









Birkaç haftadır internette bazı kısa filmler dolaşıyordu. Genç yönetmenlerin imzasını taşıyan bu filmler, “Günümüzde Raskolnikov baltasını nereye vururdu” diye soruyordu. Dostoyevski’nin insan olmanın ahlakını suçlu olarak taşıyan kahramanı Raskolnikov’un adını taşıyan bu atraksiyonu epey bir merak ettikten sonra nihayet öğrendik, hepsi daha önce 160. Kilometre kitaplarını da yayınlayan Edebi Şeyler’in başının altından çıkıyormuş. Raskol’un Baltası […]
Read More
Çiğdem Erken, yıllardır Yıldız Teknik Üniversitesi’nde piyano ve oda müziği dersleri veriyor. Ayrıca çeşitli tiyatro oyunlarına yaptığı müziklerle bugüne kadar birçok ödül kazanmış. Geçen yıl Kız Kafası adlı bir albüm çıkardı. Bugünlerde ben ve arkadaşlarım buna takılmış durumdayız… İsmi bile albümü sevmem için sebep. Şarkılar da öyle: Ölürsen Haber Ver, Saçlarım Daha Uzunken, Soyunma, Ağlayamazsın… Bir […]
Read More
Geçen hafta benim için karmakarışık bir haftaydı. Bumerang Ödülleri’ndeki konuşmam, başka koşturmalı işlerim, her şey üst üste gelmişti ve ben kendimi acayip gergin, endişeli hissediyordum. Sonra beklenmedik bir röportaj fırsatı çıktı. Hem de Robert Redford’la… Yani Hollywood’un en yakışıklı adamlarından biriyle… Sakın kimse bana “Adam 76 yaşında, yakışıklılıkla alakası kalmamış” demesin. Hiç öyle değil çünkü. […]
Read More
Kaan Sezyum ne iş yapıyor diye sorusunun tek bir cevabı yok. Şu sıralar Penguen dergisinde yazan bir mizah yazarı elbette ama aynı zamanda başka birçok şey. Gazeteciliğe Duygu Asena’nın yanında başladı. Ardından internetin ilk bloggerlarından biri olarak tanındı. Markaların sosyal medya için hazırladıkları “viral” reklamların sevilen yüzü. Onu Kleopatra, Einstein gibi rollerde izlemiş olmanız kuvvetle […]
Read More
İnsanlar ikiye ayrılır: Tarkovski filmlerini sevmeyenler ve Tarkovski filmlerini sevenler. Sevmeyenler için diyecek bir şey yok… Günümüzde birçok kişi, “Tarkovski filmlerini seyretmeye katlanamıyorum” demenin böbürlenilecek bir şey olduğuna inanıyor ve bunu o filmleri başkalarının görmesini de önlemek istercesine, ısrarla vurguluyor. Bir de Tarkovski filmlerini sevenler var. Ama bence onların da bir kısmı Tarkovski’yi yanlış sebeplerle […]
Read More
Diane Arbus’un çektiği fotoğraflara, onlardaki ‘tekinsiz naifliğe’ bayılıyorum. Dahası, Arbus çekmese, varlıkları bile bilinmeyecek olan bütün o insanların, başkalarına benzememeye ve çirkin bulunmaya aldırış etmeyecek kadar büyük bir özgüven sahibi olduklarını hissediyorum. Ezik durmalarına, gizlenmemelerine, varoluşlarını dünyaya mağrurca ilan etmelerine bayılıyorum. Onlar birer aristokrat… Diane Arbus diyor ki: “Hepimiz günün birinde travmatik bir deneyim yaşayacağımızdan korkarız. Benim ‘hilkat […]
Read More
Rolling Words değişik bir kitap. “Yuvarlanan kelimeler” anlamına geliyor. Yazarı Snoop Dogg, tasarımcısı ise Pereira & O’Dell. Bu aslında sayfalarına sigara sarabildiğiniz bir şiir kitabı. Beyaz Tavşan Birası Snoop Dogg’dan tüttürülebilir kitap Fikir hoşuma gitti ama doğrusu almadım, henüz kitapları tüttürmek veya yakmak fikrine alışabilmiş değilim. Ayrıca Snoop Dogg’ın iflah olmaz hayranı da sayılmam. Zaten ünlü […]
Read More
