









İstanbul Hikayeleri’nin yazarı Emine Çaykara bu defa farklı bir maceraya davet ediyor sizi. Rozarin isimli küçük -ama arkeoloji diplomalı- arkadaşıyla birlikte tarihi ve keşfe çıkıyor. Bütün bir gün boyunca İstanbul’da neler yaşadıklarını, nereleri gezip kimlerle arkadaşlık ettiklerini merak ediyorsanız okuyun. Bu hikayede Emine ve Rozarin dışında kediler, köpekler, kaplumbağalar, tarihi mekanlar-eserler, Osman Hamdi Bey’ler, işsiz […]
Read More
“Bir yaranın peşine düştük. Öyle koyulduk bu yolculuğa. Okuduk ve biraz olsun bir şeyler öğrendik, hadi yalancı tevazuyu bırakalım bir yana, birazdan da fazlasını öğrendik. Öğrendik ve bilgilendik, kelimelerimiz arttı, arttı, çoğaldı. Öyle bir noktaya geldik ki sonunda, birçok konuda birçok şey söyleyebilir olduk. Güzel söz söyleyebilir olduk, iyi kalem tutabilir olduk. İyi. Güzel. Tamam […]
Read More
Yangında İlk Kurtarılacaklar dizisi Yalçın Tosun’la sürüyor… Anne, Baba ve Diğer Ölümcül Şeyler, Peruk Gibi Hüzünlü ve son olarak Dokunma Dersleri’yle tanıdığımız Tosun’un kütüphanesine de konuk olduk… Ama tabii esas istediğimiz elbette onunla yeni kitabını konuşabilmek. Umarız yakında… “Bir kitabı sevdiysem, değmeyin keyfime…” Çocukken en sevdiğiniz kitaplar hangileriydi? Fadiş’i hatırlıyorum Gülten Dayıoğlu’ndan. Hem sevmiştim hem […]
Read More
Alberto Manguel yazarlığının, eleştirmenliğinin ve çevirmenliğinin yanı sıra büyük bir aşk hikayesinin de kahramanı. Okumak onun büyük aşkı, tutkusu, varoluş sebebi… Neredeyse yazdığı tüm kitaplar buna dair. Manguel’le bu söyleşiyi dünyanın en garip yöntemiyle gerçekleştirdik, okyanus ötesinden faks makinesiyle… Ben yazdım, o okudu; o yazdı, ben okudum. İşte okumanın yazmaktan önce geldiğini, bu yüzden de […]
Read More
“Karanlık bir yatak odası var bu kadının. Duvarları aynalarla ve dizelerle kaplı. Bütün hesapları burada görecek sizinle. Rahatlatın kelimelerinizi. Lütfen sormayın neden karanlık diye. ‘Kelimelerimiz bizim’ diyor usulca. Bizim olan her şeyin değişmesi gibi. Yeni bir söz söylüyor. Modern bir dengbej gibi çöküyor erkekliğinizin başköşesine. Aşık olduğu tüm erkeklerle ilgili bir hikâye anlatıyor. Kışkırtıcı bir […]
Read More
Joël Dicker’in yazdığı “Harry Q. Davası’nın Ardındaki Gerçek”, önce kapağıyla ilgimi çekti, sonra şöyle bir karıştırayım derken, bir de baktım uzun süredir hiçbir polisiyenin yapamadığını yaparak beni sabaha kadar uyanık tuttu. Birkaç gün içinde bittiğinde resmen serseme dönmüştüm; okuru ürpertecek, altüst edecek ne kadar yazarlık numarası varsa hepsi fazlasıyla mevcuttu. Öncelikle bir cinayet romanıydı şüphesiz. […]
Read More
Gülşah Elikbank çok sevdiğim bir arkadaşım. Onu bir yazar olarak benim için özel yapan şeyse fantastik edebiyata duyduğu aşkla karışık tutku. O kendini en çok bu dünyayla başka dünyalar arasında mekik dokurken özgür hissediyor. Bir solukta okuyacağınızı düşündüğüm sürükleyici yeni kitabı Uykusuzlar’a gelince, Gülşah bu kez rüyalardan bahsediyor. Bir günün en esrarengiz sekiz saatinde olup […]
Read More
