









Pera Müzesi, figüratif sanatı yeniden tanımlayan benzersiz bir sanatçının eserlerine ev sahipliği yapıyor. Paula Rego: Hikâyelerin Hikâyesi adlı sergi, Rego’nun resmini ilk kez, bu denli kapsamlı biçimde İstanbullu sanatseverlerle tanıştırıyor. Geçtiğimiz haziran ayında 87 yaşında yaşamını yitiren Rego, sanatının tüm evrelerini temsil eden eserlerini son olarak Tate Britain’da düzenlenen retrospektifte sergiledi. Portekiz’de doğan, Londra’da sanat öğrenimi gören, […]
Read More
İstanbul Araştırmaları Enstitüsü 2023’e, Cumhuriyet’in kuruluşunun hemen öncesini, İstanbul’un işgal yıllarını mercek altına alan bir sergiyle giriyor. Cumhuriyet’in 100. yılında, 10 Ocak 2023 tarihinde açılacak olan sergi “Meşgul Şehir: İşgal İstanbul’unda Siyaset ve Gündelik Hayat, 1918–1923”adını taşıyor; kentin yaşamında sıra dışı, çalkantılı bir dönemi zengin bir arşiv çalışması eşliğinde anlatıyor. Beyoğlu Tepebaşı’ndaki İstanbul Araştırmaları Enstitüsü […]
Read More
Andersen’e “Danimarka’nın Shakespeare’i” diyorlar. Kendisi neredeyse her çocuğun ve yetişkinin bildiği harikulade masalların yaratıcısıy. Peki ama gerçekte kim? Ve acaba ben onu neden bu kadar çok seviyorum? Karen Blixen’in rüyası: “Şimdi ne yapsak da bir parça eğlensek?” Ursula K. Le Guin: “Gölgesiyle karşılaşıp onu kabul edemeyen kişi, kayıp bir ruhtur” Seçme Masallar Andersen’i bu çok hüzünlü bakan […]
Read More
Rüyaların, ejderhaların diliyle konuşan Ursula K. Le Guin’in Kadınlar Rüyalar Ejderhalar adında bir kitabı var. Kaç zamandır duruyordu kütüphanenin bir köşesinde ama okumamıştım. Geçenlerde karıştırayım dedim ve içinde nefesimi kesen bir yazısıyla karşılaştım. “Çocuk ve Gölge” başlıklı bu yazıda Ursula’mız benim pek sevdiğim hatta aşık olduğum bir Andersen masalı olan Gölge‘yi Jung’la ilişkilendirerek yorumluyordu. (Buraya […]
Read More
Danimarkalı masal cadısı Karen Blixen (ya da bir dönem öykülerini yayımlamayı tercih ettiği isimle Isak Dinesen) yurttaşı Hans Andersen’le düşsel buluşmasını anlatıyor. Sadece Andersen’e olan hayranlığını öğrenmek için değil, Blixen’in harikulade dünyasını anlamak için de okuyun lütfen. Isak Dinesen ormanda bir aslan yavrusuna rastlarsa Ursula K. Le Guin: “Gölgesiyle karşılaşıp onu kabul edemeyen kişi, kayıp […]
Read More
Yeni çıkan kitaplar arasından seçtiklerim. Roman, öykü, şiir… Aralarında bir yemek kültürü kitabı ve çocuklar için yazılmış pek şahane bir roman da var. Yeni kitaplar Hayvan Hükümranlığı Jean-Baptiste Del Amo Çeviren: Şule Çiltaş Can Yayınları Çok büyük övgülerle karşılanmış bu romanı okumak yüreğimin kaldırabileceği bir şey midir diye korkmuyor değilim ama listeme eklemeden de olmazdı. […]
Read More
Jane Austenvâri gizemli öykü koleksiyonu Grace Adieu Hanımları ile Neil Gaiman’ın “Son 80 yılda basılmış en kusursuz roman,” diye nitelendirdiği bol ödüllü Jonathan Strange ve Bay Norrell’in yazarı Susanna Clarke’ın bu kez geçmiş zamanlarda değil, yakın gelecekte geçen yeni kitabı çıktı. Romanın adı, labirentler, merdivenler ve ürkütücü işkence aletleri içeren 16 düşsel hapishane baskısıyla ün kazanan […]
Read More
Kafam karışık. Arkadaşımla konuştuğumuz mevzular kafamda dolaşmaya devam ediyor. Hatta Küçük Prens’in Tilki’si ve Neil Gaiman’ın Sandman’i bile bir noktada işe karışıyor. KÜÇÜK PRENS: Yazarının çölde gördüğü halüsinasyonlardan doğdu Neil Gaiman’dan yazar adayına mektup: “DUVAR ÖR!” Küçük Prens, Sandman ve karalanmış kâğıtlar cehennemi ”Senin elinde kalem var, benim elimde silgi,” dedi arkadaşım, “Sen insanlara bomboş, ter temiz birer kâğıt muamelesi yapıyorsun, bense […]
Read More
