









Biliyorsunuz, Tuna Kiremitçi’nin yeni romanı Gönül Meselesi birkaç ay önce yayınlandı. Ve hemen ardından çocuklar için yazdığı masal kitabı da çıktı. Hayır, arkadaşım diye söylemiyorum ama arka arkaya iki kitap yayınladığına göre Tuna’nın üretken bir yazar olduğu kesin. Lakin bu iki kitap arasında bence dikkat çekici bir bağ da var. Şöyle ki… Gönül Meselesi, laik […]
Read More
Turgut Uyar Edirnekapı’daki günlerini anlatırken oturduğu sokaklardan biri olan Aktar Kerim Sokağı için şöyle demiş: “İnsanın inanacağı gelmiyor! Bu dünyada Kerim adlı bir aktar yaşasın ve iyiliğinden midir kötülüğünden midir, bir sokak onun olsun.” Arzu Akgün bugün başka bir şeye şaşırıyor. “Evet” diyor. “Aktar Kerim Sokağı var, Rıfat Efendi Sokağı var. Cemal Süreya Sokağı da […]
Read More
Editör, çevirmen, yazar, yayıncı Zeynep Heyzen Ateş, devletine sözle değil eylemle isyan edebilen bir yazarı anlattı. Yazarın adı: Mikhail Shishkin. Çağdaş Rus edebiyatının önde gelen temsilcilerinden. Onu bu yazının konusu yapan şeyse, New York Book Expo’ya gitmeyi reddetmesi. Gerekçesini şöyle anlatıyor: “Ülkemde yaşananlar yüzünden, Rusya vatandaşı olmaktan artık utanıyorum. Kitap fuarına davet edilen resmi delegasyona […]
Read More
Çok ama çok güzel bir aşk romanı bu. Kederli olması gerekir, çünkü yazarı onu gerçek bir hikayeden; kendisinden çok genç olan eşi Aura’nın gecikmiş balayları sırasında bir surf kazası sonucu boynu kırılarak ölmesinden yola çıkarak yazmış. Ama hayır, bu kederli bir kitap değil, zira yazar tek bir satırda bile ölümü anlatmıyor, tam tersi hayatı ve aşkı […]
Read More
Salt Beyoğlu’nda bir süredir bir sergi var. Adı, Duvar Resminden Korkuyorlar. Hikayesi şöyle: 8-11 Eylül 1980 tarihlerinde, Kuşadası Kültür ve Sanat Şenliği’nde toplanan sanatçıların duvar resmi yapmalarına izin verilmemiş. Onlar da hazırladıkları pankartlara “Duvar resminden korkuyorlar” yazmışlar. Serginin adı buradan geliyor. Biraz daha ayrıntı isterseniz… Sanatın toplum, ekonomi, emek ve siyasetle birebir ilişkisi ve sansür […]
Read More
Başlık ne saçma değil mi? Bakmanız için bulabileceğim en iyi yol buydu. Gerçi Sylvia Plath de “Hayat neden elbise giyer gibi yaşanmasın ki” demiş vakti zamanında, “Her seferinde başka bir hayat. Ta ki sana en uygun olanı ve en çok yakışanı bulana kadar…” Sanırım kastettiği tam olarak giyinmeye dair bir şey değildi. Gene de anlaşılan […]
Read More
Nur Toprakoğlu, “biraz” diye bir kavramdan habersiz görünen ve grileri olmayan özel bir kadın. Duygularını gizleyemeyen, zaten onları uçlarda yaşayan ve her zaman “neyse o” kalabilen insanlar vardır ya; onlardan biri. Sanırım benim kendisini sevme sebebim de bu. Bir de tabii çok eğlenceli olması, 20 dakikalık bir vapur yolculuğunu bile macera haline getirebilmesi… Neyse işte, birkaç […]
Read More
Bir hayal kurmasını, yaşamak istediği yeri seçmesini istedim Ahmet Büke‘den… “Benim bildiğim tek şey öykü yazmak” dedi ve hayalini bir öykü aracılığıyla anlattı. Okurken, Ahmet’le dedesinin gemiden kütüphaneleriyle dünyayı köy köy dolaşıp yaşlılardan dinledikleri masalları kaydedişlerini ben de hayal ettim. Sonra bir çeşit huzur doldu içime: Bir kütüphane geminiz varsa eğer, işler kötü gittiğinde karaya […]
