Egoist okur

MYTHPUNK: Öfke, keder, hır gür, karmaşa, isyan…

İslam mitolojisini dijital kültürle buluşturan Elif. Kadim Rus efsanelerini 21’inci yüzyıla taşıyan Ölümsüz. Mythpunk türünde ürün veren yeni kuşak fantastikçilerden bazıları… İki roman da Monokl Yayınları’ndan çıktı. Gülenay Börekçi  Mythpunk’a küçük bir giriş: Güller ve Dikenler Monokl, Alain Badiou, Emmanuel Levinas, Jean-Luc Nancy, Michel Henry, Jacques Derrida, Jacques Lacan, Pierre Bourdieu, Felix Guattari, Maurice Blanchot, […]

Read More

Güzel kadınlardan korkan bir ıssız adam

Festivali ITEF’e, yabancı dillere çevrilen romanlarına, Huzur ve Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nden yapılacağı söylenen dizi ve film uyarlamalarına rağmen, geç keşfettiğimiz Tanpınar’ı bugüne kadar hakkıyla anlatabilen, daha doğrusu anlatmaya yeltenen olmadı. Deneyenler oldu ama hepsinde eksik bir sürü şey vardı… Sırada Nazlı Eray’ın yeni romanı var. Eray aynı anda hem hüzünlü hem şakacı olabilen kendine has […]

Read More

“Madem kaçsak gidecek yerimiz yok; gülelim bari!”

Ambrose Bierce‘ın Şeytanın Sözlüğü, hakikatin dilinden konuşan bir hiciv başyapıtı. Vedat Özdemiroğlu ise yeni kitabı Bebek Kafası‘nda içine hüzün karışmış bir mizah yapıyor. İkisini de okurken içinizden şunu tekrarlıyorsunuz: “Madem bu dünyadan kaçsak gidecek yerimiz yok, biraz gülelim bari.” Gerçi itiraf edeyim, kaçıp giderken yanıma almak istediğim kitap galiba Ambrose Bierce’ınki… “Hadi gülelim, hadi gidelim” […]

Read More

James Frey’in kıyameti, Fenerbahçe Stadı’nda başlıyor…

Adını ilk kez Bir Milyon Küçük Parça skandalıyla duyduğumuz Amerikalı romancı James Frey tüm dünyayı bir hazine avına davet ediyor… Endgame üçlemesinin ilk kitabı olan Çağrı’daki bilmeceyi çözene vaat edilen ödül 500,000 dolar. Devamı da var: Ödül ikinci kitapta 1 milyon, üçüncüde 1,5 milyon dolar. Yani bu kitapları okuyarak toplam 3 milyon dolar kazanabilirsiniz. Kitap bizde de […]

Read More

“Ermeni = soykırım + trajedi + duduk algısından sıkıldım”

Gazeteci Hayko Bağdat‘la İnkılap Kitabevi’nden çıkan kitabı Salyangoz‘u konuşmak için buluştuk. Kitap adı üstünde, onun “salyangoz” olmasının, Müslüman mahallesinde bir zamanlar pek alıcısı olmayan, hatta uzak durulan konularda yazmaya karar vermesinin hikâyesini anlatıyor. O yüzden haliyle röportajımızın merkezinde kitabı ve Ermeni olmanın geçmişte ve günümüzde bu topraklarda ne anlama geldiği gibi meseleler vardı. Kitapla alakası […]

Read More

Ne yani, hep sizin aşkınızı mı konuşacağız?

Acayip bir kitap tavsiye edeceğim size bugün. Edebi Şeyler’den çıktı. Dr. Tatiana’nın Tüm Canlılar Âlemine Seks Tavsiyeleri, adı üstünde, aşka ve sekse dair bir kitap. Künyeye bakıp kimi öveceğimi şaşırdım. Yayınevi olan Edebi Şeyler‘i mi, kapağı tasarlayan Ozan Erdoğan‘ı mı, illüstrasyonları çizen Çetin Ural‘ı mı, yoksa hayvanlar âlemini ve Dr. Tatiana’yı mı… Hayvanlar her daim en sevdiğim elbette, birinciliği kaptırmazlar. Dr. Tatiana […]

Read More

ECİNNİLER: Dostoyevski’nin dev romanı

Elimde Timaş Yayınları’nın güzel kapaklı klasikler serisinden çıkan Ecinniler var. Fyodor Mihailoviç Dostoyevski’nin kalın ve epeyce göz kokutan romanı. Devrimcilerin yükselişe geçtiği ve ideolojilerin teker teker çöktüğü bir dönemde geçen roman, 19’uncu yüzyıl sonu Rusya’sından yazınsal bir tanıklık… Dostoyevski, hem muhafazakarları, hem de ideolojik temellerini “demonik” olarak tarif ettiği devrimcileri eleştiriyor. Hikaye farklı ideolojileri temsil eden […]

Read More

Handan Öztürk: “Biz ilişkilerimizi tükettikçe, arketiplerimiz baş kaldırıyor”

