









Az önce Deniz Durukan’la konuştuk. Bugün yitirdiğimiz Ayten Alpman’dan bahsettik; onun muhteşem şarkıcılığından, siyah küt saçlarıyla yıllardır hayatımızda hep aynı kalabilmiş nadir güzel şeylerden biri oluşundan… Ve tabii ona dair diğer şeylerden… Yazarlığının, şairliğinin yanı sıra tanıdığım en iyi röportajcılardan biri de olan Deniz, Ayten Alpman’la 10 yıl önce yaptığı bir röportajı gönderdi sonra Egoist […]
Read More
Filiz Kansu’yla tanışmıyoruz. Hakkında bildiklerim de fazla değil. Ehlileştirilemeyen ruhlardan olduğunu, bir de saplantılı bir şekilde yazdığını biliyorum sadece. Kansu bu yazıda gazeteci, yazar arkadaşım Füsun’a “12 Eylül gibi mühürlenmiş bir zamanın kilitlerini açıyorsun, bir çilingir maharetiyle” diyor. İtiraf ediyorum, okurken gözlerim doldu. Romanı eline alıp bir gecede bitiren, sonra da sabaha karşı bu yazıyı […]
Read More
Muhteşem Yüzyıl’dan ve hastalığının ortaya çıkışından kısa süre öne konuşmuştuk Meral Okay’la. Ümit Ünal’ın yazıp yönettiği Kaptan Feza diye bir filmde oynuyordu. Masumiyet özlemimize, arayışımıza karşılık geliyordu o film. Meral Okay da bir uzaylıyla dostluk kuran kadındı. Fakat o uzaylı hiç de uzaklardan gelmiş sayılmazdı aslında, çok vardı aramızda onlardan, çoğu zaman görmesek, görmezden gelsek […]
Read More
“Son yılların en etkileyici erkek vokallerinden bazıları. Boğucu, gösterişsiz, çıkışsız… Bir nevi Joy Division ekolü… Bu adamlar işi sesi güzel olmanın, iyi şarkı söylemenin ötesine götürmüşler bence. O sesleri nerelerinden nasıl çıkarıyorlar aklım almıyor. ‘Onlardaki ses teliyse bendeki ne?’ diye de düşünmeden edemiyorum.” Romantik Korku, Rüya Günlüğü, Boş Zaman, Bir Yaz Gecesi Kâbusu, Apartman Boşluğu, […]
Read More
Bugünlerde Calibri adını çok duyuyoruz. Calibri dünyanın en çok kullanılan yazı fontu. Bizim hayatımıza girme sebebiyse Balyoz Davası. İyi ama bir yazı fontu böylesine kapsamlı bir davanın seyrini değiştirebilir mi? “Nedir bu Calibri’nin aslı astarı” diye merak etmek bizim de hakkımız değil mi? Simon Garfield’dan şahane kitap: “Tam Benim Tipim” Bugünlerde hayatımıza Calibri denen bir […]
Read More
Çok eski yılların Tumblr’ı ya da dünyanın bütün diyarlarından toplanmış harikalarla dolu odalar… Bir Zamanlar Dizisi BİR ZAMANLAR TUMBLR: Herkesin bir “harikalar odası” olmalı Çok eskiden, Rönesans Avrupa’sında da insanların birer Tumblr’ları, daha doğrusu, gördükleri ilginç nesneleri, tuhaf şeyleri, sanat eserlerini yahut ne kadar bilgili olduklarını, ne kadar gezip dolaştıklarını gösterecek birer Wunderkammer’leri (harikalar odası) […]
Read More
İnternet sitesi Metafilter‘a göre, Facebook’tan önce içeriği değilse bile işleyişi ona çok benzeyen The Republic of Letters vardı. Bir Zamanlar Dizisi BİR ZAMANLAR FACEBOOK: 300 yıl öncesinin bağımsız iletişim ağı 17. yüzyılda entelektüellerin oluşturduğu kalabalık ve karışık bir ağ olan The Republic of Letters, coğrafi sınırları ve dil farklılıklarını aşarak Aydınlanma Çağı’nın en önemli fikir adamlarını […]
Read More
