıyla okuyucusunu bir kez daha taçlandırdı. İlk dönem şiirlerinde İkinci Yeni ile bağ kuran Gülten Akın, yetmişli yıllarda toplumcu gerçekçi anlayışla şiirlerini oluştururken, ötelenen kadını da […]
Read More
Can Gürses’i duymuş muydunuz? Kitap-lık dergisine yaptığı röportajlardan yahut Bir+Bir için hazırladığı Edebiyat Gardrobu sayfalarından hatırlayabilirsiniz. Acayip yetenekli bir kalem olan dünyalar güzeli Can’ın ilk romanı da yayınlandı: En Güzel Günlerini Demek Bensiz Yaşadın… Kemal Gökhan Gürses’in illüstrasyonlarıyla zenginleşen bu nefis romanı okumalısınız. Önümüzdeki hafta Can’la röportajımızı okuyunca zaten koşa koşa gidip alacaksınız. Ama o zamana dek […]
Read More
“Eğer arılar ölürse, insanlık 4 yıl içinde yok olur.” Bu söz fizikçi Albert Einstein’a ait. En azından kimileri tarafından ona atfediliyor… Fakat söyleyen Einstein değilse bile bu cümlenin içinde bir hakikat saklı. Arılar gerçekten de ekosistemin devamlılığı adına çok büyük bir rol üstleniyorlar. Doğal arıcılık uzmanı Amerikalı Debra Roberts geçen hafta Türkiye’deydi… Onunla aşağıda okuyacağınız […]
Read More
İhsan Koza, en bilinen haliyle, sinemacı İhsan İpekçi’nin yazdığı romanlarda kullandığı müstear isimdir. İpekçiler, 19. yüzyılın son demlerinde Selanik’ten İstanbul’a göç etmiş tüccar bir aile. İhsan İpekçi 1901’de Selanik’te doğmasına rağmen İstanbul’da büyümüş, Galatasaray Sultanisi’nde okumuş, 1966’da ölene dek de İstanbul’da yaşamış. Çok uzağa gitmeyin, İhsan Bey tanınmış yazar/siyasetçi merhum İsmail Cem’in babası, Abdi İpekçi’nin […]
Read More
Şahaneler şahanesi Umay Umay bana kırmızı bir ayna göndermiş. Canın ne istiyorsa yap diyerek… Anladığım kadarıyla yanımda taşıyabilirim o aynayı, elimde, çantamda, kitaplarımın arasında… Ve dilediğim gibi kullanabilirim. Parmaklarımın ucuyla dokununca sayfa sayfa çevirebildiğimi fark ettiğim için, şimdilik “yeni defterim” oldu. Aynayla ilgili başka şeyler de fark ettim aslında. Bu ayna, bakana neye benzediğini; ne […]
Read More
Saatchi & Saatchi ajansı ortaklarından Brigitte Labbé yıllar önce sıkıntıdan patlamak üzereyken Paris’teki Sorbonne Üniversitesi’nde felsefe eğitimine başlamıştı. Daha sonra çalışmalarını, karışık felsefi kavramları çocuklara aktarmak üzerine yoğunlaştırdı ve ortaya zıt kavramların sorgulandığı Çıtır Çıtır Felsefe dizisi çıktı. Günşığı Kitaplığı’ndan çıkan diziyi ilk günden beri takip eden biri olarak ben de Brigitte Labbé’nin felsefeci Michel […]
Read More
Çocukların yaratıcılığının sonu olmadığının güzel bir örneği Broca Sokağı Hikayeleri. Bugüne kadar 20’den fazla dile çevrilmiş ve tüm dünyada 1 milyondan fazla satış yapmış. İki ciltten oluşuyor. İlkinde; birbirine âşık olan ayakkabılar, güzellik tutkunu cadılar, evlenmekten başka hayali olmayan devler, hayalet olduğunu kabul etmeyen hayaletler var. Her şeyi bilen ‘müneccim’ bebek de cabası! İkincisinde ise […]
Read More