









“4 Ekim dünyada Hayvan Hakları Günü olarak kutlanıyor. Türkiye’de Hayvanları Koruma Günü olarak da anılan bu özel günde, aslında bildiğimiz anlamda bir kutlama yapılmıyor. İsabet oluyor, çünkü ne yazık ki hayvan hakları konusunda sınıfta kalmış durumdayız; ortada pek de kutlanacak bir durum yok. Hayvan sevgisinin evcil hayvan beslemekten ibaret olmadığını anladığımız gün, dünya daha da […]
Read More
“Sana ‘Ay’a bakma’ hareketinin bütün kalıplarını öğretebilirim. Sana gökyüzüne uzanan parmağının ucuna kadar bütün hareketi öğretirim. Fakat parmağının ucundan Ay’a kadar olan kısım tamamen senin sorumluluğundur.” Geleneksel Japon tiyatrosunun en büyük aktörlerinden Yoshi Oida oyunculuk sırlarını kitap haline getirdi. Görünmez Oyuncu adlı kitabında bir aktöre sadece yeteneğin değil, bedensel temizliğin, güzel ruhun ve sorgulayan aklın […]
Read More
Franz Kafka bugün modern edebiyat ikonu, başı haleli bir “açlık sanatçısı” kabul ediliyor ama eserleri esrarını korumaya devam ediyor. Tıpkı kadastro memuru Bay K.’nın gizemli şatoyu izlediği gibi derin bir saygı ve çaresizlikle bakıyoruz onun kaleminden çıkan sözcüklere. İşte, son günlerde elime geçen “Şipşak Kafka” adlı küçük ama güzel kitap, Kafka karşısındaki çekincelerimizi azıcık da […]
Read More
Biz son haftalarda İstiklal’in vazgeçilmez mekanı Robinson Crusoe’yu konuşur ve ayakta kalması için neler yapabileceğimizi tartışırken, İstanbul’un şahane bir kitapçısı gitti. Arzu Akgün’ün haberine göre, 1900’lerin başında Alman Otto Keil’in kurduğu, saraya kitaplar veren, ondan Rum Tanya’nın devraldığı ve henüz bir üniversite öğrencisi iken Uğur Güracar’ın devam ettirdiği Librairie de Pera artık yok. Sarayın kitapçısından […]
Read More
Susan Herbert’ın Shakespeare Kedileri ve Film Kedileri albümleri o kadar çok sevildi, beğenildi ki, bu ünlü ressama yeniden yer vermek şart oldu. Sırada Herbert’tan “sinema tarihinin kült simaları” albümü var. Film Kedileri’nin bir nevi devamı… Kült yüzler arasında kimi ararsanız var: Dracula, Kleopatra, Charlie Chaplin’in alter egosu Şarlo, Yurttaş Kane… Dr. Jivago, Scarlett O’Hara, Rhett […]
Read More
Underground ile mainstream’i harikulade bir orijinallikle bir araya getiren Kitschcraft’tan hatırlayacağınız Özüm Özgülgen (aka Joel Knox) şu hayatta en sevdiğim insanlardan biri, arkadaşım… Güzel ve iyi olan şeylerin kıymetini bilen güzel ve iyi bir adam, yetenekli. Müzisyenliğinin yanı sıra fotoğrafçı ve yönetmen. Ondan da bir “Efkar Karması” istedim. Hazırladı. Hatta niçin bu şarkıları seçtiğini de yazdı. […]
Read More
Norveçli bilim adamlarından roman sanatına dair ne öğrenebilir insan? O olmaz belki ama içindeki yaratıcı motivasyona dair bir şeyler öğrenebilir. Psikopatlık testini hevesle hem de gözlerinizin önünde yapan ben bu noktada biraz duruyor ve Norveçli bilim adamlarının yaratıcılık testini şimdilik es geçiyorum. Korkağım çünkü, tırsıyorum gerçekleri göreceğim ve muhtemelen o gerçekler hoşuma gitmeyecek diye… Zen […]
