Egoist okur

Murat Gülsoy’un kütüphanesi… Haydi içinde kaybolun!

“(Kütüphanem) John Fowles, Murakami, Tanpınar, Kafka ve Pamuk yönünden zengin bir kitaplık sayılır. Psikoloji, felsefe, ilahiyat açısından da fena değildir. Son dönemde yazdığım roman nedeniyle epeyce oryantalistler, Batılı gezginlerin anıları, Osmanlı’da gündelik hayat üzerine okudum, ilginç kitaplar çıkabilir bakan birinin karşısına. Beni en heyecanlandıransa şu oldu: Dün kitaplar arasında İyi Şeyler Yayınları’ndan çıkmış bir dizi […]

Read More

JANE EYRE MODASI: Thornfield, alevler içinde!

İtalyan Vogue’unda yer alan ve Brontë Kardeşler ve Jane Eyre’den ilhamla yaratılmış bu kareleri görünce resmen bayıldım. Marco Grisolia ile Romina Toscano’nun yarattığı ve fotoğrafçı Marco D’Amico tarafından görüntülenen bu kıyafetler Jane Eyre’in boz, gri, kahverengi, siyah elbiselerinin yanında belki fazla renkli kalıyordur. Gene de fosforlu renklerle belirginleştirilmiş şu minik ayrıntıları, pembe gözlüğü, sarı boneyi […]

Read More

Reşat Ekrem Koçu’nun peşinde: İstanbul hiç bitmez!

Çayı bitirip kubbenin üstüne çıkıyorum, önümde alabildiğine geniş bir Haliç manzarası. İstanbul’a bir daha aşık oluyorum. Yetim Ahmet sevdiğine kavuşmanın hayalini nasıl kurmuştur, onu düşünüyorum. Aşk İstanbul’da başka, Haliç kıyısında bambaşka… Tarihin içinde geziyorsun Haliç’te. İşte hamamın hemen aşağısı Blakherna Kilisesi. Meryem Ana’nın siluetinin İstanbul’u koruduğuna inanılan yer. İstanbul hep aşk, İstanbul hep tevatür, İstanbul […]

Read More

Tarihçilerin Kutbu

Amerikalı tarihçi Bernard Lewis’in “Tüm zamanların en büyük alimi” diye tarif ettiği üstad Halil İnalcık kitaplarının gözden geçirilmiş, genişletilmiş baskılarıyla yine okur karşısında. Üstelik önümüzdeki döneme dair bazı sürprizleri var. Tarihçilerin Kutbu Hocaların hocası, Osmanlı tarihinin babası ve Şeyh-ül müverrihin olarak bilinen, yazdığı makaleler ve kitaplarla Osmanlı İmparatorluğu’nun yapısını, işleyişini, toplum modelini çözmemizi sağlayan, dünya […]

Read More

Efkâr Karması / Murat Gülsoy: “Meğer hatırlamak ne acıymış!”

Oysa Herkes Kendisiyle Meşgul, Bu Kitabı Çalın, Alemlerin Sürekliliği ve Diğer Hikâyeler, Binbir Gece Mektupları, Bu Filmin Kötü Adamı Benim, Bu An’ı Daha Önce Yaşamıştım, Sevgilinin Geciken Ölümü, İstanbul’da Bir Merhamet Haftası, Bize Kuş Dili Öğretildi, Karanlığın Aynasında, Tanrı Beni Görüyor mu? Büyübozumu… Ve bir dönem yaratıcı yazarlık dersleri aldığım Gülsoy’un Egoist Okur’a mektubu… Benim […]

Read More

Aslı Erdoğan: “Ben çapulculuğu çok sevdim, hayattaki rolümü burada buldum!”

Geçen hafta Egoist Okur’da Aslı Erdoğan üzerine olumsuz denebilecek bir makale yayımlandı. Yayınlarken tereddüt etmedim. hem yazarın eleştirilerine katılıyordum hem de bir süredir buralarda edebiyat eleştirisine duyduğumuz ihtiyaçtan bahsedip duruyordum… Aradan birkaç gün geçtikten sonra İşeyen Atmaca adlı romanıyla tanıdığımız Göktuğ Canbaba bir Aslı Erdoğan röportajı gönderdi. Erdoğan söz hakkı istiyordu belli ki, onu da […]

Read More

Murat Yalçın: “Hayatın tam göbeğindekini öküzün boynuzuna saklama çabası sürüyor”

Orhan Gencebay. Arabesk müziğin en ünlü ismi hatta belki  yaratıcısı… Halen hayatta. Oğuz Atay. Modern romanın dev yazarlarından ama çoktan öldü. Anlayacağınız ikisinin bir araya gelmesi her bakımdan imkansız gibi görünüyor. Öte yandan öykücü, romancı ve editör Murat Yalçın, başka türlü düşünüyor. Yalçın “İçimde Oğuz Atay ile Orhan Gencebay İkizi Yaşıyor” adlı yeni kitabını bugüne […]

Read More

SORUYORUM: Sanat sadece parası olanlar için midir?

