









Bazı kitapları karıştırmaya başladıktan sonra bir bakmışsınız ki son sayfaya gelivermişsiniz. İşte Kipri benim böyle bir vapur seyahati sırasında aşık olduğum kitaplardan. Lumpi Lumpi: Mavi ejderhanın sırtında Yunuslara özgürlük! Anlatayım… Mahallede bütün kirpilerin gitmeye can attığı bir park vardı. Parkın önündeyse vızır vızır işleyen bir cadde… Ah ne zordu caddeden karşıya geçmek! Arabalar, bisikletler, kamyonlar, […]
Read More
Ece Dorsay’ı biliyorsunuz. Yürek yakan bir müzisyendir. Dahası çocukluk kahramanım Atilla Dorsay’ın kızıdır. En önemlisi sevilesi bir insandır. İşin tuhafı, onunla henüz tanışmıyoruz. Yani birbirimizi hiç görmedik. Ama uzun süredir arkadaşız. İnternet üzerinden… Yakında nihayet görüşebileceğimizi hissediyorum. Egoist Okur için Ece’den de bir “Efkar Karması” istemezsem içim rahat etmezdi. İyi ki yapmışım. Öyle güzel şarkılar […]
Read More
Malcolm Lowry’nin neredeyse bilinen tek romanı olan Yanardağın Altında bir kült roman. Yazar, bir bölümünü II. Dünya Savaşı sürerken yazdığı ve toplam dokuz yılda kaleme aldığı romanda insanlık ruhu ve varoluş ile ilgili temel dertlerini, yarattığı her bir karakterle, ayrı ayrı anlatıyor. Malcolm Lowry ve eşi Jan Gabrial Malcolm Lowry’den yıkıcı bir roman Uzun yıllarını […]
Read More
Güneşin altında ve internette gerçekten de yeni bir şey yok, her şeyin bir eski versiyonu aranırsa mutlaka bulunuyor. İnanmayacaksınız ama internetin kendisinin bile… Bir Zamanlar Dizisi BİR ZAMANLAR İNTERNET: 19. yüzyılda chat yapmıyorlar mıydı sanki? Bir Zamanlar Teknoloji bölümündeki yeni örnek, Tom Standage’ın The Victorian Internet adlı kitabından. Standage, 19. yüzyılın ikinci yarısında geliştirilen ve […]
Read More
“İçinde doğduğumuz ay ile aramızda hususi bir alaka oluyor sanki. Eylül, nereden bakarsak bakalım münbit bir ay; güz geliyor bir defa, yaz bitiyor. ‘Yazın bittiği her yerde söyleniyor’ sonra, Eylül’ün içinde yaşanan mezalimler akla geliyor, 80 yılı hiç unutulmuyor elbette. Ben de, o saçma günde, ama neyse ki aynı yıl değil, doğuyorum ‘uzak memleket’lerden birinde. […]
Read More
Ünlü romancı Jonathan Safran Foer’ın, et yemenin sakıncalarından bahsettiği Hayvan Yemek adlı kitabın yayınlanmasıyla birlikte, ortalık kelimenin tam anlamıyla karıştı. Et yiyenler, Foer’ın vejetaryenliği dayattığını söyledi. Vejetaryenler onu yeterince tavırlı davranmamakla suçladı. Üretici firmalarsa, yazarın aslında pek de yolunda gitmeyen ekonomiye bir çeşit saldırı girişiminde bulunduğunu öne sürdü. Ben bile Egoist Okur’daki Hayvan Yemek yazısı […]
Read More
Posta kutunuzu açtığınıza sizin de içinize fenalıklar mı geliyor. Hadi Facebook ve Twitter notification’larının gelmesini bir şekilde önlediniz diyelim. Peki ama ya diğer saçma sapan e-postalar? Bankalardan, firmalardan gelen promosyonlar. Faturalar. Zincir mektup felaketleri? Hapishanenin dijital stili… Şahsen ben bunlardan feci şekilde sıkılıyorum. Haksızlık etmeyeyim, güzel, ilginç, okumaya değer şeyler de geliyor elbette ama sayıları […]
Read More
Nezaketsiz başlığım için kusura bakmayın ama kendimi tutamadım. Anlatayım… James Joyce’un Ulysses’i birçok eleştirmene ve okura göre, 20. yüzyılın en büyük başyapıtı. Kendi adıma hiçbir zaman baştan sona eksiksiz bir şekilde okuyamamış olmama rağmen romanı her elime aldığımda, şurasını burasını karıştırdığımda büyüleniyorum. Her sayfası ateşli, her sayfası oyuncaklı, her sayfası tatlı… Paulo Coelho’ya göreyse Ulysses, […]
Read More
