









İnanın bana, yayın dünyasında ya da medyada çalışıp da Sayım Çınar’ı tanımayan tek bir kişi bile yoktur. Gazetelerin genel yayın yönetmenlerinden, ünlü edebiyatçılara, yayınevi sahiplerinden sayfa tasarımcılarına, çevirmenlerden dizgicilere, ne bileyim inanmayacaksınız ama çaycılara kadar herkesin Sayım’la bir hatırası, hikayesi vardır. Benim de var. Hangisini anlatayım, bilmiyorum. Cihangir yahut Tünel kahvaltılarımızı mı; Sultanahmet turlarımızı mı? […]
Read More
Mehmet Mümtaz Tütüncü’nün yazdığı Küheyli Buharlan adlı romana göre evet. Roman, IV. Fırat devrinde geçiyor. Zamanın mühim hezarfenlerinden Arif Çelebi gün geliyor “çok büyük, çok erişilmez bir hayal”in, “gelmiş geçmiş cümle mucitlerin gönlünde yatan büyük tasavvur”un peşine düşüyor. Ve insan gibi düşünebilen, insan gibi davranabilen, görene, duyana, konuşana insanmış hissi veren, hatta belki de bir […]
Read More
Amerika’da, kurucuları arasında ünlü yazar Dave Eggers’ın da bulunduğu bir oluşum var, 826! Öğrencilere yazarlık dersleri verilmesini sağlıyor, böylece yetenekli çocukların heba olup gitmesini önlüyor. İşte bu 826! ile rock grubu Wilco geçenlerde bir işbirliğine girmiş. Daha önce de sözünü ettiğim Out of Print Clothing‘in yardımıyla grubun esas adamı Jeff Tweedy’nin zevkine uygun olarak Don […]
Read More
Vladimir Nabokov 1977’de The Original of Laura adlı romanını bitiremeden ölmüş, söylenen o ki son nefesinde de oğlundan Laura’yı yakmasını istemişti. Çevirmen oğlu Dmitri Nabokov taslakları yakamadı ama 30 küsur sene yayınlamadı da. Fakat tüm dünyadaki Nabokov hayranları onu yazarın yazınsal yok edicisi olmakla suçlamaya başlayınca pes etti. Hatta konuk olduğu bir televizyon programında, babasının […]
Read More
Maria Popova’nın sitesinde okudum, Geçen hafta Nabokov’un 1969’da BBC’ye verdiği bir röportaj arşivlerden bulunup çıkarıldı. Yer yerinden oynamadı şüphesiz ama benim gibi tutkulu hayranlar için hediye gibi bir şeydi. Nabokov’un Edebiyat Dersleri’nin minimalize edilmiş hali sanki. Popova, röportajı destekleyecek bir şeyler de bulup çıkarmış Nabokov’un Edebiyat Dersleri kitabından. Adamımız zaman zaman ders verdiği edebiyat öğrencilerine bir […]
Read More
Serkan Türk, “Tanrı’nın Yalnız Kırları” adlı kitabında “şiire mahkûm oluş ya da boyun eğiş” eşiklerini bilinçle atlamış. Şiire boyun eğerek öyküye boyun eğdirmemiş. Tolga Meriç’in yazısı… Öykülerde gizlenen şiir: Tanrı’nın Yalnız Kırları Romanın ve öykünün kendi şiirinin olabileceği ama bunun anlatımda şairanelikle karıştırılmaması gerektiği çoktan hemfikir olunmuş, tartışmasız bir gerçek artık. Fakat son zamanlarda, romanlarında, […]
Read More
İletişim editörlerinin en önemli özelliklerinden biri, son yılların en yeni, en parlak, en kendine özgü yazarlarını keşfetmiş olmaları. Haydar Karataş, Murat Menteş, Alper Canıgüz, Emrah Serbes, Sezgin Kaymaz. Sonra Hüseyin Kıyar, Barış Uygur, Mahir Ünsal Eriş. Arada Hakan Bıçakcı gibi kitapları önce başka yayınevlerinden çıktığı halde sonradan katılanlar. Tanıl Bora’yla röportajın bir bölümü bu yazarlara […]
Read More
