Ursula K. Le Guin yazdı: “Gölgesiyle karşılaşıp onu kabul edemeyen kişi, kayıp bir ruhtur”
Rüyaların, ejderhaların diliyle konuşan Ursula K. Le Guin’in Kadınlar Rüyalar Ejderhalar adında bir kitabı var. Kaç zamandır duruyordu kütüphanenin bir köşesinde ama okumamıştım. Geçenlerde karıştırayım dedim ve içinde nefesimi kesen bir yazısıyla karşılaştım. “Çocuk ve Gölge” başlıklı bu yazıda Ursula’mız benim pek sevdiğim hatta aşık olduğum bir Andersen masalı olan Gölge‘yi Jung’la ilişkilendirerek yorumluyordu. (Buraya […]
Read MoreKaren Blixen’in rüyası: “Şimdi ne yapsak da bir parça eğlensek?”
Danimarkalı masal cadısı Karen Blixen (ya da bir dönem öykülerini yayımlamayı tercih ettiği isimle Isak Dinesen) yurttaşı Hans Andersen’le düşsel buluşmasını anlatıyor. Sadece Andersen’e olan hayranlığını öğrenmek için değil, Blixen’in harikulade dünyasını anlamak için de okuyun lütfen. Isak Dinesen ormanda bir aslan yavrusuna rastlarsa Ursula K. Le Guin: “Gölgesiyle karşılaşıp onu kabul edemeyen kişi, kayıp […]
Read More“Aşınmış” bir hafızanın günlüğü: Piranesi
Jane Austenvâri gizemli öykü koleksiyonu Grace Adieu Hanımları ile Neil Gaiman’ın “Son 80 yılda basılmış en kusursuz roman,” diye nitelendirdiği bol ödüllü Jonathan Strange ve Bay Norrell’in yazarı Susanna Clarke’ın bu kez geçmiş zamanlarda değil, yakın gelecekte geçen yeni kitabı çıktı. Romanın adı, labirentler, merdivenler ve ürkütücü işkence aletleri içeren 16 düşsel hapishane baskısıyla ün kazanan […]
Read MoreKüçük Prens ve Sandman, karalanmış kâğıtlar cehenneminde
Kafam karışık. Arkadaşımla konuştuğumuz mevzular kafamda dolaşmaya devam ediyor. Hatta Küçük Prens’in Tilki’si ve Neil Gaiman’ın Sandman’i bile bir noktada işe karışıyor. KÜÇÜK PRENS: Yazarının çölde gördüğü halüsinasyonlardan doğdu Neil Gaiman’dan yazar adayına mektup: “DUVAR ÖR!” Küçük Prens, Sandman ve karalanmış kâğıtlar cehennemi ”Senin elinde kalem var, benim elimde silgi,” dedi arkadaşım, “Sen insanlara bomboş, ter temiz birer kâğıt muamelesi yapıyorsun, bense […]
Read MoreHaruki Murakami’den bir yüzleşme ve bağışlama hikâyesi
Bir Kediyi Terk Etmek: Babam Hakkında, Haruki Murakami’den baba-oğul ilişkisi, yaşlanmak, savaş, tarih hakkında bir uzun öykü hatta yazarın bugüne dek yayımladığı en şahsi anlatı… Bir Kediyi Terk Etmek: Babam Hakkında, Haruki Murakami Egoist Okur’da Haruki Murakami Bir Kediyi Terk Etmek: Haruki Murakami’den bir yüzleşme ve bağışlama hikâyesi Rüzgârın Şarkısını Dinle, 1Q84, Sahilde Kafka, Haşlanmış […]
Read MoreOğlunu iyileştirirken kendi iyileşen Kenzaburo Oë
Kenzaburo Oë’nin Sessiz Çığlık romanı, yazgılarını suçlayıp duran ama esas suçlamaları gerekenin kendi korkuları, kendi önyargıları olduğunu idrak eden iki kardeşin hikâyesi. Ama ben bu yazıda Oe’nin kendi hikayesinden bahsedeceğim. Hekimlerin bile umutsuzluğa kapılmasına yol açacak kadar büyük bir fiziksel bozuklukla doğan oğlunu yaşatma kararı ve sanatın iyileştirdiği Hikari’nin zamanla dünyaca tanınan bir besteci haline […]
