Egoist okur

DÂHİYANE (!) TAVSİYE: Kendi kusursuz eşini kendin yarat!

Ama ya eline yüzüne bulaştırırsan? Eh, o da ihtimal dahilinde tabii. Şöyle ki… Wendy Moore’un kitabının adı bile beni paralize etmeye yetmişti: “İyi Bir Zevce Yaratmanın Yolları: Britanya’nın En İstenmeyen Bekarı ve İdeal Eşini Eğitmenin Peşindeki Mücadelesi”. İçinde de insanın nutkunun tutulmasına sebep olan şeyler vardı. Mesela hikayesini anlattığı 18. yüzyıl İngiliz enteli Thomas Day’e […]

Read More

Farklı olmak güzeldir: Rengini Arayan Pudra

“Uzun süredir savunduğum bir fikir bu kitapla daha da pekişti: ‘Farklı olmak’ hakkında ya da ‘farklılıklar’la ilgili daha fazla kitap yazılması gerekiyor. Bunu çocuklara anlatmanın en güzel yolu, her güzel yolda olduğu gibi yine karşımıza çıkan hayvanlardan geçiyor. Pudra da bu hayvanlardan biri olarak ‘seçilmiş’ ve unutulmayacak bir karakter olmayı başarmış. Hem yazıp hem çizebilmek, […]

Read More

Efkâr Karması / Uygar Şirin: Birlikte büyüdüğümüz şarkılar

Sinema yazarı ve romancı arkadaşım Uygar Şirin çok iyi bir iş yaptı ve yakın tarihimizi pop şarkıları aracılığıyla anlatmayı denedi. Karışık Kaset, bütün bir ülkenin ve insanlarının hikayesiydi. Aşklarımızın, sevinçlerimizin, heyecanlarımızın… Düş kırıklıklarımızın, vicdan azaplarımızın, korkularımızın… Her karakterin, her duygunun, her hadisenin, her  gerçek ya da kurgusal diyalogun şarkı olarak bir karşılığı vardı ve bu […]

Read More

Deniz Durukan Gülten Akın’ı yazdı: “Ağır, çok ağır bir dünya”

28.10.2023 tarihinde güncellendi. Türk Edebiyatının en önemli şairlerinden biri olan Gülten Akın ellili yıllardan bu yana şiir yazıyor. Üstelik üretkenliği son hızla devam ediyor. Geçtiğimiz aylarda çıkardığı Beni Sorarsan kitabıyla okuyucusunu bir kez daha taçlandırdı. İlk dönem şiirlerinde İkinci Yeni ile bağ kuran Gülten Akın, yetmişli yıllarda toplumcu gerçekçi anlayışla şiirlerini oluştururken, ötelenen kadını da […]

Read More

ALİS’İN AYAKKABISI: Büyümüyor ama yaşıyor

Can Gürses’i duymuş muydunuz? Kitap-lık dergisine yaptığı röportajlardan yahut Bir+Bir için hazırladığı Edebiyat Gardrobu sayfalarından hatırlayabilirsiniz. Acayip yetenekli bir kalem olan dünyalar güzeli Can’ın ilk romanı da yayınlandı: En Güzel Günlerini Demek Bensiz Yaşadın… Kemal Gökhan Gürses’in illüstrasyonlarıyla zenginleşen bu nefis romanı okumalısınız. Önümüzdeki hafta Can’la röportajımızı okuyunca zaten koşa koşa gidip alacaksınız. Ama o zamana dek […]

Read More

KRALİÇE ARI’nın nefes kesen sırları

“Eğer arılar ölürse, insanlık 4 yıl içinde yok olur.” Bu söz fizikçi Albert Einstein’a ait. En azından kimileri tarafından ona atfediliyor… Fakat söyleyen Einstein değilse bile bu cümlenin içinde bir hakikat saklı. Arılar gerçekten de ekosistemin devamlılığı adına çok büyük bir rol üstleniyorlar. Doğal arıcılık uzmanı Amerikalı Debra Roberts geçen hafta Türkiye’deydi… Onunla aşağıda okuyacağınız […]