Albümlerini dinleyiciye parasız ulaştıran Bandista gibi müzik grupları gittikçe artıyor. Aynısını yapan yazarlar, sinemacılar ve bilim insanları da var. Kimileri karşı çıksa da, Copyright’ın, yani telif hakları sisteminin karşıtı olarak ortaya çıkan Copyleft, sadece parası olanın kültüre, bilime ve sanata erişmesini önlemeyi hedefleyen yepyeni ve özgürlükten yana bir dağıtım sistemi… Bir göz atmaya, hatta derinden […]

Read More

“Ah seni ilk ben tanısaydım, buralara düşürür müydüm?”

Berna… Kadın olmanın zorluğunu, aybaşı olduğu gün kızlığını kaybettiğini sanan cahil annesinin onu evire çevire dövmesiyle anladı ilk. Bir kere aşık oldu, o da aynı zamanda halasının oğlu olan kızının babasına değil, “Bu bir defa yaşanacak hayatta herkes kendine aittir sevgilim” diyerek onu müşteriye uğurlayan Cemal’e… Yakın arkadaşım olan Arzu Arınel’in de dediği gibi, biz […]

Read More

Venüs usulü: KIZLAR MANİFESTOSU

Üzerine II. Abdülhamit’in gölgesi düşmüş, tedirginlikle dalgalanan İstanbul’da karşılıyor bizi Venüs. Önce doğuyla batının tam ortasında, Boğaz suları üzerindeki bir sandalda gözlerini dünyaya açan kahramanımızla tanışıyoruz. 1908’de başlayan yaşamöyküsünü anlatıyor. Doğumda ölen anne, oğlu değil de kızı oldu diye üzülen baba, aşkı, cinselliği, kendisini, erkekleri çok seven Şekina Hala… Ha bir de Nergis Kadın var! […]

Read More

Popüler kültürde Dan Brown kuralları

Melekler ve Şeytanlar, Da Vinci Şifresi, Cehennem… Dan Brown’ın bütün sırları mevcut bu yazıda. Hayır, yazı bir nevi derya deniz olduğundan değil, Brown’ın başarısının sırrı sahiden de bu kadarcık bir yazıyla özetlenebileceği için. Emin olun fazlası var, eksiği yok… Bonus olarak Brown’ın son romanı Cehennem’deki bazı büyük hataları da ekledim. Sanat tarihi, şifreler ve işaretler […]

Read More

Şavkar Altınel: Bizi kurtaracak kitap hangisi?

Şair, yazar ve çevirmen Şavkar Altınel de benim gibi iflah olmaz kitap bağımlıları için yazdı bu yazıyı: “Bizi kurtaracak kitap tam da bir sahaf rafında duran, kabı yırtılmış, kimin tarafından yazıldığı, hangi türde olduğu ve ne söylediği hakkında hiçbir fikrimizin bulunmadığı o kitap olabilir, ama hangimiz böyle bir kitabı açıp okumaya başlayabilecek kadar cesur, bağımsız, özgürüz?” […]

Read More

Tom Robbins’ten yazarlık dersi: Delireceksiniz!

Parfümün Dansı. Kovboy Kızlar da Hüzünlenir. Dur Bir Mola Ver. Sıcak Ülkelerden Dönen Vahşi Sakatlar. Ağaçkakan. Villa Meçhul. Biyografisinde aktarıldığına göre bütün bu romanların şahane yazarı Tom Robbins’in çalışma stili şuymuş: “Bir romana başladığında işler şöyle gelişir: Önce bir cümle yazar, sonra onu tekrar ve tekrar ve tekrar yazar. Her kelimeyi analiz ederek, kusursuzluğundan emin […]

Read More

Uygar Şirin: “Konuşmak, çilek reçeline benzer”

“Konuşmak, pazar sabahı altı buçukta uyandıktan sonra, o günü pazartesi sandığınız için kalkıp okula gitmeye hazırlanırken, tatil olduğunu fark edip tekrar uyumaya benzer. Konuşmak, yolda giderken bir köpeğin sizi çok sevip peşinize takılmasına benzer. Konuşmak, çayınız çok sıcak diye annenizin birazını döküp üstüne soğuk su eklemesine benzer. Konuşmak, çok sevdiğiniz bir şeyi, tokanızı ya da […]

Read More

Yekta Kopan: Masaldaki cadı + romandaki vampir

Yekta Kopan’ın Aile Çay Bahçesi’ni okuduktan sonra onunla bu röportajı yaptım. Aklımda ne varsa sordum. Hatta Yekta’nın müzikle alakasını bildiğim için ve daha önce Kediler Güzel Uyanır için hazırladığı listenin tadı damağımızda kaldığından ondan bu romanın şarkılarını hazırlamasını istedim. “Yağma yok, olmaz” dedi. Yani tam olarak öyle demedi ama buna benzer şeyler söyledi. sonuçta anlaşıldı, […]