Read More
Heidi E. Spear, New York ve Washington üniversitelerinde karşılaştırmalı edebiyat ve sahne sanatları eğitimi olan bir yoga hocası. Bir dönem Londra’da Shakespeare’s Globe Theatre’da da çalışmış. Bir yoga hocası Shakespeare üzerine farklı ne söyleyebilir diyorsanız, Hamlet ve Venedik Taciri’nden yola çıkarak yazdığı yazıyı okuyun. Ve sonrasında mutlaka üzerine düşünün. Hayatımızda önyargıların doğduğu noktayı, “öteki” kavramının […]
Read More
Beyaz Tavşan denince benim için akan sular durur. İnanmıyorsanız, buraya bakabilirsiniz. Dünyanın öteki ucunda, Avustralya’daki bir firma White Rabbit Beer, yani Beyaz Tavşan Birası’nın üretimine başlamış bile. Hem de ne kadar güzel, ruhlu, şakacı etiketlerle… En iyisi bakıp kendiniz karar verin. Yolunuz Avustralya taraflarına düşerse de, sınırlı sayıda üretilen bu biralardan iki şişe kapıp bana […]
Read More
Görünen o ki son yıllarda Batılı müzisyenler yüzlerini doğuya çeviriyor. Aralarında, Türk ve Osmanlı müziğinden etkilenenler de var, Bizans müziğini keşfedenler de… A Hawk and A Hacksaw grubu da onlardan biri. God Bless the Ottoman Empire (Tanrı Osmanlı İmparatorluğu’nu Korusun) adlı bir parçaları da var. Grubun kurucusu Jeremy Barnes’la bu şarkıyı ve Osmanlı müziğine neden […]
Read More
“Bana en çok huzur veren sözcüklerin ‘bir varmış, bir yokmuş’ olduğunu daha küçücük bir kızken fark etmiştim. Büyümek bu durumu değiştirmedi. Bugün hala birileri bir hikaye anlattığı zaman heyecanla dinliyorum. Hikayelerin birbirlerine nasıl dokunduğunu, nasıl içiçe geçtiğini veya nasıl değiştiğini izliyorum merakla… ve hikayelerin şu hayatta bize ekmek ve su kadar gerekli olduğuna giderek daha […]
Read More
Gabo’dan, yani Gabriel Garcia Marquez’den etkilenen ve neredeyse bütün koleksiyonlarını ismi artık onunla özdeşleşen “büyülü gerçekçilik” akımı üzerine inşa eden iki genç modacıdan bahsedeceğim. Tata Christiane adlı markanın yaratıcısı olan Julie Bourgeois ve Hanrigabriel 2007’den bu yana kadınlar, erkekler, çocuklar, yaşlı insanlar ve travestiler için tasarım yapıyor ve tasarladıkları kıyafetleri içlerinde tutkulu kraliçeler, tek gözlü korsanlar, […]
Read More
“Hikaye seviyorum ya ben, belki biraz bu yüzden ‘eski’ye tutkunluğum. Kitap sahaftan alınsın, meyhane salaş olsun. Yıkık dökük bir evin, eski bir duvarın önünde durup düşüneyim hayatı. Sonra bir adam gelsin, her cümlesinden sonra başka bir kitabı karıştırayım merakla. Öğreneyim. Kendimi öğreneyim dünyayla beraber sonra yine kendimi unutayım öğrenirken. Bazen kendini unutmak iyidir.” Bir vapur […]
Read More
“‘Bu sene bir tuhaflaştı havalar’ sohbetine malzeme verecek kadar tuhaf şeyler oluyordu havalarda” diyor Mahil Ünsal Eriş. Ben de diyorum ki bu sene bir güzelleşti öyküler. Hani, “İçime bir ad koyacak olsam Leyla derim, öyle güzelim.” Burcu Yıldızer bu kez Mahir Ünsal Eriş’in Bangır Bangır Ferdi Çalıyor Evde kitabını yazdı. Hepimiz aynı oyunlarda yaralandık Bilirsiniz, […]
Read More
