









Rolling Words değişik bir kitap. “Yuvarlanan kelimeler” anlamına geliyor. Yazarı Snoop Dogg, tasarımcısı ise Pereira & O’Dell. Bu aslında sayfalarına sigara sarabildiğiniz bir şiir kitabı. Beyaz Tavşan Birası Snoop Dogg’dan tüttürülebilir kitap Fikir hoşuma gitti ama doğrusu almadım, henüz kitapları tüttürmek veya yakmak fikrine alışabilmiş değilim. Ayrıca Snoop Dogg’ın iflah olmaz hayranı da sayılmam. Zaten ünlü […]
Read More
Buz Prenses’in yazarı Camilla Läckberg’le röportaj yapmak için gittiğim Stockholm’de, onun aynı zamanda bir yaratıcı yazarlık hocası olduğunu öğrendim. Hatta Camilla yıllar önce bu sebeple İstanbul’a bile gelmiş. Şöyle ki; İsveç’teki bir yazarlık kursu öğrencilerini zaman zaman başka ülkelere de götürüyormuş. Farklı yerler görüp farklı insanlar tanısınlar, ufukları açılsın diye… Kursun öğretmenlerinden olan Camilla da […]
Read More
Ceylan Ertem güzel bir kadın. Hem ruhu güzel, hem sesi, hem de kendisi. İkinci solo albümü Ütopyalar Güzeldir ile müzikal kariyerinin uzun soluklu olacağını ispatlıyor. Albüm; farklı bir söylemi; deneysel çalışmaları da içinde barındırıyor. 80’lerde doğan, 2000’li yıllarda farklı bir müzikal tavrı sürdüren isimlerden biri olan Ceylan Ertem, “Tüm fikirlerin birbirine karıştığı” bir dönemden yolun […]
Read More
Sel Yayıncılık’tan çıkan pek leziz “Mutluluk için Felsefe”yi okuduktan sonra yazarı Mark Vernon’a bir mail attım. Onda mutluluğun daha kısa ve net bir tarifi var mı diye? Bu gayet salakça soruma son derece akıllıca bir cevap verdi Vernon. Buyurun, okuyun… Feylesof yazar Vernon’a göre mutluluğun tarifi: Düşünmeyin, nefes alın! “Benim tavsiyem mutluluğu unutmanız. Daha doğrusu […]
Read More
Okan Bayülgen’in programında dönen geyik çekiciydi. “En seksi roman kahramanı hangisi size göre?” diye sordu bir gece Bayülgen programına katılan konuklara. Aldığı cevaplar kem ve de kümden öteye gitmedi. Böyle olunca, içimdeki şeytan uyanıp daha önce de sık sık yaptığı gibi harekete geçti. O gece bu soruyu başkalarına da sormak iyi bir fikir gibi göründü […]
Read More
Seray Şahiner’i tanıyorsunuz, Gelin Başı ve Hanımların Dikkatine adı kitaplarından, Egoist Okur’da yayınlanan röportajlarından. Seray Egoist Okur için bu kez en seksi bulduğu roman kahramanını anlatmayı denedi. Sonunda da Aziz Nesin’in Tatlı Betüş’ünde karar kıldı. “Denedi” dediysem, lafın gelişi, yazdı. Hem de şahane yazdı. Ama bunun için önce içindeki “öyle yapma, böyle giyinme, şöyle yazma” […]
Read More
Romanlarında bildiğim en güçlü kimi zaman da yıkıcı hatta tehlikeli ama mutlaka müthiş cazibeli kadın karakterlerden birkaçını yaratmış olan İnci Aral, Unutmak adlı kitapta Tolga Meriç’in “Aşksız cinselliği tükenişe, bitişe, ölüme dair mi buluyorsunuz?” sorusunu şöyle cevaplamış: “Hayır, hiç öyle bulmuyorum. Cinsellik aşksız da olabilir. Aşksız birlikteliklerin onur kırıcı olarak yansıtılması toplumun genel bakışıyla ilgili. […]
Read More
Egoist Okur’un “En seksi roman kahramanı hangisi?” sorusuna cevaplar gelmeye devam ediyor… Topladığı tepkilere de iyi tarafından bakmak gerektiğine inanıyorum. Pornografik bir dil kullanarak güya edebiyatçıları ama aslında edebiyatı aşağılamayı ve küçük düşürmeyi deneyen büyümemiş ergen zihniyetli bir internet sitesi bile yayın hayatında ilk kez “siyaseten doğrucu” bir dil kullanarak eleştirdi bizi. Eh, eğleniyorlarsa sorun […]