30. yaşını kutlayan İletişim, “Dünya klasikleri” ve “Modern klasikler” serilerinin editörlüğünü de yapan Orhan Pamuk’un yayınevi… Cemil Meriç’in Oğuz Atay’ın ve Sevgi Soysal’ın toplu eserlerini yayınlıyorlar. Birçok önemli eser ilk kez burada yayınlandı. İhsan Oktay Anar’ın romanları ya da Emrah Serbes’in Behzat Ç. polisiyeleri gibi… Hasan Ali Toptaş, Haydar Karataş, Sema Aslan, Hatice Meryem, Murat […]
Read More
Geçen hafta Şehir ve Korku temalı İTEF kapsamında, İran Vakayinamesi’ni konuşmak üzere Kargart’taydık. Hayatını Hollanda’da sürdüren İranlı edebiyatçı Kader Abdolah ve Zehra’nın Cenneti adlı sansasyonel çizgi romanın yaratıcıları İranlı Amir ve Cezayirli Khalil’le birlikte… Söylememe gerek var mı bilmiyorum; son derece anlaşılır sebeplerden ötürü, Amir ve Khalil çizgi romanda gerçek adlarını kullanmamışlar. O gece Şehir […]
Read More
Publisher’s Weekly, 500 sayfalık Grafik Kanon için “yılın çizgi edebiyat olayı!” demiş. Ve hakikaten doğruyu söylemiş. Bu kitap, uzun zamandır gördüğüm en mükellef ziyafet sofralarından biri. Bu sofrada büyük edebiyat yapıtlarının mini birer çizgi romana dönüşmüş biçimleri var. Gılgamış Destanı, Tehlikeli İlişkiler ve daha neler neler… Mevlana’dan 7 Öğüt, Mayaların kutsal kitabı Popol Vuh hatta Tibet […]
Read More
F. Scott Fitzgerald denince ne gelir aklınıza. Elbette edebiyat, mesela Muhteşem Gatsby. Başka? Zelda’sı ve alkol… Gelin görün ki bu fotoğraflar yazarın bambaşka bir yönünü de açığa çıkarıyor. Aktör yönünü… Princeton Üniversitesi’nde okuduğu yıllarda Fitzgerald tiyatro kulübüne üyeymiş. Elbette daha çok yazar olarak katkıda bulunuyormuş oyunlara, zira girdiği birçok denemede reddedildiğine bakılırsa oyuncu olarak herhalde pek […]
Read More
“Henüz” içinde umut barındıran, gelecek vaadinde bulunan bir kelime. Henüz geç kalmadığımızın, daha güzel günler göreceğimizin, değişimin mümkün olduğunun müjdecisi… Ahmet Tulgar birkaç yıllık zaman dilimine yayılan yazılarında “Henüz” diyor. Evet, maden ocaklarında işçiler ölüyor. Evet, cezaevlerinde en temel haklarını alabilmek için açlık grevi yapan tutuklular ölüm sınırına geliyorlar. Evet, yasaklar sürüyor… Şimdilik. Henüz… Ahmet […]
Read More
Oscar Wilde’ın Dorian Gray’in Portresi romanını, daha ilk sayfasını, hani şu Lord Henry Wotton, ressam Basil Hallward ve güzeller güzeli genç Dorian Gray arasındaki konuşmanın başlangıcını okuyup almıştım. Ortaokulda falan olmalıydım ve o gün bugün roman benim için sihrini, güzelliğini yitirmedi. İçinde Dorian Gray geçen ne varsa, üzerine atlamam bundan. Şu fotoğrafı görünce de ilgilendim […]
Read More
Çok eski arkadaşım Cüneyt Cebenoyan sinema ve müzik eleştirileriyle tanınan bir yazar. Birgün’de köşesi var, zaman zaman Bir+Bir gibi bağımsız dergilerde de rastlıyoruz. Onunla yapılmış bir röportajda, Türkiye’nin en özgür film eleştirmeni olduğunu söylemiş. Doğrudur… Ayrıca sağlam kalemdir. Filmlere dair girişi, gelişmesi, sonucu belli yazılar kaleme almaz. Yazılarını bağlarken de o sinir bozucu yüzeysellikteki “sevdim-sevmedim, […]
Read More
Alain de Botton’un Londra’da açtığı Hayat Okulu’nu biliyorsunuz, onunla bu konuda bir röportaj yapmıştım. bence güzel fikir, çok eğlenceli. İşe yarıyor mu, öğrencilerine hayatı öğretiyor mu bilmiyorum. Neyse ki şimdi nihayet merakımı gidermenin bir yolunu buldum. Zira yeni çıkan altı ciltlik Hayat Okulu kitaplığı uzaktan da olsa bu okulun müfredatına dair bir fikir edinmemi sağladı. Kitaplardan […]