Maru the Cat tarzı saçma ama çok eğlenceli kısa filmleri seyredebileceğiniz en iyi yer neresi? YouTube mu? Eh, elbette. YouTube, zamanımızın sosyal medya fenomenlerinin neredeyse en önemlisi. Ama aslında o bile yeni sayılmaz. Güneşin altında yeni bir şey olmadığını ve Twitter, Facebook, YouTube gibi sosyal medya araçlarının aslında hiç de yeni sayılamayacağını çeşitli vesilelerle yazdım, okudunuz. O halde […]
Read More
Güneşin altında belki de gerçekten yeni bir şey yoktur! Bugün okuduğum bir haber, Twitter, Facebook, Quora, YouTube ve Tumblr gibi sosyal medya araçlarının aslında hiç de yeni olmadığını, bazılarının kökeninin çok çok eskilere dayandığını bana hatırlattı. Mesela gündelik meşguliyetimiz olan tweetler, bundan tam 100 yıl önce, Rimbaud ve Joyce gibi edebiyat dehalarını keşfeden anarşist sanat […]
Read More
Sabahattin Ali’yi daha çok, popüler şarkılara dönüşen şiirlerinden ve filme çekilen eserlerinden tanıyoruz. Bir de en çok filme çekilmesi istenen romanın, Kürk Mantolu Madonna’nın yazarı olması vesilesiyle… Öldürülmesinin üstündeki sis perdesiyle siyasi tarihimiz açısından da önemli bir isim Sabahattin Ali. ve işte onu daha yakından tanımak için iki fırsat: Kızı Filiz Ali’nin yazdığı Filiz Hiç […]
Read More
Her şey, John Malkovich olmak ve Vahşi Şeyler filmlerinin yönetmeni Spike Jonze, kitap kapaklarından esinlenerek tasarladığı işlemeli el çantalarıyla şöhret olan Olympia Le-Tan’la tanışıp ondan duvarına asmak için bir Gönülçelen işlemesi hazırlamasını istediğinde başladı. Tasarımcının, J.D. Salinger’ın yapıtının kapağını işlemek karşılığında istediği tek bir şey vardı: Birlikte bir film yapmaları. Yönetmen Spike Jonze, unutulmuş kitap kapaklarına […]
Read More
“En seksi roman kahramanı hangisi?” sorusuna Ambulansla Dünya Turu’nun yazarı Melida Tüzünoğlu’nun da bir cevabı var. Kısa ve net: Andre Breton’un Nadja’sı… Nadja’ya bir Dostoyevski karakteri ve Reşat Nuri Güntekin’in yarattığı çirkin ve son derece huysuz olan motosikletli adam eşlik ediyor… Gülenay Börekçi “Çünkü eldivenleri vardı Nadja’nın…” Tabii ki Nadja. Andre Breton’un Nadja’sı. Çünkü eldivenleri vardı […]
Read More
Yazarların evleri, kütüphaneleri filan derken sıra onların en mahrem alanlarına, yatak odalarına geldi. Bu yakınlarda taşınacağım ya; o yüzden internetteki dekorasyon sitelerini gezip duruyorum. The Apartment Therapy’deki habere resmen bayıldım. En sevdiğim birkaç yazarın yatak odalarını görmek muhteşemdi. O odaların sevgili yazarlarımın âşık oldukları, hayal kurdukları, uyudukları, düş gördükleri, öfkelendikleri, belki ağladıkları, yaralarını iyileştirdikleri ve […]
Read More
Obi adını verdikleri ilk albümlerini yayınlayan Kafabindünya’yla ilgili her yazıda karşıma postrock ibaresi çıksa da, grup üyeleri sanırım yaptıkları müziğe etiket aramaya pek meraklı değiller. Ben de meraklı değilim. O yüzden müziklerini başka türlü tarif etmeyi deneyebilirim. Mesela parçalarının sözlere ihtiyaç duymaksızın uzayıp gittiğini söylerim. Halet-i ruhiyenizi karıştırdıklarını; kimi zaman yumuşacık bir dokunuşla kalbinizi okşarken […]