Bir romancı niçin roman yazmaya ara verip “yediklerimizle” ilgili bir kitap yazmaya karar verir? Her sofraya oturuşumuzda çocuklarımıza bir hikaye anlattığımızı düşünen Amerikalı Jonathan Safran Foer, vejetaryen olmaya ve Hayvan Yemek adlı kitabı yazmaya, oğlu dünyaya geldiğinde karar vermiş. Ona temiz, düzgün, iyi kalpli, vicdan azapsız ve hormonsuz hikayeler bırakmayı istediği için… Foer’ın en büyük […]
Read More
Bir Zamanlar Teknoloji serisi daha ne kadar uzayabilirdi ki? Bir zamanlar Twitter dedik, Facebook dedik, Instagram dedik, Tumblr dedik… YouTube dedik… Şimdi de Quora çıktı başımıza. Güya yeni. Ama acaba gerçekten yeni mi? Bir Zamanlar Dizisi BİR ZAMANLAR QUORA: Gönül Abla’nın fena halde ciddi bir akademik versiyonu Facebook’tan ayrılan bir grubun kurduğu Quora, Türkiye’de henüz çok […]
Read More
Bir Zamanlar Teknoloji manyağı olduk hepimiz:) Geçenlerde bir blogda iPad‘in fikren aslında 1968’de, Arthur C. Clarke tarafından icat edildiğini okudum. Üşenmedim araştırdım. Clarke’ın ünlü romanı 2001 A Space Odyssey’deki ve tabii daha sonra Stanley Kubrick’in romandan uyarladığı filmdeki Newspad’ler eminim ilginizi çekecek. Bir Zamanlar Dizisi BİR ZAMANLAR iPAD: Gözde oyuncağınız 1968’de icat edilmiş olabilir mi? […]
Read More
“Konserde son olarak ‘Let Me Kiss You’yu çalan Morrissey, şarkının sonunda ‘kalbim sana açık’ sözleri eşliğinde gömleğini çıkarıp attı. Bu şarkıyı dinlerken Morrissey’in ‘gözlerini kapat ve (benim yerime) hayran olacağın birini düşün’ dediği yerde bir an gözlerimi kapatıp Morrissey’in sesinden daha güzel herhangi bir şey düşünmeye çalıştım; beceremedim.” Dün akşam Morrissey ikinci ve belki de […]
Read More
“Biri ‘Seni seviyorum,’ dediğinde, gerçekten söylediği gibi hissettiğinden nasıl emin olabiliriz? Kimsede sözcüklerin doğruluğunu ölçen bir yalan makinesi, itiraf edilen aşkın içtenliğini tartan bir cihaz yoktur! Ama gayet iyi ölçülebilen bir şey vardır: Davranışların içtenliği. Yalnızca bir dostu görmek için dört saat tren yolculuğu yapmak, hasta olduğu için günlerce birinin başında beklemek, partiye gidecek arkadaşına […]
Read More
Gotik rock grubu Almôra, masal diyarından Egoist Okur için ayrıldı. Tabii sadece tek gün, tek bir yazı için… Gates of Time, Kalihora’s Song, Shehrâzad, 1945 gibi albümleriyle tanıdığımız Almôra, besteci Soner Canözer’in tek başına yürüttüğü benzersiz bir proje. Canözer senfonik tabanlı müziğini epik, folk ve gotik temalarla işliyor. Üstelik gördüğü ilgi bu topraklarla sınırlı kalmıyor, Meksika […]
Read More
“Saniyeler ne kadar önemliydi. Bir kaç saniye sonra veya önce davranmak ne garip sonlara neden oluyordu ya da başlangıçlara. Zamanında yapılan öyle az şey vardı ki hayatta. Zaman neydi hem?” Seninle tanışmaya hazırım! Selim şaşırmıştı. Kesin olarak gidiyordu Efsa. Bir daha hiç yazmayacaktı bunu hissediyordu. Döndürmesi gerekiyordu, oyalaması biraz daha online tutması lazımdı. Ne zor […]
Read More
“Bir toplum transseksüel çocuklarını kabul ettiği ölçüde sağlıklıdır. Onlara sahip çıkanlar kalplerinden altın bir nehir aktığını görürler. Siz bu açıdan çok şanslısınız,” diyen Antony yıllar önce gittiğim bir konserinde Türkiye’yi bir çeşit rüya ülke sanıyordu. Bugün de öyle mi bilmiyorum. Son konserine (2025) gidemedim. Dönüşüm sürecini tamamladığını, adının Anohni olarak değiştiğini ve hala çok çok […]
Read More
Matematikçi ve yazar Lewis Carroll’a dair bir hikaye anlatılır. Bir davette tanıştığı Kraliçe Victoria, yazara Alice in Wonderland ve Through the Looking-Glass adlı kitaplarını ne kadar sevdiğini söylemiş ve “Bir sonraki kitabınız çıktığında lütfen bana imzalı bir kopya gönderin” ricasında bulunmuş. Ne olmuş dersiniz? Aradan birkaç ay geçtikten sonra Carroll, Kraliçe Victoria’ya yeni kitabını göndermiş, […]
Read More