Egoist okur

Yazarların en hınzırı: Nihal Yeğinobalı

Nihal Yeğinobalı kendisiyle yıllar önce yaptığım röportajda, “Birçok yazarın, yabancı yazarlardan ‘esinlendiği’ malzemeleri yapıtlarında kendilerininmiş gibi gösteregeldikleri bir ülkede, genç bir yazarın kendi özgün ürününü bir yabancıya mal etme gereği duymasının ardındaki ilginç öyküyü anlatmaya karar verdim,” demişti. Nihal Yeğinobalı deyince akla artık ilk olarak “Genç Kızlar” geliyor. Çünkü Yeğinobalı şahane bir sözde çeviri (pseudo […]

Read More

Faulkner’dan Murakami’ye yazar ritüelleri

Edebiyat dünyasında kendine fazlasıyla hunharca davranan “işkolik” yazarlar da var, yazı odasına âşıklarının yatağından gizlice kaçanlar da… Muriel Barbery: “Bahçemden topladığım kabak ve pancarlarla leziz çorbalar yapmak gurur veriyor”Daily Rituals: How Artists Work “Hazır ol! Az sonra hayal kurmaya başlayacaksın…” Yazarlar alışkanlıklarına bağlı insanlar olmalı. Belki yazabilmelerinin öncelikli sırrı budur, bilmiyorum. Süper üretken Stephen King, […]

Read More

Ursula K. Le Guin: “Bu yaşımda, yapmadığım hiçbir şey beni utandıramaz”

Kütüphanesine gizlice süzüldüğümüz yazarlardan biri de “Mülksüzler”, “Yerdeniz Büyücüsü”, “Aya Tırmanmak”, “Lavinia” ve “Dünyaya Orman Denir” adlı kitapların yaratıcısı Ursula K. Le Guin oldu. Onun Neil Gaiman gibi okuma gözlüğü kullanıp kullanmadığını bilemiyorum ama bu röportajıyla kitap kulüplerine karşı önyargılarımı yerle bir ettiğine şüphe yok. Meğer Ursula’mız da amatör bir kitap kulübüne üyeymiş ve her […]

Read More

Yıldız Kenter: “En zor rol şimdi oynayacağım roldür”

Selim İleri 2005’te Yıldız Kenter’le bir röportaj yapmıştı, biz de Picus dergisinde yayınlamıştık. Sahnelerimizin o en parlak yıldızını bu röportajla anmak istedim, yanında en sevdiği dostlarından biriyle… (Bilin isterim, bu zarif röportajın satır aralarında bazıları can yakan, bazıları büyüleyici öyle önemli ayrıntılar var ki. Tek sazıyla nasıl bir orkestra haline geldiğini de anlatıyor, Türkiye’deki aydın […]

Read More

Yıl 1912… Peter Newell, devrim yapmaya devam ediyor

Geçen sene çok sevdiğim bir kitaptan, Peter Newell’ın imzasını taşıyan 1908 tarihli “The Hole Book”, yani “Delik Kitabı”ndan bahsetmiştim. İsteyen resimlerine baksın, isteyen de bir arşivde rastladığım dijital versiyonunu okusun diye. (Linki buraya bırakayım.) Şimdi Peter Newell’ın 1912 tarihli bir başka kitabını koyayım siteye dedim. Adı, “The Rocket Book”, yani “Roket Kitabı”. İlk kitapta bir silah […]

Read More

En güneşli ütopyanın üzerinde bile baskıcı bir gücün gölgesi hep var

Dünyanın geleceğine dair kurulmuş aydınlık ve karanlık hayallere, ütopyalara ve distopyalara bakıyoruz bu yazıda. Ve görüyoruz ki en güneşli ütopyaların üzerinde bile baskıcı bir gücün, bir çeşit toplum mühendisliği çabasının gölgesi duruyor hep. Bu kitaplarda birilerinin ideali daima ötekilerin yıkımı, bir grubun aydınlığı mutlaka ötekilerin karanlığı oluyor. Kısacası ütopyaların peşindeki ısrarlı yolculuklar mutluluk getirmiyor. Murathan […]

Read More

“Neden saklayayım, ben düpedüz hazcı bir okurum…”

“Neden saklayayım ki, ben düpedüz hazcı bir okurum. Sevdiğim, tat aldığım şeyleri okumak isterim. Yine de bazen görev okumaları dönemim olur. Bir de inat okumalarım vardır. Sırf inattan Ulysses’i baştan sona okumuşumdur. Tristram Shandy’yi de inat ede ede okudum.”

Read More

İnternetten toplanan kaç cümle bir kitap eder?