Hande Altaylı’yla tanışıyoruz elbette, fakat uzun uzun konuşma fırsatımız olmamıştı. Egoist Okur için yaptığım bu röportaj vesile oldu. Hem yeni çıkan üçüncü romanı Kahperengi’yi konuştuk, hem de yazıyı, edebiyatı, sevdiği kitapları ve yazarları… Hakkında ne düşünüyorsun diye sorarsanız, onu sevdim. Öncelikle açık sözlülüğünü, lafı dolandırmadan söyleyeceğini söylemesini, sezgiselliğini, meraklı oluşunu, kendi içine bakmaktan çekinmemesini… Eşyalara […]
Read More
İnanın bana, yayın dünyasında ya da medyada çalışıp da Sayım Çınar’ı tanımayan tek bir kişi bile yoktur. Gazetelerin genel yayın yönetmenlerinden, ünlü edebiyatçılara, yayınevi sahiplerinden sayfa tasarımcılarına, çevirmenlerden dizgicilere, ne bileyim inanmayacaksınız ama çaycılara kadar herkesin Sayım’la bir hatırası, hikayesi vardır. Benim de var. Hangisini anlatayım, bilmiyorum. Cihangir yahut Tünel kahvaltılarımızı mı; Sultanahmet turlarımızı mı? […]
Read More
Mehmet Mümtaz Tütüncü’nün yazdığı Küheyli Buharlan adlı romana göre evet. Roman, IV. Fırat devrinde geçiyor. Zamanın mühim hezarfenlerinden Arif Çelebi gün geliyor “çok büyük, çok erişilmez bir hayal”in, “gelmiş geçmiş cümle mucitlerin gönlünde yatan büyük tasavvur”un peşine düşüyor. Ve insan gibi düşünebilen, insan gibi davranabilen, görene, duyana, konuşana insanmış hissi veren, hatta belki de bir […]
Read More
Amerika’da, kurucuları arasında ünlü yazar Dave Eggers’ın da bulunduğu bir oluşum var, 826! Öğrencilere yazarlık dersleri verilmesini sağlıyor, böylece yetenekli çocukların heba olup gitmesini önlüyor. İşte bu 826! ile rock grubu Wilco geçenlerde bir işbirliğine girmiş. Daha önce de sözünü ettiğim Out of Print Clothing‘in yardımıyla grubun esas adamı Jeff Tweedy’nin zevkine uygun olarak Don […]
Read More
Vladimir Nabokov 1977’de The Original of Laura adlı romanını bitiremeden ölmüş, söylenen o ki son nefesinde de oğlundan Laura’yı yakmasını istemişti. Çevirmen oğlu Dmitri Nabokov taslakları yakamadı ama 30 küsur sene yayınlamadı da. Fakat tüm dünyadaki Nabokov hayranları onu yazarın yazınsal yok edicisi olmakla suçlamaya başlayınca pes etti. Hatta konuk olduğu bir televizyon programında, babasının […]
Read More
Maria Popova’nın sitesinde okudum, Geçen hafta Nabokov’un 1969’da BBC’ye verdiği bir röportaj arşivlerden bulunup çıkarıldı. Yer yerinden oynamadı şüphesiz ama benim gibi tutkulu hayranlar için hediye gibi bir şeydi. Nabokov’un Edebiyat Dersleri’nin minimalize edilmiş hali sanki. Popova, röportajı destekleyecek bir şeyler de bulup çıkarmış Nabokov’un Edebiyat Dersleri kitabından. Adamımız zaman zaman ders verdiği edebiyat öğrencilerine bir […]
Read More
Serkan Türk, “Tanrı’nın Yalnız Kırları” adlı kitabında “şiire mahkûm oluş ya da boyun eğiş” eşiklerini bilinçle atlamış. Şiire boyun eğerek öyküye boyun eğdirmemiş. Tolga Meriç’in yazısı… Öykülerde gizlenen şiir: Tanrı’nın Yalnız Kırları Romanın ve öykünün kendi şiirinin olabileceği ama bunun anlatımda şairanelikle karıştırılmaması gerektiği çoktan hemfikir olunmuş, tartışmasız bir gerçek artık. Fakat son zamanlarda, romanlarında, […]
Read More