Read More
Arzu Akgün yazısına “Paket program bir kader bu” diye başlıyor. Bizans imparatoriçesi Theodora ve Deli Dumrul’la devam ediyor. Arzu’yu, Theodora’yı ve Deli Dumrul’u bir araya getiren şey kader. Lakin Arzu, dedikoducu tarihçi Prokopios’tan okuduğumuz Bizans impatoriçesinden ve Azrail’in canını aşk sayesinde bağışladığı Deli Dumrul’dan çok daha talihli bence. Zira kendi hikayesini kendi kelimeleriyle, kendi duygularıyla […]
Read More
Türkiye’nin en pahalı ressamı olarak anılan Burhan Doğançay’ın 1980’lerde yaptığı Ribbons 58 tuhaf ve güzel bir eser. Üzerinde yırtılmış kağıdın keskin hatları ve rengarenk kurdele parçalarının yumuşak kıvrımları görünüyor, kurdelelerin zemine vuran gölgesi ise Arap kaligrafisini andıran bir şekil, daha doğrusu bir yazı oluşturuyor. Anlatmasını istediğimde fazla konuşmuyor ve şu sözlerle yetiniyor: “Resim, ışık ve […]
Read More
Aylin Alıveren iyi bir dramaturg ve çok başarılı bir senaryo yazarı… Adını bazı televizyon dizilerinden, mesela Küçük Sırlar’dan da biliyor olabilirsiniz. Fakat daha önemlisi, uzun uzun konuşmuşluğumuz olmasa da zeki bakışlı gözleri, güzel gülüşü ve kimseye benzemeyen edaıyla, her rastladığımda kendimi iyi hissetmeme sebep olacak bir aşinalık halesi yayıyor Aylin. yani sevdiğim insanlardan… Bir de […]
Read More
“Yangında ilk kurtarılacaklar”ın konuğu Filiz Kansu, Egoist Okur’a daha önce bir kez yazmıştı. O zaman henüz tanışmıyorduk. Hâlâ tanışamadık. Deli gibi okuyup yazdığını, şu sıralar intihar eylemi üzerine yazdığı kitabını yayınlamaya çalıştığını biliyorum, o kadar. Umarım yakında Facebook yazışmalarının ötesine geçip bir kahve içebiliriz. Lautreamont’den başlayıp Mishima’ya uzanan, arada Deleuze ve Artaud’yu da ağırladığı tavırlı kütüphanesinin […]
Read More
Biliyorsunuz, Egoist Okur takipçisi Arzu Akgün bir süredir Egoist Okur yazarı. Bu yazısı aşk üzerine. Şöyle diyor: “Tanrı hepimize aşık olmasak bile aşk halinde günler versin, hayatla flört etmeyi eksik etmesin içimizden. Susuz kalmaktansa dalgalarla boğuşalım. Aşkın derdi bile güzeldir bazen.” Okuma tavsiyeleri Aşk ve Batı, Çev.Talat Sait Halman- Tarih Sümer’de Başlar, Samuel Noah Kramer […]
Read More
Bazı romanlar niçin satış rekorları kırıyor? Da Vinci Şifresi’yle ortalığın tozunu attıran Dan Brown’ın kazandığı inanılmaz şöhretin sırrı ne? Harry Potter’ın elektrik parasını bile ödemeyecek kadar yoksul olan yazarı J.K. Rowling nasıl dünyanın en zengin kadını oldu? Neden bu yazarların her yazdığı ilgi görüyor? Bir best-seller yazmanın gizli formülü var mı? “Çok satan bir roman […]
Read More
“Sanırım hayat, AZ bir yere gitti. Her şeyin azı makbul gibi. Az düşün, az sev, azla yarat, az bil, az, az, az… Bu azlığa direnenler, ‘işe yaramayan insanlar’ durumuna düştü. Şizofren, duygusal, romantik, manik, bırakın kendi haline… durumuna düşürüldü. Azlıkları fazla olanla baş edilemezdi. Her şey sıradanlaştırıldığı gibi, zorlaştı da böylece. Sevinçlerin, gülüşlerin bile kontrol […]
Read More