Egoist okur

Douglas Coupland, Clive Barker ve o meşum kelime: AŞK

Douglas Coupland‘ın bir öyküsünde okuduğum aşk tarifi ve Clive Barker‘ın bir yerlerde karşıma çıkan formüle etme çabası terk edilmiş birini teselli etmeye yarar mı? Açıkçası ben denedim, pek işe yaradı diyemem ama göz yaşları içindeki bir arkadaşımı biraz olsun güldürebildim. Belki size de iyi gelir. Gözetleme teknikleri ve ilişki temrinleri Douglas Coupland, Clive Barker ve […]

Read More

Romanlarıyla okura şeytani düzenekler kuran Gombrowicz

Filozof, dahi, kültürel şeytan avcısı Witold Gombrowicz’in külliyatı ilk kez toplu olarak yayınlanıyor. Everest’ten çıkan ilk kitap, otobiyografik roman “Trans-Atlantik” ve ardından gelen “Kosmos”. Sırada Gombrowicz’in 1952-69 arasında bir dergide yayımladığı “Günlükler” var. Sürgündeki bir edebiyatçının tıpkı günümüz bloggerları gibi hayatının en mahrem ayrıntılarını okurlarıyla paylaşması heyecan verici. Eduardo Galeano: “Yazarlar dürüst olmalı, politik olmaları […]

Read More

Tanpınar’ın bir sinema tutkunu olarak portresi

Sinema dergisi Rabarba’nın Ekim sayısı okurları büyük romancımız Ahmet Hamdi Tanpınar’ın yayınlanmamış senaryolarıyla buluşturuyor. Dergiyi edinmenizi hararetle tavsiye ederim ama öncesinde Tanpınar’ın araştırmacı yazar Handan İnci ve ekibi tarafından gün ışığına çıkarılan senaryolarına, film eleştirilerine kısaca bir göz atmaya ne dersiniz? Martin Riker: “Tanpınar, Batı dünyası için heyecan verici bir keşif” Bu sayısıyla arşivinizde bulunması […]

Read More

Kendi cehennemini yaratan dev yönetmen: Elia Kazan

“Kendini Amerikalı sayan bir Anadolulu, Rum sayan bir Türk, Türk sayan bir Rum, Anadolulu sayan bir Amerikalı, New Yorklu sayan bir göçmen, göçmen sayan bir New Yorklu, hem hepsi hem de hiçbiri. Üst üste binmiş kimliklerin çoğaltırken azalttığı, güçlendirirken zayıflattığı bir adam. Adı Elia. İlya, İlyas, Aliya. Soyadı Kazancıoğlu. Kazan.” Zülfü Livaneli’nin Amerikalı yönetmen Elia […]

Read More

‘Bunu ben de yaşadım’ dedirten kitap: KAVGAM

Norveçli Karl Ove Knausgaard, en ince ayrıntıyı bile atlamadan kendini anlatıyor ve böylelikle ruhunu parçalara ayırarak önümüze servis ediyor. Ve biz o parçalarda kendimizi de buluyoruz. “Kavgam”ın yeni cildi yayında. Knausgaard’la konuştum: “Önemsiz bir insanın önemsiz hayatını yazdım” Hayatını “roman” yapan adam: Karl Ove Knausgaard Karl Ove Knausgaard: “Kalp için hayat basittir, atabildiği kadar atar […]

Read More

D.H. Lawrence: Müstehcenlikle ve pornografiyle suçlanan yazar

Aşağıdaki yazının sahibi İpek Akyel benim İstanbul Üniversitesi’nin İngiliz Filolojisi’nden arkadaşım. Klasik Arkeoloji de tahsil etti ve uzun süre üniversitede ders verdi. Kendi deyişiyle, yaşanan groteskliklere yüreği dayanmadığı için de genç yaşta kendi isteğiyle emekli oldu. İstanbul’daki plastik ve robotik yaşantıya daha fazla uyum sağlayamayacağını hissettiğinde ise kuzey Akdeniz’de bir dağ köyünde inzivaya çekildi. Şimdi […]

Read More

İnce alayın büyük ustası Saki’nin yarattığı alternatif alemler

Kurt çocuklar, konuşan kediler, hain susamurları, aksi geyikler, zavallı kaplancıklar, hınzır çocuklar, zeki genç kadınlar ve sivri dilli delikanlılar Saki’nin öykülerinde status quo’nun temsilcisi olarak karşımıza çıkan eskiye sıkı sıkıya bağlı aristokratlara ve sonradan görme zenginlere dünyayı dar ediyor. Tanıştırayım; Saki en sağda duran, asık suratlı adam. Saki’nin yarattığı alternatif aleme hoş geldiniz! Hector Hugh Munro ya […]

Read More

ÖL: Bir doğum lekesi olarak ölüm

Çağnam Erkmen, ilk romanı “Öl”de zamandaki ölüm izlerini takip ederken, doğamızın ölümle nasıl biçimlendiğini sorguluyor. Fotoğraftaki Proust. Öldüğünde Man Ray çekmiş. ÖL: Bir doğum lekesi olarak ölüm Diyelim ki ellili yaşlarda, eğitimli, hali vakti yerinde, evli bir kadınsınız. Amansız bir hastalık kapınızı ikinci kez çalmış ve ne kadar zamanınız kaldığını neredeyse günü gününe biliyorsunuz. Yani […]