Unutma Beni Apartmanı ve Rüyalar Anlatılmaz’ın ardından üçüncü romanı Saklı Bahçeler Haritası çıkan Nermin Yıldırım’ın Barcelona’daki kütüphanesini ziyaret etmem imkansızdı elbette. Ben de kütüphanesini ondan dinleyerek gözümün önünde canlandırmaya çalıştım. Yazarın İspanyol eşi Joan Alvado’nun fotoğrafları da bana yardım etti… Gülenay Börekçi “Kelimelere değil şiire inanıyorum” Çocukken en sevdiğiniz kitaplar hangileriydi? Çocukken en sevdiğim kitap […]
Read More
“Esas soru şu: Neden böyle oluyor? Neden biliyor musunuz arkadaşlar, çünkü bu iş müthiş eğlenceli. Tamamen hayalinizin ürünü birtakım karakterler yaratıyor ve onlara içinde yaşasınlar diye bir dünya veriyorsunuz. Sadece sizin zihninizde yaşamalarına rağmen bir süre sonra onların arkadaşlıklarından felaket hoşlandığınızı da fark ediyorsunuz. Sonra aniden zihninizin içinde bir şenlik başlıyor. (Hani şu eski Talking […]
Read More
Çıkıp arayın sokaklarda bir benzerini, bulamazsınız. Umay Umay benzersizdir. Şarkıları gibi, şiirleri gibi, kitapları gibi… Yeni keşfettiğim ama ikide bir açıp bakmadan duramadığım, her seferinde bana kendime dair hep görmezden geldiğim sırları keşfettiren fotoğrafları gibi… Yahut Egoist Okur için hazırladığı “Efkâr Karması” gibi… Bakın şöyle… Mabel Matiz, Umay Umay’ın kelimelerine tutkun olduğunu söylemiş. Naim Dilmener […]
Read More
Murat Belge’nin Edebiyatta Ermeniler adlı kitabı çıktı. Belge, hem Ermeni meselesine dair görüşlerini yazıyor, hem de geçmişten bugüne Ermenilerin edebiyatımızda nasıl alımlandığını, yansıtıldığını anlatıyor… “İnkâr ettiğin hakikat bir gün mutlaka kendini gösterir” Edebiyatta Ermeniler adlı kitabınız çıktı. Hem Ermeni meselesine dair görüşlerinizi yazıyorsunuz, hem de geçmişten bugüne Ermenilerin edebiyatımızda nasıl alımlandığını, yansıtıldığını anlatıyorsunuz. Edebiyatımız nasıl […]
Read More
“(Kütüphanem) John Fowles, Murakami, Tanpınar, Kafka ve Pamuk yönünden zengin bir kitaplık sayılır. Psikoloji, felsefe, ilahiyat açısından da fena değildir. Son dönemde yazdığım roman nedeniyle epeyce oryantalistler, Batılı gezginlerin anıları, Osmanlı’da gündelik hayat üzerine okudum, ilginç kitaplar çıkabilir bakan birinin karşısına. Beni en heyecanlandıransa şu oldu: Dün kitaplar arasında İyi Şeyler Yayınları’ndan çıkmış bir dizi […]
Read More
İtalyan Vogue’unda yer alan ve Brontë Kardeşler ve Jane Eyre’den ilhamla yaratılmış bu kareleri görünce resmen bayıldım. Marco Grisolia ile Romina Toscano’nun yarattığı ve fotoğrafçı Marco D’Amico tarafından görüntülenen bu kıyafetler Jane Eyre’in boz, gri, kahverengi, siyah elbiselerinin yanında belki fazla renkli kalıyordur. Gene de fosforlu renklerle belirginleştirilmiş şu minik ayrıntıları, pembe gözlüğü, sarı boneyi […]
Read More
Çayı bitirip kubbenin üstüne çıkıyorum, önümde alabildiğine geniş bir Haliç manzarası. İstanbul’a bir daha aşık oluyorum. Yetim Ahmet sevdiğine kavuşmanın hayalini nasıl kurmuştur, onu düşünüyorum. Aşk İstanbul’da başka, Haliç kıyısında bambaşka… Tarihin içinde geziyorsun Haliç’te. İşte hamamın hemen aşağısı Blakherna Kilisesi. Meryem Ana’nın siluetinin İstanbul’u koruduğuna inanılan yer. İstanbul hep aşk, İstanbul hep tevatür, İstanbul […]
Read More
