Egoist okur

Tanpınar’ın bir sinema tutkunu olarak portresi

Sinema dergisi Rabarba’nın Ekim sayısı okurları büyük romancımız Ahmet Hamdi Tanpınar’ın yayınlanmamış senaryolarıyla buluşturuyor. Dergiyi edinmenizi hararetle tavsiye ederim ama öncesinde Tanpınar’ın araştırmacı yazar Handan İnci ve ekibi tarafından gün ışığına çıkarılan senaryolarına, film eleştirilerine kısaca bir göz atmaya ne dersiniz? Gülenay Börekçi Bu sayısıyla arşivinizde bulunması gereken Rabarba Dergisi’ne teşekkürler. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın film eleştirilerinden […]

Read More

Edebiyatçıların vazgeçemedikleri alışkanlıkları

Biri istiridyesiz yazamıyor, diğeri fıstıksız düşünemiyor. Zihnini koyunun koyusu kahveyle açan da var, elma sirkesiyle açan da… Peki ya koegzistans? İşte edebiyatçıların yazma rutinleri… Gülenay Börekçi Yazarların yaratma süreci esnasında vazgeçemedikleri alışkanlıkları var. Mesela Walt Whitman güne istridye ve etle başlamazsa iyi yazamıyormuş, Gustave Flaubert ise yumurtalı, sebzeli, peynirli ve meyveli hafif bir kahvaltının üzerine […]

Read More

Mona Lisa’nın gülüşünü çizebilir misin?

Bana sorarsanız, son aylarda çocuklar için bundan daha güzel kitap çıkmadı. Sırf çocuklar değil, büyükler için de. Mesela benim bu yaz saatlerce sayfaları arasına gömüldüğüm ve sayesinde en mutlu olduğum kitap bu. Adı, “Gel Beraber Resim Yapalım”. Önce yazarı Marion Deuchars’la röportajımıza bir göz atın, sonra da bence mutlaka kitabı edinin. İster en yakınınızdaki canı […]

Read More

Alys, ruhyiyiciler ve karanlık bir peri masalı

“Seni canavarlıkla suçlayanlar arasında kendi haklılığından en fazla emin olanlar, aslında en korkutucu canavarlardır…” Ünlü yazarların editörü Peternelle van Arsdale’in ilk romanı “Mahluk da Orrman’a Ait” karanlık bir peri masalı. Genç Yetişkin kategorisindeki kitap ünlü yönetmen Ridley Scott’ın ilgisini çekti, yakında sinema uyarlamasını da izleyeceğiz. Ben romanı çok sevdim. Tek sevmediğim yanı açıkçası Türkçe yayıncının […]

Read More

“Çizgi romanla roman arasında fark göremiyorum”

Artık bir gündüz kuşu haline gelmeye çalışsa da çizer, yazar ve yayıncı arkadaşım Kutlukhan Perker, bir zamanlar en koyusundan gerçek bir “uykusuz”du. Zaten yıllar önce tefrika ettiği ve daha sonra Amerika’da kitap olarak basılan “Insomnia Café”sinin ilham kaynağı da anladığım kadarıyla bizzat kendisi. Kitap nihayet Karakarga Yayınları etiketiyle Türkçe olarak da çıkınca Kutlukhan’ı aradım, kitabını, […]

Read More

‘Bunu ben de yaşadım’ dedirten kitap: KAVGAM

Norveçli Karl Ove Knausgaard, en ince ayrıntıyı bile atlamadan kendini anlatıyor ve böylelikle ruhunu parçalara ayırarak önümüze servis ediyor. Ve biz o parçalarda kendimizi de buluyoruz. “Kavgam”ın yeni cildi yayında. Gülenay Börekçi Knausgaard’la konuştum: “Önemsiz bir insanın önemsiz hayatını yazdım” Hayatını “roman” yapan adam: Karl Ove Knausgaard Knausgaard: “Kalp için hayat basittir, atabildiği kadar atar […]

Read More

Knausgaard’la konuştum: “Önemsiz bir insanın önemsiz hayatını yazdım”

Norveçli Karl Ove Knausgaard, hayatını en mahrem anları bile atlamadan yazdı ve böylece bir fenomene dönüştü. 6 ciltlik romanında, çocukluğundan itibaren babasıyla fırtınalı ilişkisi de var, evliliğinin niçin yürümediğinin ayrıntıları da… Karısının okuyunca bir an bile beklemeden boşanma isteğiyle mahkemeye başvurmasının sebebi de bu zaten. Aşağıda suçlamalardan, vicdan azaplarından, itiraflardan, acıdan ve öfkeden oluşan bu […]

Read More

Rebecca Solnit + Darren Aronofsky işbirliği: ANNE!