Şair T.S. Eliot’ın bir sözü var. “Olgunlaşmamış şairler taklit eder, olgun şairler çalar. Kötü şairler aldıklarını tahrif eder, iyi şairlerse onu kusursuz, en azından bambaşka bir şeye dönüştürür.” Bu sözü tersinden anlayarak uygulayanların sayısı giderek artarken biz de biraz intihal vakalarına bakalım madem. Unutmadan, intihal meselesini ele alırken niye sadece Peyami Safa, Reşat Nuri Güntekin, […]

Read More

A’mâk-ı Hayal yeniden, Burak Dak’ın illüstrasyonlarıyla

“Ben niyet ettim ki bu hayatı; dünyaya niye geldiğimizi, ne olacağımızı, bizi göndereni anlamadan terk etmeyeyim. Ah ne olurdu ki bu suallere ben ispatî veya inkârî birer cevab verebileyim!” Şehbenderzade Filibeli Ahmed Hilmi, dağılıp parçalanmış bir insanın tasavvufi olgunlaşma hikâyesini çok katmanlı edebi bir biçimle anlatırken okuru hayali ve hakiki yolculuklara çıkarıyor. Tasavvufi, felsefi, sosyal ve […]

Read More

Tek başına çay içilmez

Gary Snyder der ki: “Kirlenmeyi ve dağılmayı sevenler vardır. Gözlerini açar açmaz kahveye sarılır, geceyi birayla tamamlarlar. Temiz kalabilenler, kendilerinin ve diğer her şeyin değerini bilenler ise güne sütle başlayıp geceye meyve suyuyla son verirler. Bir de iki türlüsünü de sevenler, ikisi birden olanlar vardır; onlar çay içerler…” Gary Syder’ın kim olduğunu bilmiyorsanız okuyun. Bu […]

Read More

Ağaçlar da güler ağlar, konuşur

Ebru Akkas Kuseyri, “Turuncu Teyze”nin ardından yazdığı ikinci kitapla küçük okurlarının karşısında. Ağaç alfabesi adını taşıyan ve iranlı çizer Vaghar Aghaei’nin resimlediği kitap tekerleme misali oyuncaklı manzum hikayelerden oluşuyor. Bu minik hikayeler hem ağaçların gizli dünyasına dair ipuçları veriyor hem de ahenkle bir araya gelen kafiyeli kelimeleriyle çocuklar için okumayı deneyimini bir oyuna dönüştürüyor. Kuseyri’ye ağaçları konuşturduğu kitabını ve ilham kaynaklarını sordum…

Read More

“Bütün işi gücü yaşamak olan” sincap anneannenin sihirleri

Yasemin Eğinlioğlu, “Sincaplar Ülkesinde Sincap Anneanne” adlı kitabında çocuklara geçmişe dönebilecekleri bir Hatıralar Sineması ile geleceğe gidebilecekleri bir Zaman Makinesi armağan ediyor. Sevmenin, sevilmenin, kendi gibi ve iyi bir insan olmanın yolu önlerinde açılsın diye…

Read More

Adorno’dan Cioran’a parçalanmış edebiyat

Paul Valery, bir kitap hakkında makale yazmak için o kitabı karıştırıp sayfalarına şöyle bir göz atmanın yeterli olduğuna inanıyor, hatta bazı kitaplar söz konusuysa yazmadan önce okumanın sayısız sıkıntılar yaratabileceğini düşünüyormuş. “Eleştirisini yapacağım bir kitabı asla okumam, insan etkileniyor” diyen Oscar Wilde ise, bir kitabı okumak için en uygun sürenin altı dakika olduğunu, bu süre uzarsa okuma sürecinin zihnimizde kendi otobiyografimizi yazma sürecine dönüşebileceğini öne sürüyormuş. New Yorker yazarı Mark O’Connell da benzer şekilde düşünüyor günümüz okurunun bildiğimiz edebiyata, daha doğrusu başı, sonu, ortası olan standart romanlara değil, fragmental kitaplara ihtiyaç duyduğunu söylüyor. Bir bakmaya değer…

Read More

Selim İleri: “Bugünün romanıyla ilgili büyük endişem şu: İnsan acısı yok!”

37. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı’nın Onur Yazarı olması vesilesiyle çağdaş edebiyatımızın büyük ustası Selim İleri’nin iki romanı arka arkaya yayımlandı, bir de fotoğraflı bir anılar kitabı. Romanlar birer “yalnızlık haykırışı”… Kumkuma bir dönem “Şair-i Azam” olarak anılan ve yere göğe sığdırılamayan ama sonra hızla unutuluşa terk edilen Abdülhak Hamid Tarhan’ın 21’inci asrın İstanbul’una bir hayalet […]

Read More

Selim İleri: “Bu filmi mutlaka seyretmenizi rica edeceğim sizden”

Selim İleri sohbetinde bir arkadaşımın sorusunu da götürmüştüm yanımda. İşte o soruyu yönelttiğimde, Selim İleri‘yi de, Türkan Şoray’ı da daha fazla sevmeme yol açan bir an yaşandı. Röportajın bu kısacık bölümünü sizinle paylaşmak istiyorum. Röportajda bahsi geçen filmin YouTube’da bulduğum bir kopyasını da sona ekliyorum. “Bugünün romanıyla ilgili büyük endişem şu: İnsan acısı yok!” “Benden […]

Read More