Read More

Sinan Sülün Ahmet Erhan’ı yazdı: “Çiçekçi Bana Bir Gül Ver…”

Kırmızı Kedi Yayınları Ahmet Erhan’ın bütün şiirlerini toplu olarak yayınladı: “Burada Gömülüdür Cilt I ve II”… Keşke sağ olsaydı, keşke kitabını hep birlikte okusaydık… (2015 Nisan edit’i) İki ciltlik kitabı satın almak için bu adrese bakabilirsiniz. “Tanrı zile basıyor. Kapıyı açıyorum. Tanrı’nın üzerinde oduncu gömleği, bir kolu boşlukta sallanıyor -gelmeden birkaç gün önce düşüp kolunu kırmış- […]

Read More

Nazım Hikmet’in patronu, yoldaşı, kalem arkadaşı

İhsan Koza, en bilinen haliyle, sinemacı İhsan İpekçi’nin yazdığı romanlarda kullandığı müstear isimdir. İpekçiler, 19. yüzyılın son demlerinde Selanik’ten İstanbul’a göç etmiş tüccar bir aile. İhsan İpekçi 1901’de Selanik’te doğmasına rağmen İstanbul’da büyümüş, Galatasaray Sultanisi’nde okumuş, 1966’da ölene dek de İstanbul’da yaşamış. Çok uzağa gitmeyin, İhsan Bey tanınmış yazar/siyasetçi merhum İsmail Cem’in babası, Abdi İpekçi’nin […]

Read More

KIRMIZI BİR AYNA göndermiş bana Umay Umay…

Şahaneler şahanesi Umay Umay bana kırmızı bir ayna göndermiş. Canın ne istiyorsa yap diyerek… Anladığım kadarıyla yanımda taşıyabilirim o aynayı, elimde, çantamda, kitaplarımın arasında… Ve dilediğim gibi kullanabilirim. Parmaklarımın ucuyla dokununca sayfa sayfa çevirebildiğimi fark ettiğim için, şimdilik “yeni defterim” oldu. Aynayla ilgili başka şeyler de fark ettim aslında. Bu ayna, bakana neye benzediğini; ne […]

Read More

Brigitte Labbé: “Sevgi… Asıl mesele hep o değil mi zaten?”

Saatchi & Saatchi ajansı ortaklarından Brigitte Labbé yıllar önce sıkıntıdan patlamak üzereyken Paris’teki Sorbonne Üniversitesi’nde felsefe eğitimine başlamıştı. Daha sonra çalışmalarını, karışık felsefi kavramları çocuklara aktarmak üzerine yoğunlaştırdı ve ortaya zıt kavramların sorgulandığı Çıtır Çıtır Felsefe dizisi çıktı. Günşığı Kitaplığı’ndan çıkan diziyi ilk günden beri takip eden biri olarak ben de Brigitte Labbé’nin felsefeci Michel […]

Read More

Broca Sokağı Hikayeleri

Çocukların yaratıcılığının sonu olmadığının güzel bir örneği Broca Sokağı Hikayeleri. Bugüne kadar 20’den fazla dile çevrilmiş ve tüm dünyada 1 milyondan fazla satış yapmış. İki ciltten oluşuyor. İlkinde; birbirine âşık olan ayakkabılar, güzellik tutkunu cadılar, evlenmekten başka hayali olmayan devler, hayalet olduğunu kabul etmeyen hayaletler var. Her şeyi bilen ‘müneccim’ bebek de cabası! İkincisinde ise […]

Read More

Hilary Mantel: “14 yaşındaydım. Gözlerim taptaze, zafer peşindeydim”