Read More

Nabokov, Calvino, Brautigan, hepsi bilimkurgu yazdı…

Düzelteyim; “Bu yazarların hepsi bilimkurgu da yazdı” demeliydim. Bu kez başka dünyaların ve başka hayat biçimlerinin mümkün olduğu fikrinden hareketle yaratılan bu türe ve onun önemli edebiyatçılar tarafından nasıl yorumlandığına bakıyoruz. Ve görüyoruz ki “Bilimkurgudan edebiyat çıkmaz” diyen tutucular fena halde yanılıyor… Üstelik bu türün Batı kökenli olduğu konusunda da yanılıyor olabiliriz. Bakalım… Bu aralar […]

Read More

Yalnızların şairi: NİLGÜN MARMARA

Cemal Süreya’nın Zelda’sı Nilgün Marmara’nın günlükleri, “Defterler” adıyla yayınlandı. Everest Yayınları’nın bastığı “Defterler”, yaşamının son yıllarına kadar, eşi ve en yakın arkadaşları dahil kimseye göstermeden, neredeyse “gizli gizli” şiir yazan ve bir bakıma ölümünden sonra “keşfedilen” Nilgün Marmara’yı belki de en dolaysız, en “çırılçıplak” haliyle getiriyor karşımıza. Okur olarak reddedebileceğim bir okuma deneyimi değil… “Arkadaşları […]

Read More

Voynich Elyazması’nda bitki kökleri, yıldız haritaları ve banyo yapan tuhaf kadınlar

Uluslararası Frankfurt Kitap Fuarı’nın harikulâde bir bölümü var, antika yani çok eski ve kıymetli kitaplar sergileniyor. Hele benim gibi gazeteci olarak gitmişseniz, kitaplara dokunmanıza, sayfalarına bakmanıza, fotoğraflarını çekmenize de izin veriyorlar. Bir tek çok özel bir alan var, oradaki kitaplara dokunmak yasak, içeri telefonunuzu ve çantanızı bırakarak giriyorsunuz. Eski kitapları seven biri olarak antika kitaplar […]

Read More

“Kedili deli kadın” klişesi nereden geliyor?

Koronavirüs pandemisi esnasında yaşlıları çok üzdük. Aşağılamaları, hakaretleri geçtim, onları eve kapanmaya mecbur kıldık, bunun bile vebali üzerimizde. O yüzden Egoist Okur’daki bu yazıyı üç dört yıl sonra yeniden yayınlayabilirim diye düşündüm. “Kedili deli kadın” deyişi ve “kedilerini tepesine çıkaran yalnız ve yaşlı kadın” klişesi hep içime otururdu ama Internet Archive’de gördüğüm bazı çocuk kitapları bu […]

Read More

Sputnik Sevgilim: Murakami’den KAYBOLMA SANATI

Haruki Murakami “Sputnik Sevgilim”de, her şeyin çoktan kaybolmuş olduğu bir zamana ve aradıklarımızı ancak kaybolarak bulabileceğimiz bir yere götürüyor bizi. Sputnik Sevgilim’de Murakami bizi, aradıklarımızı ancak kaybolarak bulabileceğimiz o yere götürüyor “Sahilde Kafka”, “Yaban Koyununun İzinde”, “Kadınsız Erkekler”, “1Q84” gibi kitaplarıyla ülkemizde hatırı sayılır bir okur kitlesine sahip olan Haruki Murakami, dilimize çevrilen son romanı […]

Read More

Kazuo Ishiguro ruhu: O eski iyi kalpli dünyayı göğsüne yaslamış küçük kız

Yatılı okul Hailsham’ın öğrencileri, bahçe duvarının arkasındaki karanlık ormandan çok korkarlar. Hafta sonları veya tatillerde evlerine gitmez, Hailsham’dan önceki yaşamlarını hatırlamazlar. Dış dünyayla bağlantıları hiç yoktur. Spora ve sanata büyük önem veren gözetmenleri onlara sürekli ‘özel’ olduklarını hatırlatarak bedenlerine çok iyi bakmaları gerektiğini söyler. Peki ama neden? Japon kökenli İngiliz yazar Kazuo Ishiguro, Beni Asla […]

Read More

Mona Lisa’nın kaçırılışını hatırlarken

Geçenlerde adamın biri Mona Lisa’ya pasta fırlattı ve dünya bir kez daha ayağa kalktı. O halde çok eski bir soygunu neden hatırlamayalım? Hani şu Mona Lisa’nın çalınış hikayesini… “Yitirdiğimiz zamanlar ve insanlar niçin peşimizi bırakmaz? Niçin hayatımız zenginleştikçe geçmiş bize garip bir şekilde daha çekici gelmeye başlar? Hayal gücünü sahip olduklarımız mı ateşler, hiçlik mi? […]

Read More