Yazar, yönetmen, belgeselci Handan Öztürk, “Tuhaf bir biçimde hep uzak aşklar yaşadım. Ayrı ayrı ülkelerde… Bir defasında İstanbul’da yaşayan bir sevgilim olmuştu ve kafam çok karışmıştı. Buluşma sıklığı ve kolay ulaşılabilirlik açısından… Ama bir süre sonra o da yurt dışında bir göreve çıkınca, kural değişmedi. Galiba bilinç dışım, her gün ayağımın altında dolanan bir adam istemiyor. […]

Read More

“Haykıran her Filistinli kadının çığlığında İra var”

“Buradan Yunanistan’a bir milyonu aşkın mübadil gitti, oradan buraya da dört yüz bin civarında geldi. Yani yaklaşık bir buçuk milyon insanın hayatı alt üst oldu. Yunanistan’da toprak az, yoksulluk fazla. Bu nedenle bataklıklarda bile çadır kentler kuruldu. Büyük opera binalarının localarına aileler yerleşti. O dönemin fotoğrafları var. Bu fotoğraflardan birini ilk kez on yıl önce gördüğümde gerçek hayatın […]

Read More

Hayaletli BBG evleri ve burç aldırma operasyonları

“Malleus Maleficarum, abi. Eskiden, taa ortaçağda felan, cadıları öldürmek için kullanılan bi tür çekiçe derlermiş. Cadı Balyozu. Aynı zamanda bu kitabın da adı. Yani eskiden böyle cincilik yapanların kullandığı el kitabı felan gibi bi şey abi. İşte cadıları şuyundan buyundan tanırsınız, şöyle mıhlarsınız falan gibi muhabbetler var kitapta.” Siz tabii cadı avcısı Alamancı Demir Usta‘yla […]

Read More

TÜRK MUCİZESİ: Çılgınca yetenekli bir sürü M.K. Perker

Çizgi alemimizde denenmemiş, dolayısıyla tarihe geçecek bir olayla karşı karşıyayız. M. Kutlukhan Perker‘in tek başına tasarladığı, yazdığı, çizdiği Türk Mucizesi, adı gibi mucizevi bir dergi. İçindeki öykülerin hiçbiri anlatımı, üslubu ve çizimi bakımından diğerlerine benzemiyor. Sanki Perker’in içinde bir sürü çılgınca yetenekli başka Perker’ler varmış ve her biri sırayla bu dergi için ter akıtmış gibi… […]

Read More

“Ah, kitaplarım beni kimbilir ne kadar özlüyordur”

ON8’den çıkan şahane Çıplaklar‘ın yazarı Iva Procházková‘nın bir röportajından çeşitli parçalar aldım. İlkinde vakti zamanında siyasi sebeplerle ülkesini terk ettiğinde kitaplarından da ayrılmak zorunda kalışını ve bunun sonradan ona nasıl bir özgürlük alanı açtığını anlatıyor. Ardından yazma sırlarından birkaçını veriyor. En sonda da çocuklar için yazmanın zorluklarından ve zevkli yanlarından söz ediyor. Kitaplarından ayrılamayacağını düşünen benim […]

Read More

Hayatla ÇIPLAK temas… hem çok güzel, hem acıtıcı!

“Yaşın ilerledikçe, giyinmeye başlarsın. Giderek daha fazla tabaka edinirsin, bunlar seni duyarsız kılar. Bütün toplum çıplak kalsaydı, önce birbirimizi kucaklar, sonra da toplu harakiri yapardık.” “Kendini çıplak hissetmiyor musun artık?” Babası yavaşça ve üzgün bir ifadeyle başını iki yana sallıyor. “Belki de o kadar çok tabakam yoktur, ama doğrudan temas benim için bir mucize olurdu.” “Yani […]

Read More

Nihai Big Bang’den hemen önce: MİM SAVAŞLARI

“Gerçek dünyanın sorunları bütün ağırlığıyla hissedilirken, hep aynı Gayrisafi Milli Hasıla, arz-talep ve piyasa hurafeleriyle oyalanmaktan usandığınızı biliyoruz. Mim Savaşları, bütün sosyal bilim öğrencileri için gerçek sorulara gerçek cevaplar arayan alternatif bir iktisat ders kitabı. Hatta iktisatla hiç ilgilenmemiş ya da iktisattan soğumuş olanların da heyecanla okuyacağı, sanat, aktivizm ve mizahla dopdolu bir kitap bu. […]

Read More

Figen Şakacı: “Çocukken kolay küser, yetişkinlikte kolay kırılırız”

İlk romanı 80’lerde geçen Bitirgen‘de Figen Şakacı nevi şahsına münhasır kahramanı Hayriye’nin çocukluğunu anlatmıştı. Şimdi devam kitabı Pala Hayriye geldi. Bu kez hikaye 90’larda geçiyor ve Şakacı kahramanının elinden tutmayı, en mahrem anlarında onun yanında durmayı sürdürüyor. Peki ama kim bu Pala Hayriye? İnce, nazlı, nazenin kadınlardan sayılmaz, bu dünyaya kadın olarak gelmiş bile değil sanki. […]

Read More