Read More
Biliyorsunuz, Egoist Okur’da ilk günden bu yana Yazma Dersleri diye bir bölüm var. Bazen ciddi ciddi kafa ütüleyen, mesela karakter nasıl yaratılır, hikaye nasıl kurgulanır türünden pek hoşlanmadığım dersler de oluyor ama çoğunlukla okumaktan zevk aldığım yazılara yer vermeye çalışıyorum. Bir de teorim var bu konuda; hakikaten iyi yazarlar bu tip dersleri de lezzetli bir […]
Read More
“Türk romancıları arasında, Fatih Kaynak dışında ‘ben yeraltı edebiyatçısıyım’ diyen bir yazara pek rastlayamayız” diyor Altay Öktem. Ona göre bizde “Yeraltı edebiyatçısıyım” demek, “Yazdığım kitabı okumayın” demekle eşdeğer. Yeraltı edebiyatı: Kendinle yüzleşmek eğlenceli değildir! ‘İlk Yarı: 10-0’ ve ‘Hiçliğin Aynasıydım Ben’ adlı romanlarından tanıdığımız Fatih Kaynak, herkesi rahatsız etme potansiyeli taşıyan cümleler kurmaya devam ediyor […]
Read More
“İstanbul, önce bir Doğu Roma kenti, bunun altını kalın çizelim. Basbayağı Romalılar yaşadı bu şehirde (ve tabii ülkenin diğer şehirlerinde) ve burası imparatorluk başkenti olarak siyasi sosyal hayatı şekillendirdi. Fetih sonrası da Doğu Roma hatlarına, unsurlarına saygı gösterildi, Türk-İslam kimliğiyle güzelleştirilmiş bir Osmanlı kentine dönüştü. Sarayları, bugün yeni İstanbul’un içinde ezilmiş çiftlikleri, sarnıçları, yolları, kaleleri, […]
Read More
Egoist Okur’un en sevdiğim yanları, yeri geldiğinde bana aylarca mağarama sığınma özgürlüğü tanıması ve istediğim yazıyı istediğim zaman yayınlamama izin vermesi… Bu yazı, 2008’den geldi. Severek yazmıştım, umarım siz de severek okursunuz. Nereden geldi aklına diye soracak olursanız, son zamanlarda hayvanlara kötü davranışların artması sebebiyle diyeceğim. Nereden mi çıktı? Buyurun, yıllar önce ‘Recep İvedik’i, daha […]
Read More
Yaşar Kemal’in 1960’ların sonunda yazdığı ama yayınlamaya yeni karar verdiği bir romandan, Tek Kanatlı Bir Kuş’tan epeydir bahsediliyordu. Merakla, heyecanla bekliyorduk biz de. İşte o roman nihayet yayınlandı. TEK KANATLI BİR KUŞ: Korkunun romanı “Ceviz ağacı çok değerlidir ama altında uyumayacaksın, gölgesi ağırdır. Bir de ceviz ağacının bir huyu vardır, budaklarından birisi oluşurken yakınında kim […]
Read More
“Ne kadar sakınsak da kendimizi, gündemin bizi hunharca savurmasından kurtulamıyoruz. Büyük sayılar egemenliğini kuruyor zihnimizde. Savaş korkusu. Ölüm korkusu. Ölümler korkusu. Ölümler, ölümler ve ölümler korkusu. Ölüm, kahrolası bir matematik işkencesiyle beynimize, tüm sinir hücrelerimize biniyor ve vicdanımızdan bir tartı vazifesi görmesini istiyor; daha çok insan nerede ölecekse oraya ver dikkatini ve savaşa karşı siper […]
Read More