Birkaç kitaba dalmışken keşfettiklerim… Flâneur’ler ve flâneuse’ler… Yürüme, kaybolma ve kendini bulma hikayeleri… Ve sonunda keşfedilen, “Anne!” Darren Aronofsky’ye teşekkür borçlu olabiliriz. Geçen hafta gösterime giren “Anne!”, feminist edebiyatın güçlü temsilcisi, “Kaybolma Kılavuzu”, “Yürümenin Tarihi”, “Bana Bilgiçlik Taslayan Adamlar” gibi kitapların yazarı Rebecca Solnit’i sinema seyircisiyle ilk kez buluşturuyor. Hem de olabilecek en altüst edici […]

Read More

4 yazardan son ayların ‘en’ iyileri

4 yazara göre sezonun öğreten, geliştiren, “iyi ki okudum” dedirten kitapları. Hayal gücünü en özgür bırakanlar. Eğlenceli ve sürprizli olanlar. Vazgeçilmezler. Ve tabii hayal kırıklığı yaratanlar. Başka bir deyişle, çocuklar için yazan 4 yazarın şahsi okuma güncesi… Füsun Çetinel, Gökçe Ateş Aytuğ, Leyla Ruhan Okyay, Gülsevin Kıral anlatıyor… Gülenay Börekçi “İyi ki okudum dedirten kitaplar” Füsun Çetinel (“Sırlar […]

Read More

STEPHEN KING/O: Sizinle şu meşum sahneyi konuşmalıyız

Palyaçolardan niye korkulur? Ya da korkulur mu hakikaten? Ben korkmam mesela ama bu konu açıldığında nedense hemen herkes tersini söylüyor. Oysa palyaçolar, genellikle çocukları, kısmen de yetişkinleri güldürmeye çalışan, zaten hayatlarını da böyle kazanan insanlar değil mi? Yine de palyaço korkusunun bir dayanağı, temeli olmalı. Sizce ne kadar geriye gidebiliriz palyaçoların kökenini araştırırken? Biraz inceleyelim bunu. […]

Read More

Murakami + Owen Davey: Uzayın derinliğinde kaybolanlar

Haruki Murakami’nin son romanı “Sputnik Sevgilim”, bir üçlü aşk hikayesi ekseninde, K’nın uzak bir Yunan adasında kayboluşunu ve kendini buluşunu anlatıyor. Astronot Köpek Laika ise, insanın amansız dünyayı değiştirme hırsını konu alan bir kitap. Gülenay Börekçi “Ona Laika’yı, o talihsiz köpeğin uydunun minik penceresinden dışarı bakan kara, nemli gözlerini hatırlattım. Laika nereye bakıyor olabilirdi?” Haruki […]

Read More

“Sansür yüzünden değiştirdiğim şiirler hep daha iyi oldu”

İzzet Yasar röportajı okumak her zaman iyidir. İzzet Yasar röportajı izlemekse şahanedir. Fakat ikisine de pek sık rastlayamazsınız, çünkü İzzet Bey röportaj vermeyi sevmez. O yüzden geçen yıl yapılıp geçen hafta yayınlanan Graf röportajını İzzet Bey’in izniyle Egoist’e alıyorum. Merak etmeyin, ondan bir yeni röportaj sözü de aldım ama şimdilik Pınar Doğu’nun yaptığı bu röportajı […]

Read More

BUTON ŞEYLER: “Her düğme bir hazine kutusu”

Yazar arkadaşım Elif Seyrekbasan, 50’ler, 60’lar, 70’lerin düğmelerinden Buton Şeyler adıyla küpeler yapıyor ve “Her dönemin tonları ayrı ayrı küçücük düğmelerde korunmuş gibi sanki. Her düğme bir hazine kutusu” diyor. Ve güzel küpelerinin tanıtımlarını onları Türkan Şoray, Hülya Koçyiğit, Müjde Ar, Filiz Akın, Oya Aydoğan, Gülşen Bubikoğlu fotoğraflarına iliştirerek yapıyor. “Küpeleri üretirken onları çocukluğumdan bir […]

Read More

Recep İvedik ve adab-ı muaşeret

Egoist Okur’un en sevdiğim yanları, yeri geldiğinde bana aylarca mağarama sığınma özgürlüğü tanıması ve istediğim yazıyı istediğim zaman yayınlamama izin vermesi… Bu yazı, 2008’den geldi. Severek yazmıştım, umarım siz de severek okursunuz. Nereden geldi aklına diye soracak olursanız, Beylerbeyi’ndeki Çıtır köpeğin ölümünü ve oradaki vicdansızlığı okuyunca hatırlayıp çıkardım arşivden. Zaten tam o sırada arkadaşım Derya, […]

Read More

D.H. Lawrence: Müstehcenlik ve pornografiyle suçlanan yazar

Aşağıdaki yazının sahibi İpek Akyel benim İstanbul Üniversitesi’nin İngiliz Filolojisi’nden arkadaşım. Klasik Arkeoloji de tahsil etti ve uzun süre üniversitede ders verdi. Kendi deyişiyle, yaşanan groteskliklere yüreği dayanmadığı için de genç yaşta kendi isteğiyle emekli oldu. İstanbul’daki plastik ve robotik yaşantıya daha fazla uyum sağlayamayacağını hissettiğinde ise kuzey Akdeniz’de bir dağ köyünde inzivaya çekildi. Şimdi […]

Read More