Buz Prenses’in yazarı Camilla Läckberg’le röportaj yapmak için gittiğim Stockholm’de, onun aynı zamanda bir yaratıcı yazarlık hocası olduğunu öğrendim. Hatta Camilla yıllar önce bu sebeple İstanbul’a bile gelmiş. Şöyle ki; İsveç’teki bir yazarlık kursu öğrencilerini zaman zaman başka ülkelere de götürüyormuş. Farklı yerler görüp farklı insanlar tanısınlar, ufukları açılsın diye… Kursun öğretmenlerinden olan Camilla da […]
Read More
Ceylan Ertem güzel bir kadın. Hem ruhu güzel, hem sesi, hem de kendisi. İkinci solo albümü Ütopyalar Güzeldir ile müzikal kariyerinin uzun soluklu olacağını ispatlıyor. Albüm; farklı bir söylemi; deneysel çalışmaları da içinde barındırıyor. 80’lerde doğan, 2000’li yıllarda farklı bir müzikal tavrı sürdüren isimlerden biri olan Ceylan Ertem, “Tüm fikirlerin birbirine karıştığı” bir dönemden yolun […]
Read More
Sel Yayıncılık’tan çıkan pek leziz “Mutluluk için Felsefe”yi okuduktan sonra yazarı Mark Vernon’a bir mail attım. Onda mutluluğun daha kısa ve net bir tarifi var mı diye? Bu gayet salakça soruma son derece akıllıca bir cevap verdi Vernon. Buyurun, okuyun… Feylesof yazar Vernon’a göre mutluluğun tarifi: Düşünmeyin, nefes alın! “Benim tavsiyem mutluluğu unutmanız. Daha doğrusu […]
Read More
Okan Bayülgen’in programında dönen geyik çekiciydi. “En seksi roman kahramanı hangisi size göre?” diye sordu bir gece Bayülgen programına katılan konuklara. Aldığı cevaplar kem ve de kümden öteye gitmedi. Böyle olunca, içimdeki şeytan uyanıp daha önce de sık sık yaptığı gibi harekete geçti. O gece bu soruyu başkalarına da sormak iyi bir fikir gibi göründü […]
Read More
Seray Şahiner’i tanıyorsunuz, Gelin Başı ve Hanımların Dikkatine adı kitaplarından, Egoist Okur’da yayınlanan röportajlarından. Seray Egoist Okur için bu kez en seksi bulduğu roman kahramanını anlatmayı denedi. Sonunda da Aziz Nesin’in Tatlı Betüş’ünde karar kıldı. “Denedi” dediysem, lafın gelişi, yazdı. Hem de şahane yazdı. Ama bunun için önce içindeki “öyle yapma, böyle giyinme, şöyle yazma” […]
Read More
Romanlarında bildiğim en güçlü kimi zaman da yıkıcı hatta tehlikeli ama mutlaka müthiş cazibeli kadın karakterlerden birkaçını yaratmış olan İnci Aral, Unutmak adlı kitapta Tolga Meriç’in “Aşksız cinselliği tükenişe, bitişe, ölüme dair mi buluyorsunuz?” sorusunu şöyle cevaplamış: “Hayır, hiç öyle bulmuyorum. Cinsellik aşksız da olabilir. Aşksız birlikteliklerin onur kırıcı olarak yansıtılması toplumun genel bakışıyla ilgili. […]
Read More
Egoist Okur’un “En seksi roman kahramanı hangisi?” sorusuna cevaplar gelmeye devam ediyor… Topladığı tepkilere de iyi tarafından bakmak gerektiğine inanıyorum. Pornografik bir dil kullanarak güya edebiyatçıları ama aslında edebiyatı aşağılamayı ve küçük düşürmeyi deneyen büyümemiş ergen zihniyetli bir internet sitesi bile yayın hayatında ilk kez “siyaseten doğrucu” bir dil kullanarak eleştirdi bizi. Eh, eğleniyorlarsa sorun […]
Read More
“Masumiyet Müzesi’nin Sibel’inde öyle bir cazibe var ki gücü motive eden güçsüzlükten, azmi tetikleyen kırılganlıktan ve mucize yaratma (hatta bizzat mucize olma) arzusundaki çaresizlikten serpilip büyüyor. Tam da bu yüzden hüzünden beslenen bir seksi cazibe bu; yaralanmış, kaybettiği esrikliğe hep ulaşmak için çabalayan ama başaramayan bir arzunun cazibesi… Geriye kalansa, yine de paylaşılmaya devam eden, […]
Read More