Sokak sanatına duyulan ilginin artmasıyla birlikte Londra’nın doğu bölgelerinde Street Art London adı verilen yürüyüş turları düzenlenmeye başlamış. Sokak sanatçılarının rehberlik ettiği bu turların süresi 2-4 saat sürüyor. Elbette bu sokakları tek başınıza gezmeniz de mümkün ama bütün o graffitiler ve sanatçılar hakkında ayrıntılı bilgi almak isteyenler için turlara katılmak daha keyifli. Sibel Yılmaz gezdi, […]
Read More
İstanbul’un hemen her yıl tarihi yok edilen Beyoğlu semtinin nadide tarihi mücevheri Pera Palas Oteli, 121 yaşını kutluyormuş. Kutlasın tabii. Turistler İstanbul’un Pera’sını orada algılıyor, en azından mutlaka gidip bir çay içiyor, pasta bina Demirören dibindeki otelde değil. Eh, onlar da biz de haklıyız, eskiyle yeninin randevusu ancak duygusu, yaşanmışlığı olan yerde verilir. Öyle böyle, […]
Read More
Bu ay piyasaya bir J.D. Salinger biyografisi, bir de belgeseli çıktı. 2015’teyse yazarın daha önce hiç yayınlanmamış 5 yeni eseri yayınlanacak. Bunlardan en ilginç olanıysa Salinger’ın, hayatının son 45 yılını ıssız bir taşra kasabasında münzevi olark geçirmesinin müsebbibi olan Vedanta Kültü’yle ilgili… Salinger’a bir giriş: Homeopati, Vedanta Budizm ve yalnız kalma arzusu 5 yeni kitap […]
Read More
Neslihan Elagöz’ün blogunda gördüm bu yazıyı. Bir yazarı sevmenin aslında çoğumuz için gayet sıradan olan ama itiraf etmesi güç sayılabileceği için pek işitilmedik biçiminden bahsediyor Neslihan. Yani ben kendi adıma böyle şeyler duymuyorum pek etrafımdakilerden. Yakın arkadaşlarım hariç! Çünkü galiba biz edebiyat sevenler siyasal iktidarla ilgili rahatça espri yapıyor ama edebiyatla, edebiyatçılarla, oradaki iktidarlarla ilgili […]
Read More
Biliyorsunuz; Hamdi Koç’un yeni romanı Çıplak ve Yalnız çıktı. Romanı daha sonra ayrıca yazacağım ama önce Hamdi’yle yaptığımız röportajı okuyun istiyorum. Yeniden okumak ve düşünmek, sonra da yazmak için vaktim çok. Hem Çıplak ve Yalnız aceleye gelecek gibi değil, çünkü büyük bir roman, nasıl derler, “beklediğim” roman. Çıplak ve Yalnız, 1950’lerin sonunda başlıyor; yazarının deyişiyle […]
Read More
Romancı Hamdi Koç’la uzun bir arkadaşlığımız var, 30 yılı devirmişiz. Ne kitaplar okumuşuz, ne sakin sohbetlerimiz, ne fırtınalı didişmelerimiz hatta kavgalarımız olmuş. Ne çok sevmiş ve ne çok küsmüşüz. Ne çok sefer dönüp dolaşıp aynı yerde buluşmuşuz. Korkmayın, uzun uzun anlatmayacağım, o kadarına bu küçük Egoist Okur sayfası yetmez. Birkaç yıl önceki çay sohbetimizden sonra […]
Read More
“Minik bir sorunun mükemmele tamamlanması için bulunulan ilk teşebbüsün ardından, her bir karakterin yuvarlandığı bir uçurum barındıran öyküler: Çarpmak üzere, masal denemeyecek kadar makul ama gerçek olamayacak kadar hayalî, kabus olmaya yakın kayalar barındıran uçurumlar. O hiç uyamadığınız günlük ve haftalık programlarınıza uyunca nasıl olacağını görmek için, o hiç tamamıyla kontrol edemediğiniz durumlar tamamen kontrol […]
Read More