Read More
“Masumiyet Müzesi’nin Sibel’inde öyle bir cazibe var ki gücü motive eden güçsüzlükten, azmi tetikleyen kırılganlıktan ve mucize yaratma (hatta bizzat mucize olma) arzusundaki çaresizlikten serpilip büyüyor. Tam da bu yüzden hüzünden beslenen bir seksi cazibe bu; yaralanmış, kaybettiği esrikliğe hep ulaşmak için çabalayan ama başaramayan bir arzunun cazibesi… Geriye kalansa, yine de paylaşılmaya devam eden, […]
Read More
Marilyn Monroe’nun edebiyatçılarla karşılaşmalarını yazacağımı söylemiştim. Lakin bu karşılaşmaların her zaman parlak olacağına dair bir vaatte bulunmamıştım. Galiba merhum aktrisin arası genelde devlet başkanlarıyla daha iyi oluyormuş. Hayır, J.F. Kennedy’den değil Sovyet lider Kruşçev’den bahsediyorum. Lolita, Ada ya da Arzu, Karanlıkta Kahkaha, Solgun Ateş ve Konuş Bellek’in yazarı Vladimir Nabokov ise anlaşılan Kruşçev’in aksine, ünlü […]
Read More
Özgen Kılıçarslan Danyal’la şimdiye dek birkaç kez telefonda konuşmuştuk. Hayal adında bir yayınevi olduğunu, şiir kitaplarının yanı sıra bir de edebiyat dergisi çıkardığını biliyordum. Korkusuzca hayallerinin peşine düşenlerden olduğunu, Hayal dergisini ve Hayal Yayınları’nı ayakta tutabilmek için büyük bir özveriyle çalıştığını öğrenmiştim. Bugün nihayet onunla tanıştık. Karşımda, anlatılanlardan çok daha fazlasını buldum. Bugüne dek yaptıklarını, gelecekte […]
Read More
Öleli 50 yıl oldu ama hâlâ çok güzel, hâlâ masum… Ve Egoist Okur, güzel olan her şeyi sevdiği gibi Marilyn Monroe’yu da çok seviyor. İşte onunla ilgili en güzel hikayelerden biri ama tabii gerçek. Yıl 1959. Soğuk bir şubat günü. Carson McCullers, Marilyn Monroe ve Danimarkalı egzantrik yazar Isak Dinesen (ya da bizde daha çok bilinen […]
Read More
Bu yazıyı yıllar önce yazmıştım, çok zaman geçti, ben değiştim. Artık epeyce profesyonel bir flâneur’üm mesela :) Yani okuduğunuzda oradakinin eski ben olduğunu unutmayın. Bir zamanlar Londra’da :) Hyde Park’ta flaneur’ler… Lekeli bir zihnin oyunları Eskiden İstanbul’daki bütün sahaf dükkanlarını tanıdığımı söyleyebilirdim kolaylıkla. Hangi sokağın hangi ıssız köşesinde bir kitapçı vardı, bilirdim. İyi bir sahaf […]
Read More
HT Magazin’in yayın yönetmen yardımcısı ve köşe yazarı Kadir Kaymakçı nevi şahsına münhasır biri. Aynı zamanda işe gitmeyi benim için zevkli hale getirenlerden. Düşünün, öyle bir adam ki ayak üstü sohbetlerde bile size Nabokov’dan söz ediyor hatta laf arasına Karanlıkta Kahkaha’dan ya da yazarın öteki romanlarından alıntılar katıyor. Sonra Italo Calvino seviyor. Ne bileyim, siz […]
Read More
Eskiden ekonomist olan Camilla Läckberg, İsveç’in en çok satan yazarı. Buz Prenses adlı romanı bizde de yayınlandı. Her biri rekor kıran öteki kitapları da bu kış sırayla yayınlanacak. Onunla Stockholm’de buluştuğumuzda, yazar olmaya nasıl karar verdiğini anlattı. Söyledikleri içinde en çok aklımda kalansa şu cesaret veren cümlesi oldu: “Bir hayalin peşinden giderek bütün hayatımı değiştirebilmiş […]
Read More