Oleyyy! İşte nihayet siyaseten doğruculukta körlemesine düz gitmeyen ve okuma deneyimlerinden söz ederken lafını esirgemeyen bir yazar. Açıksözlülüğün bu türlüsünün nadir rastlanan bir meziyet olduğunu çoktan öğrendiğim için Hilary Mantel’in bu  röportajını okur okumaz Egoist’in Yangında İlk Kurtarılacaklar bölümüne almaya karar verdim. Tadını çıkarın. Bu arada “Ölüleri Getirin” ve “Kurtlar Hanedanı” romanlarıyla iki kez Booker Ödülü […]

Read More

Aşkın Arkeolojisi yahut aşkın ehlileştirilme tarihi

Sevgililer Günü diyerek 14 Şubat’ı kutladılar ya iki gün önce; ben inanmasam ve katılmasam da o kutlamalara, aşkın da diğer her şey gibi bir tarihi, dolayısıyla arkeolojisi olduğunu düşünerek bunu en iyi konuşabileceğim kişiyi bulmaya karar verip İsmail Gezgin’e gittim. Arkeolog İsmail Gezgin, Sel Yayıncılık’tan çıkan Fallusun Arkeolojisi, Antik Yunan ve Roma Sanatında Cinsellik ve […]

Read More

Mehmet Sait Aydın: “Sokağın aksini; içeriyi, sükûneti, itidali telkin ediyorlar”

Epey zaman oluyor, Mehmet Said Aydın “Türküler Eylül’e yakışır” demişti Egoist Okur’da. Kusurlu Bahçe yeni çıkmıştı, yanlış hatırlamıyorsam. Şimdi Sokağın Zoru yayınlandı, gene 160. Kilometre’den… Çevirileri, radyo programları, hayat kazanma gailesiyle sürdürdüğü yayıncılık çalışmaları da ayrı konu… Sokağa ait biri olduğunu iyi bildiğimden sordum ona, “Bize neden sokağın tehlikeli olduğu söylendi hep? Neye karşı uyarıldık biz; […]

Read More

GÖNÜL ÇELMENİN TARİHİ: Kızlı erkekli bir tarih kitabı

Flörtün, birilerini tavlamanın, onları türlü çeşit oyunla baştan çıkarmanın da bir tarihi olabileceğini hiç düşünmüş müydünüz? Eh, siz düşünmediniz ama bunu düşünen hatta kitabını yazanlar bile var. Mesela yeni keşfettiğim Gönül Çelmenin Tarihi adlı kitap bu açıdan tam bir hazine. Bilhassa da Özel Hayatın Tarihi, Güzelliğin Tarihi, Çirkinliğin Tarihi, Bedenin Tarihi gibi resmi olmayan tarih […]

Read More

Efkâr Karması / Emine Çaykara: Müzikli, şarkılı, sazlı, sözlü İstanbul hikayeleri

İnsan bazen kafasını dağıtmak, bazen eğlenmek, bazen dinlenmek, genelde de ruhunu beslemek için müzik dinler . Ve elbette dinlediğimiz şarkılar, okuduğumuz kitaplar, sevdiğimiz yazarlar, filmler hep bizden izler taşır. Her gelenin çarpıldığı, tekrar geri dönmek istediği, aşık olduğumuz bu şehre, İstanbul’a şarkılar çerçevesinden bakmak istedim. İstanbul ile aşkı, sevgiyi, hatıraları birleştirdim ve bu şehrin sokaklarında […]

Read More

MONOGRAF’ın ilk sayısı okurla buluştu

Bir grup akademisyen adayı tarafından hazırlanan Monograf, edebiyata dair meselelerin eleştirel bilgi ve fikir düzleminde tartışılacağı yeni bir alan oluşturmayı hedefliyor. Edebiyatın, sosyal bilimlerle kurduğu doğal ilişki gereği disiplinlerarası yöntemlerle de okunabileceğini öngören bir yayın anlayışına sahip olan Monograf, akademiyle bağı olan veya olmayan herkesin araştırmalarına açık, içeriğini bilimselliğin ve çeşitliliğin belirlediği bir dergi olarak tasarlandı. Hakemli, […]