Read More

Latife Tekin, Baudrillard ve o gün yanlarında olmayanlar

“Ormanları biçip imitasyon siteler kuracaksak, kol gücüyle sökemeyiz ağaçları,” deyince o gür üslubu ve kanlı canlı ironisiyle Latife Tekin, “Bu,” diyor Baudrillard “türün boşluğa salınımı.” Ellerini masanın üzerinde kenetliyor ve belki de bir tür toplu intihara yöneldiğimizi söylüyor Fransız. “İnsandışı” olan her şeyi yok etmeye yöneldiğimizi ama bunun paradoksal olarak kendimizi de yok etmek olacağını […]

Read More

Efkâr Karması / Murat Menteş: “Bir doz keder, iki ölçek elem…”

Bazı hikayeler gerçeklerden daha güzeldir ve bazılarının yaşam öykülerini okumak diğerlerininkinden daha sürükleyicidir. Tıpkı Murat Menteş’in yaşam öyküsü gibi… İstanbul’da doğdu. Bisiklet tamiriyle uğraştı, ufak tefek sihirbazlık numaraları öğrendi ve amatör olarak boksla ilgilendi. Yediği yumruklar dayanılmaz bir raddeye gelince, ringlere veda edip şiir yazmaya koyuldu. Dergilerde, yayınevlerinde, gazetelerde çalıştı. Kaosa Mütevazı Bir Katkı’da medyanın […]

Read More

Umay Umay: “Tanrı’yla kavga etmesem kiminle edeceğim?”

“Çok güzel seviştim. Her şeyle seviştim. Hayatla, müzikle, her şeyle. O seks yaptıklarını sananların ulaşmak istedikleri yerde o kadar çok vakit harcadım ki. Bazı insanların tenine bak Deniz. Doyup doymadıklarını tenine bakarak anlarsın. Bu ekmek ve suyla açıklanacak bir şey değil. Meslekle açıklanacak bir şey de değil. Şöyle tenine bakarsın ve aşık olunduğunu görürsün. Ben […]

Read More

Peter Straub’dan özel ders: “Yazmak gerçekliği icat etmektir!”

Ünlü müzisyen Nick Cave’in bile hayranlık ifadesi olarak iki şarkısını ithaf ettiği korku romanları yazarı Peter Straub aşağıda genç hayranı ve meslektaşı Christopher Morris’e içini döküyor, yazmaya ilişkin tavsiyelerde bulunuyor. Daha doğrusu Morris ona bir mektup yazıp yazarlıkla ilgili kafasını karıştıran birkaç soruyu cevaplayıp cevaplayamayacağını soruyor, o da üşenmeyip cevaplıyor. Hatta sonra hem Morris’in mektubunu, […]

Read More

Efkâr Karması / Yekta Kopan: “Bir kedi uykusundan nasıl uyanır, bilir misiniz?”

Fildişi Karası. Aşk Mutfağından Yalnızlık Tarifleri. Yedi Derste Vicdan Muhasebesi. Kara Kedinin Gölgesi. Karbon Kopya. İçimde Kim Var. Bir de Baktım Yoksun. İsimleri kışkırtıcı kendileriyse müthiş eserler. Geçen yıl çok önemli ödüller kazanan Bir de Baktım Yoksun’un şahsi favorim olduğunu söylemek isterim. Bu şahane külliyatın yaratıcısı Yekta Kopan bu ay Milliyet Sanat dergisindeki köşesinde bana […]

Read More

Mehmet Eroğlu: “Serüven seven kişi, kendi denizini içinde taşır”

Mehmet Eroğlu, 2009’dan bu yana yayınladığı üç romanında Türkiye’nin son 30 yılını ele almak gibi zor bir işe girdi. “Mehmet”, “Emine” ve yeni çıkan “Rojin”, “Fay Kırığı” adı altında toplanan bir üçlemeyi oluşturuyorlar. Eroğlu’na yakın tarihimizin derin fay kırıklarını anlatmaya nasıl karar verdiğini sorarak başladım. Şöyle cevap verdi: “Türkiye’nin 1990 sonrasını yazmayı ilk kez 93’te, […]

Read More

Yaşasın, NaNoWriMo vakti geldi çattı: Üşümeyin, roman yazın!

Amerika’da başlayıp prestijli birer uluslararası etkinlik haline gelen NaNoWrimo ve Script Frenzy, roman ya da senaryo yazmak isteyip de bir türlü nereden başlayacağını bilemeyenler için birer fırsat. Üstelik Neil Gaiman, Dave Eggers, Philip Pullman ve Tom Robbins gibi yazarların da destek verdiği bu etkinlikler, dünyanın neresinde yaşıyor olursanız olun romanınızı ya da senaryonuzu yayınevlerine ya da […]

Read More

FERİT EDGÜ: Yargıç Karak

“Evet, ben de insanları yargılıyorum. Ama bambaşka bir yoldan; onlara yakışan en tüzel yoldan. Gerçeği, suçlu suçsuz bütün insanları, bütün bir insanlığı yargılamak isterdim. Kim, bu kentten ya da başka bir kentten, günümüzde suçsuz olduğunu söyleyebilir? İnsanların yargılanmaya, her gün her saat yargılanmaya ihtiyaçları olduğunu görmüyor musunuz? İşte ben, insanları her gün, her saat yargılayanım. […]

Read More