Grinin 50 Tonu biraz 9,5 Hafta’ya, biraz da Sekreter’e benziyor. 9,5 Hafta Elizabeth McNeill ismini kullanan bir kadının hatıratından, Sekreter’se Mary Gaitskill’in Bad Behaviour adlı öyküsünden uyarlanan filmlerdi. İkisini de seyretmiştim ama uyarlandıkları kitapları okumamıştım. Gri vesilesiyle Gaitskill’in öyküsünü okudum, filmle hiç alakası olmasa bile gayet güzeldi. (Öykü ile film hakikaten bambaşka şeyler anlatıyorlar.) McNeill’ın hatıratının […]
Read More
E. L. James’in yazdığı Grinin Elli Tonu (Fifty Shades of Grey), 2011 tarihli bir roman. Fakat bir yıl içinde ulaştığı okur sayısı inanılmaz. İngiltere’de “tüm zamanların en çok okunan romanı” ünvanını alarak Harry Potter serisinin ilk kitabını geçtiği için de, kırılması zor bir rekorun sahibi. Aşağıda dünyanın bu en çok kazanan yazarından minik bir yazma […]
Read More
Bazı kitapları karıştırmaya başladıktan sonra bir bakmışsınız ki son sayfaya gelivermişsiniz. İşte Kipri benim böyle bir vapur seyahati sırasında aşık olduğum kitaplardan. Lumpi Lumpi: Mavi ejderhanın sırtında Yunuslara özgürlük! Anlatayım… Mahallede bütün kirpilerin gitmeye can attığı bir park vardı. Parkın önündeyse vızır vızır işleyen bir cadde… Ah ne zordu caddeden karşıya geçmek! Arabalar, bisikletler, kamyonlar, […]
Read More
Ece Dorsay’ı biliyorsunuz. Yürek yakan bir müzisyendir. Dahası çocukluk kahramanım Atilla Dorsay’ın kızıdır. En önemlisi sevilesi bir insandır. İşin tuhafı, onunla henüz tanışmıyoruz. Yani birbirimizi hiç görmedik. Ama uzun süredir arkadaşız. İnternet üzerinden… Yakında nihayet görüşebileceğimizi hissediyorum. Egoist Okur için Ece’den de bir “Efkar Karması” istemezsem içim rahat etmezdi. İyi ki yapmışım. Öyle güzel şarkılar […]
Read More
Malcolm Lowry’nin neredeyse bilinen tek romanı olan Yanardağın Altında bir kült roman. Yazar, bir bölümünü II. Dünya Savaşı sürerken yazdığı ve toplam dokuz yılda kaleme aldığı romanda insanlık ruhu ve varoluş ile ilgili temel dertlerini, yarattığı her bir karakterle, ayrı ayrı anlatıyor. Malcolm Lowry ve eşi Jan Gabrial Malcolm Lowry’den yıkıcı bir roman Uzun yıllarını […]
Read More
Güneşin altında ve internette gerçekten de yeni bir şey yok, her şeyin bir eski versiyonu aranırsa mutlaka bulunuyor. İnanmayacaksınız ama internetin kendisinin bile… Bir Zamanlar Dizisi BİR ZAMANLAR İNTERNET: 19. yüzyılda chat yapmıyorlar mıydı sanki? Bir Zamanlar Teknoloji bölümündeki yeni örnek, Tom Standage’ın The Victorian Internet adlı kitabından. Standage, 19. yüzyılın ikinci yarısında geliştirilen ve […]
Read More
“İçinde doğduğumuz ay ile aramızda hususi bir alaka oluyor sanki. Eylül, nereden bakarsak bakalım münbit bir ay; güz geliyor bir defa, yaz bitiyor. ‘Yazın bittiği her yerde söyleniyor’ sonra, Eylül’ün içinde yaşanan mezalimler akla geliyor, 80 yılı hiç unutulmuyor elbette. Ben de, o saçma günde, ama neyse ki aynı yıl değil, doğuyorum ‘uzak memleket’lerden birinde. […]
Read More
Ünlü romancı Jonathan Safran Foer’ın, et yemenin sakıncalarından bahsettiği Hayvan Yemek adlı kitabın yayınlanmasıyla birlikte, ortalık kelimenin tam anlamıyla karıştı. Et yiyenler, Foer’ın vejetaryenliği dayattığını söyledi. Vejetaryenler onu yeterince tavırlı davranmamakla suçladı. Üretici firmalarsa, yazarın aslında pek de yolunda gitmeyen ekonomiye bir çeşit saldırı girişiminde bulunduğunu öne sürdü. Ben bile Egoist Okur’daki Hayvan Yemek yazısı […]
Read More