Read MoreYaşamla ölüm arasında asılı kalmış o “ılık” cehennemde…
Centuria: Yüz Küçük Irmak Roman ve Düz Yazının İnce Sesi kitaplarının yazarı Giorgio Manganelli’nin Olanaksız Söyleşiler’inde tam on iki söyleşi yer alıyor. “Olanaksız” sıfatını taşımaları bu söyleşilerin ölülerle yapılmasından kaynaklanıyor. Manganelli ölüleri ait oldukları yerden bir süreliğine alıp kendi zihninde ve bizimkinde birer yolculuğa çıkarıyor. Nadir Kitap’ta Giorgio Manganelli Kadir Kaymakçı: “R.E.M. partiyi terk etti!” Fotoğrafı ciddiye almayınız, Dr. […]
Read MoreEmily’e Bir Gül bağlamında Faulkner’ın öykücü olarak portresi
Elimde bir öykü derlemesi var, Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan Emily’ye Bir Gül. William Faulkner’ın “Emily’ye Bir Gül”, “Ambar Kundakçısı”, “Kırmızı Yapraklar”, “Carcassone” ve “O Akşam Güneşi” gibi önemli öyküleri yer alıyor içinde. Derleme, Faulkner’ın romancılığına oranla gölgede kalan öykücü yanını ortaya çıkarması açısından kıymetli… Ben burada Faulkner’ın öykücülüğünü “Emily’e Bir Gül” öyküsünden yola çıkarak anlatmaya çalışacağım. […]
Read MoreNabokov sevdiğim yazarlara, şairlere sağlı sollu girişirken
“Kabul görmüş birçok yazar benim için yok hükmünde. Adları boş mezarlara kazınmış, kitaplarıysa sayfaları pek tenha defterler kadar bile işe yaramıyor. Kısacası okuma zevkim söz konusu olduğunda ortada koskoca bir hiçlik var,” demiş son derece sözünü sakınmaz biri olan, yapay nezaket gösterilerine yüz vermeyen Vladimir Nabokov. Ben de işte oturup eski röportajlarını karıştırarak Nabokov’un hangi şairlerle romancıları yerden […]
Read MoreMilan Kundera ve Marcel Proust’la bazı mühim konular
“Yavaşlığın keyfi neden yitip gitti? Ah, nerede geçmişin aylakları?” diyen Milan Kundera ve “Ölüme sandığımızdan daha yakın olduğumuzu bilseydik, hayat bize harikulade görünmeye başlardı” diyen Marcel Proust’a danışalım bazı konuları… Hem tatil yeri hem okul hem de hapishane… Proustvâri!Marcel Proust’tan KÖTÜ MÜZİĞE methiye “Ânı yaşamayı sevmek için felakete gerek yok” Açıkçası bugüne dek başka türlüsüne […]
Read MoreÖldükten sonra da yazmaya devam eden V. C. Andrews
Tekinsiz evler, zehirli ot bahçeleri, tuzaklarla dolu odalar, kilitli kapılar, bastırılmış arzular, sırlar, yalanlar, korkunç aileler, kızlarına şehvetle bakan babalar, çocuklarını aç bırakan anneler, torunlarını zehirleyen anneanneler, tavan arasına hapsedilen çocuklar, şiddet, tecavüz, ensest, acı… Büyük Amerikan ailesinin çürümesi ve çöküşü… Bildiğim en tuhaf yazarlardan biri olan ve zaten gerçekliğinden de emin olamadığım V. C. Andrews’in ilk […]
Read More