Marilyn Monroe’nun edebiyatçılarla karşılaşmalarını yazacağımı söylemiştim. Lakin bu karşılaşmaların her zaman parlak olacağına dair bir vaatte bulunmamıştım. Galiba merhum aktrisin arası genelde devlet başkanlarıyla daha iyi oluyormuş. Hayır, J.F. Kennedy’den değil Sovyet lider Kruşçev’den bahsediyorum. Lolita, Ada ya da Arzu, Karanlıkta Kahkaha, Solgun Ateş ve Konuş Bellek’in yazarı Vladimir Nabokov ise anlaşılan Kruşçev’in aksine, ünlü […]
Read More
Özgen Kılıçarslan Danyal’la şimdiye dek birkaç kez telefonda konuşmuştuk. Hayal adında bir yayınevi olduğunu, şiir kitaplarının yanı sıra bir de edebiyat dergisi çıkardığını biliyordum. Korkusuzca hayallerinin peşine düşenlerden olduğunu, Hayal dergisini ve Hayal Yayınları’nı ayakta tutabilmek için büyük bir özveriyle çalıştığını öğrenmiştim. Bugün nihayet onunla tanıştık. Karşımda, anlatılanlardan çok daha fazlasını buldum. Bugüne dek yaptıklarını, gelecekte […]
Read More
Öleli 50 yıl oldu ama hâlâ çok güzel, hâlâ masum… Ve Egoist Okur, güzel olan her şeyi sevdiği gibi Marilyn Monroe’yu da çok seviyor. İşte onunla ilgili en güzel hikayelerden biri ama tabii gerçek. Yıl 1959. Soğuk bir şubat günü. Carson McCullers, Marilyn Monroe ve Danimarkalı egzantrik yazar Isak Dinesen (ya da bizde daha çok bilinen […]
Read More
Bu yazıyı yıllar önce yazmıştım, çok zaman geçti, ben değiştim. Artık epeyce profesyonel bir flâneur’üm mesela :) Yani okuduğunuzda oradakinin eski ben olduğunu unutmayın. Bir zamanlar Londra’da :) Hyde Park’ta flaneur’ler… Lekeli bir zihnin oyunları Eskiden İstanbul’daki bütün sahaf dükkanlarını tanıdığımı söyleyebilirdim kolaylıkla. Hangi sokağın hangi ıssız köşesinde bir kitapçı vardı, bilirdim. İyi bir sahaf […]
Read More
HT Magazin’in yayın yönetmen yardımcısı ve köşe yazarı Kadir Kaymakçı nevi şahsına münhasır biri. Aynı zamanda işe gitmeyi benim için zevkli hale getirenlerden. Düşünün, öyle bir adam ki ayak üstü sohbetlerde bile size Nabokov’dan söz ediyor hatta laf arasına Karanlıkta Kahkaha’dan ya da yazarın öteki romanlarından alıntılar katıyor. Sonra Italo Calvino seviyor. Ne bileyim, siz […]
Read More
Eskiden ekonomist olan Camilla Läckberg, İsveç’in en çok satan yazarı. Buz Prenses adlı romanı bizde de yayınlandı. Her biri rekor kıran öteki kitapları da bu kış sırayla yayınlanacak. Onunla Stockholm’de buluştuğumuzda, yazar olmaya nasıl karar verdiğini anlattı. Söyledikleri içinde en çok aklımda kalansa şu cesaret veren cümlesi oldu: “Bir hayalin peşinden giderek bütün hayatımı değiştirebilmiş […]
Read More
Grinin 50 Tonu biraz 9,5 Hafta’ya, biraz da Sekreter’e benziyor. 9,5 Hafta Elizabeth McNeill ismini kullanan bir kadının hatıratından, Sekreter’se Mary Gaitskill’in Bad Behaviour adlı öyküsünden uyarlanan filmlerdi. İkisini de seyretmiştim ama uyarlandıkları kitapları okumamıştım. Gri vesilesiyle Gaitskill’in öyküsünü okudum, filmle hiç alakası olmasa bile gayet güzeldi. (Öykü ile film hakikaten bambaşka şeyler anlatıyorlar.) McNeill’ın hatıratının […]
Read More
E. L. James’in yazdığı Grinin Elli Tonu (Fifty Shades of Grey), 2011 tarihli bir roman. Fakat bir yıl içinde ulaştığı okur sayısı inanılmaz. İngiltere’de “tüm zamanların en çok okunan romanı” ünvanını alarak Harry Potter serisinin ilk kitabını geçtiği için de, kırılması zor bir rekorun sahibi. Aşağıda dünyanın bu en çok kazanan yazarından minik bir yazma […]
Read More