Bir Kediyi Terk Etmek: Babam Hakkında, Haruki Murakami’den baba-oğul ilişkisi, yaşlanmak, savaş, tarih hakkında bir uzun öykü hatta yazarın bugüne dek yayımladığı en şahsi anlatı… Bir Kediyi Terk Etmek: Babam Hakkında, Haruki Murakami Egoist Okur’da Haruki Murakami Bir Kediyi Terk Etmek: Haruki Murakami’den bir yüzleşme ve bağışlama hikâyesi Rüzgârın Şarkısını Dinle, 1Q84, Sahilde Kafka, Haşlanmış […]
Read More
Kenzaburo Oë’nin Sessiz Çığlık romanı, yazgılarını suçlayıp duran ama esas suçlamaları gerekenin kendi korkuları, kendi önyargıları olduğunu idrak eden iki kardeşin hikâyesi. Ama ben bu yazıda Oe’nin kendi hikayesinden bahsedeceğim. Hekimlerin bile umutsuzluğa kapılmasına yol açacak kadar büyük bir fiziksel bozuklukla doğan oğlunu yaşatma kararı ve sanatın iyileştirdiği Hikari’nin zamanla dünyaca tanınan bir besteci haline […]
Read More
Centuria: Yüz Küçük Irmak Roman ve Düz Yazının İnce Sesi kitaplarının yazarı Giorgio Manganelli’nin Olanaksız Söyleşiler’inde tam on iki söyleşi yer alıyor. “Olanaksız” sıfatını taşımaları bu söyleşilerin ölülerle yapılmasından kaynaklanıyor. Manganelli ölüleri ait oldukları yerden bir süreliğine alıp kendi zihninde ve bizimkinde birer yolculuğa çıkarıyor. Nadir Kitap’ta Giorgio Manganelli Kadir Kaymakçı: “R.E.M. partiyi terk etti!” Fotoğrafı ciddiye almayınız, Dr. […]
Read More
Elimde bir öykü derlemesi var, Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan Emily’ye Bir Gül. William Faulkner’ın “Emily’ye Bir Gül”, “Ambar Kundakçısı”, “Kırmızı Yapraklar”, “Carcassone” ve “O Akşam Güneşi” gibi önemli öyküleri yer alıyor içinde. Derleme, Faulkner’ın romancılığına oranla gölgede kalan öykücü yanını ortaya çıkarması açısından kıymetli… Ben burada Faulkner’ın öykücülüğünü “Emily’e Bir Gül” öyküsünden yola çıkarak anlatmaya çalışacağım. […]
Read More
Açıkçası okuyacağım kitapları kapaklarına bakıp seçmem. Öte yandan güzel kitap kapaklarına bakmadan, onları şöyle bir elime alıp karıştırmadan da duramam. İkisi birden olduğunda, yani içi de dışı da güzel bir kitaba rastgeldiğimde bu en güzelidir. Aşağıda birkaç kitap kapağı göreceksiniz. Onları 1950’lerin Vintage Pulp serilerinden ilhamla grafik sanatçısı Todd Alcott tasarlamış. Kitapların hiçbiri gerçek değil, […]
Read More
“Kabul görmüş birçok yazar benim için yok hükmünde. Adları boş mezarlara kazınmış, kitaplarıysa sayfaları pek tenha defterler kadar bile işe yaramıyor. Kısacası okuma zevkim söz konusu olduğunda ortada koskoca bir hiçlik var,” demiş son derece sözünü sakınmaz biri olan, yapay nezaket gösterilerine yüz vermeyen Vladimir Nabokov. Ben de işte oturup eski röportajlarını karıştırarak Nabokov’un hangi şairlerle romancıları yerden […]
Read More
John Cassavetes, New York’un neon ışıkları ve gökdelenlerden ibaret olmadığını gösteren küçük bütçeli minimalist filmlerin yaratıcıydı. Kendi üslubunu yarattıktan sonra bir yapımcıya değil sadece seyirciye hesap vermek için kendi mafyasını kurmuştu. Nasıl mı? Okuyalım… Egoist Okur’da pop kültür John Cassavetes John Cassavetes: “Kendi mafyasını kuran” harikulade bir yönetmen John Cassavetes, 9 Aralık 1929’da New York’ta doğdu. Yunan […]
Read More
“Yavaşlığın keyfi neden yitip gitti? Ah, nerede geçmişin aylakları?” diyen Milan Kundera ve “Ölüme sandığımızdan daha yakın olduğumuzu bilseydik, hayat bize harikulade görünmeye başlardı” diyen Marcel Proust’a danışalım bazı konuları… Hem tatil yeri hem okul hem de hapishane… Proustvâri!Marcel Proust’tan KÖTÜ MÜZİĞE methiye “Ânı yaşamayı sevmek için felakete gerek yok” Açıkçası bugüne dek başka türlüsüne […]
Read More