Amerikalı tarihçi Bernard Lewis’in “Tüm zamanların en büyük alimi” diye tarif ettiği üstad Halil İnalcık kitaplarının gözden geçirilmiş, genişletilmiş baskılarıyla yine okur karşısında. Üstelik önümüzdeki döneme dair bazı sürprizleri var. Tarihçilerin Kutbu Hocaların hocası, Osmanlı tarihinin babası ve Şeyh-ül müverrihin olarak bilinen, yazdığı makaleler ve kitaplarla Osmanlı İmparatorluğu’nun yapısını, işleyişini, toplum modelini çözmemizi sağlayan, dünya […]
Read More
Oysa Herkes Kendisiyle Meşgul, Bu Kitabı Çalın, Alemlerin Sürekliliği ve Diğer Hikâyeler, Binbir Gece Mektupları, Bu Filmin Kötü Adamı Benim, Bu An’ı Daha Önce Yaşamıştım, Sevgilinin Geciken Ölümü, İstanbul’da Bir Merhamet Haftası, Bize Kuş Dili Öğretildi, Karanlığın Aynasında, Tanrı Beni Görüyor mu? Büyübozumu… Ve bir dönem yaratıcı yazarlık dersleri aldığım Gülsoy’un Egoist Okur’a mektubu… Benim […]
Read More
Geçen hafta Egoist Okur’da Aslı Erdoğan üzerine olumsuz denebilecek bir makale yayımlandı. Yayınlarken tereddüt etmedim. hem yazarın eleştirilerine katılıyordum hem de bir süredir buralarda edebiyat eleştirisine duyduğumuz ihtiyaçtan bahsedip duruyordum… Aradan birkaç gün geçtikten sonra İşeyen Atmaca adlı romanıyla tanıdığımız Göktuğ Canbaba bir Aslı Erdoğan röportajı gönderdi. Erdoğan söz hakkı istiyordu belli ki, onu da […]
Read More
Orhan Gencebay. Arabesk müziğin en ünlü ismi hatta belki yaratıcısı… Halen hayatta. Oğuz Atay. Modern romanın dev yazarlarından ama çoktan öldü. Anlayacağınız ikisinin bir araya gelmesi her bakımdan imkansız gibi görünüyor. Öte yandan öykücü, romancı ve editör Murat Yalçın, başka türlü düşünüyor. Yalçın “İçimde Oğuz Atay ile Orhan Gencebay İkizi Yaşıyor” adlı yeni kitabını bugüne […]
Read More
Albümlerini dinleyiciye parasız ulaştıran Bandista gibi müzik grupları gittikçe artıyor. Aynısını yapan yazarlar, sinemacılar ve bilim insanları da var. Kimileri karşı çıksa da, Copyright’ın, yani telif hakları sisteminin karşıtı olarak ortaya çıkan Copyleft, sadece parası olanın kültüre, bilime ve sanata erişmesini önlemeyi hedefleyen yepyeni ve özgürlükten yana bir dağıtım sistemi… Bir göz atmaya, hatta derinden […]
Read More
Berna… Kadın olmanın zorluğunu, aybaşı olduğu gün kızlığını kaybettiğini sanan cahil annesinin onu evire çevire dövmesiyle anladı ilk. Bir kere aşık oldu, o da aynı zamanda halasının oğlu olan kızının babasına değil, “Bu bir defa yaşanacak hayatta herkes kendine aittir sevgilim” diyerek onu müşteriye uğurlayan Cemal’e… Yakın arkadaşım olan Arzu Arınel’in de dediği gibi, biz […]
Read More
Üzerine II. Abdülhamit’in gölgesi düşmüş, tedirginlikle dalgalanan İstanbul’da karşılıyor bizi Venüs. Önce doğuyla batının tam ortasında, Boğaz suları üzerindeki bir sandalda gözlerini dünyaya açan kahramanımızla tanışıyoruz. 1908’de başlayan yaşamöyküsünü anlatıyor. Doğumda ölen anne, oğlu değil de kızı oldu diye üzülen baba, aşkı, cinselliği, kendisini, erkekleri çok seven Şekina Hala… Ha bir de Nergis Kadın var! […]
Read More
Melekler ve Şeytanlar, Da Vinci Şifresi, Cehennem… Dan Brown’ın bütün sırları mevcut bu yazıda. Hayır, yazı bir nevi derya deniz olduğundan değil, Brown’ın başarısının sırrı sahiden de bu kadarcık bir yazıyla özetlenebileceği için. Emin olun fazlası var, eksiği yok… Bonus olarak Brown’ın son romanı Cehennem’deki bazı büyük hataları da ekledim. Sanat tarihi, şifreler ve işaretler […]
Read More