Read More
Nora Romi, okuduğum en matrak yazılardan bir kısmının yazarı. No Name diye bi köşesi vardı eskiden, bir de kısacık yazılardan oluşan Sanırım Seninle Uzun Uzun Konuşmamız Gereken Şeyler Var Kürşat’cığım adlı kitabı… Köşesi ve o kitaptaki yazıları, özellikle de muhakkak tanışmak gereken biri olduğunu tahmin ettiğim annesine dair olanlar çok güzeldir. Sonra Nora evlendi, anne […]
Read More
Füsun Saka’yı size daha önce çok anlattım. Gazeteci olduğunu, Egoist Okur’a Zamansız Hikayeler yazdığını, fotoğraf sanatısı ve gezi küratörü Süha Derbent’le evli olduğunu, kedileri ve diğer bütün vahşi yaratıkları sevdiğini, bir de çok yakın arkadaş olduğumuzu biliyorsunuz. İlk romanının bazı bölümlerinin daha çıkmadan Egoist Okur’da yayınlandığını da biliyorsunuz. Füsun’un kitabı beni kendi kitabım çıkmış kadar […]
Read More
Vladimir Nabokov’un romanı Lolita’nın bugüne dek hep yanlış kapaklarla çıktığını düşünen mimar ve blogger John Bertram, şimdiye kadarkinden çok daha iyi bir Lolita kapağı hazırlamalarını sağlamak için tasarımcılar arasında bir yarışma düzenledi. Yarışmaya katılan kapaklar arasından seçilen 60 tanesi şimdi bir kitap olarak da yayınlanıyor. Nabokov’un Lolita kapaklarına dair düşündüklerini merak edenler bu video’ya göz […]
Read More
Ray Bradbury’nin ilk öykülerini daha doğrusu Fahrenheit 451’e giden yoldaki ilk ürünlerini bir araya getiren Yakma Zevki adlı kitap son günlerde beni en mutlu eden şey oldu. Bu vesileyle Ray Bradbury’nin okuma zevki, Mars’a seyahat ve demokrasinin temelleri üzerine fikirlerini dile getirdiği röportajı izleyin istedim. Sonrasında, İthaki Yayınları’ndan çıkan Yakma Zevki’ni mutlaka edinmek şartıyla… Ray […]
Read More
“Size göre en seksi roman kahramanı hangisi?” sorusuna cevap bu kez Aslı Tohumcu’dan geldi. Aslı öyle güzel anlattı ki Yüzüklerin Efendisi Üçlemesi’nin Aragorn’unu, onun bir fantastik roman kahramanı olduğunu unutup üzüldüm böyle korkusuz, gözüpek, mütevazı, akıllı, kararlı, sabırlı, iyicil bir adam vardı da ben mi rastlayamadım bir türlü diye… Ama aslında üzülmek yersiz. Kütüphaneden Yüzüklerin […]
Read More
Ben yeni seyrettim. The Fantastic Flying Books of Mr. Morris Lessmore bu sene en iyi anime kısa film dalınca Oscar alan yapımmış. Çok çok güzel, o yüzden de sizinle paylaşmak istedim. Kitaplar herkes okusun diye var The Fantastic Flying Books of Mr. Morris Lessmore, bilgisayar animasyonları, stop motion tekniği ve eski usul elle çizimlerin bir araya […]
Read More
2666, kimilerinin 21. yüzyılın en büyük romancısı saydığı Şilili Roberto Bolaño’nun 2004’te, yani ölümünden bir yıl sonra yayınlanan son romanı. Bolaño, tedavisi güç hastalığının son aşamalarında bile inatla ve sabırla romanı üzerinde çalışmış, ilk taslaklarıysa yakında bu dünyadan göçüp gideceğini bilen bir adamın “Ya yetiştiremezsem” endişesi ve aceleciliğiyle yayıncısına teslim ettikten hemen sonra da ölmüştü. […]
Read More