Read More

Kaçak Kahramanlar, Küçük Prens’le buluşuyor

Fadime Uslu’nun yazdığı Kaçak Kahramanlar çocuklar için de yetişkinler için de şahane bir macera. KaVeYe’den, yani şu sıralar ortalığı sarmış durumdaki Kaygı Veren Yetişkinler’den uzak durmaya çalışan herkes bu romanı okuyup zevk alabilir. Hele dünyanın hâlâ harikulade bir keşif alanı olduğunu ve etrafa meraklı gözlerle bakmanın ihmal edilemeyecek kadar mühim bir iş sayılması gerektiğini düşünüyorsanız, […]

Read More

Bir bardak suyun kelebek etkisi

Tarkovski’nin Stalker filminden bir mesel geliyor aklıma: Kederli bir adam, içeri girenin en büyük arzusunun gerçekleştiği rivayet edilen odada, ölen kardeşinin “canlanmasını” diler. Döndüğünde evinin ağzına kadar elmaslar, zümrütler, yakutlarla dolu olduğunu görür ve intihar eder… Öyle ya! Minicik bir aralıktan en korunaklı mekanlara bile “hırsız” girebilir. Sırça fanus içinde özenle saklanan ruhlar bile kötülüğe […]

Read More

Semih Kaplanoğlu: “Kalbin tanıklığı; ölürken hissedeceğimiz şeylerin filmi…”

Yusuf Üçlemesi, Semih Kaplanoğlu’nun üçlemeye dahil olan üç filmi (Yumurta, Süt, Bal) ve onunla yapılan bir nehir söyleşiden oluşuyordu. Yusuf’un Rüyası adını taşıyan ve yönetmenin film dünyasına girmek için bir anahtar niteliği taşıyan nehir söyleşiyi sinema yazarı ve romancı Uygar Şirin gerçekleştirmişti. Aşağıda kitaptan Tarkovski’yle ilgili bir bölüm okuyacaksınız. “Kalbin tanıklığı; ölürken hissedeceğimiz şeylerin filmi…” […]

Read More

Geoff Dyer: “Her seyredişte bana harikulâde gelen o film…”

Kimilerinin “yaşayan en iyi İngiliz romancısı olmaya aday” dediği bol ödüllü yazar Geoff Dyer, Zona adını taşıyan yeni kitabında Andrey Tarkovski’nin 1979 tarihli başyapıtı Stalker’ı analiz ediyor. Konunun ilgimi çekmesinin sebebini beni tanıyan herkes anlamıştır: Dyer’la ortak bir noktamız var; Tarkovski ikimizin de en sevdiği yönetmen, Stalker’sa saplantıyla sevdiğimiz film… Dyer kitapta Tarkovski’nin çocukluk yıllarından, […]

Read More

Huysuz ve tatlı bir sosyalist

Bir tanecik Gökçe Gökçeer bu hafta favori kahramanlarımdan birini Mary Poppins’i yazmış. Herkesin sinemadan tanıdığı şekerli Mary’i değil tabii; sarışın Julie Andrews’a da, teatral Emma Thomson’a da benzemeyen gerçek Mary’i, yani keskin ve öfkeliyken yanına yaklaşılmaması gereken ve buna rağmen çok çok sevdiğim o acayip kadını… Barbie bebek şefkatinden tiksinen tehlikeli ve tekinsiz Mary, hayvanların […]

Read More

USTAM VE BEN: Yakılan tüm kitaplar adına bir ağıt

Aşağıda kitap kurdu ve editör arkadaşım Aycan Aşkım Saroğlu’nun Elif Şafak’ın yeni romanı Ustam ve Ben’le ilgili yazısı yer alıyor… Romandan bir bölüm okumak için…  Arzın merkezine inşa edilen bir roman “Her adımda kendini inkar eden, her mahallede mizaç değiştiren, aynı anda hem nikbin hem bedbin” olan şehr-i İstanbul’da, tarihin en görkemli imparatorluk kesitlerinden Kanuni […]

Read More